SON DAKİKA
SON DEPREMLER

"Albay 'Bizi Teslim Etmeyin, Gerekirse Vurun' Dedi"

0
Güncellendi - 2017-03-13 21:33:27
A- A+ PAYLAŞ

15 Temmuz gecesi ve ertesi gün 2. Ordu ve 7. Ana Jet Üssü'ndeki Darbe Girişimi ile ilgili 76 askerin yargılandığı davaya, duruşma salonuna dönüştürülen Yakınca Spor Salonu'nda devam edildi. İfadeleri alınan eski koruma astsubaylarından Hacı Eyyip Özcan, Ordu Komutanının kesinlikle silah kullanmamaları emrini verdiğini belirtirken, Fatih Gürcan darbeci grubun lideri eski Albay Bahadır Erdemli'nin Ordu komutanının makam odasındaki tartışma sırasında "Bizi teslim etmeyin, gerekirse vurun" dediğini ileri sürdü. Eski Astsubay Hasan Ayaz da, darbecilere niye müdahale etmedikleri konusuyla ilgili "Kimin kimden olduğunu ve kime müdahale edeceğimizi bilmiyorduk" diye konuştu.

ASTSUBAY KORUMALAR İFADE VERDİ..

Müdahale etmem emredilseydi, gözümü kırpmadan yapardım

Tutuklu yargılanan dönemin 2. Ordu Komutanı Adem Huduti'nin Koruma Astsubayı Hacı Eyyip Özcan da (yandaki fotoğrafta) 15 Temmuz'da Huduti ve Huduti'nin Emir Subayı eski Binbaşı Sedat Kaya'nın emirleri doğrultusunda hareket ettiğini söyledi.

Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada tutuklu sanık Ordu Komutanı koruma astsubayı Hacı Eyyip Özcan’ın ifadesi alındı.

Şüpheli darbecilerin teslim olana kadar komutanın güvenliğini sağladıklarını aktaran Özcan, savunmasında; “Bütün gece boyunca silahlı bir çatışmanın olmasını engelleyip, ordu komutanımızı koruyarak, görevimi layıkıyla yapmış olmanın verdiği huzurla karşınızdayım. Hiçbir tarikat ve cemaate üye olmadım. 16 Temmuz'da darbecileri ben teslim ettim. Gece boyunca ben sürekli kameraların önündeydim. Sabahleyin kameraların yönlerinin değiştirildiğini fark ettim. Şüpheli darbecileri aldık ve polise teslim ettik. Kameraların istikametlerini değiştirmedim, düzletmeye çalıştım. Kimin darbeci kimin FETÖ üyesi olduğunu ben nereden bileyim. Adem Huduti 'kesinlikle silah kullanmayacaksınız' diye emir verdi, ben de emirler doğrultusunda hareket ettim. Müdahale etmem emredilseydi, gözümü kırpmadan yapardım. Ben emir-komuta zinciri içinde hareket ettim." iddialarını ileri sürdü.

Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un sorusu üzerine koruma astsubayı Özcan, “Kemal Yüzbaşı beni nizamiyeden almak istemedi, ısrar edersen, ayağından vururum dedi, dışarı çıkmak zorunda kaldım. Suat Özocak Yarbay geldi, Suat Yarbay’da içeri giremedik. İkinci kez de gidemedim. Orduevi’ne gittim, tekrar kışlaya geldim. Üçüncü girişimde nizamiyeden ordu komutanını koruma astsubayıyım diyerek girdim, o esnada Kemal Yüzbaşı’da oradaydı.” dedi.

Ordu komutanın izniyle kurmay başkanını makamdan çıkardık

Malatya darbe girimi davasının 5. Duruşmasında dinlenen dönemin 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti’nin koruma astsubayı Fatih Gürcan (yandaki fotoğrafta), darbe girişimi saat 22.00 sularında emir subayı Sedat Kaya’nın kendisini araması ile ordu komutanının saat 22.30’da konutuna geçtiğini, ardından karargaha gittiklerini belirterek, “Bahadır Erdemli, Kurmay Başkanına silah çektiğinde kurmay başkanını komutanın odasına alarak güvenliğini sağladım. Tuğgeneral Zeki Karataş’ın tabancasını aldım. Uzun namlulu silahla makam odasına girmek isteyen Bahadır Erdemli’den silah aldık. Makam odasında Bahadır Erdemli’nin ‘Bizi teslim etmeyin gerekirse vurun’ dediğinde elindeki doğrulttuğu silahı aldık. Emir-komuta zincirinde görev yaptım.

Belli olmayan bir ortam vardı. Görevimi en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Görevim olan ordu komutanı korumada en iyi şekilde korudum. Biz ordu komutanımızı makamına getirerek, görevinin başında olmasını sağladık. Ben emir subayının emirlerini dinledim. Bahadır Albay ordu komutanının odasından Kurmay Başkanı’nın çıkmasını istedi, gerginlik oldu. Bende gerginliğin büyümemesi için ordu komutanımızın can güvenliği için, ordu komutanımızın izniyle kurmay başkanımızın çıkmasına refakat ettim. Bahadır Albay içeri giriyor, aynen şu ifade geçiyor, ‘Bizi teslim etmeyin gerekirse vurun’ diyor, emir subayı elindeki silahı alıyor. Buna şahit oldum. ” diye konuştu.

Gürcan, “Bahadır Albay gelip, ‘teslim oluyoruz’, dedi, bende makama (Orgeneral Huduti’nin yanına) aldım. Makam odasına silahlı girmelerini, ordu komutanımızın can güvenliği nedeniyle önledik. Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili’nin kimseye emir verdiğini ve ordu komutanımıza fiziki bir tepkisi olmadı, buna şahit olmadım.” ifadelerini ileri sürdü.

Komutanımın emri üzerine makam aracına G3 ve 5 şarjör koyduk

2. Ordu Komutanlığı eski İdari Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral Mustafa Serdar Sevgili'nin emir astsubaylığını ve korumalığını yapan tutuksuz sanık astsubay Hasan Ayaz; mahkemede yaptığı savunmasında; “Serdar Paşa G3 piyade silahı 5 şarjör hücum yeleği koymamı emretti. ‘Emredersiniz’ dedim ve şoförü ilgili yere gönderip zimmet karşılığı silahı almasını söyledim ve araca silahı o koydu.Bu saat 17.00 ile 18.00 arasıydı. O gün saat 19.15’te komutanımız kışladan ayrıldı. Serdar Paşa ve biz makamına geçip, bir emri olup olmadığını sorduk. Şimdi git 22.00-23.00 gibi gel dedi. 19.00 servisini kaçırdık. 20.30 servisini beklerken kurmay başkanı Zeki Paşa törenden döndü. Ekmek arası sandviç verilmişti. Onlarla yedikten sonra eve gitme ihtiyacı kalmadı. Zeki Paşa ve Serdar Paşa saat 20.45-21.00 gibi kurmay başkanının odasına geldiler. Bize makam araçlarının hazırlanması emri verildi. Araç hazır olduğunda komutanlarımıza bildirdik, çıktılar. Makamdan aynı anda ikisi de çıktı. ‘Emir subaylarının gelmesine gerek yok’ dediler.

Bahadır Erdemli, Fatih Kılınç, Eyüp Kök koridorda vardı aşağı indik. Bizim makam aracına Fatih Kılıç ile Bahadır Erdemli bindi. Zeki Paşa ise karar değiştirdi. Emir subayı ile ayrıldılar. Makamıma geçip, film izliyordum. geri dönünce yanlarına gittim. ‘Nereye gittiler’ diye şoförünü aradım, ‘Nereye gittiniz dedim? ‘ Kara Havacılık Alay Komutanlığı ve Sayın Ordu Komutanımızın kapısına geldik. Komutanlarımız bir şey gösteriyor .’ dedi. Konutta işleri bitikten sona geri geldiler. Geldiklerinde komuta katına geçmişler. 23.30 dan sonraki süreç. Bir müddet bekledik. O ana kadar Bahadır Albay’ın Kurmay Başkanına silah çekme anına kadar darbe hazırlığı yoktu. Kimsenin darbe yapılıyor diyeceğine inanmıyorum. Benim komuta katında bulunduğum süre içinde darbeye yönelik bir darbe hazırlığı yoktu. Kurmay başkanımız geldiğinde ‘adamınızı çekin’ diye bir laf kullandı. Birkaç defa bunu tekrarladı. Bahadır Albay ile diyalogu oldu. Bahadır Albay belindeki silahı Kurmay Başkanımıza tuttu. Bir takım şeyler başladı. Şok olduk. Panik ortamı oldu ama Kurmay Başkanımız ‘tamam tamam’ dedi ortam yumuşadı. Bahadır Albay’ın silah çekmesine müteakip, 15 saniye kadar sonra kurma kolu sesi gelmiş. Onlar makama geçtikten sonra panikle kurmay başkanının emir subayının odasına geçtik, ‘Ne oldu’ diye birbirimize sormaya başladık. Emir Subayı Sedat Binbaşı bizim olduğumuz yere gelerek Kurmay Başkanı emir subayından Kurmay Başkanı’nın numarasını sessizce istedi, gizlice cebine koyup gitti. Şoförümüz Recep’ten arabayı kilitleyip bana vermesini söyledim. Verdiğim emiri yaptı ve anahtarı aldım.” iddialarını ileri sürdü.

Ayaz, Ordu Komutanı Adem Huduti tarafından hazırlanan 'Darbeye iştirak edenler' listede isminin bulunması ve araçtaki silahlarla ile ilgili olarak, “Emir astsubayı ve korumayız, komutanlarımız her türlü işinden biz mesulüz. Dolayısıyla emrini daha önce defalarca verdi zaten. Nizamiyeden makam aracı çıkacağı andan itibaren araçta bir silah, komutan bindiğinde iki silah olur. Darbeye iştirakten haberimiz yok. Boğaziçi Köprüsü'nün kapatılmasını bomba ihbarı olarak değerlendirdim. Ta ki komuta katında silah çekme olayına kadar. Kimin kimden olduğunu ve kime müdahale edeceğimiz bilmiyorduk. Oradakilere silah çekip müdahale etmedik.

O listeye daha sonraki süreçten sonra eklendiğimi düşünüyorum. 16 kişilik listenin en altındayım, sonradan yazılmış olmam aşikar. Komutanımız listeyi kendisinin hazırlamadığını Kurmay Başkanı'nın hazırladığını söyledi. Kurmay Başkanı'na da savunmasından sordum darbeciler teslim olurken yazdığını ve beni hatırlamadığını söyledi.” ifadelerini kaydetti.

UZMAN ÇAVUŞLARIN İFADELERİ..

Toplamış, sonra "Bu bir tatbikattı" demiş

2. Ordu Komutanlığı Karargah Destek Grup Komutanlığında görevli tutuksuz sanık Piyade Uzman Çavuş Yunus Belen; “Yüzbaşı Kemal Keskin, bana silahlı şekilde askerleri yanına getirmemi istedi. Yüzbaşı Kemal Keskin bize, ‘Ordu yönetime el koydu, içeri giriş çıkış yasak.’ dedi. Sonra bizi 2 nolu nizamiye götürdü. Orada mevzilere yerleştirdi. Yaklaşık orada 10 dakika kaldık. Sonra bana ‘Heyecanlandınız mı’ dedi. Bende kendisine heyecanlandığımı söyledim, daha ‘Sonra bu bir tatbikattı’ dedi. ‘Tatbikat yaptık herkes görev yerine dönsün.’ dedi. Askerleri alıp yerime dönerken dikkatimi çekti. İlk kez böyle tatbikat yaptık. Nizamiye bölgesinden koşarak giden bir asker gördüm. Yüzbaşı Kemal Keskin silahını askere doğrultu ve koşmaya çalıştı ama engelledir, kimin engellediğini bilmiyorum. Yüzbaşı Kemal Keskin kapıya gelen bir araca 'git buradan tatbikat yapıyoruz'” İfadelerini ileri sürdü.

Belen, “Saat 00.30 civarında Yarbay Ali Aydın Torun, Ahmet başçavuşla beraber geldi. Harun Başçavuş'a bir şey söylediler. Harun başçavuşa ne olduğunu sordum. Ordu komutanı ve kurmay başkanını Albay Bahadır Erdemli tarafından rehin alındığını söyledi. Harun Başçavuş askerleri dışarı değil, içeriye doğru mevzi almalarını söyledi. Yanıma gelen üzerinde üst kamufulajı olmayan bir kişi “4 tane ZPT gelecek, kapıdan içeri alacağız’ dedi. 2 nolu nizamiyede çatışmalar artınca, kule tarafına geçtim. Oraya vardığımda Ali Haydar Torun vardı. Kendisine benimle konuşan şahsı sordum. Ban konuştuğum şahsın ‘Bahadır Albay’ olduğunu söyledi. Ali Haydar Torun’da benden cep telefonumu alarak, Mustafa Er Albay’ı arayarak durum hakkında bilgi verdi.” iddiasını ileri sürdü.

Mahkeme Başkanı Vedat Koç’un soruları üzerine sanık Yunus Belen, “Ben o gün nöbetçiydim. Yüzbaşı Kemal Keskin, saat 21.00 yada 21.15 gibi çağırdı. Nizamiyeye gittiğimde ateş sesi yoktu. İlk silah seslerini tahmini 23.00 ile 00.00 arasında geldiğini hatırlıyorum, 2 nolu nizamiye tarafından geliyordu. İçerden ve dışarıdan ateş edenleri göremiyordum. Bahadır Erdem’in Ahmet Üçbudak ile telefonla konurken yanındaydım, kendisine nerede kaldığını soruyordu. Teslim olurken, silahımı polise teslim ettim. Kemal Keskin, ‘Giriş ve çıkış yasak’ diye emir vermişti.” ifadelerini ileri sürdü.

Darbe gecesi bize zırhlılara uçak savar taktırarak beklettiler

Malatya İstihkam Alayında Nöbetçi Uzman Çavuş olarak görev yapan tutuksuz sanık Seyit Aslan, darbe girişimi gecesi tutuklu sanıklar Yarbay İsmail Akın ile Kurmay Yarbay Ahmet Üçbudak'ın bulunduğu yere gelerek tabur karargahın kapılarının açılması emirini verdiğini söyledi.

Kapıları açtıktan sonra yine aynı kişiler tarafından tüm askerlerin içtima için toplanması, silah ve teçhizatları almaları emirleri üzerine bunu kendisinin de koğuşlara ilettiğini kaydeden Seyit Aslan, “Daha sonra toplandık. Yüzbaşı Hamdi Bulut içtima alanına geldi, bütün rütbeli personeli yanına çağırdı. Öncelikle cep telefonlarımızı kapatmamızı istedi. Sonra ne oluyor niye toplandık gibi sorular sorduk. Kendisin de bilgisinin olmadığını telaş yapmamızı beklememizi söyledi. Daha sonra zırhlı araçların (ZPT) hazırlanmasını uçaksavar mermileri yüklenmesini ve hazır olmasını emretti. Bunların üzerine Ahmet Üçbudak'ın yanına gidip başka bir emrinin olup olmadığını sormamızı istedi." iddialarında bulundu.

Hazırladığı araçta daha sonra uyuduğunu ve sabaha karşı kalktığını söyleyen Seyit Aslan, bu sırada bir başçavuşun kendisini aradığını ve Ahmet Üçbudak'ın emirlerini dinlenmeyeceğini söylediğini aktararak, "Tayfun teğmen daha sonra zırhılı aracı kilitleyip şoförle birlikte taburlar bölgesine gitmemizi istedi. Buraya geldiğimizde tüm askerlerin koşuşturarak camiler bölgesine gittiğini gördük. Bizde onlara katıldık beklemeye başladık. Bekledikten sonra bütün askerler istirahata geçebilir dendi. Bizde istirahata geçtik.” ifadelerini ileri sürdü.

Arslan, diğer tutuklu sanıklar Yarbaylar İsmail Akın ve Ahmet Üçbudak’ın ticari taksi ile Alay’a geldiğini söyledi.

Seyit Arslan, gözaltına alınırken cüzdanından çıkan 1 doların düğünden hatıra olduğunu ve bunun FETÖ ile ilgili olmadığını öne sürdü.

Burhan KARADUMAN, Ferdi DURDU, Yeni Malatya Gazetesi- malatyahaber.com

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız