You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Ağbaba Konuştu AKP, MHP ve HDP’liler Kızdı

Ağbaba Konuştu AKP, MHP ve HDP’liler Kızdı
  • 15.03.2017

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma sırasında, yönelttiği eleştirilere AKP, MHP ve HDP’den tepki geldi.

Ağbaba’nın, AKP’ye FETÖ’yle ilişkisi olduğu iddiasının yöneltmesine AKP’den, Peşmergeler ve Barzani’nin Türkiye’de karşılanmalarına, Barzani’nin bölgesinin Ankara ve İstanbul’da asılmasına, ayrıca AKP ile ilişkilerinde bugün gelinen noktaya ilişkin iddialarına MHP’den, geçmişteki AKP- HDP ilişkilerine ilişkin iddialarına da HDP’liler tepki gösterdiler.

Karşılıklı tepkilerin artması üzerine TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi oturuma bir süre ara verirken, ara sırasında AKP Antalya milletvekili Gökçen Özdoğan Enç ile Ağbaba arasında tartışmaların devam ettiği belirtildi.

TBMM’de Ağbaba’nın konuşması, iddiaları ve gelen tepkiler, yanıtlar tutanaklarda şöyle yeraldı:

“…VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, malum, gündem Hollanda’yla yaşanan referandum krizi. Ben HDP’nin grup önerisine girmeden önce, bu konuyla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum: Bakan sınır dışı edildi, insanlarımız saldırıya uğradı; daha önce, AKP karşılaşmadığı görüntülerle karşı karşıya kaldı. Bunların tamamını şiddetle kınadığımızı ve kabul edilemez bulduğumuzu buradan belirtmek istiyorum. Belki tarihimizde ilk kez böyle bir durumla karşı karşıyayız, bunun da altını çizelim.

Tabii, bu yaşananlar iktidar partisinin “evet” propagandası için kullanılıyor ve bıyık altından AKP milletvekilleri gülüyor, bazı milletvekilleri “evet” oyunun arttığını söylüyor. Türkiye rezil rüsva olmuş, 5’inci sınıf kabile devleti durumuna düşürülmüş; kimsenin umurunda değil. Tarihimizde ilk kez bakanlar sınır dışı ediliyor, tarihimizde ilk kez başbakan ve bakanlar Avrupa ülkelerinde istenmiyor. Ne uğruna? “Evet” propagandası uğruna, başkanlık uğruna. Bu yapılanlara yazıklar olsun dediğimi buradan bir kez daha haykırmak istiyorum.

AKP Türkiye’de mağduriyet bulamadı. Her seçimde mağduriyetten beslenen bu siyasi hareket, şimdi, mağduriyet ithal etmeye çalışıyor, mağduriyeti dışarıda arıyor. İmdadına Avrupa yetişti, Hollanda yetişti. Tabii, burada bir kazan-kazan ilişkisi var. Burada yaşanan iğrençlikler, Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılan hakaretler “evet” oyları için bir propaganda malzemesi olmuş durumda. Hollanda’da Türk ve yabancı düşmanlığı, hükûmet için bulunmaz bir fırsata dönüştü. Bakın, iktidar partisinin milletvekili sayısı anketlere göre 23 iken, bugün 26’ya çıkmış durumda.

Aslında, Hollanda’nın yaptığı olayların benzerini Türkiye’ye daha önce AKP hükûmeti yaşatmıştı. 4 Aralık 2012’de Enerji Bakanının uçağı Irak’a gitmesine izin verilmedi, bir baktık ki uçak Kayseri’de, Bakan Kayseri’de Kayseri mantısı yiyor. Tabii, o zaman, bunlarda, bu kahramanlarda tıs yok, tepki yok.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Seçim yoktu.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Yine, 4 Temmuzda 11 askerimizin başına çuval geçirildi değerli arkadaşlar. Çanakkale destanını yazmış, Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvele meydan okumuş askerlerin başına çuval geçirildi, tepki verilmedi, “Verelim.” diyenler de fırçalandı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kırmızı çizgileri vardı.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Sordular dönemin Başbakanına “Nota verecek misin?” diye, “Ne notası kardeşim, müzik notası mı veriyorsunuz?” dedi. Aslında, AKP, müzikte yedi notayı sekize yükseltti; do, re, mi, fa, sol, la, si notalarından sonra bir de nota olarak “ey” notasını ekledi.

AKP ilginç bir parti değerli arkadaşlar. Bir bakıyorsunuz ki Öcalan’a “teröristbaşı” diyorlar, daha sonra, aynı insanlarla aynı masada müzakere ediyorlar. Bir bakıyorsunuz, “Kandil’i başınıza yıkacağız PKK.” diyorlar, bir bakıyorsunuz ki Kandil Dağı’nda masanın ardında Murat Karayılan, Sabri Ok, Cemil Bayık bir basın toplantısı yapıyorlar, o basın toplantısını devletin kuruluşu TRT ve Anadolu Ajansı canlı yayında dünyaya duyuruyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kandil’i boşaltmışlar.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Buna itiraz edenlere de, geçmişte en çok MHP itiraz ediyordu, MHP’ye de “Kanla besleniyorsunuz.” diyorlar. Bir bakıyorsunuz, HDP’yi, hatta HDP’nin yanından geçenleri “terörist” diye suçluyorlar; geçmişte hatırlıyoruz ki aynı masa etrafında mutabakat imzalıyorlar, Mecliste birbirleriyle kucaklaşıyorlardı. Barzani’ye “aşiret lideri” diyorlardı, sonra bir baktık ki Diyarbakır meydanında Barzani’yle birlikte “…”(x)yi söylediler, gözyaşı döktüler. Bir gün PKK militanlarını üniformalarıyla ve meşhur, bej renkli MEKAP ayakkabılarıyla yüz binlerce insana karşılattırıyorlar; bir bakıyorsunuz ki HDP’li milletvekillerini söylediklerinden dolayı cezaevine atıyorlar. Her gün bir türlü. Bir gün “Milliyetçiliği ayaklar altına aldık.” diyorlar, bir bakıyorsunuz ki milliyetçiliğin bayraktarlığını yapıyorlar. Mavi Marmara’da İsrail’e “katil” diyorlardı, o katillere mazlumların kanını 20 milyon dolara sattılar. Bir gün “Hoca Efendi hazretleri”, “Ne istedin de vermedik?”, “büyük Türk büyüğü” diyorlardı, okyanus ötesine, Hoca Efendi hazretlerine selam, saygı gönderiyorlardı, beraber aynı fotoğraf karesinde türban bağlayarak önünde secde ediyorlardı, bir bakıyorsunuz ki FETÖ oluyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kâbe yapmışlar orayı, Kâbe.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, AKP gerçekten çok ilginç bir parti; bir taraftan Sayın Bahçeli’yle “evet” kampanyası sürdürülüyor, diğer taraftan Barzani’yle. Bakın, geçtiğimiz hafta Barzani Türkiye’ye, İstanbul’a, Ankara’ya geldi, Türk askerleri Barzani’nin bayrağına selam durdu. MHP rest çekti, bağırdı, Meclisi birbirine kattı “Ey AKP! Tercihini yap.” dedi AKP’ye…

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Yaptırdı.

VELİ AĞBABA (Devamla) – …cevabı AKP değil, cevabı Barzani verdi, dedi ki: “Referandumda MHP’yle beraber ‘evet’ kampanyası yapacağız.”

Değerli arkadaşlar, hakikaten, AKP’yi takdir etmek lazım. AKP hakikaten çok ilginç bir parti. Bakın, bunu bir halaya benzetin, halayın ortasında AKP’nin olduğunu düşünün. AKP halay çekiyor, AKP ortada, halayın bir ucunda Sayın Bahçeli, bir ucunda Barzani, sağ eli Bahçeli’de, sol eli Barzani’de, ortada AKP. Şimdi, AKP aradan çıksa, AKP halayı bıraksa, “Yoruldum.” dese Barzani ile Bahçeli bir bakmışsınız, el ele, kol kola halay çekiyorlar değerli arkadaşlar. Bunu sağlamak hakikaten her siyasi partinin mahareti değil. Düşünün ki Barzani ile MHP’yi aynı halayda buluşturuyor ve beraber halay çekiyorlar.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Başka kapıya Veli Bey, hadi hadi! Ekmek çıkmaz buradan sana.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Öyle bir şey yok.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – İkisini de idare ediyor.

VELİ AĞBABA (Devamla) – İkisini de idare ediyor.

Değerli arkadaşlar, MHP meydan okuyor ama sonra konuştuklarını unutuyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, Hollanda polisi geçtiğimiz günlerde kabul edilemez alçaklıkla Türklere saldırdı -bakın, bir örnek size- ve buna herkes tepki gösterdi. Aslında, bu olaya biz daha önce çok şahit olduk değerli arkadaşlar. AKP ilk kez böyle bir olaya şahit oluyor ama üzülerek söylemek isterim ki Türkiye bunca olaya çokça şahit oldu. Hollanda Hükûmetinin Türklere yaptığını AKP yıllardan beri kendi yurttaşlarına yapmaya devam ediyor.

Bakın, değerli milletvekilleri, Berkin Elvan, 14 yaşında, 15 yaşında 16 kilo olarak mezara gömüldü. Ethem Sarısülük, Ankara’nın göbeğinde, Meclise birkaç yüz metre kala polis kurşunuyla katledildi, polis tahliye edildi. Ali İsmail Korkmaz, emir verenler tarafından tekmeyle katledildi, katilleri geziyor.

Değerli arkadaşlar, bakın Dilek Doğan, evine giren polislere galoş giydirdiği için katledildi, hakkında sadece ve sadece iki yıl ceza isteniyor. Burası Cerattepe. Artvin’de eylem yapmaya çalışan, toprağına, doğasına, namusuna sahip çıkmak isteyenlere saldırıyor.

Hocaların hocası dediğimiz, 80 yaşını aşmış hocaya polis şiddeti uygulanıyor Korkut Boratav’a. Değerli arkadaşlar, ilk kez tarihimizde siyasal bilgiler fakültesinde üniversite hocalarının cübbeleri AKP’nin emriyle çiğneniyor. Bir bakın, bakalım şu görüntüye değerli arkadaşlar, bir kız çocuğu, üniversite okuyan bir öğretim üyesi köpeklerin saldırısına uğruyor. Köpeğin cinsi yok ama mantık aynı, Hollanda’da da mantık aynı, Türkiye’de mantık aynı. Belki köpeğin biri Hollanda’da, köpeğin biri Türkiye’de ama mantık aynı değerli arkadaşlar.

Bir bakın, -belki utanırsınız- şu bir milletvekili, birlikte Parlamentoda görev yaptığınız Ramis Topal, Gezi eylemleri sırasında darp edildi, burnu kırıldı değerli arkadaşlar. Yine, geçtiğimiz günlerde bakın, Onursal Adıgüzel, İbrahim Özdiş, Ömer Fethi Gürer, Tahsin Tarhan, Zeynel Emre, polis şiddeti uygulandı daha bundan iki hafta önce değerli arkadaşlar.

Yine, bir kamu emekçisi hakkını arıyor değerli arkadaşlar. Gezi eylemlerinde bir polis tarafından bir kız çocuğuna yapılan muameleye bir bakın değerli milletvekilleri. Belki çok hoşunuza gitmeyecek ama Başbakanın başdanışmanı alçakça bir tekme atıyor bir çocuğa, alçakça, hayasızca, utanmadan. Ne oluyor? Görevden alınması beklenirken ne yapılıyor? Yükseltiliyor değerli milletvekilleri.

Örnek çok, gazeteci Ahmet Şık. Siz “Fetullah Hoca Efendi hazretleri” derken, onun önünde secde ederken, onun eteğini öperken bu adam kitap yazıyordu onların hakkında. Değerli arkadaşlar, şimdi sormak isteriz, kim faşist? Ne diyor AKP Hükûmeti, Başbakan? Hollandalıların yaptığını Nazizme benzetiyor, Hollandalıların yaptığını Nazizm olarak nitelendiriyor. Peki, değerli milletvekilleri, Hollanda’nın, Almanya’nın yaptığı Nazizmse, Nazilikse AKP’nin yıllardan beri kendi yurttaşlarına yaptığı nedir? En ufak hak arama eylemlerinde, en ufak sözlerde AKP maalesef saldırmaya devam ediyor; kendi yandaş, kendi haram medyasıyla da bu saldırıları sanki kendine yapılmış gibi göstermeye devam ediyor. Bir gün bunların hesabı sorulacak. Bakın, tarih bir gün yazılacak ve geçmişte Nazilerin tarihi yazıldığı gibi, geçmişte kendi halkına işkence edenler, katledenler yazıldığı gibi bir gün AKP’nin de kendi insanlarını, kendi yurttaşlarını katlettiğini, onları gazla, polis copuyla copladığını tarih yazacaktır.

Ben hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ağbaba.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Ersoy…

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Efendim, sataşmadan, grubumuza yapılan sataşmadan…

BAŞKAN – Hangi sataşma, hangi cümleleriyle sataştı?

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Sayın Genel Başkanımızı PKK’yla, HDP’yle veyahut da Barzani’yle yan yana durmakla itham eden sataşmalarından dolayı…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Ersoy sizden önce sisteme girmişti Sayın Kürkcü, sizi de dinleyeceğim.

Buyurunuz Sayın Ersoy, iki dakika süreyle söz veriyorum.

RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi kırk sekiz yıllık mücadele dolu tarihinin her aşamasında hesap veremeyeceği hiçbir işin altında olmamıştır. Dolayısıyla, bugünkü aldığı inisiyatifle Anayasa’nın ilk 4 maddesini teminat altına almış, millî üniter Türk devlet yapısının Ankara başkentli, ay yıldızlı al bayrağıyla ilelebet yaşaması için bir inisiyatif almıştır. Milliyetçi Hareket Partisinin aldığı bu inisiyatif, 2009’lu, 2010’lu yıllarda Anayasa’dan Türklüğü çıkartmak için pazarlıklar yapanları, Anayasa’nın 3’üncü maddesini tartışma zeminine açanları, Anayasa’nın temel umdelerini, özellikle millî üniter yapısını tahribat altına alabilecek “Yerel yönetimlere özerklik şartnamesini tartışalım.” diye kurultaylarında konuşanları; öte yandan, PKK’lı teröristlerin cenazelerine el tutanları, onlarla birlikte paçavralarla gösteri yapanları ciddi anlamda rahatsız etmişe benziyor. Cumhuriyet Halk Partisinin içerisindeki çok değerli, millî üniter devlet yapısıyla barışık, ulusalcı, vatansever insanları ayrı tutmakla beraber partilerinin netleşmesini, alınan bu inisiyatiften Türk devletinin geleceğini yönetmeye dair yeni siyaset üretmeleri gerektiğini tavsiye ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisinin sayın liderinin ve partinin aldığı bu inisiyatifi, millet ve devlet bekasıyla ilgili yapmış olduğu hizmeti önemli şekilde tarih de yazacaktır, yaşanarak bunlar da görülecektir. Ve bugün iktidar partisinin millî rotaya dönüşmesinin temel çıkış noktası milliyetçi, ülkücü hareketin almış olduğu inisiyatifle doğru orantılıdır diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ersoy.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sayın Başkan…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kürkcü…

Sayın Ağbaba, bir saniye, sizden önce Sayın Kürkcü vardı.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sayın Ağbaba konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisinin Hükûmet partisiyle kucaklaştığını yani kendi ilkelerine aykırı hareket ettiğini söyleyerek sataştı.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Kürkcü.

İki dakika süreyle söz veriyorum.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Şimdi, sevgili arkadaşlar, Sayın Ağbaba’nın aslında bu araştırma önergesiyle ilgili konuşmasını çok isterdim çünkü ortada son derece ağır, vahim ihlallerden söz ediyoruz. Bir tek rakam vereyim: Bütün bu operasyonlar sırasında 144’ü çocuk, 113’ü kadın, 1.689 sivilin hayatını kaybettiğine dair hem bizim tespitlerimiz var hem de Birleşmiş Milletler raporu bunu söylüyor. Merak ediyorum, acaba Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda ne diyor, soruşturma yapılmasını, bu araştırma önergesinin gerçekleşmesini, bu hesabın sorulmasını istiyor mu, istemiyor mu; tartışma bu. Velev ki -öyle olmadığını söyleyeceğim ama- geçmişte şöyle ya da böyle davranmış olalım, yükselttiğimiz bu soru bir karşılık hak etmiyor mu? Yurttaşlarımıza yapılan bu muamele herhangi bir araştırmayı, soruşturmayı ve bir cezayı gerektirmiyor mu? Cezasızlıkla ödüllendirilecekler mi bu işleri yapanlar? Soru budur, bu soruya cevap istedik ama bu cevabı alamadık. Karşılığında ne aldık? Halkların Demokratik Partisinin bu çatışma dolayısıyla bugüne kadar gerçekleşmiş ölümlerin minimalize edildiği, hemen hemen sıfır hayat kaybıyla geçen bir iki buçuk, üç yıllık sürenin gerçek kılınabilmesi için Hükûmetle giriştiği müzakerenin burada karalandığına tanık olduk. Kim Hükûmetse onunla konuşuruz, çatışmayı kim yönetiyorsa onunla konuşmak zorundasınız ve ister istemez bu toplumun tamamını ilgilendirdiği için bu meselenin Mecliste ele alınması gerektiğini hem biz istedik hem İmralı’dan -yapılan konuşmaların tutanakları var- istendiğini biliyorsunuz. Bunları bile bile, sırf kendini öteki partilerin üstüne çıkarmak kaygısıyla hakikatleri bu şekilde çiğnemeyi ben kabul etmiyorum, Veli arkadaşımıza da hiç yakıştırmıyorum doğrusu. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kürkcü.

* * *

Sayın Ağbaba, dinliyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, MHP sözcüsü, HDP sözcüsü sataşmada bulundular. MHP sözcüsü, netleşmediğimizi, PKK’yla el tutuştuğumuzu ifade etti; onunla ilgili sataşmadan söz istiyorum. Bir de Sayın Kürkcü’den dolayı…

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Tespitti kardeşim, sataşma değil. Sen sataşmanın ne olduğunu bil, sataşmanın ne olduğunu göster.

BAŞKAN – “Netleşme” derken neyi kastettiniz Sayın Ağbaba? Yani Sayın Ersoy’un neyi söylediğini kastettiniz?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Terörle ilgili düşüncemizin netleşmediğini, PKK’yla cenazelere gittiğimizi söyledi.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Değerli arkadaşlar, tabii ben söyledikçe MHP sözcülerinin zoruna gidecek; doğaldır da çünkü bir travma yaşıyorlar.

Değerli arkadaşlar, şimdi, ben eğer geçmişte PKK militanlarını Türkiye’ye getirip, silahlı olarak Türkiye’ye getirip alkışlatmış bir partiyle iş birliği yapsaydım üzerime alınırdım. Bakın size bir resim göstereceğim; bu, şimdi beraber yürüdüğünüz, beraber yol yürüdüğünüz AKP’nin açılım sürecinde bakın ayaklarında Mekap ayakkabı, üzerlerinde avcı yelekleriyle PKK’lı militanlar ülkeye giriş yapıyor; bunu alkışlayan 100 binlerce insan var.

Şimdi, o süreci unuttu AKP, bugün sizinle beraber iş birliği yapıyor. Bakın sizin… Barzani diyoruz ya, kızıyorsunuz ya, bakın Barzani’nin önünde askerler selam veriyor Türk askerleri. Sizin çok kıymet verdiğiniz bakın Barzani… Şu anda beraber iş birliği yaptığınızı söylüyorum. Bir elinde Cumhurbaşkanı, bir elinde Şivan Perwer, Barzani iş birliği yaptığını söylüyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bakın biz “Hodri meydan.” diyoruz. Bizim bir üyemiz, bir milletvekilimizle ilgili böyle bir iddianız varsa ortaya koyarsınız. Biz şimdiye kadar bu iddialara cevap verdik. Bu iddiaları kim yapıyor Sayın Ersoy biliyor musunuz? Bu iddiaları AKP’nin 3.500 lira para verdiği ak troller yapıyor. Size sadece şunu söyleyebilirim: MHP’nin, sizin içinize ak trol kaçmış. Artık AKP bu ak trollere de para da vermez. Niye? O trollüğü yapacak siz varsınız. Böyle şey olur mu? Bir siyasi partinin böyle bir iddiayla çıkması mümkün mü? Bakın, bu iddiayı AKP sözcüleri bile yapamıyor. Kim yapıyor bu iddiaları? AKP’nin para verdiği, beslediği ak troller yapıyor. Sizin içinize ak trol kaçmış diyebilirim sadece.

Yine, değerli arkadaşlar, bakın Tuğrul Türkeş bakan oldu, siz dünyanın hakaretini ettiniz, Türkeş’in mezarına gitti diye gittiniz zemzem suyuyla yıkadınız. Şimdi sizi zemzem kuyusuna atsak çıkmazsınız. Türkeş bari bakanlık aldı, siz bir şey almadan gittiniz AKP’yle iş birliği yaptınız. Belediyenin itfaiyesiyle zemzem suyu fışkırtsanız Türkeş’in mezarında aklanamazsınız.

Teşekkür ederim.

ERKAN HABERAL (Ankara) – Ayıp oluyor. Yakışıyor mu sana? Ayıp!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ağbaba.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Usta…

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, Sayın Ağbaba açıktan partimize sataşmıştır, travma geçirdiğimizi, ak trol kaçtığını…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Kamil Aydın…

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aydın…

Sayın Aydın, lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyiniz. Bu konuyu burada kapatalım isterim.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar, Sevgili Başkanım; öncelikle ben Yüce Divanınızdan sataşmanın, “sataşma” kelimesinin bir tanımını yapmanızı arz ediyorum.

ADNAN BOYNUKARA (Adıyaman) – Tanımı yapılacak. Bu sözlere çok izin veriliyor.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Yani hakikaten bu sözler… Biraz önce gerçekten diğer partideki arkadaşlar seviyeli bir şekilde çıktılar. Kendilerinin verdiği önerge şu. Biz de dedik ki: “Arkadaşlar, Milliyetçi Hareket Partisinin duruşu budur.” Yani böyle bir pandomim izliyoruz. Ta yirmi yıl öncesinden bugüne kadar bir ekol olmuş…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Altı ay önce, altı ay önce…

KAMİL AYDIN (Devamla) – Resimlerle konuş…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Altı ay önce, altı ay önce…

KAMİL AYDIN (Devamla) – Biz ders anlatırken “resim konuşması” diye bir şey söyleriz ama çocuğu bir an önce derse kanalize edelim diye yaparız onu…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ben de öyle yaptım işte!

KAMİL AYDIN (Devamla) – …önce resimden harekete geçsin de belki bir fikir üretir diye.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ben de öyle yaptım!

KAMİL AYDIN (Devamla) – Şimdi, kardeşim, bak, Allah aşkına, şu demagojiden vazgeç. Bakın, burası yüce bir Meclis, ülkemizin her partiden seçilmiş burada temsil yeteneği olan 550 insandan oluştuğu sanılan bir heyetle beraberiz. Burada şimdi geliyorsun, Allah’tan kork ya, Barzani’nin, efendim, dün şunu dedi… Dün ne dediyse Milliyetçi Hareket Partisi bugün onu söyledi. Geçen hafta bir “paçavra” söylemi gelişti. Tutanakları aç bak. Bak, siyaset böyle yapılır, sebep-sonuç ilişkisi kurulur..

VELİ AĞBABA (Malatya) – Tamam.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Dinle, otur dinle.

Şunu söyledik, dedik ki: Bu bayrak paçavradır. Çünkü niye? Bu paçavranın sahibinin elinde bizim ordumuzun, milletimizin kanı vardır. Karşı taraftan bir ses geldi, itiraz edenler oldu. Cumhuriyet Halk Partisinden bir tanesi demedi ki “Evet, burada kan vardır, bu paçavradır.” Şimdi, herhangi bir konuda Türkiye’nin bekasıyla ilgili dün, bugün, gelecekte gerek Anayasa bağlamında gerek terörle mücadele bağlamında net bir tavır sergilememişsiniz. Burada olağanüstü hâller oylandığında bile net bir tavır sergilememişsiniz, şimdi çıkmışsınız koskocaman bir partiyi temsilen -Allah aşkına- böyle bir sataşma olabilir mi ya! Olmayan bir şeyi, el ele tutacakmışız, ortadaki elini çekecekmiş, öbür…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Valla öyle.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Bu, ne halay kültüründe var tamam mı…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Var, var.

KAMİL AYDIN (Devamla) – …ne şemmame kültüründe var, bu Veli Ağbaba kültüründe var. Seni bir an önce…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Halayda da var, halayda var. Bak, Ruhi Beye sor, o halk kültürü uzmanı, bak ona sor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL AYDIN (Devamla) – Biz sokakta ne söylüyorsak burada onu söylüyoruz, tamam mı?

BAŞKAN – Sayın Aydın teşekkür ederim.

ADNAN BOYNUKARA (Adıyaman) – Böyle bir usul yok ya!

BAŞKAN – Sayın Ağbaba…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, hem demagoji yapmakla hem de net tavır almamakla ilgili söyledi. İki dakika sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, söz vereceğim ama bir şey rica ediyorum. Lütfen, yeni bir sataşmaya meydan vermeyiniz. Rica ediyorum.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Devam ettirirse devam ederiz.

BAŞKAN – Buyurunuz.

ADNAN BOYNUKARA (Adıyaman) – Yeni sataşmaya zemin açtınız Başkanım.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Önce, bir sataşma nedir söyleyin Başkanım, öğrensin sataşma nedir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Aslında ben en çok AKP’ye sataşıyorum ama cevap oradan geliyor, onu da anlayabilmiş değilim.

ADNAN BOYNUKARA (Adıyaman) – Söylediğin hiçbir söz doğru değil.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Seni hizmet içi eğitime almak lazım.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Şimdi diyorum ki arkadaşlar, geçtiğimiz hafta olanları anlatıyorum ben size. Geçtiğimiz günlerde Sayın Bahçeli’nin başkanlıkla ilgili söylediklerini hatırlatıyorum ben size. Sizin ne söylediğinizi hatırlatıyorum. Cevap veriyorsunuz. Bakın, biraz önce dedim ki ben, eleştirilerim saklı: Bu bayraklara Türk askerleri selam durmadı mı? Türk askerlerini selam durdurmadın mı? Kimin ortağı? Senin ortağın. Onun cevabını ver.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Ne söyledik burada? Söylediğimizi söylesene! Erkeksen söyle söylediğimizi!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Türk askerleri selam durdu mu durmadı mı o bez parçası dediğin şeye? Bakın ben biraz önce sataştım. İçimde kalmasın, bunu, bu resmi göstermek istiyorum. Geçtiğimiz gün de isim vererek sataştım. AKP’liler alınıyor. Alının arkadaşlar. Bakın burada bir resim var. Bu resmi günlerdir saklıyorum. Geçtiğimiz günlerde burada bulunan kadın milletvekilleri Fetullah Gülen’in huzurunda türban takmışlar.
KAMİL AYDIN (Erzurum) – Muhatabını tanı.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Burası türbe mi? Bu kutsal bir adam mı? Kim? Bunun cevabını verin. Özellikle sataşıyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Grup Başkan Vekili İlknur İnceöz’e sataşıyorum. Burası kim? Bu kim? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bakın neredeyse MKYK üyelerinin tamamı var. Alınacaksınız, utanacaksınız!

NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Senin çok utanacak şeyin var, çok!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Söyleyecek bir şey yok! Bir tek CHP’li milletvekilinin böyle bir resmini bulabilir misin? Bulamazsın çünkü biz orada yokuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – Önce, Genel Başkanınız ne şekilde geldi, kasetler nasıl servis edildi, FETÖ ile nasıl iş tutuldu, onu anlat!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Ya, bu kadar bağıracaksan, kalk cevabını ver.

AKP’nin sözcüsü, grup başkan vekilleri…

ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – Genel Başkanınızın danışmanı olanlar neden tutuklandı?

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bakın, buna siz cevap vermeyin, burada olanlar cevap versin değerli arkadaşlar.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Hah, muhatabını tanı işte!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Biz doğruları söylemeye devam edeceğiz, biz her zaman gerçekleri yüksek sesle ifade etmeye çalışacağız.

ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – Çok çamur atıyorsun, çamursun! Otur yerine!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Öyle, bağırmadan korkacak hâlimiz yok. Senin gibi… Irak’ta tısın çıkmıyor, tısın! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – PKK’lıların cenazesini sizler taşıdınız, teröristleri sizler savundunuz, utanmadan konuşuyorsunuz!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bakın, Türk askerinin başına çuval geçirdiler, tıs çıkmadı! Veli Ağbaba’ya bağırmak kolay.

ABDULLAH BAŞCI (İstanbul) – Aklınıza ne gelirse konuşuyorsunuz! İnsanda ar olur, ar!

VELİ AĞBABA (Devamla) – Bağırsanız da, ne yaparsanız yapın susmayacağız, gerçekleri haykırmaya, geçmişte Fetullah’la ilişkinizi ortaya çıkarmaya devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Marifet yaptım zannediyorsun değil mi, iş yaptım zannediyorsun, senin bu yaptığın marifet mi, övünüyor musun şimdi bu yaptığınla, iş mi yani bu? Böyle bir üslup mu olur ya?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ağbaba.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın İnceöz, söz vereceğim.

Sayın Kerestecioğlu, buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben, öncelikle, şu anda çok erkekçe ve seviyesiz bir tartışma diyemeyeceğim, bir konuşmanın karşılıklı olarak yürüdüğünü düşünüyorum.

ADNAN BOYNUKARA (Adıyaman) – Çok seviyesiz!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şunu ifade etmek isterim: Oradaki siyasi iradeden bağımsız olarak halkların iradesini temsil eden hiçbir bayrağa “paçavra” denmez. Bu ülkede Sudan’ın katil Devlet Başkanı El Beşir ağırlanmış ve bütün dünya onu lanetlerken bayrağı çekilmiştir ama kimse o bayrağa “paçavra” dememiştir ve hiçbir ülkenin bayrağı da “paçavra” denmeyi hak etmez. Öncelikle bunu söylemek istiyorum.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Biz kimse değiliz, biz deriz kardeşim: Paçavradır!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ve bütün Meclisteki özellikle erkek milletvekillerini birbirlerine karşı da, buraya karşı da, bu makama karşı da daha seviyeli bir tartışma yürütmeye davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Seviye tespit bürosu başkanı.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kerestecioğlu.

Sayın İnceöz, buyurunuz, mikrofonunuzu açıyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Veli Ağbaba, bundan evvel yaptığı Meclisteki konuşmalar gibi, gene kendisine, kendi seviyesine uygun bir konuşma yapmıştır.

Biraz evvel gösterdiği fotoğrafla ilgili ben cevap vermeyeceğim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ver sen, ver!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Şu anlamda cevap vermeyeceğim: Kendisini bu konuda muhatap bile almıyorum. 2012’de çekilmiş bir fotoğrafla, biz bunun o dönemde 17-25 Aralıktan sonra ne dedik: “Bunlar paralel devlet yapılanması olmuştur.” Siz neredeydiniz, nerede durdunuz? Biz “Paralel devlet yapılanması” derken siz başka yerlerde duruyordunuz. Biz orada tavrımızı net olarak koyduk.

2013 17-25 Aralıktan önce çekilmiş bir fotoğrafla ilzam, itham etmek ancak Veli Ağbaba gibi şahsiyetle uğraşan kişilere yakışır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)”

malatyahaber.com- Ankara, iha

Etiketler: / /

Yorumlar
  1. mustafa dedi ki:

    Gercekleri,soyleyenden,utanacaksan,utanin
    Sayin,vekilimizle,gurur,duyoruz,dogrulari
    Soylemeye,devam,ediniz,vekilim

  2. Hakan dedi ki:

    Şimdi Allah var Veli Ağbaba ne söylemişse doğruyu söylemiş. 3 Partinin de geçmişleri ortada. Bahçeli’nin Erdoğan’a söylediklerini unutmadık. AK Parti’yle HDP’nin Habur’dan teröristleri karşılamasını unutmadık. Ben CHP’li değilim ama Ağbaba tüm gerçeklerimizi yüzümüze vurmuş,durmuş.

  3. erkan dedi ki:

    Bu CHP lilerin boş boş konuşmaktan başka memlekete bir faydaları varsa dişimi kıracağım.

    1. Yavuz dedi ki:

      Hangisi boş
      Fetonun yanına türbeye girer gibi girenleri göstermesimi.eğr o resimdekiler akpartili olmasa içerde değillermiydi

  4. yunus dedi ki:

    Güzel Malatya’mızın böyle bir millet vekili olduğu için utanıyorum. İş olsun laf olsun diye konuşuyor. Allah cümlemize akıl fikir versin.

    1. Deli İbrahim dedi ki:

      Bu dünyada herkes kendi aklından şikayetçi değil. Allhtan başkası için isteyip kendimiz için istemediğimiz tek iyi şey. Bak bende şikayetçi değilim. Yunus kardeş.

      Belediyede size sağa sola laf sokasınız diye mi para veriyorlar. Daha doğrusu para veremiyorlar. İki aydır kiranı ödemiyorsun.

      Selametle kardeş.

  5. caner dedi ki:

    Söylenenler iddia değil gerçek bunu hepimiz zaten biliyoruz. Ama işte siyaset budur diyorlar, yani 180 derecelik dönüşlerden ibaret bişey. İddiaların sahibi de aynı konumda olsa aynı şeyleri yapardı, bu iş böyle :- )

  6. Mehmet demirhan dedi ki:

    Nasıl izlemedim ben bu oturumu harikaymış. Erinmeden hepsini okudim. Kılıçdaroğlu baykalda olsaymış harika olurmuş. Mhp zaten tayyibin büyüsü altında.

  7. Tuncay dedi ki:

    Bana özellikle sizi rahatsız edenin ne olduğunu yazın editör burda yazdığım her şey beni bağlıyor ayrıca içeriğinde cevabını veremeyeceğim hiç bir şey yok tamamı ulusal basında haber yapılmış bundan dolayı rahatsız olanın siz olduğunuzu düşünüyorum
    EDİTÖR NOTU: Keşke sadece sizi bağlasa!..

  8. Tuncay dedi ki:

    Editör yaptığım yorum nerde en ufak bir sataşma yoktu chp milletvekili konuşmuş sallamış bende bazı hatırlatma da bulundum sizi o yorumda rahatsız eden neydi size dokunan neydi bari onu bilelim yani sizi takip etmeyelim mi okumayalimmi ne diyorsunuz

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."