Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

“Babam Diye Söylemiyorum”

“Babam Diye Söylemiyorum”
  • 28.12.2015

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, “28 Şubat Türkiye’nin gelişimi, inanç özgürlükleri, insan özgürlükleri, insan hakları konusunda çok büyük çığırın açılmasına vesile oldu. Bu elbette çalışarak oldu. Bu elbette üstümüzden silindir gibi geçildiği zaman bile ‘ben ayağa kalkacağım’ mantığıyla oldu. Bu algıya olan bir Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı, bugün bilemiyorum, Allah kendisinden razı olsun” dedi. 

TÜRGEV ile İlim Yayma Cemiyeti Malatya Şubesi tarafından ortaklaşa düzenlenen ‘Yeni Türkiye ve Asım’ın Nesli’ konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Erdoğan, imam hatip öğrencilerine konferans verdi.

İmam hatipte okuduğu yıllardaki hatıralarını öğrencilerle paylaşan Erdoğan, “İmam hatip öğrencisi olduğum yıllarda, ülkemizin koalisyonlarla boğuştuğu, ekonomik krizden birinden çıkıp birine girdiği ve hakikaten özgürlükler sahasının birçok vesayet merkezinin tashahhudu altında olduğu bir dönemdi. Bu dönemde okulumuzda birçok kulüp faaliyeti gerçekleştirir, dergiler çıkarır hem edebi hem de başka alanlarda çalışmalar yapar, okuma grupları oluşturur, bir yandan bazı arkadaşlarımız spor yaparak zaman geçirir ama her halükarda okulda ders vaktinin dışında çok zengin bir sosyal hayatımız vardı” ifadelerini kullandı. 

Erdoğan, 28 Şubat’ın kendisi üzerinde çok büyük bir etkisinin olduğunu kaydederek, şunları söyledi: “Yurt dışına çıkmayı, Avrupa’da, Amerika’da eğitime devam etmeyi, çok iyi okullarda mastır, doktora yapmayı hiç düşünmemiştim veyahut düşünememiştim. Çünkü o dönemde imam hatipler arasında o kadar iddialı bir konumda bulunmamıza rağmen bu tür vizyonları kimse bizim önümüze koymuş değildi. Ama Allah nasip etti, bir 28 Şubat darbesi geldi. Çok büyük zulme maruz kalmamıza rağmen, kardeşlerimin okul önlerinde polis müdahalesine maruz kalmalarına rağmen, kızlarımızın, kardeşlerimizin başörtülerinin çekiştirildiği yıllara şahit olduk. El ele eylemleri, Sultan Ahmet mitingleri yapıldı, Yeni Cami’de ayakkabım çalındı. Gerçekten çok zor yıllardı. İmam hatipleri bitiren arkadaşlarım istedikleri bölümlere giremediler. 3-4 sene üniversite sınavına giren arkadaşlarımız oldu. 4 sınıf son sene ayrılıp, başka okula geçenler oldu. Bir sınıf kaldık ve o seneyi kendimize çekilir hale getirmeye çalıştık. Hiç düşünmüyorken Amerika’ya üniversite eğitimi için yola çıktım, yine hiç düşünmüyorken başarılı oldum mastır yaptım. Dünya Bankasına iş başvurusu yaptım ve Allah nasip etti, 2 sene çalıştım. Türkiye’ye dönecekken doktora başvurusu yaptım ve halen devam ediyor. Bu özgüven meselesinin sonu yok. Yeni Türkiye hepimiz için yeni kapılar, yeni pencereler, yeni vizyonlar kazandıran bir fırsat. Görüyor usunuz? Bir 28 Şubat nelere kadir.”

Babası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı model olarak benimsediğini dile getiren Erdoğan, “28 Şubat’ı planlayıp, tezgahlayanlar ne planlıyordu biliyor musunuz? Hani ‘bin yıl sürecek’ diyorlardı. Türkiye’de din, diyanet adına bitiremedikleri her şeyi acaba ‘bu sefer bitirebilir miyiz?’ diyorlardı. Maksat, ‘bu ülkede cenaze namazı kıldıracak imam bulunmayana kadar çalışalım’ dediler. 28 Şubat, bu projenin mihenk taşıdır. Eziyet çektik, sıkıntı çektik, insan hak ve özgürlükleri çiğnendi ama halkımız buna cevabını 2002’de AK Parti iktidarı ve Tayyip Erdoğan hükümetleriyle cevabını verdi. 2002 yılında başlayan o yürüyüş, nasıl ki benim 28 Şubat süreci benim kendi eğitim hayatım, dünyam, vizyonum, perspektifim, özgüvenim açısından bir çığır açtıysa, 28 Şubat Türkiye’nin gelişimi, inanç özgürlükleri, insan özgürlükleri, insan hakları konusunda çok büyük çığırın açılmasına vesile oldu. Bu elbette çalışarak oldu. Bu elbette üstümüzden silindir gibi geçildiği zaman bile ‘ben ayağa kalkacağım’ mantığıyla oldu. Bu algıya olan bir Recep Tayyip Erdoğan olmasaydı, bugün bilemiyorum, Allah kendisinden razı olsun. Babam olduğu için söylemiyorum. Bende inanın çocukluğum boyunca zaten siyasi mücadelesi çok yoğun olduğu için ailece oturup, zaman geçirmişliği çok olan birisi değilim. Onun için yatılı okul ve yurtdışı eğitimi nedeniyle çok görüşemedik. Ben de sizler gibi dışarıdan izleyen, hayranlık besleyen bir model olarak benimsedim” diye konuştu. 

Salonu dolduran gençlere, ‘yarınlarımızı siz kuracaksınız’ diyen Erdoğan, şunları söyledi: “Darbeci Sisi el üstünde tutuldu. Darbeci Sisi’nin masasına kim oturmadı? Recep Tayyip Erdoğan oturmadı. Bende Eylül’de New York’ta beraberdim. İnadına Sisi ile aynı masaya oturmaya çalıştılar, o şekilde program yapmaya çalıştılar. Tayyip Erdoğan, New York’ta bulunmasına rağmen Sisi’nin programına gitmedi, Sisi’yi davet ettirmedikleri programlara gitti. İşte Asım’ın neslinin bir temsilcisi, önderi.  ‘İnsan hakları ve demokrasi’ diyorlar. İsrail, dünyanın en önde gelen din devletidir ama İsrail, Ortadoğu’da insan hakları en devamlı ihlalcisi olan ülkedir. İsrail’e ‘one minute’ kim dedi? Recep Tayyip Erdoğan. Tayyip Erdoğan 61 yaşında, bugün onun keyfini çıkarabiliriz, bu bizi rehavete sürükleyebilir. Ama yarınlarımızı siz kuracaksınız.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."