Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Aşık Çobani

Aşık Çobani
  • 27.12.2015

Süleyman ÖZEROL/ Araştırmacı- Yazar
 
Bugün (11 Mart 2008) saat 12 sıralarında Ersoy Eren, Âşık Çobani’nin “Hasretim Yârime” adlı türküsünü Hüseyin Şahin ile birlikte hazırladığımız “Arguvan Türkleri” kitabımızın hangi sayfasında yer aldığını sorduğunda aklıma gelen bize yazdığı kendi ağzından yaşamöyküsü oldu. Çobani’nin aramızdan ayrıldığını söylediğinde ise, yaşamöyküsünün 507. sayfada yer aldığını anımsattım. Bir süre sonra da Arguvan Haber’de haber olarak vermişti.
 
Asıl adı Gazi Kaya olan ve İstanbul’da 10 Mart 2008 günü geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan, Aşağı Sülmenli Köyü’de toprağa verilen Âşık Çobani’ye rahmetler, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Kitabımızdan ve özel derlemelerimizden yararlanarak kendisini ve şiirlerini tanıtmaya çalışacağım.
 
Çobani, gönderdiği mektubunda yaşamöyküsünü şöyle anlatıyordu.
 
“1948 yılında Arguvan Merkez ilçemizde dünyaya geldim. Üç yaşlarında iken babamın ekonomik zorluklar nedeniyle köy köy çobanlık ve hizmetkâr yapması dolayısıyla Arguvan Aşağı Sülmenli köyüne gelmiş ve ben burada okul çağıma kadar büyüdükten sonra ilkokulumu Aşağı Sülmenli İlkokulunda bitirdim ve bende aynen babam gibi hizmetkâr ve çobanlık yapmaya başladım. Tabii ki fakirlik durumundan okuyamadım.
 
           1963 yılında evlendim, şimdi 6 çocuk babasıyım. Devlet tarafından bana bir şey verilmediği için çobanlık yapmaya devam ettim. Bu acı ve kederli dertlerle yoğruldum ve bu ateşte piştim. Bu acı gerçek karşısında kendimi anlatmak için saza ve türkülere sarıldım ve ilk eserim olan “Çoban Olmam” türkümle bunu dile getirdim. İsmin Gazi Kaya, fakat eserlerimde meslekim olan çobanlık ismimle kendimi tanıtmaya çalıştım, yani Çobani olarak tanıttım. Bu plaktan sonra 6 adet kaset yaptım. Bütün sevenlerime ve sevdiklerime bildirir teşekkür eder saygılar sunarım.  Âşık Çobani”
 
Bu mektuba göre yaşam öyküsünü düzenleyerek kitabımızda şöyle verdik.
 
“1948 yılında Arguvan’da doğdu. Çobanlık ve hizmetkârlık yapan babası Aşağı Sülmenli köyüne göçtüğünde üç yaşındaydı. İlkokulu burada okudu. Çobanlık ve hizmetkârlıkla uğraşmaktan dolayı daha okuyamadı. 1966 yılında evlendi, 6 çocuk sahibidir.
 
            Acı ve kederli yaşamını anlatmak için saza ve söze sarılmış, mesleği nedeniyle de kendisine Çobani mahlasını almıştır. “Çoban Olmam” türküsü ile başlamış, 1973 yılında ilk plağını, daha sonraki yıllarda da 6 kaset yapmıştır. Yöredeki bazı olayları ağıt/destan biçiminde sazı ve sesiyle dile getirmiş  “İki Kardeş Bir Tabuta Koydular”, “Sabahınan Duydum Kanlı Olayı”, ayrıca önceden bilinenlerden de okumuştur (Celal Oğlan, Otuz, Üç Gün Oldu Asker Olalı gibi).”
           
            Yine kitabımızın başka bir bölümünde şunlar yer aldı:
 
“Yaşam öyküsü ile ilgili bilgiler hem kitabın hazırlık aşamasında gönderdiği mektupta, hem de türküleri söyleyenler bölümünde bulunan Âşık Çobani, ilk plağını 1973 yılında yapmış, daha sonra doldurduğu kasetlerde yöre türkülerinin yanında yörede yaşanan bazı olayları ağıt destan biçiminde sazı ve sesiyle dile getirerek 6 kaset doldurmuştur. Çobani’nin kitabımızın ana metninde yer alan yapıtları şunlardır:
 
Beydağı Dumanın Çeker Göldağı.(TM:68)
Gençler de Köylerden Kaçar.(TM:169)
Gittim Ziyarete Diledim Dilek.(TM:185)
Hasretim Yârime Bir De Yavruma.(TM: 222)
Ölümler Acısı Olur mu Böyle.(TM:296)
Sabahınan Duydum Kanlı Olayı.(TM:314)”
 
            Günümüzde bazı türküleri başkaları tarafından kasete okunan Âşık Çobani’nin “Hasretim yârime bir de yavruma” türküsü en tanınmış yapıtlarındandır. Bu türküyü 1985 yılında yaşadığı acı bir olaydan esinlenerek yazıp seslendirdiği tarafımıza gönderdiği özel mektubunda dile getirmiştir. Arguvan’ın çeşitli yerlerinde yaşanan olaylar üzerine ağıt/türkü yaktığı bilinen Çobani, birçok Arguvan türküsünü de kasetlerine okumuştur. Ağıtlarından bazılarının öyküsü de kitabımızda yer almıştır.
 
            Şimdi de şiirlerinden-türkülerinden örnekler verelim.
 
Atma Aşreti
 
Beydağı dumanın çeker Göldağı
            Arguvan’ın yiğit Atma Aşreti
Cevhere benziyor susuz toprağı
            Arguvan’ın yiğit Atma Aşreti
 
            Seçim günü gelir neşeli köyler
            Tütmez bacaları topraktır evler
            Zengini fakiri misafirperver
            Arguvan’ın yiğit Atma Aşreti
           
            Ezilir büzülür çoktur çilesi
            Mertlik yiğitliktir yoktur hilesi
            Çobansız sürünün Gacer Yaylası
            Arguvan’ın yiğit Atma Aşreti
           
            İnsanlık sizindir sizin olacak
            Hastaları şifa derman bulacak
            Haksızlar gidecek haklı gelecek
            Arguvan’ın yiğit Atma Aşreti
           
            Gözlerin yaşlıdır yanıktır sinen
            Vah beni aşiret seni Güngören
            Çobani’den size bin kere selam
            Arguvan’ın yiğit Atma Aşreti
 
Neyimiş
 
Gittim ziyarete diledim dilek
            Anan baban verdi vermedi felek
            Yalvarak yakarak barabar gidek
            Feleğin de bana kastı neyimiş
           
            Pınarın başında süzülüp durma
            Felek vurdu zaten bir de sen vurma
            Allah’ını seversen kusura kalma
            Dönüp sormadım ki derdi neyimiş
 
            Dereye aşağı kekliğin izi
            İki yüzden gülmez ayıran bizi
            Bana düşman oldu zalımın kızı
            Dönüp sormadım ki derdi neyimiş
           
            Fırat kenarında çadırım kurdum
            Ağlamak sızlamak hep benim derdim
            Hayaline yattım düşümde gördüm
            Bu feleğin bana kastı neyimiş
 
            Zaten sevdalının başı dertli olur
            Bilmem ayrılığın sonu ne olur
            Helbe bir gün duydun Çobani’m ölür
            Bu feleğin bana kastı neyimiş
 
            İki Gardaş Bir Mezara Koydular
 
Ölümler acısı olur mu böyle
            İki tabut bir mezara koydular
            Turan’ın muradı Emek Zekine
            İki gardaş bir mezara koydular
           
            Hüseyin der Fatma ne oldu
            Kırşehir yolunda uykuya daldı
            Turan der gardaş hayat son buldu
            İki gardaş bir mezara koydular
 
            Dört göz bekler eşi yanına gelsin
            Cenazeler geldi Yusuf ne bilsin
            Gözü yaşlı Fatma ağlasın gülsün
            İki gardaş bir mezara koydular
           
            Zehir oldu Almanya’nın parası
            Kırık kemikleri derin yarası
            Zekine ağlama yoktur çaresi
            İki tabut bir mezara koydular
           
            Sülmenli yukarı bir de aşağı
            Gözyaşı akıttı Göçeruşağı
            Acılar acısı doktor bıçağı
            İki gardaş bir mezara koydular
           
            Yazı yazman mezarımın taşına
            Neler geldi kalanların başına
            Anam ağlar gelin gider işine
            İki gardaş bir mezara koydular
 
            Çobani’mden Allah rahmet eylesin
            Ehmalkarlık kader buna neylersin
            Öldüğümü dostlarıma söyleyin
            İki gardaş bir mezara koydular
 
            Gelin Senem’in Ağıtı
 
Sabahınan duydum kanlı olayı
            Al kanlar içinde öldü bu gelin
            Bütün İsa Köyü giymiş karayı
            Al kanlar içinde öldü bu gelin
                        Bu gelin bu gelin allı bu gelin
Bu gelin bu gelin öldü bu gelin
Daha görülmemiş böyle bir ölüm
 
            Cenazeme getirin anam Eşe’yi
            Zalım kocam kırdı döndü köşeyi
            Depemde dolaşır domdom fişeği
            Al kanlar içinde öldü bu gelin
Bağlantı
           
İbrahim Memedali Hasan Hüseyin
            Mezarımı Sadıkbey’e eşmeyin
            Kocam vurdu başkasından bilmeyin
            Al kanlar içinde öldü bu gelin
Bağlantı
 
            Cenazeme gelen hısım akraba
            Üç kardeşim bir de anam yok babam
            Suçumu söylesin çavuş Mustafa’m
            Al kanlar içinde öldü bu gelin
            Bağlantı
 
            Hiç çocuğum yoktur ağlaya dura
            Sahat üç buçukta patladı sila(h)
            Bir kaşık düşmanı…………
            Al kanlar içinde öldü bu gelin
            Bağlantı
 
            Arguvan ağladı duydu acıyı
            Başçavuş hâkimi getir savcıyı
            Ellemeyin doktor yaram sancıyı
            Al kanlar içinde öldü bu gelin
Bağlantı
 
            Çobani’ye söylen yazsın destanım
            Kaderim böyledir Senem’dir adım
            Benim suçum varsa sorsun Allah’ım
            Al kanlar içinde öldü bu gelin
Bağlantı
 
Hasretim Yavruma
 
Hasretim yavruma bir de yârime
            Görem dedim göremedim neyleyim
            Sıralanmış yüce dağlar yurduma
            Aşılmaz ki aşam gidem neyleyim
 
            Geçiyi günlerim seneler doldu
            Bu hasretlik bile bize dert oldu
            Ayrılmazdık derken bize ne oldu
            Muradıma eremedim neyleyim
 
            Çok düşündüm bulamadım çareyi
            Yârden aldım sarılmayan yarayı        
Felek neden böyle açtın arayı
            Yollar ırak gelemedim neyleyim
 
            Bu dünyanın vardır bir tek âlemi
            Kırılsın yâd ele vurmam elimi
            Eller için sert söylese dilimi
            Kesilsin kökünden başka ne deyim
 
NOT: Aşık Çobani’nin fotoğrafı, www.arguvankoyleri.com ‘dan alınmıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."