İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

“Albay Bana ‘Şerefsiz’ Dedi, Tekme Attı”

“Albay Bana ‘Şerefsiz’ Dedi, Tekme Attı”
  • 17.03.2017

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 15 Temmuz Darbe girişiminin Malatya’daki 6’sı general olan 28’i tutuklu 76 sanıklı davasının 9. duruşması yapıldı.

Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce duruşma salonuna dönüştürülen Yakınca Spor Salonu’nda görülen Malatya Darbe Girişimi Davasının duruşmasında cezaevinden yoğun güvenlik önlemleri altında getirilen 2. Ordu eski Komutanı Orgeneral Adem Huduti, 2. Ordu eski Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun, 7. Ana Jet Üs eski Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık , 2. Ordu eski İdari Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili, 2. Ordu eski Harekat Destek Yarbaşkanı Tuğgeneral Zeki Karataş, 2. Ordu eski Harekat Başkanı Albay Erkan Varol, 2.Ordu Plan Hareket eski Şube Müdürü Albay Bahadır Erdemli ve 2. Ordu’da görev yapan Binbaşı İbrahim Dede ile birlikte tutuklu subay ve astsubaylardan 18 sanık duruşmada hazır bulunurken, tutuksuz 3 sanık da duruşmada yerini aldı.

Davanın tutuklu sanıklarından 2. Ordu İstihkam Alayı eski Tabur Komutanı Yarbay Ahmet Üçbudak ise tutuklu bulunuğu Rize Cezaevi’nden SEGBİS üzerinden katıldı. Darbe girişimi sırasında ayaklarından ve kolundan vurulan, halen tedavisi sürdüğü belirtilen Üçbudak’ın sedye üzerinden verdiği ifade, görüntü ve sesli olarak Malatya’daki duruşma salonundan dinlendi, sorular soruldu.

Davanın 7. Ana Jet Üssü’nde darbe girişimi döneminde görevli dönemin ile pilotlar ise mahkemenin önce Kara Kuvvetlerine mensup sanıkların ifadesini alma planlaması nedeniyle cezaevinden duruşmaya alınmıyor. Mahkeme heyeti ilk 8 duruşmada toplam 36 sanığın savunmasını aldı.

“TÜMGENERALİN EVİNE GİTTİK, BİNBAŞI, TÜMGENERALİ TEHDİT ETTİ”

Duruşmada tutuksuz sanık Astsubay İsmail Şencan, savunma yaptı ve  darbe girişimi günü nizamiye girişinde nöbetçi olduğunu söyleyerek, “Nöbetim sorunsuz geçiyordu. Saat 21. 00 sularında Yüzbaşı Kemal Keskin nizamiye gelerek, Bana ‘Ordu yönetime el koydu, sorumluluk bende’ dedi. Daha sonra Acil Müdahale Mangası’nı çağırmamı emretti. Buradan gelen 2 veya 3 askerle birlikte bize mevzi aldırdı. Bize durumun tatbikat olduğunu söyledi. Tatbikat tarzı hareketler saat 22.00’ye kadar devam etti. Nizamiye dışından hiç bir yere kımıldamadım. Saat 22.15’de gri bir otomobil sıkıntısız bir şekilde içeri girdi. Aracın sürücüsü Binbaşı İbrahim Dede’ydi. Binbaşı İbrahim Dede, daha sonra bulunduğumuz yere gelerek Yüzbaşı Kemal Keskin ile bir takım görüşmeler yaptı. Daha sonra Yüzbaşı Kemal Keskin ‘Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun’un evini bilen var mı’ diye sordu. Bende refleks olarak bildiğimi söyledim. Daha sonra bana İbrahim Dede’nin arabasına binerek yolu tarif etmemi istedi. Ben evin yerini yanlış tarif etmişim, önce Orduevi girişine gittik, sonra yan binaya geçtik. Bizi evin arkasına bıraktı. Kendisini konutun kapısına yöneldi. Daha sonra orada 15 dakika bulundu. Avni Paşa konuttan çıkmış. İbrahim Dede’den bir ses duydum ‘Komutanım konuttan dışarı çıkamazsınız.’ diye. Avni Paşa konuttan geri girmiş. Hatta bende şaşırdım, bir Binbaşı Tümgenerali nasıl tehdit eder anlayamadım. Daha sonra bizi toplayarak oradan ayrıldı. Bu olaydan sonra Orduevi’ne geçtik. Yaklaşık 10 dakika sonra kışlaya geri döndük. Bu sırada polis ekipleri barikat kurmaya başladı. ‘Akabinde makam araçları geldi. Ardından da Vali bey geldi. Vali bey Kemal Keskin ile konuştu. Ardından Kemal Keskin, ‘Mevzi al, mevzi al’ diye bağırdı. Bu bağırtısıyla birlikte askerler kırma kolunu çekti kendiside kırma kolunu çekti. Bir el havaya ateş etti. Yüzbaşı Kemal Keskin sürekli bağırıyor ve talimatlar veriyordu.

Kemal Keskin askerlere, ‘Aslanlarım burası bizim. Buraya kimseyi sokmayacağız. Ordu komutanı kışlamız bizim şerefimiz’ diyordu. Bu sırada çatışmalar başladı. Kesinlikle hiç bir şekilde çatışmaya girmedim. Tek bir kuşun atmadım.” ifadelerini kaydetti.

“YÜZBAŞI GELEREK, ‘ORDU YÖNETİME EL KOYDU, EMİR-KOMUTA BENDE’ DEDİ”

2.Ordu Karargahı Bando Bölüğünde görevli tutuksuz sanık Astsubay İsmail Onur Şencan, Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un “Kemal Keskin’i daha önce tanıyor muydun?” sorusuna “Hayır efendim, ben Bando Takımı personeliyim, onlar karargah personeli” şeklinde, “Kemal Keskin, saat kaçta nizamiyeye gelerek nöbete başladı?” sorusuna “21.00 sularında gelip nöbeti devraldı. Nizamiyenin kontrolünü tamamen devraldı, ‘Buranın kontrole bende, izinsiz giriş çıkış olmayacak’ dedi. Gelen servis araçlarını geri gönderdi. Binbaşı İbrahim Dede’nin aracını içeri soktu.” şeklinde; “Kemal Keskin’in ağzından neler duydun?” sorusuna “Ordu yönetime el koydu, emir komuta bende. Askerleri toplayıp reaksiyon göstermelerini istedi. Hüseyin Üsteğmen ve bana ‘Benden habersiz hiç bir şey yapmayacaksınız’ dedi. Bana bütün emirleri Kemal Keskin verdi. ” şeklinde cevaplar verdi.

“BİNBAŞININ TÜMGENERALİ TEHDİT ETMESİNE , ŞAŞIRDIM”

Tutuksuz sanık Astsubay İsmail Onur Şencan; Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun’un evine gidilmesi ile ilgili gelişmeler hakkında sorduğu sorulara verdiği yanıtta “Nizamiyede nöbet tutarken Yüzbaşı Kemal Keskin Kurmay Başkanının evine gidilmesini söyledi. ‘Sana emir veriyorum, komutanınla Avni Angun’un evine git’ dedi. Bütün emri bana Yüzbaşı Kemal Keskin verdi. Konuta gittikten sonra Binbaşı İbrahim Dede; bize ‘Buradan ayrılmayın’ dedi. 3 tane asker vardı. O askerleri kim seçti, bilmiyorum. Konuşulurken, Binbaşı İbrahim Dede,kurma kolunu çekerek, ‘Komutanım dışarı çıkmayın’ dediğini duydum. Konutta 2-3 asker vardı. Onlarla neler konuşulduğunu duymadım. Bir Binbaşı, bir Tümgenerali nasıl tehdit eder diye düşündüm. Buna şaşırdım, anlam veremedim. Binbaşı İbrahim Dede’nin elinde G3 vardı, askerlerde de silah vardı. Bende de G3 silah vardı.” diye yanıtlar verdi.

“MEVZİ ALIN, MEVZİ ALIN,’ DEDİ, SONRA ATEŞ AÇTI”

Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un Malatya Valisi Mustafa Toprak’ın darbe girişimi gecesi 2. Ordu Karargahına gelişi ile ilgili sorusuna  tutuksuz sanık Astsubay İsmail Onur Şencan şu yanıtları verdi:

“Ben gelişleri gördüm, ama konuşmaları duymadım. Vali’nin yanında TEM Şube Müdürü olduğunu bildiğim kişi vardı. Vali ile konuştu, 1 dakikalık bir süreç. Bire bir diyalog olduğunu gördüm. Kemal Keskin ‘Mevzi al, mevzi al’ diye bağırdı ve elindeki silahla ateş açtı. Askerlere ateş açmaları için emir verdi. Ateş sonrasında geri çekildiler. Askerlerin nereye ateş açtığına dikkat edemedim. Kemal Keskin’in MP5 ile ateş açtı. İlk mermi Kemal Keskin’den çıktı. Polislerden karşı ateş olmadı. Kemal Keskin ateş açtıktan yarım saat sonra Tuğgeneraller Mustafa Serdar Sevgili ve Zeki Karataş nizamiyeye geldiler ve Kemal Keskin ile görüştüler, ondan sonra ateş başladı. Ne konuştuklarını duymadım, sadece görüyordum. Gece saat 01.00’den sora halk toplandı, tepkiler gösterdiler.”

Duruşma Savcısı İsmail Gökhan Orman’ın sorusu üzerine; Binbaşı İbrahim Dede, “Avni Paşa’nın evini bildiğini söyledi, fakat Orduevi nizamiyesine götürdü. Ondan sonra yan binaya geçtik” dedi.

Malatya’daki görevini devrederek, Almanya Büyükelçiliği Askeri Ataşeliğine  görevine atanan ve o gün Malatya’da olan,  ZPT ile bulunduğu kışladan çıkarak 2. Ordu Komutanlığı’ndaki darbeci gruba yadım için giden ve Yarbay Ahmet Üçbudak, ZPT ile keşif yapmak için kışladan çıktıklarını iddia etti. Üçbudak, tutuklu bulunduğu Rize Cezaevi’nden  SEGBİS üzerinden savunma yaptı.

Malatya’da, Fethullahçı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) mensubu askerlerin darbe girişimi esnasında polisle 10 saat silahlı çatışmaya giren  2. Ordu Komutanlığı karargahındaki  darbecilerin kurtarılması için 16 Temmuz günü sabah saatlerinde Altay Kışlası’ndan tel örgülerin aşılmasıyla çıkartılarak 2. Ordu’ya sokulmak istenen 2 adet Zırhlı Personel Taşıyıcısı’ndan birisi  Çevreyolu üzerinde polis ekiplerince durdurulup el konulurken, 1 tanesi ise üzerindeki Kurmay Yarbay Ahmet Üçbudak tarafından çevreye  ateş açılması sonucu 2. Ordu karargahının önüne kadar getirilmişti, ancak Yarbay Üçbudak polisin ateşi sonucu ağır yaralanmıştı

“TERÖR SALDIRISI VAR, DENİLDİ ALAYA GİTTİM”

Almanya tayini öncesindeki görevi 2. Ordu İstihkam Alayı’nda Tabur Komutanlığı olan, ZPT ile 2. Ordu Karargahı’na destek için gelip vurularak yaralanan ve Rize Cezaevi’nden SEGBİS’le duruşma salonuna bağlanan Yarbay Ahmet Üçbudak savunmasında, sağlık sorunlarını anlatırken bir ara ağladı.  Darbe girişiminde Orduevinde olduğunu ve o sırada davanın da tutuklu sanıkları arasında yer alan dönemin 2.Ordu Plan Hareket Eski Şube Müdürü Albay Bahadır Erdemli’nin Orduevi’ndeyken kendisini aradığını ve terör örgütüne yönelik önemli bir eylem olduğunu, birliklerine gitmelerini söylediğini öne sürdü.

Bunun ardından Erdemli’ye İstihkam Alay Komutanlığına Yarbay İsmail Akın’a vekalet ettiğini ilettiğini söyleyen Üçbudak, bunun üzerine kendisinin durumu  yine davanın tutuklu sanıklarından olan İstihkam Alay Komutan Vekili Yarbay İsmail Akın’a  ilettiğini kaydetti. Yarbay İsmail Akın’a konuyu ilettikten sonra kendisine ‘Biraz bekleyelim, durum netleşsin’ dediğini anlatan Üçbudak, İsmail yarbayın daha sonra kendisini telefonla aradığını, İstanbul’da köprüde karışıklık olduğunu ve alaya gideceğini söylemesi üzerine alaya gittiklerini kaydetti. Alaya giderken ulaşabildiği personeli çağırıp, hazırlıklarını yapıp beklemelerini emrettiğini kaydeden Üçbudak, İstihkam Alay Komutanı Tuncay Pekşen’in neden hazırlık yaptıklarını sorması üzerine kendilerinin Tuğgeneral Zeki Karataş’ın  emriyle hazırlık yaptıklarını söyledi.

Pekşen’in odasında 6 saat boyunca oturduklarını ve televizyon izlediklerini ifade eden Üçbudak, ”Tuncay  Albay, Zeki Paşa’ya ulaşmaya çalıştı, saatlerce ulaşmadı. Emir komutayı devraldığına dair bize bir şey vermedi. Olağanüstü bir durumdu. Olağanüstü kararlar alması gerekirdi. 6 saat odasında oturduk. Emir komutayı alma gibi bir şey olmadı. Alay komutanı Tuncay Pekşen 16 temmuz itibariyle izinlidir. Hiçbir yetkisi yoktur. Odasına bulunduğu sürede görevi aldığına dair tutanak tutmamıştır. Tuncay Pekşen’in yetkili olduğuna dair bir belge yoktur. Yetkiliyse sorumlulukları üzerine alıp, alay komutanı gibi davranması gerekiyordu.” İfadelerini iddia etti.

Sabah telefonuna baktığında Albay Bahadır Erdemli’nin kendisini 5-6 defa aradığını gördüğünü, bunun üzerine önemli bir şey olabileceğini düşünerek geri dönüş yaptığını anlatan Üçbudak, telefonla konuşurken çatışma sesleri geldiğini anlattı. Bahadır Erdemli’nin telefonda, “Karargahta çatışma var, ölü yaralılar var, Fatih öldü, Kemal vuruldu” ifadelerini kullanan Üçbudak, Erdemli’nin Zeki Karataş’ın emriyle kendisini aradığını düşündüğünü öne sürdü.

Darbenin ülke genelinde bastırıldığını, haber bültenlerinden ise Malatya’dan kalkışmaya dair hiç bir şeyin geçmediğini iddia eden Üçbudak, savunmasını şöyle sürdürdü:

“Karargahta çatışma vardı. Keşif maksatlı gitmeye karar verdik. Ordu komutanının güvenliği de söz konusuydu. 2 Zırhlı Personel Taşıma Aracı (ZPT)  ile kışlanın kuzeyinden yola çıktık. Çevre yolunda ilerledik. Zaman zaman akan trafiğe girdik. Trafikte araçlara zarar vermemek için refüje girdim. Tali bir yoldan ordu kışlasına giren yolu aradık. İkaz ve polis görmedim. Bir araç geçecek boşluk vardı oraya yaklaşınca arkamdan ateş edildiğini gördüm. Bir mermi geldi ve sağ koluma değdi. Üzerimize ateş açılmaması için uyarı maksatlı piyade tüfeğiyle havaya hedef gözetmeksizin ateş ettim. Hiçbir canlı, araca, nesneye ateş etmedim. Araç istek dışı kışla duvarına çarptı. Telsiz irtibatında problem vardı. Araç orada durdu. Dışarıdan ateş açıldı.  Tahrike kapılmayarak, aracı onların üzerine sürmedim. İsmail yarbayın aracının yolda kaldığını öğrendim. Yıkılan duvardan kışlaya girdim. Dışarıdan üzerime yoğun bir ateş ediliyordu. Mermi atışları uzaktan yapılıyordu. Eğilerek hafif şekilde koştum, kendimi emniyetli bir yere atmaya çalıştım, önce sol sonra sağ ayağımdan vuruldum ve yere düştüm. Vurulduğum yerden kimseyi göremiyordum, herkes mevzilenmişti. Yerde kendimi tanıttım, aşırı derecede kan kaybediyordum. Kışla dışından bir asker sopaya bez takmış vaziyette beni alıp polislerin bulunduğu duvara yakın bir yere götürdü. Tankçı bir Albay cüzdanımı alarak yüzüme eğildi  ‘Oğlum niye geldin şerefsiz’ diyerek kırık olan ayaklarıma tekme attı. Bu albayın generalliğe terfi ettirildiğini de duydum, ismini bilmiyorum.” ifadelerini ileri sürdü.

KEŞİF AMAÇLI GİTMİŞ…

2. Ordu Komutanlığı’nda keşif için gittiklerini savunan Üçbudak, “Darbeye teşebbüs için gitmiş olsaydım birçok araçla giderdim. Darbenin gece başarısız olduğunu gördük. O saatte darbeyi desteklemeye gitmek aptallık olur. Darbeyle alakası yok, keşif amaçlı gittik” ifadelerini savundu.

“PSKOLOJİK BASKI ALTINDA ‘PİŞMANIM’ DEDİM”

Sanık Yarbay Ahmet Üçbudak, Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un  “Bahadır Erdemli senin sıralı amirlerin içerisinde yer alıyor mu?” sorusuna “Hayır almıyor. Karargahta Zeki Karataş sıralı amirimdir.” şeklinde; “Sıkıyönetim mesaj emrinin geldiğinden haberdar oldun mu?” sorusuna, “Resmi olarak görmedim, saat 03.00 gibi haberdar oldum. Herkes darbenin olduğunu biliyordu” şeklinde; “Alay Komutanı Tuncay Pekşen’in Alay’a gelmesinden sonra, emir-komutanın ona geçmesi gerekmez mi?”  sorusuna “Fırsat ve imkan varsa yazılı olarak emretmesi gerekir?” şeklinde; “Görevin 00.00’da resmi olarak sona eriyorsa, o saatten sonra kışladan gitmen gerekmez miydi?” sorusuna “Sabaha kadar televizyon izledik. Olağanüstü bir durumdu” şeklinde; “Bahadır Erdemli’nin seninle irtibat kurmasının özel bir nedeni var mı?” sorusuna “Alay Komutan Vekilinin cep telefonu Bahadır Erdemli’de yoktu.” şeklinde; “O gece telefonla kimlerle görüştüğünü hatırlıyorsun?” sorusuna “Bilmiyorum, bir sürü görüşmeler yaptım” şeklinde; “Bahadır Erdemli ile telefonla konuştuktan sora kimleri göreve çağırdın, kimlerdi?” sorusuna “Bir sürü insanı çağırdım, isimlerini hatırlamıyorum” şeklinde; “Darbe girişimi günü Ankara’da Genelkurmay’da olanlarla görüştün mü? Sorusuna “Hayır kesinlikle, hatırlamıyorum” şeklinde; “Savcılık ifadende ‘Pişman olduğunu’ söylüyorsun, pişman mısın?” sorusuna  “Psikolojik baskı nedeniyle ‘Pişmanım’ dedim.” şeklinde cevaplar verdi.

“ERBAŞ VE ERLERİN BİR SUÇU YOKTUR”

Sanık Yarbay Ahmet Üçbudak,  Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un ZPT’nin İstikam Alayı’ndan 2. Ordu Karargahına getirilmesi konusundaki sorulara verdiği yanıtta,  “Kışla nizamiyesindeki araçlara çarpmamak için tel örgüden çıktık. Erbaş erlerin bir suçu yoktur.  ZPT’yi erlerden birisi sürüyordu. ZPT’nin nereye gideceği konusunda konum ve istikamet veriyordum. Yol üzerinde ateş etmedim. Ordu Karargahına yaklaşınca arkamdan ateş açıldı, o an havaya doğru bir-iki el ateş ettim. ZPT’den indikten sonra kışla dışından ateş açılıyordu, Kışla içindeki ateşi hatırlamıyorum. Yakından bir mermi hissetmedim. ZPT’ye alınan er ve erbaşların seçimi tecrübelerine göre yapıldı. ” şeklinde cevaplar verdi.

Mahkeme heyeti, sanıkların savunmalarına arar vererek avukatların taleplerini almaya başladı.

ARŞİV FOTO: Malatya İstihkam Alayı’nda tabur komutanı iken Almanya’ya ataşeliğe tayini çıkan, ancak darbe günü Malatya’da bulunan eski Yarbay Ahmet Üçbudak, İstihkam Alayı’ndan “kaçırdığı” ZPT ile 2. Ordu Karargahı’na destek için gitmiş, burada vurularak yaralanmıştı. Ahmet Üçbudak, ZPT ile Ordu Karargahı’na giderken güvenlik kameralarına böyle takılmıştı.

Burhan Karaduman-Ferdi Durdu / Yeni Malatya Gazetesi – Malatyahaber.com

Etiketler: /

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."