You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

“Angara’da Hayfene”

“Angara’da Hayfene”
  • 27.12.2015

EN SONUNDA MALATYA’LILARIN PİKNİĞİ GERÇEKLEŞTİ

Av. Selami YÜCEL

Ankara Malatya’lılar Derneğini kuruluşundan beri adım adım gözlüyorum. Bu derneğimiz iletişim konusunda çok başarılı bir duruma geldi. Arşivleri sayesinde binlerce kişiye mesaj gönderebiliyorlar.

Kitlelere ulaşmak ,organize olmak için birincil şarttır. Birinci merhaleyi başarmış olduk. Bundan sonra kültürel birlikteliğimiz gerçekleşecek, ondan sonra da inşallah Malatya’lıların gerçek birlikteliği sağlanacaktır. Kültürel amaçlarla bir araya gelmek ve organizasyonlar işin en güzel ve zevkli yanıdır. Siyaset ve menfaat açısından bakarsanız olay bir yere kadar ilerleyebilir,birlik parçalanır, ondan sonra patlatılmış balon gibi bir bakarsınız sadece fısıltı kalır.  

Malatya’lılar Derneği tarafından hem facebook sayfama hem de cep telefonuma Malatya’lılar Pikniğinin yapılacağı haberi geldi. Ben kültürel programları, özellikle de Malatya programlarının kültür içerikli olanlarını hiç kaçırmak istemem. Bu defa da böyle oldu eşim Perihan Sultan’ı ikna ettim. Eşime bu ünvanı arkadaşları taktı. Ben de zaman zaman Perihan Sultan sözcüğünü kullanırım. Misafiri çok sever, yemekleri bol bol yapar, çoğu zaman da yiyemeyiz, artar. Ağa kızlığından ve aşiret geleneğinden gelen dürtü ile istese de az yemek yapamaz. Otuz sekiz seneden beri kendisini oranlı yemek yapması konusunda ikna edemedim. Yemekleri hazırlar, ancak ne eder eder servisi mutlaka gelen misafirlere yaptırır.  Bu geleneksel kültürümüzün bir de olumlu yanı var. Aniden gelen misafirlere hemen yemek çıkarabilmek, ağırlayabilmek. Bu konuda şimdiye dek hamdolsun hiç sıkıntı çekmedik. Ama burası Ankara, elli sene önceki Malatya değil. Bütün köylü şehire göç etti. Malatya da bile habersiz misafirliğe gitme olayı kalmadı. 

Dernek ayrıca ilanları da e mail ile gönderdiler. Sarı kırmızı renkli çiçekli bir ilan yapmışlar; tüm Malatya’lıları bekliyorlarmış. Dört tane otobüs tutmuşlar. Arabası olmayan Malatya’lılar için çok çok önemli. Bu organizasyonu tek başına Malatya’lılar Derneği yapmadı. Yanılmıyorsam 21 dernek bir araya gelmiş…

Malatya’lıların ruhlarını bildiğim için söylüyorum; onlar isterler ve birlik olurlar ise dünyanın merkez noktasını bile değiştirebilirler. Şu anda gerçek birlikteliğimizden çok uzağız. Fısıltı dönemini geçiriyoruz. 

Ne ise bir anı şeklinde  Malatya Merkez şivesini kullanarak pikniğimizi anlatmaya çalışacağım. Böylece birkaç kuş birden vuracağım. Birincisi Malatya şivesini konuşamayan meraklı gençler yazıyı okuyarak büyüklerine tercüme ettirebilirler. İkincisi Malatya şivesini kullananlar genç nesillere ve yaşlılara o güzel şivemizle anlatabilirler. Diğeri çok daha önemli; Malatya’mızın artık unutulan yumuşak ve sevimli şivesinden bir örnek yazıya ve kalıcılığa dökülmüş olacaktır.( Genizden gelen “h” sesi yerine “ğ” harfi kullanılmıştır.)

ANGARA’DA MALATYALILARIN HAYFENESİ

Biz esgiden bu tür piknik gezilerine Hayfene yapma derdik. Beydağı’nda çağa(çocuk) iken yaptığımız hayfeneler halâ gözümün önünde. Herkes bir takım malzemeler alır, ortaklaşa bir takım yiyecekler yapılarak hep birlikte yenirdi. Hey gidi günler hey.

Sabah araba ile Elvankent’ten Çevre yoluna çığdığ (çıktık) ver elini Yalıncak Kövü mesire alanı. Hemen Malatya’lılar nerede? diye sorduk. Görevli eli ile işaret etdi. İşaret etdigi yere dorğu getmeye başladık. Ğanıma(hanıma) termos ve bir adet torbayı verdim. Ben de diğer iki malzemeyi alarak boş masa aramaya başladığ. Gardaş heç sorma, bütün Türkiye sanki oraya yığılmış. Sabağın seher vağdında inne atsan yere düşmüyü. Kölgelik bir yer bulduğ, bir iki nefes aldığ. Perihan Sultanı oraya bıraktım. Yer bulmağ için dolaşmaya başladım. Masaların tamamı dolu. Önüme gelene soruyum. Gardaş siz nerelisiniz, Malatya’lıların piknik alanı nere? diye. Kimi Akçakocalıyığ, kimi Trabzonluyuğ diyi.Benim için heç önemli değil emme velakin ğanıma en azından bir masa ve sandalye bulmağ zorundayım. Yoğsa bir daha benimle beylesi etginliklere gelmez.Ben de tek getsem guş gibi ortada galırım. 

Bir bağdım ki Trabzonluların Piknik alanı diye bir yazı var. Orada boş bir masanın varlığını tespit etdim. Ğanımla beraber eşyalarla birlikte tam masaya oturacağ iken birisi yanımıza gelerek laz şivesi ile masanın sahibinin olduğunu söyledi. Ağama söyleyem. Oradan da havamızı aldığ. Olacağ gibi değil. Allahın hangi guluna sorsağ Malatya’lıların yerini bilmiyi. Başınızı arğıtmayağ(ağrıtmayalım), sora sora Malatya’lıların yerini bulduğ. Ora da ana baba günü. Çağa coluğ(çoluk çocuk) birbirine girmiş. 

Bir bağdığ ki suyun kenarında iri iri sögüt ağaçlarının altında bir naylon masa var. Edirafında da heç kimse yoğ. Göbeklerimizin iriliginden ve diz arğılarımızdan dolayı yere de oturamıyığ(oturamıyoruz),  Otursağ da golay golay gağamıyığ(kalkamıyoruz). Yer de serin mi serin. Haman(hemen) yerleşdik. Dedik ki bura gözel, bir de boş masa ve dört sandalya var. Beş dakka gadek (kadar)oturduğ ki, bu gafla(defa) başga bir genç geldi. Bu masa ve sandalyeler bizim demez mi. Ne yapacağımızı şaşrdığ. Periğan Sultan bana sert sert bağmaya başladı. Haydi geri dönek(dönelim) demesinden gorğdum(korktum). Çünkü: o dedigini yapar, sultan, ağa gızı, aşiretin gonca gülü ya.

Genç; herhalda halımızı annadı ki(anladı)  muhabbetimizde bu masayı bir büfeden kiraladığını söyledi.  Dünyalar benim oldu. Haman büfeye dorğu ğızlı adımlarla getdim. Sadece bir tene masa ve dört tene sandalya galmış. Parasını verdim, getirdim sögüt ağaçlarının altına kölge bir yere gurdum. Haman yağınında da güçcük bir dere ağıyı(akıyor), yer boğaz.. Eyle bir esiyki(esiyor) heç sorma getsin. Birez yörep(meyilli) emme (ama) masanın bir kenarını sögüt ağacına dayadığ, ğırğalarımızı(hırka) da üşütmeyek diye geydik. Perihan Sultan bir sandalyaya oturdu; keyfi yerine geldi. Terini silmeye başladı.

Bu arada masa ve sandalye galmadı. Herkes yerlere oturup hayfene yapıyı. Üç tene arvat(kadın) bizim masaya geldi, galan sandalyalardan ikisine müsaademizi beklemeden oturdular. Biz yerimi bulduğ govalasanız da ğağmazığ(kalkmayız) demezler mi? Serde Malatyalılığ sevgisi var ya buyurun ğoş geldiniz, sefalar getirdiniz dedik. Emekli öğretmenlermiş. Birisinin amcası Muharrem Garipağaoğlu ile bol bol sohbet ettik ve tanıştık. Gözü gönlü toğ Malatya’lılar bibirlerine ikramda bulunuylar, sohbet ediyler. Gözlerimin ögüne(önüne) paylaşmayı seven ve çoğ değer veren atalarımız geldi. Demek ki yeni nesilde de bu özelliğimiz ölmemiş, gırıntısı olsa da galmış. Gözlerim doldu. Bir ağ(ah) çekdim derinden. Ağ ağ derin oy dedim.

Yav gardaşım birez ileriye getdik ki bir yere mikrofon sistemi gurmuşlar şeherlisi, Argavun’lusu, Hakimiğanlısı, Arğalısı(Akçadağ) hep birbirine garışmış. Çalıp söylüyler, oynuylar. Fazla atmayı sevmem haman haman ikibin Malatya’lı bir araya gelmiş, Hepisinin de yüzleri gülüyü. Bu çalgıcıların(sanatçıların) belirlenmesi ve onların organize işini de değerli hemşerimiz Kenan Şahbudak Ğocamıza vermişler. Mülayim ğuyuyla(huyu ile) en eyisini yapmaya gayret gösteriyi. Kenan Ğoca(hoca) gözel de saz çalar. Eyi bir Malatya’lıdır, çoğ da alçağ gönüllüdür. Ğocamız kimleri getirmemişdi ki. Sanki orası açığ hava konser salonu olmuş.  Başda Kenan Ğoca, Ahmet Dumlupınar, Yılmaz Şirin, Tuba Nurtekin, Soner Ergül, Hüseyin Duman, Cuma Yıldırım,Muhammet Elverir, Ali Almasulu, Hüseyln Yılmaz ve diğer yerlerden de gelen çalgıcılar ve türkücüler. 

Hele semah havaları çalarken dönenler iki üç halka oluylar, herkes gendisinden geçiydi. Süleyman Özerol’da etkinliği takip ediyi, not alıydı. O da mutlaka gazetelere yansıdır. Kültüre hizmeti çok seviyi, hele Argavun, Hakimiğan deyince gözleri parlıyı. Sazı eline aldığı zaman da Argavun ve Hakimiğan makamlarından başgasını çalmıyı, emme velakin obür makamları da dinniyi.

Değerli Hemşehrim Ali Cengiz ekibi ile çekim için ta zahmet edip Angara’ya gadek (kadar) gelmiş.  Lutfetdi, gıssa bir gonuşma da ben yapdım. Türkiyem Tv. Adına çekim için epeyi ter tökdüler. Bir arada güneşin çatında(ortasında) saatlerce galdılar. Gendisine hemşerim kölgeye geç dememe de heç aldırmadı. Biz alışmışığ dedi. Onu bir defa da ben tebrik ediyim.  Kameramanlarla bir ara yanımıza da urğadılar. Kameraman Çırmığdılıymış. O goca aleti heç yere endirmedi. Yegen yorulmadın mı dediğimde. Yoğ dayı yorulmadım amma uyğusuz galdım dedi. Gözlerinin feri gaçmışdı. İşde bizim hemşerilerimiz beyle çalışıyı. 

Yagup Başkan iki tene pilov (pilav) kartı vermişdi. Ben mangalı yağmış, Muharrem Abi’nin çoğ sevdigi salatayı da bir çırpıda yapmışdım. İçine de sirke, nar eşgisi, coğ az leymun(limon) goymuşdum. Bu arada ögünmek gibi olmasın geleneksel Malatya kültürü sebebiyle Malatya yemeklerinden de annarım. Yorulmuşdum, belim bığınım(belim melim) da arğıydı. Perihan Sultan’a iki tene pilov kartı verdim. Reca da bulundum. Yuğayınan birlikde al gel dedim. Perihan Sultan pilovları almağ için getti. On beş dakka sonra döndü, elleri boş. “Çoğ guyruğ(kuyruk) vardı, ben de döndüm geldim” dedi (Ağa gızı dedik ya.)  Bereket versin gomşu arvatlar carımıza(imdadımıza) yetişdi. Bir tene pilov ve yuğaynan idare etdik. Bu pilovu da çoğ gözel yapmışlardı, lezzeti neredeyse Arğa pilovuna yağındı. Yapanların eline sağlığ. Muharrem Garipağaoğlu pilov ve salata yemiş ayranı unutmuş. Niye dedigimde: Salata eline sağlık çoğ gözel olmuşdu ayranı unutdum dedi. 

Organizede en böyük paylardan birini de Atilla Özdemir yüklenmişdi. Yav gardaşım sen dil otu mu yedin ? Mikrofona ne çoğ(çok)  hakimsin. O gadek milleti nası(nasıl) idare etdin. Bu tür hayfeneler sensiz olmaz. 

Gittiğimiz piknik alanında içki de içilebiliyordu. Heç bir kimse heç bir kimseyi rahatsız etmedi. Ailecek içen içdi içmeyenler içmedi. Biz Angara’dayığ ya. Melih Gökçege’de bir gönderme yapam. Sayın Başgan durmadan her tarafdan ödül alıysın, çevre mevre diye. Bu işe aklım ermedi, biz Angara’nın içinde dolaşıyığ hayfene yeri, mangal yağma yeri bulamıyığ. Duyduğuma göre islam adına hareket ederek piknik yerlerinde içki içmeyi yassağlamışsın eyle mi? Emme velakin çimenler üzerinde, parklarda oturan ayyaş, esrarkeş ve de alkoliklere garışamıymışsın( karışamıyor muşsun) eyle mi?  Ben piknik yerlerinde içki içen alkoliklere rastlamadım da.  Malatya Belediye Başkanları bu durumda nasıl?  Onnar da inanıyım ki, senin düşüncen gibi hareket ediyler. Ne diyek üzüm üzüme bağa bağa gararır.

Degerli organizetörler, gerçekden bu hayfeneyi yaparken epeyi urğaşmışsınız. Daha az para ğarcamadan(harcamadan) daha basit bir hayfene yapabilirdiniz. Yuğarı da da dedim ya bazı şeyleri fazla ibertmeden(abartma) yapmağ, üyeleri yormadan fazla para ğarcamadan Malatya organizelerine devam. Sağ olun var olun. 29 Mayıs 2013 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."