You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Berktaş:”Şikayet de Nereden Çıktı”…

Berktaş:”Şikayet de Nereden Çıktı”…
  • 27.12.2015

Türkiye Futbol Federasyonu İletişim Komitesi Başkanı ve federasyon yönetiminin Malatyalı üyesi Metehan Berktaş,
Türkiye’de futbolla ilgili gelişmeleri FIFA’ya bildirmek zorunda olduklarını, rutin şekilde yapılan bu işlemlerin de FIFA’ya şikayet olarak algılanmaması gerektiğini söyledi.

Metehan Berktaş’ın Hürriyet Gazetesi’nde yeralan açıklamaları şöyle;

FUTBOL Federasyonu İletişim Kurulu Başkanı Metehan Berktaş, bir dönem medyada sıkça yer alan, “Federasyon, içişlerine karışıldığı gerekçesiyle Türkiye’yi FIFA’ya ve UEFA’ya şikayet etti” şeklindeki iddiaların asılsız olduğunu söyledi. Berktaş, Futbol Federasyonu’nun Türkiye’de futbolla ilgili gelişmeleri FIFA ve UEFA’ya bildirmek zorunda olduğunu belirtip, bu konunun yanlış anlaşılmaması gerektiğini vurguladı. Metehan Berktaş, gazetemizi ziyaret ederek sorularımızı yanıtladı…

*Hem 2010 Dünya Kupası kura çekimleri için Güney Afrika’ya, hem de 2008 Avrupa Şampiyonası kuraları için İsviçre’ye gittiniz. Türk Milli Takımı’nın bugünkü konumu hakkında ne diyeceksiniz? Diğer ülkeler bizi nasıl karşılıyor?

Bu vesilelerle diğer ülkelerin federasyon başkanları konuşma fırsatı edindim. Yunanistan Futbol Federasyonu dahil, 2008 Avrupa Şampiyonası’na katılmamızın sürpriz olmadığını, son ana kadar da zaten şampiyonaya katılacağımızdan emin olduklarını söylediler. Mesela Dünya Kupası elemelerinde eşleştiğimiz Ermenistan Futbol Federasyonu Başkanı da Türkiye ile aynı grupta olmayı ilişkilerin gelişmesi açısından memnuniyet verici bulduğunu ifade etti. Türkiye’nin futboldaki başarılarının yurt dışı tanıtımımızda son derece önemli rol oynadığı çok açık.

*Meclis’in çıkardığı son yasa hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok şey düşünüyoruz. Çok yönlü düşünüyoruz. 25 Haziran 2007 tarihinde FIFA ve UEFA, federasyonumuza yazı yazarak Türkiye’de siyasetin Futbol Federasyonu’nun iç durumunu etkilememesi için, bazı yasa maddelerinin değiştirilmesini istedi. Yüce Meclisimiz de yoğun yasama gündeminin arasına futbol yasası değişikliklerini alarak üzerine düşen görevi yaptı. Bu konuda gerçekten kendilerine müteşekkiriz. Yaptıkları birçok değişiklikle Türkiye’yi FIFA ve UEFA’nın istediği global standartlara getirdiler. Ancak bazı maddeler de yeni tartışmaları beraberinde getirecek gibi.

FIFA’nın istediğini yapmak zorundayız

FIFA ve UEFA’nın gönderdiği yazı da çok açık. Eğer istedikleri ile örtüşmeyen ya da 2006 seçimlerinin sonucu değiştirecek bir karar çıkarsa kararı tanımayacaklarını açıkca belirtiyorlar. Bu yüzden de çıkan yasa olduğu gibi çevirisiyle birlikte FIFA ve UEFA’ya gönderilecek. Son karar FIFA ve UEFA’nın yetkili kurullarınca verilecek.

*Yani, Türkiye’yi FIFA’ya şikayet etmeyecek misiniz?

Sanırım bu noktada bir yanlış anlama söz konusu. Türkiye, cumhuriyetin ilanından önce, 21 Mayıs 1923’te FIFA’ya üye olmuş. O günden itibaren FIFA ile olan ilişkilerinde belli sorumlulukları üstlenmiş. Üyeliği gereği belli yükümlülükleri yerine getirmek zorunda. Onlardan biri de bu yasa konusu. FIFA bir süre önce bir çalışma başlattı. Bir yandan futbola politik müdahaleleri önlemek, diğer yandan da tüm dünyada bir standartı oluşturmak istedi. Bu çerçevede tüm üye ülkelerin yasalarını incelemeye aldı. Bu rutin çalışma sürecinde, 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu’nun kuruluş ve görevleri hakkındaki yasayı da inceledi, eksik ya da gereksiz gördüğü maddelerin değiştirilmesini talep etti. O dönemde de bir şikayet söz konusu değildi. Bu dönemde de değil. FIFA, şimdi de yapılan değişikliklerin gönderilmesini istiyor. Bir inceleme yapacak, uygun bulursa onaylayacak, bulmazsa, “Şu değişikliği de yapın” diyecek. Yani bu son derece olağan bir prosedür. Sanıldığı gibi, FIFA’nın Türkiye’nin içişlerine karışma, milli iradeye müdahale etme gibi bir niyeti söz konusu değil. FIFA hiçbir federasyonun lokal uygulamalarındaki bazı tercihlerine karışmıyor. Sözgelimi kendi liglerinizde takım sayısı şu kadar olacak, maç kadrosuna ille de 18 oyuncu yazılacak, yabancı sayısı şu sayıda sınırlanacak gibi dayatmalarda bulunmuyor.

FIFA üyeliği AB üyeliği gibi

Uluslararası alanda ise “Her şey benim kurallarıma uygun olacak” diyor. Yani tavsiye kararlarını uygulayıp uygulamamak size kalmış, ancak “bu olacak” dediğini yapmak zorundasınız. Yasa konusu da uyulması gereken bir zorunluluk. Ve o zorunluluğun bir tarafında da Futbol Federasyonu’nun yürürlüğe giren yasayı FIFA’ya göndermesi yer alıyor. Bunu bir şikayet gibi değerlendirmek, sanırım haksızlığın da ötesinde biraz bilgi eksikliği ya da bilinçli bir yanlış yönlendirmeden kaynaklanıyor. Bir örnek vereyim, Türkiye AB üyesi değil. Ancak üyelik görüşmeleri aşamasında, AB yasalarına uyum konusunda, hükümet kendi çıkardıkları dahil tüm yasa maddelerini Brüksel’e gönderiyor. Bu hükümetin Türkiye’yi AB’ye şikayeti mi yoksa o süreçte entegrasyon sağlamak için bir mesafeyi kaydetme girişimimi oluyor? Konuları ne kadar doğru anlarsak değerlendirmeleri de o kadar gerçekçi ve kavram kargaşasına yol açmadan yapacağımızı düşünüyorum.

Ulusoy başarı formülünü biliyor

*2004 Avrupa Şampiyonası elemelerindeki İsviçre maçında yaşanan tatsız olaylardan sonra Türkiye büyük bir umutsuzluğa kapılmıştı. Hatta büyük de bir imaj kaybına uğramıştık. 2006’ya geldiğimizde ne değişti? Ne oldu? Neler değişti?

Aslına bakarsanız malzeme 2004’teki malzeme… Hoca aynı, takımın kökleri aynı, oyuncuları seçildiği ligler aynı. Burada kuşku yok ki en önemli değişken, lider, yani Haluk Ulusoy… Artık herkesin kabul etmesi lazım gerekir ki, Haluk Ulusoy bırakın Türkiye’yi, dünya futbol ailesi içinde “nadir” bulunan “liderlik” figürlerinden biri. Yönetim Kurulu üyesi olduğum dönemde global futbol platformlarında da Haluk Bey’in “belirleyicilik” rolüne yakından tanık oldum. Bunda abartılacak bir yön yok. O futbolla yatıyor, futbolla kalkıyor ve de ne zaman nerede kime iş vererek başarıya ulaşılacağının formülünü çok iyi biliyor.

*Ulusoy’un Türkiye’nin Euro 2008’e katılmasında gerçekten bir katkısı oldu mu?

Bakın özellikle bu tür turnuvalarda en önemli konu hem teknik ekibin hem de oyuncuların motivasyonu..Haluk Ulusoy’un bu konuda neler yapabileceğini daha önce Dünya Kupası’nda da hep birlikte görmüştük..”Euro 2008’de Türkiye final oynatacağım” demesi kendine duyduğu güvenin de kanıtı..Diyelim ki TFF başka bir Başkan’la 2008’e gitti. İlk turda elendi geldi. Sizce kim verecek uğradığımız itibar kaybının hesabını? Bence hepimizin bu konuda iki kere düşünmemiz lazım.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."