You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam
Malatya Haber -

Bir ‘Haşhaşi’ Demediği Kaldı!

Bir ‘Haşhaşi’ Demediği Kaldı!
  • 27.12.2015

28 Şubat’ın 17’nci yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yapan AKP Milletvekili Mustafa Şahin, “bu dönemin yarası geçmemişken yepyeni ve bambaşka bir darbe türü olarak Paralel Yapı Darbesi” ile karşılaştıklarını söyledi.

Kendisi de bir dershane işletmecisi olan Şahin, yaptığı yazılı açıklamada, AKP Hükümeti ile “dershanelerin kapatılması” girişimleri yüzünden karşı karşıya gelen, sonrasında yapılan yolsuzluk operasyonlarıyla yolları ayrılan Fethullah Gülen Cemaatine, isim vermeden ağır eleştiriler yöneltti ve şöyle dedi:

“Milletimiz için karanlık tarihin önemli dönüm noktası olan 28 Şubat , karargahta planlanmış ve hazırlanmış, aşama aşama   yapılan hazırlık 5’li çete diye tanımlanan sivil toplum adı altında örgütlenmiş, bazı gruplar tarafından uygulanmıştır. Desteğin sağlanması için siyasiler ve halk tehdit edilmiştir. Planlanan oyunlar üniversitelerde uygulanmış, medya borazanlık yapmış, yargı ise kararlarıyla süreci hukuki kılıfa uydurmuştur. 

Müdahalede, toplumun bütün dokusuyla oynandı. Temel kriterler yer değiştirdi. Toplum, başkalaştırılmak istendi. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için toplumda yeni yeni oluşan sivil oluşumlar yok edildi. Sahte tarikat şeyhleri ve üyeleri üzerinde, din ve dindarlar itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Anadolu’da yükselmeye başlayan ve devlete sırtını dayamayan yeni sermaye grupları “Yeşil Sermaye” denilerek yok edilmeye çalışıldı. Karargâhta hazırlanan bu oyun ve yazılan senaryo, sadece askerler tarafından sahnelenmedi. O kudretli generallerin birçok meslek grubunda işbirlikçileri vardı. Generallerin fiillerine iştirak eden sivil unsurlar, generallerden daha istekliydiler. Gazetelerin manşetleri, üniversitelerin kışladan daha etkin bir şekilde çalışması, hepsi bir bütünün parçalarıydı. 

Ve 28 Şubat’ın gerçekleşmesinin üzerinden 17 yıl geçti. 28 Şubat olayı, siyasi tarihimize kara bir leke olarak yazıldı.12 Mart 1971 muhtırasını TBMM’den okutan Parlamentodan, 12 Eylül 1980 darbesini, 28 Şubat post modern darbesini, 27 Nisan e muhtırasını yapanların yargılanması için yasalar çıkaran Parlamentoya. Bin yıl süreceği söylenen darbe heveskârlarının hevesleri kursaklarında kalmıştır.

28 Şubat Post Modern Darbesi’nin bağrımıza sapladığı paslı hançerin yarası daha geçmemişken,bir daha darbe olmaz kanaati yavaş yavaş yerleşirken, birden yepyeni ve bambaşka bir darbe türü ile karşılaştık;Paralel Yapı Darbesi…

Evet, düne kadar hizmet için çalışan bir grup insan, kendilerine,milletimize ve davalarına ihanet ederek içerdeki karanlık yapı ve dışardaki İsrail ve ABD içindeki İslam düşmanları ile işbirliği yaparak AK Parti hükümetine karşı darbe teşebbüsüne girişti.Dün 28 Şubat da Rahmetli Erbakan’a reva görülen bugün 17 Aralık darbe girişimiyle Başbakan Erdoğan’a reva görülmeye çalışılıyor. Bununla birlikte son günlerde yaşananlarla 28 Şubat döneminde yaşananları kıyaslayıp bize yaşatılanları 28 Şubat döneminde yaşamadık” demeye getirenlere 17 yıl önce bu tarihte yaşananları hatırlatmak istiyorum:Hürriyet ve Milliyet gazetelerine Rahmetli Erbakan aleyhine konuşup ”Beceremediniz, çekilin” diyerek darbeci generallerle aynı dili kullanan kimlerdi?O hükümete siyasi rüşvet karşılığı, dershaneleri kurtarma karşılığı ses etmeyen siz değil miydiniz? Bugün karaladığınız o dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’ı manşetten, “Hayırlı olsun”diyerek karşılayan sizin gazeteniz değil miydi?Okyanus ötesindekinin, “Elimden gelse bizzat şefaat ederim” dediği Ecevit bu hükümetin içinde yer almadı mı?Daha da önemlisi, o dönemde inançlı kesime zulmedilirken siz neredeydiniz? Başörtülü öğrenciler sınıflardan çıkarılırken, üniversite önlerinde coplanıp yerlerde sürüklenirken, siz ne yaptınız?”Türkiye, Japonya ile nükleer anlaşma yaparak nükleer bomba yapmaya çalışıyor” diyerek Erdoğan’a, “Sana Saddam’ın akıbetini yaşatacağız” diye imalı tehditler savuran kim?Yüzde 50’nin oyunu almış AK Parti için, “Meşruiyetini kaybetti. Hemen kapatılmalı” diyerek mahkemeleri göreve çağıran kim?”AK Parti öldü. Cenazesini kaldıralım hep beraber” diyerek seçmen tercihini değiştirmeye yönelik hamle yapan, korku salan yazarlar kimler?Devletin bakanına, “Cemaat cemaatliğini bilsin” dediği için, “Senin alacağın olsun” diye mesaj atan kim?Suriye’ye giden TIR’ı İHH’ya ait yalanıyla yayınlayan kim? İHH’ya yapılan operasyonu, “El Kaide”ye operasyon” diye vererek ABD’ye ve İsrail’e karalayan, hükümeti ve İHH’yı terör örgütüne destek verenler sınıfına sokmaya çalışanlar kim?

Ve gelinen süreçte de görülüyor ki tüm umutlarını; Türkiye’yi ele geçirme, devleti yönetme, sermayeyi denetleme, toplumu sindirme, aydınları kendine bağlama, kendilerince bir Türkiye devrimi yapma planlarını Başbakan’ın ömrüne göre dizayn etmişler.Allah’ın verdiği canın ne zaman sona ereceğini tahmin edecek kadar ileri gitmişler. Tahminlerin ötesinde neredeyse bunu tayin edecek kudreti kendilerinde görmüşler.26 Kasım 2011’deki ameliyatta umutlanmışlar. 10 Şubat’taki operasyonda umutlanmışlar. Türkiye genelinde Başbakan’ın öleceği yaygarasını onlar yaymışlar. O günlerde kötü hastalıklardan, kötü sonuçlardan medet umanlar onlarmış. Türkiye’yi buna inandırmaya çalışanlar onlarmış.’Erdoğan’ın iki yıl ömrü kaldı’ diyenlerle ‘Uzun Adam’ın ölümünü üç yıldır istiyoruz’ diyenler nasıl bir senaryonun parçası, nasıl bir ittifakın tarafı?  

Allah dilemedikçe bütün senaryolar birleşse, bütün cepheler ortak olsa bir adım ileri gidemezsiniz. Milletler liderleri korkuyla değil sevgiyle bağrına basar. Liderleri onların kalbinden söküp atamadıkça yapacağınız hiçbir şey yoktur.

Bu millet yüz yıl sonra kendine bir yol çizdi ve uzun bir yürüyüş başlattı. Ne yaparsanız yapın, kimleri yardıma çağırırsanız çağırın bu yürüyüş devam edecektir. Kirli ittifaklar Erdoğan’a da, ülkeye de, millete de kader biçmenin mümkün olamayacağını göreceklerdir.

2002 seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan yasaklıydı. AK Parti’nin iktidar olmasını durduramadılar. Halkımız, Siirt’te mahkeme kararlarını yırtıp attı. AK Parti, iktidara geldiği günden bugüne kadar Türkiye’nin demokratikleşmesi, insan hak ve özgürlüklerinin güç kazanması için her türlü riski göze aldı ve mücadelesini kararlı bir şekilde hem Parlamento’da hem siyasi zeminde hem de hukuk alanındaki yapmış olduğu reformlarla bugünlere ulaşmamıza vesile oldu.Milletimiz tarafından çok iyi bilinmelidir ki millete tuzak kuran ve halkına uzak duran tepeden bakan halkını küçük gören hiçbir anlayışın başarı şansı yoktur.Meşru hükümeti yıpratmak için her yolu mubah görenler, mahşeri vicdanda ebediyen mahkûmdurlar. Milletimiz 30 Mart’ta da küresel koalisyonun, milli iradeyi teslim almaya çalışan emniyet-yargı cuntasının planlarını yırtıp atmak için sabırla beklemektedir.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."