Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Bir Ali Rıza Vardı

Bir Ali Rıza Vardı
  • 22.01.2016

Bülent KORKMAZ

deybayah@gmail.com 

Bizim çocukluğumuzda çizgi roman kahramanları vardı…

 

Teksas Eyaleti’nin bağımsızlığı için çarpışan Çelik Bilek ve arkadaşları Profesör Öklit ve Rodi, İngiliz işgalcilere boyun eğmeyen Ontario Kurtları Kaptan Swing ile Mister Blöf ve Gamlı Baykuş, Darkwood Ormanının efendisi Zagor Tenay ile kankası Çiko, iyilerin dostu kötülerin amansız düşmanı, yüzünü kimselerin göremediği Kızıl Maske, Tom Miks, Zembla, Mandrake, Jericho, Gordon, Mister No vesaire…

 

Bu hayal ürünü kahramanların öykülerini büyük bir hazla okuyor ve mutlu oluyorduk. Çünkü hep iyiler, yani kahramanlarımız, kazanıyor, kötüler belasını buluyordu.

 

Ve bu kahramanlarımız asla yaşlanmıyor, hastalanmıyor ve ölmüyordu…

 

***

 

Bizim çocukluğumuzda bir Malatyaspor vardı…

 

1981 yılında amatör kümeye kadar düşmüştü. İmdada Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü dolayısıyla çıkarılan futbol affı yetişmiş ve ligler yeniden oluşturulmuş ve takımımız doğrudan 2. Lige, yani bugün de oynadığı yere, alınmıştı.

 

Takımın yönetimini Malatyaspor’un efsane başkanı Sayın Nurettin Soykan üstlenmiş, alelacele sil baştan oluşan bir kadroyla sezona giriş yapılmıştı. O tarihe kadar çoğunlukla 2. Ligin sıradan bir ekibi olan Malatyaspor, başarılı bir performans çizip ligi Orduspor ve İskenderunspor’un ardından 3. sırada bitirince, “Acaba” denmişti, biz şampiyon olup rüyalarımızda gördüğümüz 1. Ligi, Galatasaray’ı, Fener’i, Beşiktaş’ı, o yıllar şampiyonluklara ipotek koymuş Trabzonspor’u Malatya’da seyredebilir miyiz?

 

Bir sezon önce bir kadro oluşturulmuş ve bu kadro oturmuştu. Sadece eksik olduğu düşünülen 3 bölgeye oyuncu transfer edilmişti.

***

 

Bizim çocukluğumuzda; hep çocuk kalmayı, çocuk kadar saf ve temiz kalmayı, kahramanlarının hep kazanmasını, genç kalmasını, büyümemesini ve ötesini hiç istemeyenlerin halen ezbere (bu satırların yazarı 6 ay öncesinin kadrosunu bile anımsamıyor artık) sayabildiği efsane Malatyaspor’unun efsane bir kadrosu vardı:

 

Çetin

Melih

Cengiz

Fuat

Tümer

İbrahim

Selim

Necmettin

İhsan

Muzaffer

Kaptan Sefa Tatlıcı

Oktay Çevik

Feridun Özütok

Bünyamin

Ve…

Ali Rıza Tunçyürek…

***

1983-84’ün bu Malatyaspor’u, o günleri gören biz şanslı fanilerin gördüğü en muhteşem Malatyaspor’du. O renkler sonradan Türkiye Liginin üçüncüsü bile olmuştu ama bizim için varsa yoksa o kadroydu; çünkü herkesi ama herkesi yenmişti.

 

30 maç oynamış, sadece 2 kez sahasında, 5 kez dışarıda berabere kalmış, evinde yenemediklerini dışarıda (Mardin ve Diyarbakır), dışarıda yenemediklerini evinde (İskenderun, Elazığ, Antep, Urfa ve Van) bozguna uğratmış, 2. yarının 2.maçında İskenderunspor’u 1-0 yenip puan farkını, 2 puanlı sistemde, 7 yapınca, futbol dünyasının fantezileri arasında sayılan bir hedefe, yenilgisiz şampiyonluğa kilitlenmişti.

 

Ve bunu başarmıştı da…

***

 

23 Şubat 2009 Salı günü ajanslara düşen bir haberden vefatını öğrendiğimiz sevgili Ali Rıza Tunçyürek’in, Ali Rıza Abinin, bu başarıda büyük payı vardı.

 

İzninizle kısa bir şahsi bilgi vereyim, çok önceleri de bahsi geçmişti tekrar olsun. Yaşamını futbol+ kitaplar üzerine oturtmuş, birincisiyle aktif ve pasif tüm ilişkilerimi kesmiş durumdayım, biraz da okuma yazma bilen birisi olarak, ortaokulda iken futbol organizasyonlarıyla ilgili notlar tuttuğum bir defterim var. Bu defterimin şanlı sayfalarını Malatyaspor’un o şampiyonluğunun öyküsü oluşturuyor. Kendimce yazmışım işte! Basit, basit şeyler…

 

Bilgin unutur, kalem unutmazmış! İşte bu hesaptan bazen işe yarıyor.

 

Hem belleğimizde kalanlara hem deftere göre; Ali Rıza Abim neler yapmış neler o şampiyonluk mücadelesinde…

 

Sezon başında 1. Lig takımlarıyla 2 özel maç oynamışız. Beşiktaş’la 1-1 berabere kalmışız, Ankaragücü ile 2-2. Bu maçların gollerini hep Ali Rıza atmış, taraftar bu “inanılmaz” gözüken sonuçlarla daha baştan şahlanmış, şampiyonluğa inanmış.

 

Yeri gelmişken, şampiyonluktan bir sezon önce Malatyaspor’un kupada bir çıkışı olduğunu anımsatalım. Birkaç takımı eledikten sonra elendiğimiz takım dönemin flaş ekibi Boluspor. Malatyaspor, sahasında Boluspor’a tek devre kafa tutabiliyor ve beraberlik golü Ali Rıza’dan geliyor, Bolu forması giyen Rıdvan Dilmen’in de bir golüyle maçı 3-1 kaybediyoruz ama rövanşta, elensek bile, 2-1 kazanıyoruz.

 

Şampiyon olunan sezonun sonunda Ali Rıza, efsane golcü Oktay Çevik’le 12’şer golü rakip filelere bırakırken, “dev maçların golcüsü” bir başka efsane Feridun Özütok da 10 gole imzasını atıyor.

 

Bu maçlar içerisinde, Ali Rıza Tunçyürek adına, akıllarda kalanlar, yenilgisiz şampiyonluk derdine düşülen o hayal günlerde, Malatyaspor’un Kırşehir’de 2-0 geriye düşüp 3-2 kazandığı maçta Ali Rıza’nın 2 gol atması ve şampiyonluk şöleninin yapıldığı Elazığ maçında yine 2 gol birden atmasıydı. Elazığ, doğal olarak, Malatya’yı yenme umuduyla gelmişti. Ali Rıza’nın gollerine Fuat ve Feridun eşlik edip skor 4-0 olunca, kale arkasında bulunan rakip takım seyircilerinden öyle bir ‘sigara dumanı bulutu’ yükseldi ki; unutmak ne mümkün!

 

Yeri gelmişken; o yıllarda insanlar futbolu severek izler, bilet verilerek değil parasıyla bilet alarak izler, sabahın erken saatlerinden stada girdiği olur, 200 binlik şehir 20 bin kişilik tribünü doldururdu.

 

Ben o tribünlerde çiğ köfte yoğrulduğunu da tavla oynandığını da gördüm.

 

Sonra Malatyaspor 1. Lige çıktı. İlk yıl kümede kalmak için büyük çaba harcadı. Şampiyon olunduğunda ve lige çıkıldığı sene takımı çalıştıran sevgili Nihat Atacan Hocamız Ali Rıza’ya pek şans vermedi. Ben çocuk aklımla, Ali Rıza’yı çok seviyor ve tutuyorum ya, buna bozulur, oynamalı diye düşünürdüm.

 

Nitekim Ali Rıza görev aldığı maçlarda katkı sağladı, kritik penaltılar, goller kazandırdı.

 

Sonra Malatyaspor’dan ayrılıp başka kulüplere gitti…

***

 

Ben, merhum Ali Rıza Tunçyürek ile sadece 1 kez yüz yüze görüşebildim. Birkaç yıl önce Ali (Cengiz) Bey, İnönü Stadı’nda, gel seni birisiyle tanıştırayım, dedi. Güler yüzlü, orta yaşlı birisi, tanımadım, Ali Rıza dedi, hemen boynuna sarıldım, heyecanla “sen benim çocukluğumun kahramanısın” dedim.

 

Sonra…

 

2007 sonları galiba, Ünye’ye bir maça gitmiştim. Maçın gözlemcisi Trabzon bölgesinden Şenol Kutrup idi. Şenol Hoca’ya, Ali Rıza abinin ne yaptığını sordum, “onda bir hastalık çıktı, çok korkuttu ama atlatmış, sorun yokmuş” türünden bir şeyler söyledi, sevindim.

 

Meğer o illet hastalığı atlatamamış!

***

 

Sevgili Ali Rıza Tunçyürek,

Bizleri hep güldürdün, belleklerimizde güzel hatıralar bıraktın. Seni hep İnönü Stadı çimlerinde sarı-kırmızı forman, güçlü fiziğinle koşarken, hava topuna yükselirken veya sert şutlar atarken, rakip kalelere golleri bırakıp o gülen yüzünle biz tribündekilere koşarken anımsayacağız…

 

Işıklar içinde yatasın!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."