You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

‘Ümitsizliğe Düşmeyin’

‘Ümitsizliğe Düşmeyin’
  • 27.12.2015

Hükümet Meydanı’nda üçüncü miting Saadet Partisi (SP)’nindi. Genel Başkan hemşehrimiz Recai Kutan, mitingde yaptığı konuşmada, 22 Temmuz seçimlerinin geçen seçimlerden çok daha önemli olduğunu, 4 yılın değil gelecek 50 yılı şekillendirecek yönetimin seçileceğini bildirdi.

SP’nin İnönü Kapalı Çarşısı ile Yeni Cami arasındaki alanda yapılan mitingi için, meydan 16.00 gibi trafiğe kapatılırken, 17.00’de başlayacağı belirtilen miting alanına, 17.35’de Kutan geldi. Meydanın Soykan Parkı olarak belirtilen bölümünde gerçekleştirilen mitingde hazır bulunanların tanıtılmasından sonra İl Başkanı Mehmet Asiltürk sözaldı. Asiltürk, “Malatya’nın tek genel başkanı” diye tanımladığı Kutan’ın bürokrasi ve bakanlık dönemlerindeki hizmetlerine değindi. Sümerbank’ın modernizasyonunun da kendi hükümetleri döneminde yapıldığını ifade eden Asiltürk, “Bunlar gelip birkaç kişiye sattılar” diye AKP kadrosuna eleştiride bulundu.

Kadın kolları yöneticilerinin Kutan’a çiçek vermelerinden sonra, milletvekili adayları adına 1. sıra adayı Yaşar Canbay bir konuşma yaptı ve “Malatya’nın en büyük meydanında, bu coşkulu mitinge katıldığınız için hepinize teşekkür ediyorum.”dedi.

Genel başkan Kutan ise, konuşmasına 18.00’de başladı. Kutan , 18.38’de sona eren konuşmasında şunları söyledi:

“Aziz ve muhterem Malatyalı hemşehrilerim. Battalgazi’nin torunu aziz kardeşlerim.. (Malatya seninle gurur duyuyor, sloganları)..

Konuşmamın başında siz değerli Malatyalı hemşehrilerime şükranlarımı sunuyorum. Bu sıcak yaz gününde koştunuz bu meydanı tıklım tıklım doldurdunuz ve hemşehrinize muhabbetle sarıldınız. Allah cümlenizden razı olsun.

22 Temmuz’da inşallah sandık başlarına gidilecek. Bu seçim çok önemli aziz Malatyalılar. Elbette her seçim önemlidir. Ancak bu seçim geçtiğimiz dönemlerde yaptığımız seçimlerden çok daha önemli. Niçin? Çünkü, şu anda Türkiye bir yol ayrımında. Fevkalade büyük sıkıntılarla, fevkalede büyük tehlikeli gelişmelerle karşı karşıya. Onun için bu seçimlerde, sadece önümüzdeki 4 yılda bu ülkeyi idare edecek olan kadroları seçmeyeceksiniz. Belki de önümüzdeki 50 yıllık dönemde Türkiye’yi şekillendirecek zihniyeti seçeceksiniz. Sadece çocuklarınızın değil torunlarınızın geleceğini belirleyecek zihniyetleri inşallah seçeceksiniz.. Bu itibarla bu seçimin ülkemiz, ilimiz, İslam alemi için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. (Dünya yanıyor, Saadeti arıyor, sloganları)

Türkiye çok önemli sıkıntılarla ve tehlikeli gelişmelerle karşı karşıya dedim. Nedir bunlar? Bir kere ekonomi tam çöküntüde, ekonomik yıkım var. İkincisi dış politikada gene çok önemli gelişmeler var. Belki de bu ikisinden daha önemli bir tehlike var. Bizi asırlar boyu üstün yapan, güçlü yapan milli, manevi ve ahlaki değerlerimizde ciddi anlamda tahbirat var.

Seçim vesilesiyle çeşitli parti yöneticileri, liderleri Anadolu’yu dolaşıyorlar. Malatya’ya da geldiler. Acaba bunların herhangi birinden Türkiye’nin içinde bulunduğu büyük sıkıntıları, çözümleri ortaya koyan herhangi bir lider, parti yöneticisi gördünüz mü? (Hayır, bağırışları) Şu anda bunlar neyle meşguller? Birileri laik-anti laik çatışmasından, birileri cumhurbaşkanlığı seçiminden, birileri şehit cenazelerinden siyasi rant, siyasi menfaat elde etme gayreti içerisindedirler.

Bir bakıyoruz ki ülkemizin esas gündemi, ekonomik yıkım, dış politika faciası, manevi tahribat.. Esas gündemler bir kenara atılmış, 4-5 haftadan, hatta aydan beri müzakere edilen konu ne? Efendim cumburbaşkanı seçilemedi AKP mağdur edildi diye. İşçi kardeşime, memura, emekliye, çiftçiye, esnafa, sanatkara soruyorum. Yav senin bir numaralı meselen ne? İşin, aşın yok. Çocuğunun işi yok!.. Türkiye’nin birinci meselesi buyken, şimdi gelmişler efendim cumhurbaşkanlığı böyle seçildi, seçilemedi. Birbirlerine çeşitli iddialarda bulunuyorlar. Sen kusurlusun, sen kusurlusun. Gazetelerde var. Sayın Başbakan ne diyor? Diyor ki, bu önümüzdeki dönemde cumhurbaşkanını yeni meclis seçecek. O dönemde ben 3-4 alternatif isimle parti gruplarını gezeceğim, uzlaşma arayacağım diyor. Adama sormazlar mı, bunları niçin daha once yapmadın da ülkeyi bu kadar büyük gerginliklerin içine soktun? ANAP’ın genel başkanı Erkan Mumcu bey, bizimle diyaloğ içinde olsalardı, biz Abdullah Gül beye de destek verirdik demedi mi? Vermediler. Şimdi ne yapıyorlar? AKP ile CHP bir horoz döğüşü içindeler. Ülkede bir gerginlik, kamplaşma meydana geliyor. Millete demek istiyorlar ki, şu anda sizin önünüzde iki seçenek var. Ey sağcılar oyunuzu AKP’ye vereceksiniz. Ey solcular siz de oylarınızı bölmeden CHP’ye vereceksiniz. Ben de diyorum ki, bu tiyatro oyununu ilk defa görmüyoruz. 1980 öncesinde de Sayın Demirel sizlerin karşısına çıkıp diyordu ki, ey aziz milletim, oylarınızı bölmeyin yoksa komünistler gelecek!. Şimdi aynı tiyatro oyunu sahnede.. Bunlar memleketin hangi meselesini halledecek?.

Önümüzde fevkalede sıkıntılar, tehlikeler var iken, her zamankinden daha çok birliğe, beraberliğe, kardeşliğe, barış ve huzur ortamına ihtiyacımız var. Ama onların umurunda değil. Onlar sadece parti menfaatini düşünüyorlar. Biz diyoruz ki Saadet Partisi olarak, onlar varsınlar, bu işlerle meşgul olsunlar. Biz Saadet Partisi olarak bu ülkenin en önemli meselelerini ele aldık, almaya devam edeceğiz.

Bir hastalık varsa, değerli doktorlarımız once hastalığın alametlerini tespit ediyor. Sonra teşhis, sonra tedavi yapıyor. Biz Saadet Parti’liler, şu anda ülkenin bütün meselelerini tespit etmiş durumdayız. Neden bunlar meydana geldi? Temel nedenlerini gayet ciddi raporlarla belirtmiş durumdayız. Bunlar nasıl halledilecek, çözümü ne, projeleri ne, onları da belirlemişiz.

Ne diyoruz biz? Ekonomi ayağa kalkacaksa ilk yapılacak iş IMF politikalarını terkedeceksiniz, onları yolculayacaksınız Türkiye’den. Soracaklar parayı nereden bulacaksınız diye? Hazırladığımız rapor, atacağımız adımlar, uygulayacağımız projelerin para imkanları da kuruşu kuruşuna tespit edilmiş durumdadır. Bizim dışımızda herhangi bir siyasi partinin böyle bir beyanını gördünüz mü? Hayır.

Ekonomik yıkımdan bahsettim. Sayın Başbakan ne diyor? Efendim, bizim uygulamalarımızla ekonomi düzlüğe çıktı, diyor. Ben de diyorum ki sayın başbakana. Madem ekonomi düzlüğe çıktı memur niye adeta isyan halinde? İşçi, emekli, çiftçi, sanatkar niçin isyan halinde? Madem ekonomi düzlüğe çıktıysa, en başta onların hayatlarından memnun olması gerekir. Onlara insanlık onuruna yakışır bir refah seviyesi temin edilseydi, ne yapacaklardı? Bu iktidara sadece dua edeceklerdi. Tıpkı 1996-97’de Erbakan hükümeti zamanında memur, işçi, emekli, çiftçi, esnaf ve sanatkar herhangi bir şikayet ortaya koyuyor muydu? Hayır. (Mücahit Erbakan, Efsane Başbakan sloganları) Bu kardeşinizin en büyük mutluluğu nedir? Anadoluyu dolaşıyorum. Memur, işçi, emekli, çiftçi, esnaf geliyor. diyorlar ki, Allah hocanızdan da sizden de razı olsun, o zaman ne kadar iyiydik, refah içindeydik diyorlar. Demek ki bunu temin etmek mümkün. Peki şimdi size sorayım. Erbakan hükümetinden sonra Ecevit geldi. Yanında kim vardı? Devlet Bahçeli.. Başka? Mesut Yılmaz.,. Ondan sonra kim geldi? AKP (Söylenen parti ya da liderlerine Yuhalama sesleri..) Yuhlama olmasın lütfen biz herkese şefkatle yaklaşırız, kardeş duygularla.. Erbakan hükümetinden sonra bunlar nasıl ekonomik politika uyguladılar? Ecevit zamanında Kemal Derviş diye IMF’nin bir adamını ithal ettiler. Onun ardından IMF politikalarını aynen uyguladılar. Kimler benimsedi IMF politikalarını? İşte DSP, ANAP, bu arada MHP ve AKP.. IMF ne diyor? IMF’nin söylediklerini size tek tek sayayım. Diyor ki sizde enflasyon yüksek. Düşmesi için vatandaşın satın alma gücü düşmeli, talep düşmeli. Talep düşünce enflasyon düşer. Onun için memura, işçiye, emekliye, çiftçiye vermeyeceksin. Bunların cebinde para olmayınca esnafa kim gidecek, kimse gidemiyor. Herkes yoksul birşey alamıyor, enflasyon düşüyor. Arkadaş sizin dövize ihtiyacınız var, diyorlar. Dövizin gelebilmesi için dışarıdan gelene çok yüksek faiz ödeyeceksin, diyorlar.. Ne kadar faiz ödüyorlar?. İnanamazsınız yüzde 21. Onun için dışarıdan habire döviz geliyor. Babalarının hayrına değil, Türkiye’yi soymak için geliyor. Bunun ne kadar tehlikeli olduğunu göstermek için rakamlar veriyorum. AKP iktidarı geldi, 2002’nin sonunda, 2003’te’de bir Avrupalı geldi 100 dolar getirdi, Türk lirasına bozdurdu, bunu götürdü ya hazine bonosuna ya da borsaya yatırdı. 2006’da o 100 dolar 442 dolar oldu. Dört senede 4 misli arttı. İşte bu sıcak para denilen para boyuna geliyor. Şu anda 86 milyar dolar gelmiş. Geçen sene 25 milyar dolar faiz götürdü dışarıya. O para dışarıya gitmeseydi memur, işçi, çiftçi, esnaf herkes insanlık onuruna yaraşır bir refah seviyesine kavuşurdu. Böyle bir soygun düzeni var.

Diğer bir soygun vergi düzeninde. Herkes söylüyor ya, vergiyi sadece mali gücü olandan alalım. Öyle mi? Her sene İstanbul’da törenler yapılıyor, en fazla vergi verdiler diye bazı zenginlere bir de altın madalya takıyorlar. Bu bir aldatmacadır. Vergiyi onlar değil siz veriyorsunuz. Ben mühendisim hesap adamıyım. Toplananın yüzde 30’u doğrudan vergi. Zangi zenginlerin kurumlar vergisi, şirketin ödediği vergi. Gerisi yüzde 70’i dolaylı vergi. KDV’dir, ÖTV’dir. Allah vermesin mahallenizde 1 kuruş geliri olmayan düşkün bir aile düşünün. Bunlar neyle geçiniyor, komşu yardımıyla. Adını ister sadaka, ister zekat deyin. Bunlar vergi veriyor mu? Evet veriyor. İşte o sadaka parasıyla bakkala gidip birşey aldı mı yüzde 18 KDV veriyor. Dolayısıyla o vergilerin yüzde 70’ini sizzler, 75 milyon ödüyorsunuz. Peki Avrupa’da ABD’de durum ne? Yüzde 70’i doğrudan vergi. Zenginler ödüyor. Yüzde 30’unu da KDV vs. olarak. Bu kadar geldiler Malatya’ya, bu soygun düzeni, faiz, borç batağından bahseden duydunuz mu? Vergi soygunundan bahseden duydunuz mu? Bir ağaç düşünün, kökü, gövdesi çürümeye başlamış. Köküyle, gövdesiyle ilgilenen yok. Yaprağıyla ilgileniyorlar. Birileri gelip diyor ki mazotu 1 liradan aşağı düşüreceğiz. Yav düşüremezsiniz, niye IMF izin sana vermez. Yav IMF bu kadar etkili mi? Evet. 1 sene once sayın başbakan asgari ücret tesbiti yapılırken, dediki bu asgari ücretle insanlar geçinemez, sadece sürünür. En az 550 milyon olmalıdır, dedi. Ama kapalı kapılar ardında IMF dedi ki, dur bakalım, fazla veremezsin. Kaç liraydı o zaman asgari ücret 390. Kaça çıktı, 403’e. 13 milyon verdiler. O zaman ben, alay etmek için dedim ki, ey asgari ücretli 13 milyonluk zammı bozdur bozdur harca. Kararı onlar değil, IMF veriyor. Ekonomide durum bu. Peki bu meseleyi gündeme getiren parti var mı?. Hangisi.. Saadet Partisi..

Dert bir değil ki. Dış politikada da durum bu. Açıkça ilan ediyorum. AKP dahil, onlara benzeyen diğer partiler. Niye onlara benzeyen diyorum. AKP, CHP, MHP IMF’ ci mi? (Evet sesleri) AKP, CHP, MHP, Avrupa Birlikçi mi? (Evet sesleri) Aralarında ne fark var. En sonunda gördünüz aday tesbitinde. AKP gitti en solcu olanları getirdi listenin başına koydu. (Saadet Gelirse, Ülke Kurtulur, sloganları) CHP ne yaptı? Sözüm ona solcuymuş ya. Gitti en sağcı isimleri listesinin başına koydu. Bu da gösteriyor ki, aralarında bir fark yok.

Birbirlerine benzeyen bu partilerin kendilerine ait milli bir dış politikaları yok. Dış politikayı götürmüşler ABD’ye, AB’ye, İsrail’e teslim etmişler. İşte ne diyorlar. ABD bizim stratejik ortağımız diyorlar. Yahu hani bunlar sizin stratejik ortağınızdı? (Kahrolsun ABD, İşbirlikçi AKP, sloganları..) Güya ABD dostumuz imiş!. AB ülkeleri de dostumuz imiş!. Dostluklarına şöyle bir bakalım. 1990’da komünizm yıkıldı. İngiltere’de bir NATO toplantısı yapıldı. O dönem İngiliz Başbakanı bir hanımdı. O toplantıda dedi ki, bakın biz bu NATO’yu komünizme karşı kurduk, yıkıldı. Tasfiye mi edeceğiz? Hayır. Düşmanı olmayan ideoloji gelişemez. Eğer batı medeniyetinin düşmanı yoksa, bize yeni bir düşman lazım. Ardından ekledi, bizim yeni düşmanımız islamdır dedi. Onun ardından, hani İngiltere dostları ya bunların. Onun ardından Bush ABD’den.. Hani uçaklar Dünya Ticaret Merkezi’ne çarptı da, efendim bunu Usame Bin Ladin, El Kaide örgütü yaptı diye, öyle bir yalan uydurdular. Ardından Bush ne dedi? Yeni bir Haçlı seferi başlıyor dedi. İşte dost dedikleri bunlar. Aynı şekilde tabi bunlarla birlikte, belki bunları kontrol eden bir de İsrail var. Bizim dış politikamızı onlara gore belirliyorlar.

Bizim başımızda en büyük bela terör belası. Şu anda Kuzey Irak ABD kontrolunda mı? Evet. PKK teröristleri Kuzey Irak’tan gelip bizim askerimiz, sivilimiz, kadın, çocuk insanımızı katlediyor mu?. Bunlar ne yapıyor?. Adeta yalvarıyor, yav bunları kontrol edin diye. Diyor ki tamam yaptık yapacağız. En son bir numara ortaya koydular. Bir Kuzey Irak koordinatörlük meselesi.. ABD silah komisyoncusu emekli bir ABD’li orgenerali tayin etti. Bizden çok değerli bir orgeneral Edip Başer paşayı tayin ettiler. Ne oldu sonunda? Edip Paşa baktı, sonra Türkiye’yi kandırıyorlar, dedi. Ekledi: PKK’ya Amerika silah temin ediyor diye. Dost dedikleri işte bu. Bu anlayışla terör önlemek mümkün mü? Hayır..

Bir de ortaya Büyük Ortadoğu Projesi koydular. Neydi o?ABD’nin hanım dışişleri bakanı var ya. Dedi ki Fas’tan Endonezya’ya 22 ülkenin hudutları, yönetimleri yeniden belirlenecek. Bu 22 ülke arasında Türkiye’de var. Peki bu Büyük Ortadoğu Projesi’nin, müslüman ülkeleri hedef alan projenin eş başkanı kim? (Tayyip Erdoğan, sesleri) Tayyip Erdoğan bey maalesef. Dedik yav artık gördünüz, istifa edin bundan. Ses soluk çıkmıyor. Bir de AB sevdasına düştüler. AB emin olun bizi alacak değil. Niye? Alman başbakanı diyor ki Türkiye AB’ye giremez, olsa olsa ona imtiyazlı ortaklık verilir. Yani 2. sınıf devlet muamelesi. Fransa, Hollanda, Avusturya aynı şeyi diyor. Ancak diyorlar ki, bunlar geldiler ayaklarıyla, kapıya bağladık, içeriye almayacağız, ancak buradan gitmelerine de gönlümüz razı değiliz. Çünkü giderlerse, kazara Erbakan gibi biri gelirse, onun başlattığı D 8 gibi bir projeyle bütün müslümanları biraraya getirir ve onların lideri olurlarsa.. Onun için aman aman buradan ayrılmasın.

AB’nin ne olduğunu anlamak için sadece, iki talebini size aktarmak istiyorum. Bunu dikkatle dinleyin ve Malatyalılara duyurun. AB diyor ki, ilerleme raporunda, Türk toplumu içerisinde Kürtler, Aleviler var. O halde bunlara azınlık statüsü vereceksiniz diyorlar. Bu hükümetten bir itiraz duydunuz mu? Kim itiraz etti buna? Biz. Ne dedik? Behey hainler, sizin dedeleriniz vaktiyle Lozan Anlaşması’na imza koydular. Lozan anlaşmasında Türk toplumundaki azınlıklar belirtilmiş. Kimler bunlar?. Ermeni, Yahudi, Rumlar.. Elbette Kürdü,Alevisi, Sünnisiyle bütün vatandaşlarımız bu ülkenin 1. sınıf vatandaşıdır, bunların arasına nifak sokmaya kimsenin ama kimsenin gücü yetmeyecektir, Allah’ın izniyle.

İkinci talebi ne? Diyorlar ki, Güneydoğu Anadolu’da iki tane muhteşem nehir var. Fırat ve Dicle. Bunların suları ve o bölgede inşa edilmiş tesislerin yönetimleri milletlararası bir kuruluşa devredilecek, eşitlik ilkesi içerisinde, Fırat ve Dicle’nin sularından İsrail ve komşu ülkeler de isitfa edecek. Babalarının malı ya? Buna bu hükümetten itiraz işittiniz mi?

Bunun için diyoruz ki, bu ülkenin milli ve şahsiyetli dış politikaya ihtiyacı var. Kim koyacak?. Elbette milli görüşün tek temsilcisi Saadet Partisi.

Diğer önemli bir tehlike, milli, manevi, ahlaki değerlerimizdeki tahribattır. Elbette bizim en büyük gücümüz manevi değerlerimiz. Bütün bu değerlerimizin temelinde elhamdülillah İslam inancı var İslam. Şimdi o hain dış güçler ne istiyor? Önce İslam’ı sulandırmak istiyorlar. Eskiden ılımlı İslam diye bir söz var mıydı? Hayır . Ne demek ılımlı İslam? ABD, Avrupa emperyalist ülkelerinin hoşuna gidecek bir islam anlayışı. Adam diyor ki arkadaş, camiye git, hacca git, orucunu tut. Ama bu dünyada sömürü düzeni var ya. Eğer onu düşünmeye başlarsan, o zaman olmaz, külahları değişiriz, diyorlar. Ilımlı İslamdan kasıtları bu. İslamı sulandırmak istiyorlar birincisi bu.

İkincisi bizim en önemli gücümüz toplumumuzda, aile yapımız. Aile yapımızı tahrip için ellerinden geleni yapıyorlar. 10 yıl once o boyalı bazı basında resmi çıkan herhangi bir kadının böyle milletin önüne çıkıp efendim evlenmek ne, biz filancayla 5 senedir birlikte yaşıyoruz, diyebiliyor muydu?. Şimdi efendim evlenmeye ne gerek var, diyebiliyorlar. Uyuşturucu kullanma yaşı 14’e, alkole başlama yaşı 12’ye düştü. Aile yapısı tahrip edildiği için geçen seneden bu sene arasında boşanma nisbeti yüzde 350 arttı. Hayır. İşte afişlerde bir sloganımız vary a. Bu böyle gitmez aziz Malatyalılar. (Saadet gelecek, yüzler gülecek, sloganları)

Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntıları anlattım. Ama diğer partilerin yaptığı gibi öyle karalamayla, yalanla, iftirayla değil. Ortaya gerçek delilleri koyarak anlattım. Eminimki üzüldünüz.

Bütün bunları görerek katiyen ümitsizliğe düşme. Çünkü Cenabı Hak bu topraklara o kadar büyük imkanlar, fırsat vermiş ki. İş başına iyi yönetimler gelirse, emin olun en kısa zamanda Türkiye dünyanın yıldızı haline gelir, ayağa kalkar. Mesele Türkiye’nin iyi yönetilmesidir. Onun için diyorum ki, ümitsizliğe düşmeyin. Çözüm de var, care de var. Açıkça ilan ediyorum, çözüm de, care de Saadet Partisi ve zihniyetidir.

Ben bir kardeşiniz, hemşehriniz olarak, üstümdeki manevi sorumluluğun gereği olarak geldim, bildiğim doğruları, gerçekleri siz Malatyalı kardeşlerime anlattım. Bundan sonra görev sizde. Diliyorum ki, oy kullanırken doğru oy veresiniz. Sonunda ah elim kırılaydı demeyesiniz inşallah.

Bu temenniyle, sizlerle birlikte olmanın bahtiyarlığını ifade ediyorum. Sizlerle birlikte olmak en büyük bahtiyarlık vesilesi. Cenabı haktan Malatyamıza, ülkemize ve bütün İslam alemine en aydınlık, en güzel günler lütfetmesini diliyorum.”

HABER-FOTO: Selahattin GÖKATALAY

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."