You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim


Opel Reklam
Malatya Haber -

‘Atlaslı Başarı Rüyası Gerçek Oldu’

‘Atlaslı Başarı Rüyası Gerçek Oldu’
  • 27.12.2015

Malatya’da 13 Şubat’ta biraraya gelecek olan iki ünlü Malatyalı bilim adamı Ord.Prof.Dr. Cafer Özkul ile Prof.Dr. Cemil Çelik, Taraf Gazetesi’ndeki bir habere konu oldular.

Gazetede, “Atlaslı Başarı Rüyası Gerçek Oldu” başlığıyla yayınlanan haber şöyle:

“Çocukluğumuzda kurduğumuz hayaller genellikle gerçekleşmez, başka yerlere sürükleniriz, düşlediklerimizden çok daha başka hayatlar yaşarız kalan zamanımızda…

Masamın üzerindeki kağıtlarda iki isim duruyor ki onlar çocukluk hayallerini birer yetişkin olduklarında gerçekleştirmeyi başarmış o azınlığın üyeleri ve bu yazı, bir masalın hikâyesi sanki…

Biri Fransa Rouen Üniversitesi Rektörü Ordinaryus Prof. Dr. Cafer Özkul; diğeri de Tübitak Bilim İnsanını Destekleme Daire Başkanı ve Adli Tıp Kurumu Üyesi Prof. Dr. Cemil Çelik…

Onlar Malatya-Hekimhan ilçesinin farklı köylerinde doğdular. Cemil Çelik’in ağabeylerinden birinin öğretmenlik yaptığı ilkokulda aralarındaki birkaç yaşlık farka rağmen aynı sınıfta okudular. Her ikisi de okumaya meraklıydı, hatta bu merak öyle boyutlardaydı ki Cemil Çelik bunu “İlkokul beşinci sınıftaydım. 139 kitaplık bir kütüphanemiz vardı ve o kitapların tamamını bir yaz tatili boyunca okumuştum” diyerek anlatıyor.

İki arkadaş, sınıflarındaki diğer arkadaşlarıyla birlikte okula getirilen yiyecekleri bir masanın üzerine dizip küçük ziyafet sofraları hazırlarmış; köydeki durumu iyi olmayan çocuklar pestil, kuru dut gibi yiyecekleri masanın üzerime koyarken onlara oranla memur bir ailenin oğlu durumundaki Cemil Çelik evden kesme şeker taşırmış arkadaşlarına…

Teneffüslerde bir araya gelip birbirilerine hiç tanımadıkları ülkelerin, şehirlerin adlarını söylerlermiş, sırası gelen atlası açar ve kendisine sorulan yeri bulmaya çalışırmış; zamanla ülkeler ve şehirler ezberlenmiş; genişleyen dünyaları içinde kendilerine gitmek istedikleri yerler bulmaya çalışmışlar sürekli…

Aradan yıllar geçmiş ve bu iki adam, alanlarında oldukça başarılı, ülkelerinin gurur duyduğu isimler olmayı başarmışlar. Cemil Çelik, astsubay olan bir ağabeyinin yanında Diyarbakır’da ortaokulu, sonra da Malatya Turan Emeksiz Lisesi’nde liseyi bitirmiş. Sonra burslu olarak devam etmiş eğitimine; Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ni dereceyle bitirmiş, biyokimya doktorasının ardından Samsun Tıp Fakültesi’nde bir yıl yardımcı doçentlik yapmış. Aynı yıl Hollanda Hükümeti’nin sağladığı bir başka bursa hak kazanarak Hollanda’ya gitmiş ve bir yıl orada çalışmış.

Çocukken atlaslardan seyrettikleri o dünyanın kapılarını zorlamaya başlamış bundan sonra; Harvard Üniversitesi’nden aldığı davetle Harvard’ın olağanüstü havası içinde bulmuş kendini. “Amaç, Avrupa’daki akademik ortamı solumaktı” diyor Çelik… Zihnindeki dünyanın kapıları bir kez açılınca bu defa da BM bursiyeri olarak Hindistan’da bir laboratuvarda sınırsız olanaklarla çalışmanın ne demek olduğunu öğrenmiş.

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde görev aldığı dönemde üniversiteye bağlı bir engelliler eğitim merkezi açarak ülkesinde bir ilke imza atmış. Şimdilerde 100 engelli çocuğun eğitim aldığı bu merkezden sonraki hedefi, bu tür çocuklara eğitim verecek nitelikli öğretmenler yetiştirecek akademik bir merkez daha açmak olmuş.

Akademik ortam çocukluk arkadaşı Cafer Özkul’u da büyülemiş. O da “Köylü olup da ne yapacaksınız” diyen babasının manevi desteğine eklenen burslarla sürdürdüğü eğitimini Fransa’da sürdürmüş. 3000 kişinin sınavlarına girdiği, bunlardan yalnızca 57’sinin kabul edildiği ve birkaç kişinin garantör olarak imza attığı bu bursta başarısız olursa, harcanan bedel kendisinden ya da garantörlerden alınacak olduğundan “Bu çok büyük bir sorumluluktu” diyor Özkul. Lise Fransızcasıyla gittiği Fransa’da sekiz aylık bir dil eğitimi alarak üniversitenin hazırlık sınıfına başlamış. Önce Türkler’e yakın olmuş ama bu şekilde dil eğitiminin sekteye uğradığını düşünüp yavaş yavaş Fransızlar arkadaşlar edinmiş. “Hangi kelime ne anlama gelir bilmeden ezberliyordum” diye anlatıyor o günleri… Ülkesini ve ailesini özlediği günlerde kazanacağı başarıların hayaliyle avunduğunu hatırlıyor.

Kendisini elektrik mühendisi olması için Fransa’ya gönderen burs sahiplerine bitirme ödevi sırasında büyülendiği lazer teknolojileri eğitimi alarak yoluna devam etmek istediğini bildirmiş Özkul. Mezun olduğunu söyleyip geri dönmesini isteyen burs sahiplerine karşı gelince bir yıl burs alamamış… Hayatı giderek zorlaşırken pes etmek bir an bile aklından geçmemiş yine de… Ama daha sonra Özkul’un ülkeye döndüğü takdirde istediği üniversiteye sınavsız girebileceğini fark eden burs sahipleri bursunu yenileyerek ona destek olmaya devam etmişler…

Fizik doktorluğu, doçentlik, profesörlük derken aradan geçen yıllar içinde ülkesinin Avrupa’daki ilk “ordinaryus” unvanına sahip vatandaşı olmuş.

Rouen Üniversitesi’nde dekanlık yaptığı sıralarda Türkiye’ye geldiğinde Tübitak’ta çalışan ilkolkul arkadaşını da ziyaret etmiş. Eski günleri yad ettikleri bu konuşma, Cemil Çelik’in onu ülkesine geri dönmesi için ikna etmeye çalışmasıyla sürüp gitmiş. “Bir gün geri dönmek bir profesörün de bir işçinin de rüyası” diyor Özkul ama arkadaşına daha yapacak şeyleri olduğunu söylemiş. Yapılan rektörlük seçimini sekiz oyla kaybettiği bir zamanda arkadaşına dönüp “Şimdi gelemem, çocuklarımın eğitimi sürüyor; hem ben rektör olacağım daha” deyivermiş…

Masal gibi sonrası; geri dönmüş, Rouen Üniversitesi’nin rektörlüğüne seçilmiş ve şimdilerde üniversitedeki reform çalışmalarının efsane isimlerinden biri olmuş.

Bu iki arkadaş, 13 şubatta memleketleri Malatya’da bir araya gelecekler. Atatürk’ün trenle Malatya’ya geldiği günün yıldönümünde, biri Avrupa’daki, diğeri de Türtkiye’deki bilimsel çalışmaları anlayacak…

Ve kim bilir belki bu toplantılar bittikten sonra birer demli alıp kendilerine, kırk yıl önce ilkokul sıralarında başlamış bir dostluğu bir kez daha anacaklar…

Ve onlara aynı dünyanın kapılarını açmış olan o atlası hatırlayacaklar artık o dünyanın farklı yerlerinde yaşıyor olsalar da…”

NOT: Habere katkısı nedeniyle okurumuz Alişan Hayırlı’ya teşekkürlerimizle..

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."