Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

‘Bu AK Parti’ye Örtülü Operasyon’

‘Bu AK Parti’ye Örtülü Operasyon’
  • 27.12.2015

Malatya’da 3 misyonerin öldürüldüğü Zirve Yayınevi davasının 58. duruşması Salı günü yapıldı. Duruşmada savunmasına devam eden sanık Ruhi Abat, “Misyonerlikle ilgili araştırma yaparken, halk bizden daha çok bilgiye sahipti” deyince, mahkeme başkanı araya girerek, “Şaka yapıyorsun” yorumunda bulundu. 

Malatya’da 18 Nisan 2007 tarihinde, Zirve Yayınevi’nde çalışan Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske ile Necati Aydın ve Uğur Yüksel’in öldürüldüğü Zirve Yayınevi davasının 58. duruşması, Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı.. Duruşmaya, olayın sanıkları olan Abuzer Yıldırım, Hamit Çeker ve Cuma Özdemir katılırken, tutuklu Emre Günaydın ve Salih Gürler ise duruşmaya gelmedi. Davanın diğer tutuklu sanıkları Varol Bülent Aral ile diğer tutuklu sanıklar Malatya Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Mehmet Ülger ve Binbaşı Haydar Yeşil’in yanı sıra; astsubay Abdullah Atılgan, uzman çavuşlar Murat Göktürk, Mehmet Çolak, Adil Akçay, İnönü Üniversitesi öğretim görevlisi Ruhi Abat, Levent Ercan Gelegen, Adem Gedik ve Hüseyin Yelki, cezaevinden getirildi. Davanın tutuklu sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon ise, duruşmalara katılmıyor. Taraf avukatlarının katıldığı duruşmayı, öldürülen Alman  Tilman Geske’nin adliyeye bayan koruma polisi eşliğinde gelen eşi Suzanna Geske de izledi. 

Duruşmanın başında cezaevinden getirilen sanık Varol Bülent Aral’ın, adliyenin mahkumların tutulduğu odada olduğu ancak, kendisinin dizlerindeki rahatsızlık nedeniyle mahkeme salonuna adliyenin ana giriş kapısından girmek istediğini bildirdiği mahkeme heyetine aktarıldı. Mahkeme heyetinden bir üye, “Dizleri ağrıyorsa, adliyenin girişinde de merdiven var” derken, Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa ise, ana girişte basın mensuplarının olması nedeniyle, Aral’ın görüntü vermek istediğini söyledi. Aral, bir süre sonra adliyenin ana girişinden mahkemeye getirildi.

Duruşmada, 860 sayfalık savunmasını kaldığı yerden devam ettiren sanık Ruhi Abat, iddianamenin kesin hüküm cümleleriyle kurulduğunu söyleyerek, “İddianameyi okuyunca Türkçe’deki kelimeleri şaşırmaya başladım. TUSHAD üyeliği gibi bir iddiayı kesin bir dille reddediyorum. Ben hiçbir çevre ilde misyonerlikle ilgili çalışma yapmadım. İlker Çınar’ın gizli tanık olması hatırına olay bizim üzerimize yıkıldı. Misyonerlikle ilgili Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerine bakıldığında, devletin misyonerliğe nasıl baktığı görülecektir” dedi.

Kendisinin ilahiyatçı bir akademisyen olduğunu ve bu nedenle de misyonerlikle ilgili araştırma yapmasının normal olduğunu anlatan Ruhi Abat, “İlahiyatçı olarak bir ziraatçının yaptığı araştırmadan yararlanamazdım. Misyonerlikle ilgili araştırmalardan yararlandım” diye konuştu.

Kendisinin jandarmanın haber elemanı olduğu iddiasını da kabul etmeyen Abat, “Haber elemanlığını kendim için onursuzluk ve şerefsizlik olarak görüyorum. Benim akademisyenlik kimliğim var. Bunu bir iftira olarak kabul ediyorum. Şu iddianameyi okuyunca ya sarhoş olmak lazım, ya da kafayı yemek lazım” ifadelerini ileri sürdü.

Bu arada, Ruhi Abat’ın “Misyonerlikle ilgili araştırma yaparken, bu konuda en az bilgiye bizim sahip olduğumuzu anladım. Halk bizden çok daha fazla bilgiye sahipti” demesi üzerine Mahkeme Başkanı Kısa araya girerek, “Şaka yapıyorsun” yorumunu yaptı.

SANIK ABAT: “SAVCI, İSTİHAREYE YATARAK ANLAMIŞTIR”

Sanık Ruhi Abat, kendisi için suçlamalarda “Anlaşılmıştır” denilerek kesin hükümler kullanıldığını, bunun nasıl anlaşıldığının iddianamede belli olmadığını öne sürerek, “Sayın savcı, istihareye yatarak anlamıştır” dedi.

ABD’deki arşiv bilgilerinden hazırlanarak basılan misyonerlikle ilgili bir kitabı mahkemeye sunan Ruhi Abat, “Bize isnat edilen suçların hepsi orada var. 19. ve 20. yüzyılda misyonerlikle ilgili bilgiler var. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde köy köy yapılan fişlemeler var, haritalar var” şeklinde konuştu.

Ruhi Abat ayrıca, İlker Çınar’ın Marmara Depremi sonrasında misyonerlerin çocukları Malta Adası’na kaçırdığını söylediğini, ancak savcılığın bu konuda herhangi bir işlem yapmadığını ileri sürdü.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Zirve Yayınevi Davasının 58. duruşmasını ikinci bölümünde de İnönü Üniversitesi Araştırma Görevlisi olan tutuklu sanık Ruhi Abat, savunma yapmaya devam etti. Sanık Ruhi Abat, davanın aynı zamanda sanığı da olan sanık İlker Çınar’a yönlendirme ile ifade verildiğini ileri sürerek, bunu ise hukuk bilenler tarafından yapıldığını iddia etti.

Sanık Ruhi Abat, iddianamede kendisi için dinleme yaptığı şeklinde suçlama bulunduğunu belirterek, “Benim dinleme yapmadığımı dağdaki deli ile mezardaki ölü bilir. Ama sayın savcı bilmiyor” dedi.

Sanık ve tanık İlker Çınar’ın 2005 yılında eşinden anlaşmalı olarak boşandığını ve birlikte yaşamaya devam ederek, devletten yardım desteği aldığını ileri süren Ruhi Abat, İlker Çınar’ın ekonomik durumunun kullanılarak, ön kabullenme ile ifade verdirildiğini iddia etti.

Kendisi hakkındaki suçlamalardan birisinin de dezenformasyon olduğunu hatırlatan sanık Abat, “Dezenformasyon toplumsal boyutu olan bir şey. Nerede ne söylemişim. İlker Çınar ile görüştükten sonra ne bir konferansım oldu, nede bir makalem yayınlandı. Sadece bu dönemde bir kitabım yayınlandı. O kitabımın da misyonerlikle ilgisi yoktur” ifadelerini kaydetti. 

“İhbar mektuplarında geçen ifadeler, İlker Çınar’ın verdiği ifadelerde yer alıyor” diyen sanık Ruhi Abat,  ihbar mektubunda Glock marka silah arandığının yer aldığını, bu iddia ile Glock marka silah kullanılan Danıştay saldırısı ve Glock marka silah kullanılan Rahip Santoro cinayeti arasında bir bağ kurulmaya çalışıldığını da ileri sürdü. 

Tersten bağlama metodu ile kendilerini AK Parti karşıtı, AK Parti’yi seviyor görüntüsü adı altında iddianameye yalan bilgi servisi yapıldığını ileri süren Ruhi Abat, “Bu operasyonun adres ve adreslerini çok iyi biliyorum. Örtülü olarak AK Parti’ye karşı yapılmış bir operasyon. Bunlar millet tarafından çok iyi biliniyor. İlker Çınar uzman olarak Ordu’dan atıldı ve Türkk Silahlı Kuvvetlerden intikam almaya çalışıyor. İlker Çınar, bizzat gizli servislerce yetiştirilmiş ve şuanda devlete karşı bir likidasyon yapıyor. İlker Çınar’ın ifadeleri, bu cinayeti soykırım olarak görenlere katkı sunmuştur. İstihbarat birimlerinin misyonerleri takip ettiğini söyleyerek, devleti dünyaya jurnallemiştir” diye konuştu.

Sanık Ruhi Abat,  İlker Çınar’a Kontr Espiyonaj eğitimi verildiğini de ileri sürdü.

Ruhi Abat, mahkemede toplam 8 duruşma süresince sürdürdüğü yaklaşık 850 sayfalık savunmasını tamamlayarak, tahliyesini talep etti. 

Duruşmaya bir süre ara veren mahkeme heyeti, daha sonra sanık Ruhi Abat’a soruları yöneltti.

Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, “Malatya Jandarma İstihbaratı size her hangi bir isim altında para ödedi mi?” sorusuna Ruhi Abat, “Hiçbir şekilde 5 kuruş para almadım. Çünkü para alacak bir iş yapmadım” cevabını verdi. 

Soru üzerine İnönü üniversitesi’nde 1993 yılından beri araştırma görevlisi olarak çalıştığını ve doktorasının ise engellendiğini belirten Ruhi Abat, kendisinin İlahiyat Fakültesi’nde Hadis Kürsüsü’nde görevli olduğunu, ancak doktorasını Kelam Kürsüsü’nde sürdürdüğünü söyledi.

Abat, Mahkeme Heyeti Başkanı Kısa’nın, ”Sen İlahiyat Fakültesinde hadis alanında çalışıyorsun. Yani akademik kürsün bu. Ancak yaptığın misyonerlik çalışmalarının alanınla hiçbir ilgisi yok. Jandarmayla bu kadar teşrik-i mesainin nedeni nedir?” sorusu üzerine, çalışmalarının tamamını ilahiyatçı kimliği nedeniyle yaptığını söyledi. 

Jandarmayla yakın olmasının nedenini o dönemle değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Abat, ”O zaman bu ülkede TSK’ya güven yüzde 90’lar civarındaydı. Dönemin rektörü de askerden başkasını takmazdı. Jandarmayla ilk temasım bu dönemde ve fakültenin varlığını sağlamak için olmuştu” şeklinde konuştu. 

Jandarma personeli ve İlker Çınar’la yapılan görüşmeleri kendisinin kayıt altına aldığını belirten Abat, JİTEM’i bilmediğini savundu. 

Abat’ın soruları yanıtladığı sırada söz almadan konuşmaya başlayan tutuklu sanık Varol Bülent Aral, mahkeme heyetine hitaben, ”Yasa dışı çalışıyorsunuz” diye bağırdı. 

Mahkeme Başkanı Kısa’nın söz almadan konuşmaması yönünde uyardığı Aral, mahkeme başkanına yönelik, ”Fetullahçı olduğunuzu bu kadar da belli etmeyin” dedi. Mahkeme Başkanı Kısa da bunun üzerine, duruşma salonunda görevli jandarma ekiplerine, Aral’ı duruşma salonundan çıkartılması talimatını verdi. 

Mahkeme Başkanının, “Dosyada Ruhi Abat jandarma istihbaratı ile içli dışlı görünüyor. Bu kadar ilişki nedir?” sorusuna ise sanık Ruhi Abat, Albay Mehmet Ülger ile cezaevinde aynı koğuşta bulunması nedeniyle samimi olduğunu belirterek, eski rektör Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu döneminde, İlahiyat Fakültesi’nin kapatılmaması için rektör ile görüşmesi için devreye girerek görüştüğünü, bunu da Hilmioğlu’nun o dönem askerleri dinlediği için yaptığını ve Mehmet Ülger’in o dönem İlahiyat Fakültesi’nin kapatılmaması için rektör Hilmioğlu ile görüştüğünü söyledi.  Sanık Ruhi Abat, “Mehmet Ülger, İlahiyat Fakültesi ile ilgilenmeseydi, paşa olacaktı. Bir taraf darbeci olarak suçluyor, bir taraf dinsiz olarak suçluyor” dedi.

Ruhi Abat, İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Haydar Yeşil ile aile boyutunda görüştüğünü ve kendisinin kardeşi olduğunu söyledi.

Mahkeme Başkanını dosya kapsamında JİTEM üyesi olmakla da suçlandığını hatırlatması üzerine sanık Ruhi Abat, “İddianamede öyle bir şey yok. Savcı duymasın” cevabını verdi.

Sanık Ruhi Abat, kendisinin JİTEM’i normal bir vatandaşın bilebileceği kadar duyduğunu aktarınca, Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, “Mardin’de 4 yıl görev yaptım. Yanıma bir sürü JİTEM’ci diye insan geldi” diyerek, jandarma personeli ile konuşurken JİTEM, Beyaz Kuvvetler ve Siyah Kuvvetler ifadesinin gelip gelmediğini sordu. Abat ise, böyle bir şey duymadığını,  olsa bile kendisinin bundan bilgisinin olmadığını söyledi.

Mahkeme Başkanı’nın İlker Çınar’ı savunmada olumsuz bir şekilde anlattın. İlker Çınar ile neden uzun süre çalıştın? Sorusuna da Ruhi Abat, “Bilgi almak için çalıştım. İlker Çınar’ı çığırtkanlıklarından vaz geçiren biziz” dedi.

Malatya eski İl Jandarma Komutanı, Şube müdürü ve astsubayların terörist olarak suçlandığını hatırlatan Ruhi Abat, “Jandarma anayasal bir kuruluş. Oraya terörist yerleştirilmişse bundan devlet sorumludur. Üniversitenin güvenliğini de jandarma sağlıyordu. Eğer bunlar teröristse vay halimize” dedi.

Mahkeme başkanı Kısa, salondan çıkarılan Aral’ın, iki kez hakarette bulunduğu için hakkında suç duyurusunda bulunulacağını söyledi. 

Daha sonra ara karar öncesi Aral’ı yeniden mahkeme salonuna alan Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa, ”Anayasa ve yasalara uygun yargılama yapıyoruz. ‘Şunun bunun adamı’ iddialarını hakaret olarak kabul ediyoruz” dedi. 

Aral da bunun üzerine, ”Ben Ruhi Abat’a yönelttiğiniz sorulara sinirlendim. Madem bir örgütüz, Abat’ın savunması sırasında rencide edilmesine dayanamadım” diye konuştu. 

Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Ruhi Abat’ın çapraz sorgusuna yarın devam edilmesine karar vererek, bugünkü oturuma son verdi. 

FOTOĞRAFLAR: A.A.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."