You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam
Malatya Haber -

Ağlayan Adamların Haftasıydı…

Ağlayan Adamların Haftasıydı…
  • 26.12.2015

Liglerin son maçlarının bitiminde, ağlayan futbolcular görürsünüz. Düşenler veya büyük ikramiyeyi kaybedenler üzüntüden, kazananlar ise sevinçten ağlarlar. Tribünlerde de eşlikçi gözyaşları vardır…

Her kademesiyle fotofinişe kalan Turkcell Süper Ligi, bu sezon her zamankinden fazla gözyaşı döktürdü. Sahaya bir seksen uzanmış veya çömelmiş vaziyette hünküren, ıraklara boş boş bakan adamlara alışığız da, bu sefer, daha maç oynanırken iki gözü iki çeşme hale gelenleri gördük. Hasan Şaş, Mondragon, Denizlispor’un Fenerbahçe’ye gol attığı haberi tribünlerden üzerlerine yağdıktan sonraki üç beş dakikayı gözyaşları içinde oynadılar.

Bu manzaradan dört gece önceki UEFA Kupası finalinde, kameranın sık sık seyrine baktığı bir Sevillalı adamcağız vardı. İlk devrenin ortalarında gelen ilk golden itibaren, ya sevinç gözyaşları döküyor, ya ağlamaklı bir saadetle dualar ediyordu. Ali Sami Yen tribünlerinde de niceleri, Denizli’den ‘bitti’ haberi gelene kadar o haldeydi.

Kaya’ya kim ağlasın?

Bunlar, güzel veya en kötü ihtimalle hüzünlü ağlamalar. 37 yaşındaki iki çocuk babası işçi Recep Kaya’nın ardından dökülen gözyaşlarındaki kahırla karşılaştırılabilir mi? Geyve’de, Fenerbahçeli bir ‘taraftar’ grubuyla onlara bira satmak istemeyen büfeci ve yakınları arasında çıkan kavgayı ayırmak isterken, kalbinden bıçaklanarak öldürüldü, Recep Kaya. Ama onun, ‘tribünlerde’, daha doğrusu tribünlere oynayanlar arasında ağlayanı yok işte…

Galatasaray, bu 16. şampiyonluğunu, kuşkusuz en değerlilerinden birisi belki birincisi- olarak hatırlayacak. Gerek mali imkânları gerek kadro servetiyle üstün olan, nitekim ligde iki maçta da yenildiği ezeli rakibine karşı, son ana kadar kovalanıp kazanılmış bir şampiyonluk… Eskimiş oyuncularla, sakatlıklarla önemli kayba uğramasına rağmen, ‘maaş’ sıkıntıları içinde… (Taraftarlar takımlarına öylesine helâllik vermişlerdi ki, herhalde Ilic hatırına, tribünde bir Sırbistan-Karadağ bayrağı ‘bile’ vardı!)

Christoph Daum, 20 Mayıs 2000’i hatırlamış olmalı. Onun komutasındaki Bayer Leverkusen, beraberlik yeterken, dandik Unterhaching’e mağlup olup şampiyonluğu kaybetmişti! Fenerbahçe, bu sezon üç lig ve kupa maçında da toplam 13-2 yendiği Denizli’den beraberliği zor sıyırabildi. Denizlispor’da bir Acıpayamlı kadar yerleşik hale gelen Süleymanou Hamidou’yu, kendisinden her şeyin beklenebileceği bir kaleci olarak biliriz. Fenerbahçe karşısında, sağlamdı. Yeşil-siyahlı golü atan Mustafa Keçeli’nin bu sezonki performansına haftalarca önce dikkat çekmiş olmak, ‘bu satırların yazarı’nın iftiharı olsun! Şunu da soralım: Denizli seyircisinin 16 dakikalık inkıta yaratacak konfeti ishali, ayrıca sahaya fırlatılan meşaleler ve sair ‘maddeler’, cezasız mı kalacak?
Maçlar sonuçlandığında, aslında Denizlispor’un bu maçı kaybetseydi bile ligde kalacağı çıktı ortaya! Antepspor’a trajik bir şekilde, kendi kalesine attığı golle yenilen Malatya düştü; Sarı-Kırmızılıların dört haftalık galibiyet serisi boşa gitti. Öteki sarı-kırmızının şampiyonluk sevincine izin vermeyen bir öfke vardı, Malatya caddelerinde.

Ağlayan adamların arasında lige son veda eden takımın, Malatyaspor’un da oyuncuları vardı. En çok üzülenlerin başında son haftada kendi kalesine gol atan Ömer Erdoğan geliyordu.

Samsunspor-Diyarbakırspor, geçen sezonun son haftasında da karşılaşmışlardı. Samsun bu müsabakayı ‘lüzumsuz maç’ havasında oynamış, Diyarbakır kazanıp Sakarya da Malatya’da yenilince, yeşil-kırmızılılar kurtulmuştu. Pazar gecesi sezon, bu karenin kalan üç üyesi de 2A’ya yollandı! Kimileri bunda bir ilâhi adalet görüyor.

2500. gol İbrahim’den

Beşiktaş Trabzon’u hiç lüzumu yokken yenerek, üçüncülüğü aldı. İbrahim Akın’ın attığı 2. gol, Beşiktaş’ın 1. Lig tarihindeki 2500. golü. Trabzon’un ve Kayseri’nin yenilmesi, Gençlerbirliği’nin UEFA hesabının tutması anlamına geliyordu. Fakat Gençlerbirliği, Çaykur Rizespor’un as elemanlarının yarısını terhis ederek Ankara’ya getirdiği genç kadrosuna mağlup olunca, UEFA’yı da İntertoto’yu da kaybetti. Bu kademedeki en büyük hayal kırıklığını, onlar yaşadılar. Son hafta yapılan üye yığınağıyla gerçekleşen kongrenin, muhalif-muvafık birçok kıdemli Gençlerli’de yarattığı hayal kırıklığının ‘hediyesi’ oldu bu. Tarihinin en iyi derecesini yapan Kayserispor’a, İntertoto çıktı. Ligin kafasındaki sıralama, yine dörtlü oligarşinin damgasını taşıyor. Geçen sene de böyleydi. Oysa ondan önceki beş sezonda (1999-2004 arası) ilk dörde ‘ötekilerden’ biri sızmayı başarmıştı.

Bir teferruat: Ligin iki yenisi, iki Orta Anadolulu, Erciyesspor ile Sivasspor, sezonun ikinci devresinin puan sıralamasında Diyarbakırspor’un üstünde 16. ve 17. sırayı alarak küme düşüyorlar…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."