You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

‘Ben Kimseden Talimat Almam..’

‘Ben Kimseden Talimat Almam..’
  • 27.12.2015

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Malatya mitingine katıldı. Kılıçdaroğlu, kendisinin kimsenin önünde diz çökmeyeceğini ve talimat almayacağını belirtti.

Kahramanmaraş’tan karayolu ile Malatya’ya gelirken, yolda Akçadağ ilçesine uğrayan Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu parti otobüsü ve konvoy, saat 14.15’de mitingin yapılacağı yeni belediye binası arkasındaki alana ulaştı.

Kürsüden ilk olarak CHP İl Başkanı Hüseyin Baştürk, Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, Gençlik Kolları Genel Başkanı Sinan Çalık, Genel Başkan Yardımcıları Gülsün Bilgehan, Adaylar Güzide Gök Yıldırım, Erol Bingöl Ekrem Dernek, Dila Boztepe, Ali Dağdelen ve Veli Ağbaba halka takdim edildi.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, saat 14.20’de platforma gelerek konuşmaya başladı.

Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Merhaba Malatya.. Türkümüz güzel söylüyor. Ak dedik, kara çıktılar diyor.. Malatya, sadece Türkiye’nin tarihinde değil, dünyada da önemli yeri var. Türkiye’nin tarihinde önemli yer almasının sebebi İsmet İnönü gibi Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ikinci adamını, bir devi yetiştirmiş olmasıdır. İsmet İnönü, tarihe geçen pek çok şey söyledi. Ama en güzeli, Namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalı, demiştir o. Biz cesaretimizi bu sözden alıyoruz. Yola çıktık cesuruz, mücadele edeceğiz, halkın çıkarlarını savunacağız, bu güzel coğrafyada bir çocuk bile yatağa aç girmesin diyoruz.

Ama Malatya’nın başka bir özelliği daha var. Malatya bütün dünyaya hükmeden bir ürünün başkenti. Kayısının başkenti. Altın gibi kayısısı var Malatya’nın. Dünya kayısı üretiminin merkezi burası. Ama Malatya kayısı üretiminden hak ettiği parayı alıyor mu? Bunu yapacağız. Sözüm var Malatyalılara, Malatya’yı eski görkemli günlerine ulaştıracağız. Kapanan fabrikalar yeniden açılacak. Çünkü bizim hedefimiz, bu ülkede alın terine değer vermektir, emeğe değer vermektir, ülkenin çiftçisi, emeklisi, köylüsü, memuru, esnafı, sanatkarı, sanayicisi herkes kazansın demektir. Peki, işçisi çiftçisi, memuru emeklisi, esnafı sanatkarı kazanacak kim kaybedecek? Hortumları keseceğiz, rantçılar kaybedecek, halk kazanacak diyoruz. Halkın iktidarında..

Buraya başbakan defalarca geldi. Her gelişinde müjdeler verdi. Ne zaman geldi gitti bir kamu fabrikası kapandı, satıldı. Sümerbank yerinde duruyor mu? Niye durmuyor? Büyük alışveriş merkezi yapmışlar, ruhsatı yok. Ruhsatsız binayı açıyorlar, Malatyalı esnaflar bana faks çekiyorlar. Ne olursunuz, derdimize derman olun, esnaf iflas edecek diyorlar. Alışveriş merkezleri ile ilgili kanunu halkın iktidarında biz çıkaracağız. Esnafı parasız imkansız bırakmayacağız, esnafa sahip çıkacağız. Esnaf bu ülkede birliğin, dirliğin, uzlaşmanın çimentosudur. Esnaf sabah kalkar dükkanını açar, etrafı temizler, çırak yetiştirir, komşusu siftah etsin bekler, gider vergisini verir. Yük olmaz. Esnafın bir derdi daha var. Çalışırlar, sigorta primlerini yatırırlar, süre geçer, emekli olurlar. Aldıkları emekli aylığı ile geçinemezler. Ne yapacak aynı işine devam. Vay sen misin çalışan, işine devam eden. Aldığı aylıktan yüzde 15 kesilir. Buradan sadece Malatya’da değil, Türkiye’deki esnaflara sesleniyorum. Halkın iktidarında biz bu yüzde 15 kesintiyi kaldıracağız. Bu Kılıçdaroğlu’nun boynunun borcu, size sözümdür benim.

Ve yine esnaflar unutmasınlar. Siz şimdi Allahına kurban diyorsun, Recep bey diyecek ki, yine bunlar bir şey yapacak. Hiç merak etmeyin. Ben de Malatya’nın Allahına kurban diyorum. Ne olacak ne söylerse söylesin. 13 Haziran’da ben Malatya’yla değil, Türkiye Malatya’yla gurur duyacak. Halkın iktidarını destekleyecek, halkın yanında olacak. Benim inancım şudur. Hiç kimsenin önünde diz çökmem, talimat almam. Ne Amerika’dan ne başka yerden. Sadece ve sadece halkımdan alırım ben talimatı.

Malatya’da kayısıdan bahsettik. Eskiden kayısıcının karagün dostu olarak kurulan Kayısıbirlik vardı. Var mı şimdi? Niye kapatılır? Fiskobirlik’i perişan ettiler, Kayısıbirlik’i kapattılar. Size sözüm var Toprak Mahsulleri’ne buğday alma fındık al dediler. Çiftçinin karagün dostu olacaktır Toprak Mahsulleri. Kayısıbirlik, kayısıcının kara gün dostu olacaktır Malatya’da. Fiskobirlik, Giresun’da, Ordu’da karagün dostu olacaktır. Çalışırsak, üretirsek, elde ettiğimizi hakça bölüşürüz. Hedefimiz bu bizim.

Bizim tütünümüz dünya çapında tütündü. Tütün üreticimiz eker, toplar, kurutur Tekel’e satardı. İhracattan iyi para kazanırdık. Sonra ne yaptılar. Tütün üreticisini perişan ettiler. Sadece Malatya’da değil, Bitlis’te, Adıyaman’da böyle. En güzel sigaralarımızı üretimden çektiler. Halkımız Amerikan sigaraları , başka sigaralar içiyor. Soruyorum size, bu insanlar gerçekten kendi halkını, üreticisini seviyor mu, alın terine değer veriyor mu? Ne istiyorsun üreticiden de yasaklıyorsun.

Bunlar kalktılar Ecevit’in bir fotoğrafını alıp, kötülediler. Ecevit, hiçbir şeyde anmasak dahi, iki konuda Türkiye Cumhuriyeti’nde tarih yazmıştır. Birincisi, baskı yaptılar afyonu ektirmeyeceksin diye. O direndi, alın derinin yanındayım, benim üreticim Afyon’da ekecektir dedi. Sen kalkacaksın Ecevit’i kötüleyeceksin. İkincisi.. Kıbrıs’ta soydaşlarımız öldürülüyordu, Kıbrıs’a çıktı. Kime rağmen 7 düvele rağmen. Sen kalkmış Ecevit’i eleştiriyorsun. Sen kim Ecevit kim?

Dedim ya, Başbakanın Malatya’ya her gidiş gelişinde bir fabrika kapanıyor. Emin olun, bir daha gelecek, bu kez Şeker Fabrikası kapanacak. Düğmeye bastılar. Fabrika orada duruyor. İnsan mı yok, fabrika mı yok bu ülkede? Yandaş var, yandaşlara aktaracaklar kaynağı. Benim için yandaş yok, vatandaş var. Biz vatandaş için çalışacağız. Vatandaş için üreteceğiz, alın teri dökeceğiz.

Hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz, birilerinin yaptığı gibi. Herkesin inancına, etnik kimliğine, siyasal kimliğine saygı göstereceğiz. Felsefemiz şu: İnsan düşünceleriyle, kimliğiyle, inancıyla Allahın yarattığı en değerli varlıktır ve başımızın üstünde yeri vardır. Ayrılık kayrılık bizim kitabımızda yoktur.

Malatya’nın bir diğer özelliği daha var. Acı ama, son yıllardaki özelliğini.. Rakamı tam tamına vereyim de duyarlar, vicdanları sızlar. 2004’de 1286 boşanma davası açılmış. 2011 açılan boşanma davası sayısı 11 bin 446. Bakınız bir evde huzur, gelir yoksa, işsizlik, yoksulluk varsa, önce o aileyi, işsizleri, yoksulları vurur. Biz ailelerin mutlu olmasını, huzur içinde yaşamasını istiyoruz. Tencere kaynasın diyoruz. Onlar ne yaptılar? Yoksul artırdılar. İstatistik Kurumu rakamı, Türkiye’deki yoksul 12 milyon 715 bin kişi. Bir yılda artan sayı 818 bin kişi. Allah aşkına bunlar Türkiye hızla büyüyor, gelir artıyor, kişi başına 10 bin doları buldu gelir demiyorlar mıydı? Kim var, elini kaldırsın. Buradan söylüyorum. Yoksulluğu idare etmek değil, tarihe gömmek için aile sigortasını getireceğiz. Her yoksul aileye kadının banka hesabına 600 lira para yatıracağız, namerde muhtaç etmeyeceğiz.Bu güzel ülkede, çocuklarımızın karnı doyacak, her evde huzur olacak, her akşam evde tencere kaynayacak. Bizim derdimiz aş, iş.. Herkese aş, iş.

Bizim uçuk kaçık projelerimiz yok. Bizim derdimiz 2.5 aylık Kübra bu ülkede annesinin kucağında açlıktan ölmesin. Bizim derdimiz Diyarbakır’da bir anne sabah çocuğuna kahvaltı veremedi diye intihar etmesin. Hakkari’de çöpte kağıt toplayan çocuk kamyonun altında kalıp ölmesin. Bunun için projeler ürettik, aile sigortasını getiriyoruz. Ailenin gücüne güç katacağız. Kadınlara sesleniyorum, diyorum ki. Size seçme ve seçilme hakkını veren parti CHP’dir. Bunu unutmayın.Şimdi ikinci büyük bir değişime ve dönüşüme imza atacağız. Size ekonomik güvence getirecek olan partide CHP olacaktır. Aile sigortasının özü budur.

Dediler ki, aile sigortası.. Nereden bulacaksın parayı? Sonra, para var ama, biz daha fazlasını dağıtıyoruz. Bugün de beyefendi demiş ki, yoksul aileye 600 lira verirseniz tembelliğe alıştırırsınız demiş. Biz millet aç, karnını doyuracağız diyoruz, o tembelliğe alıştıracaksınız diyor. Okumuyor. CHP’ye nasıl kötülük yaparım, nasıl eleştiririm diyor. Oturur okursun, eleştirirsin, eksiğimiz varsa onun söylersin. Devlet işçi aldığında önce yoksul ailenin çocuğunu alacağız. Tüm hakları aile kazanmış olacak, sonra aile sigortasından çıkacak. Bir şey daha söylüyorlar, aile sigortası gelince yeşil kartı CHP iptal edecek. Buna inanmayın, söyleyenler yalan söylüyor. Çünkü aile sigortası aileye ekonomik güvence getiren sigortadır. Yeşil kart yoksula sağlık sigortasıdır. Aile sigortası ayrı, sağlık sigortası ayrı. Tıpkı işsizlik sigortası, emeklilik sigortası… gibi… Allahın izniyle dokuzuncu sigorta dalını, aile sigortasını halkın iktidarında biz uygulayacağız.

Aile sigortası.. Önce şu hesabı yaptık. Türkye’de 14 kuruluş yardım yapıyor. Bütçelerini çıkardık. Bakın onlar bilmezler, hesap yapmazlar biz biliriz, yaparız. Benim asıl mesleğim hesap uzmanlığıdır. Ordan geldim, bilirim ben. Bu ülkede 12 milyon 715 bin kişiden daha fazla yoksul var. Yeşil kartı, kömür dağıtılan aileleri çıkardık. Yoksul ailede kadının banka hesabına en az 600 milyon yatırırsak, bizim en fazla 7 milyar paraya ihtiyaç var. Yüzde 1.7’si. Yani yüzde 1.7’sini yoksula ayırıyorsun, kaynağı nerden bulacaksın diyor. Bunu sormak ayıp değil midir? Kaldı ki, biz kaynağı biliyoruz, buluyoruz. Hortumu kestin mi, bu memlekette herkesin güllük gülistanlık yaşayacağını biliyoruz. Hortumlar AKP genel merkezine bağlı. Bakın onlara, hepsi köşeyi döndü onların. Malatya’da işsizlik var mı? (Var..) Ne diyorlardı, Türkiye büyüyor, kalkınıyor. Peki bu işsizlik ne?

Üniversiteyi bitiriyor çocuk, umutla bekliyor, iş bulacak mıyım? diye. Ne dedi Recep bey: her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir kural mı var? Senin çocuğunun yok da gariban Mehmet efendinin çocuğunun var!. Beyefendi diyor ki, her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye kural yoktur. Ben size söylüyorum, iş bulmak için bu ülkenin çiftçileri alın terinin karşılığını aldığı zaman iş yaratır, fabrikalar tüttüğü zaman istihdam yaratır. Bu ülkenin fabrikaları tütmüyor. Ülke kazandığından fazlasını ithal mal olarak getiriyor.

En son ithal mal kurbanlık koyunlar. Allahaşkına bana söyler misiniz? Meraları, yaylaları, güzel insanları var mı bu ülkenin. Peki Allah aşkına sadece değil Malatya’yı, Doğu Güneydoğu’yu, bütün Ortadoğu’yu besleyecek meralar, yaylalar var. Biz niye kurbanlık getiririz? Birileri daha fazla kazansın diye!. Gidin besicilere sorun. Bir dokunun bin ah işitirsiniz. Dışardan birine şöyle diyor. Bir pankart vardı, bir mitingde. Mazot bitti, traktör bitmiş oluyor, beygire kaldık, hayvancılık öldü, Angusa kaldık diyordu. Biz bu ülkede herkesin karnının doyabileceğini biliyoruz. Temeli çalışmaktır, üretmektir. Mustafa Kemal ulusal kurtuluş savaşı sonrasında şunu söylüyor: İzmir İktisat Kongresi toplandığında. Bir ülkenin bağımsızlığı savaş meydanlarında alınan zaferlerle olmuyor. O zaferleri ekonomik zaferlerle perçinlediğiniz zaman o ülke gerçekten kalkınır. Biz de bunu savunuyoruz.

Malatya kan kaybetti biliyorsunuz. Malatya niye kan kaybetti? Diyeceksiniz ki nerden biliyorsunuz? Milletvekili sayısı düştü mü? Niye düşer? Göç verdiği için. Malatya’dan, bu güzel yerden, altın kayısının yetiştiği, babalarının dedelerinin mezarlarının olduğu yerden Malatyalı niye göçsün? Geçinemiyor, işsizlik var. Milletvekili sayısı düştü. Ama hakkını yemeyelim. AKP bir şey yaptı! 2002’de Malatya’da icra dairesi sayısı 3’tü. 2011 Malatya’da icra dairesi sayısı 7. Ben söylemiyorum, icra daireleri orada. Niye 7’ye çıktı. İflaslar arttı, borçlar, takipler arttı. İnsanlar borç batağında. Başbakan, buraya gelince deyin ki, Kılıçdaroğlu geldi. Başbakanı icra dairelerine davet etti. İcra dairelerine gitsin dosyaları üst üste koysunlar, Recep Tayyip Erdoğan’ın boyunu aşmazsa, ben de insan değilim!.

Çiftçi kardeşlerime sözüm var. Mazotu inşallah 1.5 lira yapacağım. Buna da diyorlar kaynak nerede diye? Bütün AKP’liler, bakanlar köşeyi döndü. Sıra çiftçiye, yoksula gelince mi kaynak nerede? Sen Allah aşkına, yırtık ayakkabı ile siyasete girerken, kısa sürede dünyanın en zengin başbakanlarından biri olan sen, sen nasıl fakir fukaraya, köylüye gelince kaynak nerede diye soruyorsun? Kaynak bulamıyorsan, oradan ayrılacaksın.

İşsizlikten söz ettik ama, yüreğimi burkan bir olay var. Atanamayan öğretmenler.. Okul var, öğrenci var. Okulla öğrenci hazır, ama öğretmen atamıyorlar. Niye atamıyorlar? Vekil öğretmen. Niye vekil öğretmen? Ata gitsin, ders versin. Batman’da da, İstanbul’da da, Trabzon’da da Yozgat’ta da şunu söyledik. Bizim iktidarımızda atanamayan öğretmen diye bir kavram olmayacak. Bütün çocuklarımız öğretmenlerden ders alacaklar. Okullar tam gün olacak. Sabah okula anne teslim edecek, akşam çocuğunu alacak. Çocuklar okulda öğretmenleriyle beraber olacaklar, çalışacaklar. Okul bildiğimiz okul, öğretmen de bildiğimiz öğretmen olacak. Amacı çocuğu yetiştirmek olacak.

Gelelim gençlere. Umudumuz gençler.. Gençler için dedik ki, askerliği 15 aydan 9 aya, sonra aşamalı olarak 6 aya indireceğiz. Hemen itiraz. Vay efendim memleketi kim savunacak? Senin çocuğun 21 gün Burdur’da valinin gözetiminde askerlik yaparken, aklına memleketi kim savunacak diye gelmedi. Şimdi vatandaşın oğlu gidecek askere, 15 ay uzun, 9 ay yeter. Efendim memleketi kim savunacak? Buradan sesleniyorum. Sayın Recep Tayip Erdoğan. Sen hiç meraklanma biz bu ülkede ulusal bağımsızlık savaşını nasıl verdiysek, bu memleketi de öyle savunacağız.

Sadece bunu mu yapacağız. Hayır. Gençler üniversiteye devam ettikleri zaman, yaz tatillerinde arzu ederserse askerlik yapacaklar. Okul bittiğinde askerliği de bitirmiş olacaklar. Biz ordumuzu severiz, peygamber ocağı deriz. Ama ülkenin gerçeklerini göz ardı etmeyeceğiz. Ordu daha güçlü, daha küçük ama etkin bir ordu olacak. Düşman varsa vurduğunu devirecek. Ama demokrasilerde ordu kışlasında olacak.

Geliyorum emeklilere. Hani var ya, kişi başına 10 bin doları aşan emeklilerimiz! Öyle mi? Emekli kardeşlerim unutmasınlar., Onlara hem sitemim hem sözüm var. Sizi milli gelirden pay almaz diye cezalandırdılar., 5510 sayılı yasa. O kanuna karşı Mevlüt Aslanoğlu burada, yapamazsınız dedik, emekli de bu ülkenin vatandaşı dedik. Emekli farkına varmadı. Sandılarki büyük para alacağız. İntibak yasasını çıkarmadılar. 9 milyon emeklinin tamamının oyunu bekliyorum. Kusura bakmasınlar. Bütün oylar gelecek emeklilerden. Onların beklediği intibak yasasını çıkaracağım. Bu benim sözümdür.

Bir gözlük için vatandaşa 40, vekile 400 lira. Vekile kıyak, vatandaşa ceza! Oy verin halkın iktidarında bütün kararların halkın çıkarına nasıl alındığını göreceksiniz. Vekil mekil bilmem. Herkes halk yararına çalışacak. Ben siyasete atılırken şu sözü verdim. Hiçbir koşulda vatandaşa yalan söylemeyeceğiz, her zaman her ortamda doğruları söyleyeceğiz. Onun için oyunuzu istiyorum, oyunuza talibim. Geçmişte hangi partiye oy vermişseniz başımızın üstünde. Ama halkın iktidarını beraber kuracağız.

Şurda bir pankart var okumadan geçemeyeceğim. “Şifre yaz Tayyip’e gönder, cevaplar cebine gelsin” diyor. Annelere sesleniyorum. Yemediniz yedirdiniz, giymediniz giydirdiniz. Okula götürdünüz, sınavda başarılı olsun diye dershaneye gönderdiniz. Sınavı kazanır diye umutlandınız. 1 milyon 700 bin çocuğun annesine sesleniyorum. Hakkınız yenmiştir, oyunuzu AKP’ye vermeyin diyorum. Önce dediler ki hiçbir şey yok, sonra sehven olmuş, sonra şifre var, kopya yok, dediler. Kopya çeken yoksa şifre niye var? 1 milyon 700 bin çocuğun geleceğiyle oynamak yazık değil mi, o ailelere günah değil mi? Başına birini getirmişler Ali Demir. Koltuğa demir atmış, arkasında Recep Tayyip Erdoğan, sen yoluna devam diyor. Yazık yav yazık. Bir kız cocuğumuz intihar etti. Günahı bunların boynuna. Bari bu adam istifa etsin. Hayır diyor, onunla yola devam edeceğiz diyor. Devam et bakalım. 1 milyon 700 bin aile eğer AKP’ye oy verirse, kendi çocuğuna haksızlık etmiş olur. Bir öğrenci itiraz etti, efendim benim aldığım puan yanlış hesaplanmış. Baktılar ki, yanlış hesaplanmış. Puan 120’den 400 küsüre çıktı. Kim bilir kaç çocuğunki böyle. Siz buna sınav mı diyorsunuz? Bir sınavı yapamayan ülkeyi yönetemez, kul hakkı yemiyorum diyemez. Bir sınavı yapamayan bu ülkede iktidar olmayacaktır, olmamalıdır.

Temel sorunlardan biri de taşeron işçilik. Gidin devlet, üniversite hastanelerinde yüzlerce taşeron işçi var. Ne yaptığı belli değil. Asgari ücrete mahkum, sendikalı olamıyor, grev yapamıyor, mesaisi yok. Her şey çalıştıranın iki dudağı arasında. Buna biz evet diyecek miyiz? Diyelim mi? Madem ki, bu ülkede sendika var, örgütlü toplum istiyoruz. Toplu sözleşme grev hakkı var, öyleyse biz bu taşeron işçiliğe devam diyecek miyiz? 2 milyon taşeron işçiye sesleniyoruz. CHP’ye oy ver, göreceksin taşeron işçiliği tarihe gömeceğiz. Kadrolu işçi olacaksın. Biz aracıyı kaldıracağız, taşeron çıkacak, işçi çalışmaya kadrolu olarak devam edecek.

Bu ülkede hepimizin özlediği bir şey var. Biz demokrasi, özgürlük istiyoruz, telefonlarımız dinlenmesin, herkesin karnı doysun istiyoruz. Bu güzel ülkede barışı, huzuru getireceğiz. Size sözüm, ahdim var. Sizin için çalışacağım. Bu kardeşiniz sizin Kemalinizdir. Sizin için çalışacak, mücadele edecektir.

2-3 gündür sayın başbakan benim sosyal sigortalar kurumu genel müdürlüğü dönemimi eleştiriyor. Eyvallah eleştirebilir. Saygı duyarım. Buradan Malatya’dan kendisine çağrı yapıyorum. Sayın başbakan, kendine güveniyorsan. Devletin arşivi, bürokratlar, müfettişler senin elinde. Bana soru sormak istiyorsan, eleştiriyorsan başım üstüne. Senin istediğin televizyon kanalında, senin istediğin gazetecilerle biraraya gelelim bana soru sor sana cevabını vereyim. Recep Tayyip Erdoğan.. Onun istediği kanalda, onun istediği gazetecilerle benim karşıma çıkabilir mi? (Hayır) Ben de biliyorum çıkamaz. Çıkması için temiz olması lazım. Mangal gibi yürek olması lazım. Öyle kalkacaksın kötüleyeceksin. Ben milletvekili seçildiğim gün bütün mal varlığımı internete verdim. Yedi sülalemi araştırdılar, SSK’da 10 yıllık dönemi didik didik ettiler. Bir şey bulamadılar. Çünkü biz kul hakkı yemekten korkarız, yemeyiz. Biz bu millet için çalıştık. Bizim verilmeyecek hesabımız çok şükür yoktur. Rahmetli babam derdi ki, oğlum sen doğru dur, eğri belasını bulur. Bizim amacımız budur. Doğru duracağız. Belki sayın başbakan diyebilir ki, tek başına çıkmam. Al bakanlar kurulunu beraber gel. Ben tek başıma çıkacağım, söz veriyorum.

Malatya’nın yetiştirdiği devlet adamlarından biri de Turgut Özal’dır. Uzun yıllar beraber çalıştık. Başbakanlık konutunda gece yarılarına kadar beraber çalıştık. Önemli gelişmelere, değişmelere imza atmıştır. Onu da rahmetle anmak benim boynumun borcudur.

12 haziran’da sandığa giderken, bir şey istiyorum. Her Malatyalı kardeşim elini vicdanına koysun. Şu soruyu sorsun. 80 yıllık cumhuriyet döneminde hangi iktidar döneminde kurbanlık koyun dışardan geldi. Bunun cevabını versin, öyle oy versinler. Halkın iktidarını kuracağız. Nazım’ın dediği gibi, bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine.. Emeğe, alın terine değer vereceğiz. Baskılara direneceğiz, halkın iktidarını kuracağız.

Hepinize en işten saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.”

Kılıçdaroğlu, saat 15.14’de konuşmasını tamamladı.

CHP genel başkanı, milletvekili adaylarıyla el ele halkı selamladıktan sonra, çiçek attı.

Kılıçdaroğlu, Konak(Yukarı Banazı)’a daha sonra Yeşilyurt ilçesine uğradı, vatandaşlarla çay içti ve ardından Malatya’dan ayrılmak üzere havaalanına hareket etti.

HABER-FOTO: Selahattin GÖKATALAY

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."