You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

1 Mayıs’a Renkli Kutlama

1 Mayıs’a Renkli Kutlama
  • 28.12.2015

KESK’in öncülüğünde TMMOB Malatya Temsilciliği ile Yol-İş Sendikası tarafından ortaklaşa düzenlenen 1 Mayıs kutlaması Turan Emeksiz Caddesi Üst Kavşağı’nda yapıldı. Mitinge CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile bazı siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da destek verdi.

Miting için Turan Emeksiz Caddesi ile İnönü Caddesi’nin kesiştiği  alanda toplanan gruplar yürüyerek  miting alanına gittiler. Yürüyüş sırasında bir grup ile polis arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı.

Miting alanında düzenleme kurulu üyeleri, mitinge katılanları selamladıktan sonra ilk olarak Yol-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Yusuf İdo konuşma yaptı. 

Miting Düzenleme Kurulu Başkanı KESK Dönem Sözcüsü ve Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanı Tarık Kaya ise yaptığı  “İşçi ve emekçilerin; kapitalist sömürüye, emperyalist saldırganlığa, işsizliğe, yoksulluğa ve her türlü ayrımcılığa karşı alanlara çıkan; iş, ekmek, barış,demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürüten herkesin 1 Mayıs’ını kutluyoruz.” diye başladığı konuşmasında şunları ifade etti:

“İşçi sınıfının iki yüz yılı aşkın süredir süren mücadelesinin simge günü olan,bu yıl 125.sini kutladığımız, 1 Mayıs birlik, mücadele ve dayanışma gününde, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir köşesinde sermayenin baskılarına karşı direnen, talepleriyle alanlara çıkan bütün sınıf kardeşlerimize Malatya 1 Mayıs Meydanından selamlarımızı gönderiyoruz. İşte; bizler bugün burada, 1 Mayıs birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutlarken İstanbul’da onlarca demokratik kitle örgütü, emek örgütü, halk örgütü, siyasi parti ve sol siyasi gruplar da AKP hükümetinin, TOMA’lı, gazlı, coplu polis saldırılarına karşı 1 Mayıs birlik, mücadele ve dayanışma günlerini, Taksim 1 Mayıs Meydanında kutlamak ve anmak için amansız bir mücadele vermektedirler.  Bu yoldaşlarımızı ve mücadelelerini buradan; Malatya 1 Mayıs meydanından selamlıyorum! Ve, Taksim’de 1977 1 Mayısın da yitirdiğimiz arkadaşlarımızın anıları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum! Onurlu ve kararlı duruşları mücadelemize her zaman ışık tutacaktır, yolumuzu aydınlatacaktır!”

“Bu yıl Malatya 1 Mayısını Soma’ya atfettik” diyen Kaya şöyle dedi:

“Soma’da Yaşananlar Kaza Değil, Katliamdır! 


Manisa’nın Soma ilçesinde özelleştirilen Soma Maden İşletmeleri AŞ. ‘ne ait maden ocağında meydana gelen patlamada resmi açıklamalara göre  301 işçi kardeşimiz yaşamını kaybetti, Ülkemizde her yıl binlerce işçi, daha fazla kar uğruna işçilere, emekçilere kölelik koşullarını dayatmakta sınır tanımayan bu düzen nedeniyle can vermektedir. Hiçbir denetime tabi olmayan, uzun mesai saatlerinde çalışmak zorunda kalan, sendikalaşmanın önü fiilen ve hukuki pek çok biçimde kesilen, güvencesizliğin ve taşeronluğun yaygınlaştırılması sonucunda ülkemiz bir işçi mezarlığına dönüşmüştür. Toprağın yedi kat altında ölüm çukurlarına dönüşen maden ocağında çalışan Soma Maden işçileri  özelleştirmenin, taşeronlaştırmanın bedelini canlarıyla ödemişlerdir. Faili biliyoruz, sorumlularını tanıyoruz. 

Sorumlular, bir cinayet şebekesi gibi çalışan sermayeye teşvikleri peşkeş çekerken işçileri ucuz bir maliyet haline getirenler, yaşamlarına üç kuruş değer biçenlerdir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile iş kazalarının önleneceği yanılsamasını yaratanlar, taşeron çalışmayı yaygın hale getiren  Torba Yasa’yı hayata geçirenlerdir.

Yüzlerce işçinin can verdiği bu katliamın sorumlusu  iş cinayetlerine “kader” diyenlerdir, Sorumlusu AKP iktidarıdır.”

Kaya, emekçilerin bu ülkenin tüm değerlerini yaratanlar olduğunu  belirttiği konuşmada daha sonra şunları ifade etti:

“Biz işçileriz, kamu emekçileriyiz, öğrencileriz, mimarlarız, köylüleriz, ev emekçileriyiz.

Biz, eşitlik, özgürlük, barış, adalet, bağımsızlık ve demokrasi için sokaklarda, meydanlarda, işyerlerinde, okullarda, yoksul mahallelerde ayağa kalkıp yüzlerini güneşe dönenleriz.

Biz, yıllardır binlercesi iş başında öldürülen işçileriz. Yaşama hakkı en temek haktır. Bu hakkın korunması da hukuk devletlerinin birincil görevleridir. Yaşamak için ölümüne çalıştırılmaya isyan ediyoruz.

Biz, simit hesabıyla ne kadar iyi durumda olduğu iddia edilen asgari ücretli işçileriz. On bin asgari ücreti bir ayakkabı kutusuna sığdıranların,kaçak saraylarında ferman buyuranların bizi “aşağılamasına” isyan ediyoruz.

Biz, taşeron çalıştırmayla, özel istihdam bürolarıyla, esnek çalıştırmayla, sözleşmeli personel uygulamalarıyla köleliğe mahkûm edilenleriz. Fabrikada, okulda, hastanede, atölyede, işyerlerinde, medyada, bankada, plazada, ambarlarda çalışırken yakalarımızın rengi ve statülerimiz farklı olsa da hepimizin bir ortak yanı var. Biz, insanca yaşamak için bir güvencesi olmayanlarız. Biz kıdem tazminatımız için direnenleriz ve pazarda alınıp satılan bir köle muamelesi görmek istemiyoruz.

Biz, emeğinin karşılığı olarak açlık sınırına yakın, yoksulluk sınırına uzak bir maaşın reva görüldüğü, grev ve gerçek toplu sözleşme hakkı, örgütlenme ve siyaset yapma hakkı yok sayılan, mezarda emekliliğini sürgünlerde bekleyen kamu emekçileriyiz.. Biz bu ülkenin onurlu insanları olarak insanca,demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz.

Biz, yüzlerce sınavı başarıyla geçtikten sonra öğretmenlik yapmaya hak kazanmış ancak önüne hileli KPSS engeli konulan,VİP torpiller yüzünden ataması yapılmayan öğretmenleriz.. 

Biz, kâr için, rant için deresi kurutulan, toprağı zehirlenen köylüyüz. Biz mahallesinden sürülen yoksul emekçiyiz. Biz inşaat çılgınlığıyla güneşi, parkları, ağaçları çalınan kentliyiz. Kendi yaşadığımız mekânlar üzerinde söz hakkımızın olmadığı bir düzen istemiyoruz.

Biz, bu ülkenin bütün ötekileriyiz. Dinimiz, mezhebimiz, dilimiz, kültürümüz, cinsiyetimiz  nedeniyle ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmek, yok sayılmak, ayrımcılığa maruz kalmak istemiyoruz.

Biz, bu ülkenin engellileriyiz. Engelli beyinlerle yönetiliyor olmamıza isyan ediyoruz.  Engelsiz bireyler gibi biz de eşit haklara erişmek istiyoruz. 

Biz, kırmızılı kadınız, şiddet mağdurlarıyız, “namus” kisvesiyle öldürülenleriz, sermayeye ucuz işgücüyüz. Kadını daha ucuza, daha güvencesiz çalıştıracak istihdam paketlerini başlarına çalmak istiyoruz.

Biz, Berfo anayız, Cumartesi anneleriyiz, evlatlarımızın gözaltında ve ‘faili meçhul’ siyasi cinayetlerle bağrımızdan koparılıp alınmasına ve çocuklarımıza bir mezar taşının dahi çok görülmesine isyan ediyoruz. 

Biz, ibadethanesine cümbüş evi yakıştırması ile saldırılan Alevileriz. İnsanların inançlarına, ibadethanelerine ve değerlerine saldırılmasına isyan ediyoruz. Devletin inançlar üzerindeki elini çekmesini istiyoruz ve bir kaç gün önce Hatay ilimizin yakınlarında Suriye’de Alevileri katledenleri ve katilleri din kardeşimiz diye himaye edenleri lanetliyoruz.

Biz, Malatya ekonomisinin temelini oluşturan kayısı üreticileriyiz. Uygulanan yanlış tarım politikalarıyla borç ve icra kıskacına alınan, yaşanan olağanüstü don olayları ile emeği heba olan, her geçen gün daha da yoksullaşan ve hayatta kalma mücadelesini yitirmiş çiftçileriz. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de ürünlerimizin simsarlar tarafından yok pahasına elimizden alınmasına ve yaşanan tabii afetler fırsat bilinip spekülasyona malzeme edilerek emeğimizin ürünü kayısı üzerinden haksız kazanç elde edilmesine isyan ediyoruz.  Emeğimizin ve ürünümüzün, mevsimlik işçilerimizin de emeğinin karşılığı gözetilerek güvence altına alınmasını istiyoruz. 

Biz, köyüne füze kalkanı denilen savaş aygıtı kurulan Kürecikli köylüleriz. Radyasyon ve savaşın hedefi olma kıskacında güvercin tedirginliği içerisinde yaşamaya isyan ediyoruz. Köyümüzde  savaş aygıtı istemiyoruz.  

Biz, bu ülkenin ulusal devlet ideolojinin saldırısına uğramış; yok sayılmış, inkâr edilmiş, yerinden ve yurdundan koparılarak tehcir ve tecritle asimile edilmiş, katledilmiş, ayrımcılığa, aşağılanmaya, hakarete uğratılmış Ermeniler, Kürtler, Aleviler, Süryaniler, Keldaniler, Ezidiler ve tüm ezilenleriz. Yüzyıldır devletin ve toplumun bu yaşatılanlarla yüzleşmemesine isyan ediyoruz. Bir özür bekliyoruz. Ve, herkesin eşit, özgür, halklarının kardeş olduğu, barış ve huzur içerisinde yaşadığı bir ülke istiyoruz.”

Konuşmanın ardından, Grup Abdal konser verdi.

“1 MAYIS MEYDANI OLSUN”

Bu arada, KESK Dönem Sözcüsü  Tarık Kaya, 2014 yılı 1 Mayıs kutlamasında  100.Yıl Kavşağı’nın adının 1 Mayıs Meydanı olarak değiştirilmesi için imza kampanası düzenlediklerini belirterek, “ Biz binlerce imzayla bu meydanın 1 Mayıs Meydanı olması için yapılan kampanyadaki imzalarla birlikte Malatya Büyükşehir Belediye Başkalığı’na başvuruda  bulunduk. Ancak aradan geçen 1 yıla rağmen, belediye yönetimi bu teklifimizi Meclis Toplantısına getirmiyor. Biz de buranın 1 Mayıs Meydanı olarak kabul ediyoruz ve levhamızı asıyoruz” dedi.

Kaya, konuşmasının ardından hazırlanan 1 Mayıs Meydanı Levhası’nı geçici olarak İsmetpaşa Caddesi ile Cengiz Topel Caddesi Levhasının bulunduğu   direğe astı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."