SON DAKİKA
SON DEPREMLER

'15 Liralık Bir Makbuz ve İsmet İnönü'den Devlet Adamlığı Dersi'

0
Güncellendi - 2019-02-25 02:18:57
'15 Liralık Bir Makbuz ve İsmet İnönü'den Devlet Adamlığı Dersi'
A- A+ PAYLAŞ

2. Abdülhamid'in torunu Nilhan Osmanoğlu, 5 Şubat'ta katıldığı bir konferansta Fransa'da yaşayan Abdülhamid ailesiyle, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularından, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın silah ve çalışma arkadaşı, Eski Cumhurbaşkanı ve Başbakanlardan, Malatya eski milletvekili İsmet İnönü arasında geçtiğini iddia ettiği bir görüşmeyi anlatmıştı. Osmanoğlu, İnönü'nün Türkiye'ye dönmek isteyen Osmanlı hanedanı üyelerine "Bunun bir bedeli var" dediğini ve ellerindeki mücevherleri aldığını iddia etmişti.

Ancak, daha sonra bu iddianın yalan olduğunu ortaya çıkaran mektuplar yayınlanmıştı. CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, İsmet İnönü'nün yaverinin yazdığı mektubu açıklamıştı.  Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, twitter üzerinden, "Nilhan hanımefendinin İsmet İnönü ile ilgili açıkladığı mektupları yalanlayan mektuplar çıktı. Buyurun gerçeğin ve entrikanın hası burada" diyerek o mektubu okumuştu. İsmet İnönü'nün yaverinin mektubunu aktaran Kayışoğlu şunları söylemişti:

"— Şadiye Sultan'ın yardımcısının yavere aşık olduğu ve İstanbul'a götürmesini istediği, yaverin bunu kabul etmeyince karşılıksız aşkını tehdit ettiğini öğreniyoruz. Yaverin mektubunda şöyle deniliyor: Hanımefendi sizi zevcem olarak almadığım için müteessir olduğunuzu, paşamıza iftira edeceğinizi, sultanının broşunu alacağınızı söyleyeceğinizi yazıyorsunuz. Biliniz ki aziz Türk milleti değil malı mülkü bütün varlığını ve canını savaş meydanlarında ortaya koyarak bu cennet vatanı dünyalara değişmeyen İsmet Paşamız ile ilgili böyle iftiralara inanmayacaklardır. Çabanız nafiledir."

Torunun iddialarının ardından Habertürk Yazarı Malatyalı hemşehrimiz Prof. Dr. Temel Yılmaz, “15 liralık bir makbuzun hikayesi ve İsmet İnönü'den bir devlet adamlığı dersi” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Anabilim Dalı öğretim üyelerinden, Türk Diyabet Vakfı Başkanı ve aynı zamanda  İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Sezai Yılmaz'ın da akrabası olan Prof.Dr. Temel Yılmaz'ın yazısı şöyle:

“Geçen haftalarda gündemin en önemli olaylarından birisi Osmanlı ailesi mensubu bir bayanın, ikinci Cumhurbaşkanı ve Kurtuluş Savaşı kahramanlarından İsmet İnönü ile ilgili bir iddiasıydı.

İddiaya göre Osmanlı ailesinin Fransa’da bulunduğu yıllar, İsmet İnönü Paris’te aile mensupları ile görüşmüş. İnönü, ailenin yurda dönme isteği karşısında bunun bir bedeli var demiş, onlardan mücevherlerini istemiş. Onlar da çıkarıp vermişler, sonra alıp gitmiş ve bir daha aramamış.

İddia önemli. Konu ciddi ama hikaye havada.

İnönü o zaman devletin başında, böyle bir görüşmeye gerçekten gitmiş mi, gitmişse nasıl gitmiş, kimseye haber vermeden otelinden çıkıp tek başına mı gitmiş, yoksa mahiyetindeki vazifeli görevliler refakat etmiş mi, etmişlerse görüşmenin ve konuşmaların kayıtları var mı, bu mücevherlerin kaynağı neresi, miktarı ne kadar, mücevherler alındığına dair kanıtını gösterecek bir belge, tutanak var mı? Bu soruların cevabı yok.”

İNÖNÜ'NÜN BİLİNMEYEN BİR YÖNÜ

Geçenlerde bir gazeteci dostumla sohbetimizde bu konu da geçti. Bana ailenin içinden, gazeteci rahmetli Metin Toker’in bir sözünü aktardı. Toker demiş ki; ‘Paşa iftiradan o kadar çok korkardı ki, her şeyin belgesini alır, kaydeder ve arşivlerdi.’

Bu konuşma beni gerilere Erdal İnönü’nün yaklaşık on yıl sağlık danışmanlığını yaptığım, çok güzel bir dostluğumuzun olduğu yıllara götürdü. O yıllarda Erdal Bey ile zaman zaman uzun sohbetlerimiz olurdu. Sohbet sağlığa dönüşünce konu hep babasına gelir hep onun sağlık konularında ne kadar titiz ve disiplinli olduğunu anlatırdı.

Bu konuşmalar beni İsmet İnönü’nün bilinmeyen başka bir yönünü araştırmaya yönlendirdi. Birçok kitaptan, dokümanlardan, İnönü’nün anılarından sağlığı ile ilgili belgeleri araştırdım, okudukça, gerçekten ilginç verilere ulaştım.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, sağlık sistemi olanaklarının çok yetersiz olduğu koşullarda genç yaşta geçirilmiş kalp krizi, arkasından gelen diyabet hastalığı ile 50 yıl büyük bir kararlılıkla mücadele eden, disiplinden asla taviz vermeyen ama aynı zamanda devlet yönetimini de aksatmayan ve 90’lı yaşlara kadar yaşamını hastalıklardan etkilenmeden sürdüren bir hayat hikayesi ortaya çıktı.

Bu araştırmaları yaparken bir gün İnönü ailesinden bir konuşma daveti aldım. İsmet İnönü’nün bir ölüm yıldönümünde Pembe Köşk'te İnönü’nün yaşamındaki sağlık sorunlarını, hastalıklarını, özellikle diyabet yönetiminde kendi bulduğu yöntemleri -ki bunların bir bölümü ancak günümüzde yeni yeni konuşulmaya başlandı- bir doktor gözüyle yorumlayarak anlattım. Bunları yakında bir kitap olarak hazırlıyorum.

Konferanstan bir süre sonra Özden Toker hanım beni aradı. ‘Sizin çalışmalarınıza yardımcı olur diye bir dosya gönderiyorum’ dedi.

Dosya İsmet İnönü’nün uzun yıllar özel doktorluğunu yapmış Prof. Dr. Orhan Seyfi Şardaş’ın, İnönü’nün sağlık bilgilerini arşivlediği dosya. Şardaş Hoca'nın vefatından sonra eşi çok zarif bir davranışla özel bilgiler içeren dosyayı İnönü ailesine teslim ediyor.

Bu dosyada bir dönemle ilgili önemli belgeler var. Tam bugünlerde birileri ortaya çıkıp da ‘bizden mücevherleri istedi’ iddialarını ortaya atınca bu dosyadan değeri küçük ama anlamı büyük birkaç belge alıntısı yaptım.”

BİR BAŞBAKANIN DEVLET CİDDİYETİ

Tarih 1963. İsmet İnönü başbakan.

Bir taraftan devletin işleri ile uğraşırken bir yandan diyabet hastalığı ile mücadele ediyor.

Doktoru Ankara Tıp Fakültesi hocası Prof. Dr. Zafer Paykoç ve asistanı Orhan Seyfi Şardaş.

O zamanlar hızlı kan şeker ölçüm aleti yok. Tahliller hastanede yapılıyor.

Genel olarak 40 yılı aşkın meslek hayatımda hep şahidi olduğum, devletin üst düzey yöneticileri bir sağlık sorunu olduğunda, röntgen, biyopsi, ameliyat gibi zorunlu gidilmesi gereken işlemler dışında hastaneye gitmez; tahlillerin alınması, muayenenin yapılması, doktor görüşmeleri her zaman makamda yapılır. Adettendir, bu işlemler için bir devlet büyüğünden para alınmaz.

İnönü'de Türkiye Cumhuriyeti başbakanıyım, çok yoğunum, tahlillerimi gelsin burada yapsınlar, alsınlar diye bir tavır yok. Buna izin vermiyor. Tahliller için kendisi düzenli olarak Ankara Tıp Fakültesi II. Dahiliye Kliniğine gidip kan şekerlerini ölçtürüyor, tahlillerini yaptırıyor.

13 Nisan 1963 öyle bir gün. Yine sabah makama gitmeden önce hastaneye gidiyor muayenesini oluyor, tetkik istekleri yazılıyor. Kan şekeri ölçümü için kan veriyor. Yaptırdığı tahlilin parasını ödüyor, ödediği paranın makbuzunu alıyor ve hastaneden ayrılıyor.

Dosyadaki makbuzda “Ankara Tıp Fakültesi Döner Sermaye Muhasipliği cilt No: 65, Varak No:32 açlık kan şekeri karşılığı 15 lira döner sermaye veznesine yatırılmak üzere tahsil edildi” diye yazıyor, altında damga pulu, damga ve mutemet imzası var.

Hastaneden alınıp arşivlenmiş böyle onlarca makbuz var belgelerin içinde.

Başka bir zaman da bu defa, özel bir laboratuvarda tahlil yaptırıyor, laboratuvarın adı Merkez Tıbbi Tahliller Laboratuvarı. Ankara’da. Kan veriyor, parasını ödüyor, makbuzunu alıyor. Arşivdeki makbuzda ‘Sn. B. İsmet İnönü’den yapılan laboratuvar ücreti olarak 20 lira alınmıştır’ yazıyor.

6 Ağustos 1963 günü Türkiye Kızılay Derneği Ankara Kan Merkezinde tahlil yaptırıyor, tahsilat makbuzunu alıyor. Makbuzda tarih, sayı ve ‘Sn. İ. İnönü'den 10 lira tahsil edilmiştir’ yazısı.

Daha önemlisi, İsmet İnönü’nün insan yanı. Yazının başında Prof. Dr. Zafer Paykoç ve asistanı Dr. Orhan Seyfi Şardaş’ın özel doktorları olduğunu yazmıştım.

Bu cümleden özel doktorluk kavramı ile ilgili ‘makama özel doktorluk kavramı’ çıkmasın. Bu hocaların kendi görevleri dışında Başbakanlıkta özel bir görevi ya da ayrı bir tahsisat, Başbakanlıktan ödenen ayrı bir maaşı yok.

Özel doktorunun vizite ücretini İnönü kendi cebinden ödüyor ve resmi olarak İş Bankası'na yatırıp banka kanalıyla havale ediyor.

İstese doktorları Başbakanlıkta görevlendirir, tahliller için özel kalemi ile hastaneyi aratır, laboratuvarı Başbakanlığa getirebilirdi. Muhtemeldir ki hiç bir doktor ‘gelmem’ demezdi ve yine muhtemeldir ki, 15 liralık bir kan şekeri tahlil ücretini kimse sormazdı.

İNÖNÜ’NÜN ÜÇ ÖNEMLİ MESAJI

Bunlar bir başbakanın devlet adamlığı dersi.

İstese doktorları Başbakanlıkta görevlendirir, tahliller için özel kalemi ile hastaneyi aratır, laboratuvarı Başbakanlığa getirebilirdi. Muhtemeldir ki hiç bir doktor “gelmem” demezdi ve yine muhtemeldir ki, 15 liralık bir kan şekeri tahlil ücretini kimse sormazdı.

Ama o bunları yapmıyor, sıradan bir vatandaşmış gibi bizzat kendisi hastaneye gidiyor; doktorun, laboratuvarın, tahlilin ödemesini yapıyor ve makbuzunu alıyor.

Bu davranışın verdiği üç mesaj çok önemli.

-En önemli mesaj; İnönü bu davranışı ile ülkenin diğer vatandaşlarına, kimsenin ayrıcalıklı olmadığını, herkesin eşit olduğunu, devletin kurumlarının ciddiyetini ve önemini anlatıyor.

-İkinci mesaj, devletin diğer bürokratlarına. Başbakanın bir sağlık sorununda hastaneye bizzat kendisinin gidip, tahlillerinin parasını kendisinin ödediği bir ülkede bürokratlar ayrıcalıklı davranamaz, halkla arasına bir mesafe koyamaz.

-Diğer en önemli mesaj da 55 yıl sonrasına.

Devletin her kuruşunu koruyan, kişisel harcamalarını kendi cebinden yapan, yaptığı her şeyin belgesin alıp, arşivleyen bir devlet adamına; yıllar sonra girişi paralı bir toplantıda ilgi çekmek için bir bayanın 55 yıl sonra yaptığı itham, kimseye inandırıcı gelmez. Bu ülkenin insanlarının tepkisini çeker.

Bu iddiaya karşı söylenecek tek söz, İnönü’nün meşhur sözüdür: ‘Hadi canım sen de!’”

haberturk.com.tr- cumhuriyet.com.tr- malatyahaber.com

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

36 yorum yapılmış

  • Serkan (5 yıl önce)
    "turkiye cumhuriyeti tarihinde savas kazanamamis tek pasa ismet inonudur". Valla dogru, peki İnönü ismi nereden geliyor? ac oku. Yazmada edemiyecegim İnönü ve bunun gibi devlet adamlarin sucu hayin insanlara calismis olmalaridir. Atatürk, İnönü ve diger silah arkadaslari hicbirsey yapmasalardi, gercek söylüyorum ne geregi vardi hain ve nankörlere canlari pahasina yol acmalarina. Birakin sürünsünler.
    0
    0
    Yanıtla
  • özdemir akay (5 yıl önce)
    başlığa bakarmısınız '15 liralık bir makbuz ve İsmet İnönüden devlet adamlığı dersi' ,bikere haberin kendisinde milleti birbirine düşürme var,şimdi iki laf etsek sonra düşünüyorumda İnönü Türk , Atatürk Türk ,Tayyip Türk, Özal Türk ama bizler bunlardan bazılarını seviyoruz bazılarındanda nefret ediyoruz ,zaten yorumlardan hangisini sevip sevmediğimiz hemen belli oluyor ama hakaret seviyesi olmasa daha iyi olmazmı ,bende rahmetli İnönüyü sevmiyorum ancak hakaret etmeyi hiç düşünmedim çünkü bana göre tarih doğru yada yanlış yazmış İnönü askeri yaşamda başarılı siyasi yaşamda bence Türkiyeyi bu hale getirenlerin en baş sorumlusu hatta nefretleri o dönemde o kadar büyüktüki rahmetli Adnan Menderesi astırıp sonra utanmadan evine eşinden astıkları ipin parasını istemişler ,bu haber bana hemen bu olayı düşündürdü ama sonuçta hepimiz Türküz sevsekde sevmesekde duygularımızı düşüncelerimizi daha düzgün dışarı yansıtmamız lazım çünkü Türkün Türkten başka dostu yok.
    0
    0
    Yanıtla
  • malatyali (5 yıl önce)
    turkiye cumhuriyeti tarihinde savas kazanamamis tek pasa ismet inonudur
    0
    0
    Yanıtla
  • Hadi ordan. İsmet İnönü hem Osmanlı paşasıydı. Hem de genç Türkiye Cumhuriyeti komutanı. Laf olsun diye yorum yapmayın.
    0
    0
    Yanıtla
  • Çakma Malatyaliiii İsmet paşanın soy adına bak o soyadı İnönü olmasaydı şimdi sen joni olurdun.
    0
    0
    Yanıtla
  • M.Kadıoğlu (5 yıl önce)malatyali isimli kullanıcı yorumuna
    Türkiye Cumhuriyet Devleti 29 Ekim 1923 de kurulmuştur o tarihten sonra da tek savaşımız 1974 de Kıbrıs Barış harekatıdır İsmet Paşa 25 Aralık 1973 de Hakkın rahmetine kavuşmuştur ; dedik ya tarih bilgisini geçtik....!
    0
    0
    Yanıtla
  • Vatansever (5 yıl önce)malatyali isimli kullanıcı yorumuna
    Yorum yazabildiğinize göre bilgisayar kullanabiliyorsunuz, demektir. En azından ve sadece; Google'den İNÖNÜ Meydan Muhaberesi yazın ve OKUyun. Birazcık okuyun, kendiniz için okuyun. Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmayın lütfen.
    0
    0
    Yanıtla
  • Sana tarih dersini vereni seveyim
    0
    0
    Yanıtla
  • Vatansever (5 yıl önce)Ömer isimli kullanıcı yorumuna
    Tarih öğretmenlerimi sorgulacak kadar bilgilisin anlaşılan, lütfen biraz ders ver de kültürümüz artsın.
    0
    0
    Yanıtla
  • Vatansever (5 yıl önce)Ömer isimli kullanıcı yorumuna
    Bu arada: Ne kadar zorlasanız da, yalan tarih okusanız da, yazsanız da gerçeği değiştirmeye gücünüz yetmez. Heykelinin kaidesinde yazdığı gibi; adı temiz hatırası aziz kalmaya devam edecektir.
    0
    0
    Yanıtla
  • M.Kadıoğlu (5 yıl önce)
    Rahmetli Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Rahmetli Mustafa İsmet İnönü ye laf söyleyebilmek için geçtik tarih bigilerini birazcık beyinlerinin olması lazım
    0
    0
    Yanıtla
  • Dede (5 yıl önce)
    Sizi şikayet ettim yorumlarımı engellediğiniz için suç duyurusundada bulundum. Habere yorumu açık bırakıpta işinize gelmeyen yorumları kapatıyorsunuz
    0
    0
    Yanıtla
  • günpınarlı (5 yıl önce)
    Kimseyi kötülemeden gerçekleri SADECE GERÇEKLERİ söyleyin
    0
    0
    Yanıtla
  • Necmi (5 yıl önce)
    Bu yaziyi yeni nesil,okumayan,tarihi sadece siyasi parti mitinglerinden öğrenen Malatyalilar okumasin.Onlara gore İnönü vatan haini!!!.Kurtulus savasi kahramani bir vatan haini.Bunu soyleyenlerse Ingiliz Muhipler cemiyeti,Wilson prensipleri dernegi uyelerinin bugünkü.torunlari.Cahillik fena.yapmayin bunu.Okuyun ogrenin.Gunluk siyaset malzemesi olacak isimler degil bunlar.Vataninizi sevin.Ataturk e Inonu ye sahip cikmadan vatan severlik yapmak ici bos,ucuz bir bakis acısıdır.Hatta Ege de tanistigim benim yaslarda -65 yaşında-Dimitri isimli bir Yunanli tatilciyle laflarken İsmet Pasa nin ulkemize maruz kaldigi iftiraları anlattığımda gülerek size bizim dedeler bile bu kadarını yapamadi diyerek bana gülmüştü.
    0
    0
    Yanıtla
  • günpınarlı (5 yıl önce)
    1.)İnönü heykeli kaç tarihinde yapıldı 2.)Kaça mal oldu 3.)İnsanların maddi gücü ne kadardı (ekmek bulamayan insan sayısı) 4.)Ekmek nasıl temin ediliyordu ve fiatı kaç liraydı
    0
    0
    Yanıtla
  • KALDI Kİ O HEYKEL MALATYA HALKINDAN ZORLA PARA ALINARAK YAPILMIŞTI
    0
    0
    Yanıtla
  • Eğer o para Malatyalılardan zorla toplanmışsa ben senin gibi olayım yok değilse sen yalancının iftiracının birisin bilip bilmeden konuşmayın yavuz44 denilen kişii
    0
    0
    Yanıtla
  • sana kotu soz solemicem sizin gibiler icin devlet kurmus o kahramanlar yazik size
    0
    0
    Yanıtla
  • 1-trambüs kaç tarihinde yapıldı? 2-kaça mal oldu? Her direğin 8 bin TL olması normal miydi? 3-insanların maddi gücü ne kadardı (ekmek bulamayan insan sayısı) 4-domates soğan ne kadardı ve kaç liraydı? 5-sizin bu yazdıklarınızla savaşllar kazanmış bir devlet adamının heykelinin yapılması ne alaka bu neyin kafası?
    0
    0
    Yanıtla
  • Sen trambüse biniyorsun. Heykelle napıyorsun
    0
    0
    Yanıtla
  • günpınarlı (5 yıl önce)Daqrx isimli kullanıcı yorumuna
    Bu soruların da sorulması hem hak hem görevdir. İlgililerin lafı ezip büzmeden dosdoğru cevap vermesi gerekir.
    0
    0
    Yanıtla
  • direkleri senden almışlar galiba fiaytını bildiğine göre trambüs ne laka hem bence kel alaka tahsilin ne senin
    0
    0
    Yanıtla
  • ali (5 yıl önce)
    iftira günah degil mi.....
    0
    0
    Yanıtla
  • PIRASA (5 yıl önce)
    SEZAİ BEYİN AKRABASI OLMASININ YAZILMASININ GEREĞİ NE??
    0
    0
    Yanıtla
  • malatyalı (5 yıl önce)
    halen padişahı arayan gözler olduğu sürece ,cumhuriyetin kurucularına iftiralar atılmaya devam eder.osmanlı ailesinin cumhuriyet sonrası ne idüğü belirsiz 5.nesillerini kaale alırlarsa sonuçlarıda böyle olur .kimi miras davası açar kimide ailenin yaptığı yanlışların faturasını atatürk ve inönüye çıkarır.suç bunları konuşturanlarda.
    0
    0
    Yanıtla
  • yavuz44 (5 yıl önce)
    bu oyunlar tutmaz kimse bize osmanlıyı kötülemesin alacağı cevap çok sert olur inönü kim ki Osman'lıdan üstün olacak
    0
    0
    Yanıtla
  • “HADİ CANIM SENDE”
    0
    0
    Yanıtla
  • yavuz44 (5 yıl önce)Talip isimli kullanıcı yorumuna
    HADİ ORDAN
    0
    0
    Yanıtla
  • Senin adına utandım yavuz (5 yıl önce)yavuz44 isimli kullanıcı yorumuna
    Bir ticari aracı olan ve arka camında daha hangi padişaha ait olduğunu bile bilmediği bir osmanlı tuğrası yapıştırmış bir zat olduğun her yerden belli :)
    0
    0
    Yanıtla
  • İsmet İnönü Türk halkının önemli bir değeridir de ,sen kimsin?
    0
    0
    Yanıtla
  • malatyali (5 yıl önce)yavuz44 isimli kullanıcı yorumuna
    yavuz44 inonunun hatiralarini okumuslar mi bi sor bakalim inonu severlere osmanliya laf atan cahillere madem kurtulus savasini kzandik neden lozanda musul suleymaniye erbil kerkuk halepi batumu bati trakyayi niye vermis :) inonu kendi hatirasinda anlatiyor cahillere laf anlatma sana dusman olurlar ;)
    0
    0
    Yanıtla
  • Abidin (5 yıl önce)
    ATALARINI, "LAF SALATASINA (DEMOGOJİYE) BU KURBAN VE DE YEM EDEN başka bir millet var mı acaba!.. İnsaf... Osmanlı terbiyesi BU MU????
    0
    0
    Yanıtla
  • AHMET (5 yıl önce)
    ADAM GİBİ ADAM İSMET İNÖNÜ.HALA ÇEKEMEZLER.ÇAMUR.İFTİRA.YALAN DOLAN
    0
    0
    Yanıtla
  • Erdem (5 yıl önce)
    Bu konuyu haberleştiren, türlü karalama çalışmalarını kendisine şiar edinmiş meczuplara güzel bir ders veren tüm haber ekibini kutluyorum. En çok kul hakkı yiyenlerin hak savunucusu, kendisini en çok dindar olarak atfedenlerin din istismarcısı olduğu, eline fırsat geçtiği anda her türlü yolsuzluğu hiç düşünmeden yapacak ama bunuda kılıfına güzelce uydurabilecek olanların ortalıkca bolca gezindiği şu dönemde, bu tarz insanların Cumhuriyet'e ve onun değerlerine saldırmalarına şaşırmıyoruz. Ama bunlar ne kadar görmek istemeselerde birilerinin gerçeklerini tokat gibi yüzlerine vurmalarından da gurur duyuyoruz. Ne mutlu gerçeklerin peşinden gidebilenlere.
    0
    0
    Yanıtla
  • AHMET (5 yıl önce)
    Bir soru; Devleti yönetenlerin cebindeki paralar acaba kendine mi aittir.Örtülü ödenek veya başkaca kalemlerden para isterse kim yok diyecek.Hem de milli şef ve tek partinin gücüne karşı bırakın güldürmeyin adamı.Bunu bugüne kadar gelmiş göçmüş veya göçmemiş herkes için söylüyorum.Sadece inönüye değil...
    0
    0
    Yanıtla
  • MUSTAFA (5 yıl önce)
    Devlet adamlığı budur. Kul hakkı budur. Gerçek müslümanlık budur. Bilmeyenler öğrensin.
    0
    0
    Yanıtla