Final

Fuat


Opel Combo




Malatya Haber -

Bu Şehrin Ne Güzel İnsanlarıydı, Onlar..

Bu Şehrin Ne Güzel İnsanlarıydı, Onlar..
  • 01.05.2020

…Dikkat ettiniz mi bilmiyorum; Malatya, hiçbir zaman, Kadir’e “Deli Kadir” demedi..  

İsmet YALVAÇ

Resmi adıyla Fatih Kaydı, kentin toplumsal ilişkilerine şaşırtıcı bir derinlikle nüfuz eden adıyla Mersedes Kadir…

Geçtiğimiz günlerde, son yıllarda sıklaşan hastalık günlerinden birinde daha ambulansa bindirilirken görüntüye takılan son bakışıyla, mahzun bir halet-i ruhiye ile aramızdan ayrıldı.

Bakış mahzundu; daha mahzun olan ise, o son bakışın ardından, sonsuz yolculuğunda şefkatini, sevgisini ve gözyaşlarını Mersedes Kadir’e yoldaş kılan koca bir kentin, Malatya’nın, Malatya halkının yaşadıklarıydı.

Malatya, Mersedes Kadir’in bir cep telefonu ile çekilmiş son bakışına sevgiden, şefkatten ve hüzünden bir nehir oldu aktı, onu dingin sular üzerinden son menziline eriştirdi.

Kıskanılacak bir sevgi, büyük ama abartısız bir teessür, gönülden dökülen keder ve sevgi kelimeleri; karşılıksız, saf mı saf, beyaz mı beyaz bir samimiyetle Mersedes Kadir’e dair yoksunluk sözleri ve elbette kalplerden dudaklara gelen dualar yoldaşlık etti ona…

Başta Malatya’dan olmak üzere, Türkiye’nin, dünyanın dört bir yanındaki coğrafyasına dağılmış Malatyalılar, Malatyalı olmayan ancak Malatyalılardan, medyadan Mersedes Kadir’i tanıyan binlerce insan, sosyal medya üzerinden onbinlerce mesajla son yolculuğuna uğurladı onu.

***

Tarihsel – toplumsal ilişkiler bağlamında, birçok toplum, zarar verici bir eylemi olmasa da imal edilmiş normallerin dışında davranış gösteren, toplumun standart kalıplarının dışında kendine bir dünya inşa eden ve “deli” olarak etiketlediği insanları, toplumun doğal bir üyesi olmaktan çıkarmış, önce toplama kampı niteliğinde kapatmalara maruz bırakmış, sonra halk dilinde tımarhane olarak nitelenen akıl ve ruh sağlığı hastanelerine mahkûm etmiştir.

Doğuda, “delilik” ile “velilik-dervişlik” arasında bıçak sırtı bir durumun varlığı kabul edildiğinden ve Mevlana’ya ait olduğu söylenen “Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok” aforizmasının, modern zamanlarda her geçen gün yeniden teyit edildiğinden olsa gerek, batının “Deli” olarak etiketleyip toplumsal alanın dışına ittiği tipolojideki insanlar, biraz şefkat, biraz sevgi, biraz “Allah’ın gücüne gider” endişesiyle korunup kollanmıştır genellikle.

Batıda modern toplumun inşasına giden süreçte, “Deli” olarak yaftalanan insanların topluma katılma, toplumun bir parçası olma hakkının elinden alındığını ifade eden filozoflar, bu insanların sonraki dönemlerde ise psikiyatri kliniklerine, akıl ve ruh sağlığı hastanelerine tıkılmalarına ve üzerlerinde bilimsel deneyler yapılan deneklere dönüştürülmelerine dikkat çeker.

Ali Eren Demir’in “Anadolu’da Delilik: Deli Emin” başlıklı yazısında yerinde bir tespitle belirttiği gibi, “Hollywood sinemasında eğer bir ‘deli’ karakteri varsa o filmde psikiyatr kaçınılmazdır”.

Oysa bizde, Malatya’nın Mersedes Kadir’i de Vizontele’nin Deli Emin’i de psikiyatrlara ihtiyaç duymazlar; çünkü, Hollywood yaklaşımına aykırı biçimde, Mersedes Kadir ve Deli Emin toplumu rehabilite eden bir işlev üstlenmiştir…

Çarşı esnafı gündelik hayatın stresini Mersedes Kadir’le muhabbetinde geride bırakır, çek-senet derdini anlık da olsa unuturdu.

Yollarda Mersedes Kadir göründüğünde kaosa dönmüş Malatya trafiği daha da karışmak yerine sakinleşir, selamlaşmalar, para verme, sigara yakma seremonileri yaşanır, kırmızı ışığın yeşile döndüğü an üç saniye sabretmeden kornaya abanan sürücüler, bu anda sabır taşı olur, Kadir’in mutluluğunu kendi mutlulukları olarak yaşarlardı. Gençler, otostop çeker, Kadir kız arkadaşının yanında otostop çeken genci mahcup etmezdi.

Kaldırımda yürüyenler Kadir’e el sallar, arada bir laf atar, Kadir’den anlaşılmaz sözlerle karşılık alırlardı ama asla küfür olmazdı bu muhabbette.

Malatya’ya dışardan gelenler, Mersedes Kadir’i ilk gördüklerinde garip karşılar, öyküsünü dinleyince Kadir’le fotoğraf çektirmeyi bir ayrıcalık olarak görürdü. Bu bakımdan, Mersedes Kadir bir nevi Malatya’nın turizm ve tanıtım elçisiydi.

Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Gündüz, Kadir’in ölümünden duyduğu üzüntüsünü, malatyahaber.com’daki vefat haberinin altında paylaşmanın dışında bir de anekdot aktarmıştı bize: “Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de uluslararası bir kongreye katılmıştım. Farklı ülkelerden çok sayıda bilim insanı vardı. Sunuşlar sırasında her akademisyen hangi şehirden, hangi üniversiteden geldiğini söyleyerek başlıyor konuşmasına. Kongreye yemek arası verildiği bir sırada Azerbaycan Devlet Üniversitesi’nden olduğunu söyleyen bir Profesör yanıma gelerek, ‘Orhan Hocam Malatyalı olduğunuzu öğrendim, çok memnun oldum. Ben Malatya’yı da Malatyalıları da çok seviyorum. Siz Malatyalılar çok güzel insanlarsınız’ dedi. Çok mutlu oldum bu sözler üzerine. Ben de, ‘Sayın hocam Malatya’yı, Malatyalıları sevdiğinize göre bizim memlekete geldiniz ve çok beğendiniz herhalde. Malatya’yı sevmeniz beni mutlu etti’ dedim. Azerbaycanlı hocamız, ‘Yok, Malatya’ya gitmedim. Gitmeyi çok isterim tabii. Benim Malatya’ya karşı sevgimin başka bir sebebi var. İnternette izledim, sizde bir kişi var. Bir değneği var bu kişinin, değneğine binip şehri bir uçtan bir uca geziyormuş. Bu kişi, Malatya’da çok seviliyormuş, Malatya halkı bu kişiye ailesinden biri gibi sahip çıkıyormuş’. Azeri hocamız adını tam olarak hatırlayamamıştı ama Mersedes Kadir’i anlatıyordu bana, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de… Kadirimizin şöhreti il sınırlarımızı değil ülke sınırlarımızı bile aşmıştı. ‘Evet, Mersedes Kadir’den bahsediyorsun hocam, bütün Malatyalılar çok sever Kadir’i’ dedim. Azeri hocamız, ‘Evet, işte o, Mersedes Kadir… İşte Mersedes Kadir’e gösterdiğiniz sevgi ve sahiplenme için Malatyalıları seviyorum’ dedi. Azerbaycanlı hocamızın hem Malatyalıya hem Mersedes Kadir’e olan muhabbet duyguları beni çok etkiledi, çok duygulandım Benim için unutulmaz bir anı oldu o konuşma”.

Orhan Gündüz hocamızın aktardığı bu çok anlamlı ve çok güzel anekdot bir kez daha gösteriyor ki, Malatya ve Mersedes Kadir birbirini tamamlayan iki değer olarak kabul ediliyordu.

Yani demem o ki, Hollywood senaryolarındaki “Deli – Psikiyatr” ilişkisine inat, toplumun ayrılmaz bir parçası, bir koca şehri tek başına rehabilite eden adamdı.

Mersedes Kadir, bırakın toplumun bir parçası olmaktan çıkarılmış olmayı, aksine büyük bir şehrin güçlü bir figürü olarak zihinlere kazındı adeta. Koca bir şehir, bir çok konuda doğal olarak farklı düşünür ve ayrışabilirken, hep birlikte onun yasını tutacak kadar derin bir sevgi bağıyla kuşatmıştı Kadir’i. Bu, yaşarken de böyleydi vefatında da böyle oldu.

Malatya onu dışlamadı; toplumsal alanın dışına itmedi; asla ötekileştirmedi; tam tersine, onu Malatya’yı Malatya yapan renklerden bir renk olarak olarak konumlandırdı mekanda ve zihninde…

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum; Malatya, hiçbir zaman, Kadir’e “Deli Kadir” demedi.

Ona ‘Mersedes Kadir’ adını layık gördü.

Mersedes, yani, sevdalısı olduğu ‘araba’ âleminin en değerli, en kaliteli, en ünlü isimlerinden, markalarından biri…

Çünkü, Malatya, Malatya halkı, çarşı esnafı onu seviyordu. Sevgi değer vermekti. Yaşarken, hayat şartlarının daha iyileştirilmesi mümkündü, bunun yeterince yapılmamış olmasını eleştirenler de haklıdır; ama Mersedes Kadir’i yaşatan ve besleyen Malatya halkının sevgisiydi; onu ötekileştirmeden kendilerinden biri olarak konumlandırmasıydı…

***

Malatya caddelerinde 15 yıl kadar önce belirmişti. Araba olarak kabul ettiği, tepesinde dikiz aynası, sonra da bir CD, fırfırlı süsler olan bir değnekle trafikte gezinmeye başlamıştı.

Önce fazla tanınmıyordu.

Sadece ‘aklı bir hoş’ kendileri hoş, sevimli kardeşler olarak, ana caddelerde trafiği tanzim etmeye çalışan, özellikle de hatalı parkları engellemek için çaba gösteren ‘Trafikçi Ziya’ ile 3 tekerli el arabasıyla dolaşan, teybinin- radyosunun kulaklıkları sürekli kulağında olan sonradan bisiklete bindiğinde pedal çevirme şekli nedeniyle lakaplandırılan ‘Yarım Pedal Neco‘nun, en az onlar kadar sempatik kardeşi olarak biliniyordu.

Bir süre sonra, ‘arabası’nın önüne bir de dikiz aynası ile bir otomobil firmasının amblemini de asmıştı.

Tecde’de Fatih olarak bilinen bu sempatik genç, işleyen trafikte, gecenin geç saatlerine kadar, kurallara harfiyen uyarak geziyordu.

1986 doğumlu olan Fatih bir süre sonra ‘Mersedes’ diye çağrılmaya başlanmış, bir süre sonra da ‘Mersedes Kadir‘e terfi ettirilmişti.

Tecde’deki arkadaşları, konuşması güç anlaşılan Fatih’in adını ‘Kadir’ diye de anlaşılabilecek bir şekilde söylediğini, bu nedenle ‘Kadir’ diye, sonraki yıllarda giderek ‘Mersedes Kadir‘ diye tanınmaya başladığını, daha sonra çıkan ve büyük ilgi gören Malatya’nın ‘deli-veli’lerinin yeraldığı ‘Deliler Takvimi’ne giren Mersedes Kadir’in lakabının böylece pekiştiği anlatılır.

Ziya, Yarım Pedal Neco ve Mersedes Kadir

‘Mersedes Kadir’in ailesi, Tecde Mahallesi’nin yerlilerinden.

Otuz yıl önce vefat eden baba Metin Kaydı at arabacılığı yapıyormuş. Akrabası Sıddı Zeynep’le evlenmiş. 5’i erkek 3’ü kız 8 çocukları olmuş. Turgut Özal Tıp Merkezi’nde temizlik işçisi olarak çalışıp emekli olan en büyük erkek kardeş Mehmet ile en küçük erkek kardeş Suat arasında Ziya ikinci, Necmettin (Neco) üçüncü, Fatih (Mersedes Kadir) dördüncü kardeş.

Malatya’nın bildiği tanıdığı, sahiplenip sevdiği, arada takıldığı, adeta Malatya şehrinin korunup kollanması gereken ‘menkul kültür değeri’ olarak gördüğü, ‘deli- veli’ arasında ince bir çizgiye yerleştirdiği bu kardeşlerden Ziya yaklaşık 20 yıl önce, Neco (yandaki fotoğrafta) 3 yıl önce vefat etmişlerdi.

Ağızlarından sigara düşmeyen bu üç kardeşten, sonu ölümcül bir solunum rahatsızlığı olan KOAH ve bunun yolaçtığı kalp yetmezliğinden ölen üçüncü kişi Mersedes Kadir oldu.

Bu kardeşlerden ilk olarak, kendini trafik polisi olarak gören, zaman zaman kafasında beyaz bir şapka, belinde beyaz bir trafikçi kemeri, ağzında düdük, elinde de ‘ceza makbuzu’ olarak kullanılmış sinema bilet koçanını taşıyan Ziya’yı tanımıştım.

Ziya daha çok, PTT ile Dörtyol arasında takılır, o zaman çok yoğun olan cadde üzerine park edilmiş araçları düzene sokmaya çalışırdı.

İnönü Caddesi’nin o bölümü arasında yanlış- biçimsiz parkeden bir araç Ziya’yı çok sinirlendirir, çevre esnafı da, Ziya’yı, aslında o aracın sahibi olmayan başka esnafların üstüne gönderir, onun çıkardığı kavgayı, savurduğu küfürleri ve fırçayı keyifle izlerlerdi.

Ama Ziya’nın trafikçiliği sadece araçlarla sınırlı kalmazdı. Bir ceza da bana yazmıştı. Şimdi artık olmayan, kapatılıp dükkân yapılan Kiğili Pasajı’ndaki berberimde traş olurken, bu Ziya içeri girdi, bana doğru kızgın ifadelerle birşeyler söyledi. Ne dediğini anlamadım, ama o arada elindeki bilet koçanından bir yaprak koparıp tezgahın üstüne koydu.

Bu durumu gülerek izleyen rahmetli Berber Kemal Tosun ile halen mesleğini sürdüren yeğeni  Fazlı Çiçekli, Ziya’nın bana yanlış yere park ettiğim için ceza yazdığını söylediler. Benim berberim Fazlı Usta idi. Onun koltuğu dolu olunca,  işim de acele olduğundan Kemal Usta’nın cam kenarındaki boş koltuğuna oturmuştum. Dışarıdan, yanlış yere oturduğum için Ziya’yı göndermiş, bazı tanıdık esnaflar. Tabi çaresiz bir ceza ödemesi yaptım. Berber koltuğunda traş olurken, yanlış yere park etmekten!

Sonra bir yaz günü, kardeşleriyle benzer bir rahatsızlık sonucu vefat ettiğini öğrenmiş, üzülmüştük, tüm tanıyanlarıyla.

Neco ise daha çok Şire Pazarı, eski Hal Binası (Kasap ve Sebze Pazarı) civarında takılır, oradaki esnaflarla haşır neşir olurdu. O da o bölgenin maskotuydu adeta. Esnaflar ona da takılırlar, zaman zaman sinirlendirirler, ancak ellerini üzerinden çekmezlerdi.

Bir mahalli seçimde, kısa boylu şişman ve sempatik Neco için fotoğraflı bir seçim afişi yaptırıp, o bölgenin muhtar adayı olarak ilan etmişlerdi; hem belki de diğer adayları beğenmedikleri yolundaki tavırlarını göstermişler, hem de ‘Muhtar Adayı’ Neco ile bir süre de bu dönemi geçirmişlerdi.

Neco da, 2017 Şubat ayında, yine KOAH ve kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti.

***

…Ve Mersedes Kadir

Ya binek hayvanı veya araba olarak farzedilen sopayı bacaklarının arasına alıp, bir elle sopanın tepesini tutarak koşturmak çocukken birçoğumuzun oynadığı oyunlardandı.

İşte, Tecde’de At Arabacısı Metin Kaydı’nın oğlu Fatih Kaydı da, erken yaşlardan itibaren sopayla haşır neşir olmaya başlamış. Annesi Sıddı Zeynep Kaydı’nın dediğine göre, 10 yaşlarından beri adeta ‘sürücüsü’ olduğu sopadan ayrılmazmış. Tecde sokaklarında diğer çocuklarla birlikte sopanın üzerinde koştururmuş. Diğer çocuklar büyüyüp bu oyunları geride bırakırken, Fatih Kaydı aklını ve zamanı çocukluğunda sabitleyip, çocukluğu bitirmeyi hiç gündemine almamıştı.

Tecde Muhtarı Ali Yiğit (yandaki fotoğrafta Mersedes Kadir’le), Kaydı ailesini yakından tanıyan yerli bir Tecdeli. Bu aileyi ve çocuklarını, kendi çocukluğundan itibaren biliyor, tanıyor. “Değişik çocuklardı. Ziya teneke çalar, ağzında düdüğü eksik olmazdı. İlk o çarşıya indi, sonra trafikçilik yapmaya başladı. O da erken öldü. Necmettin de bisiklete, arabalara düşkündü. O da çarşıda tanınırdı. Çok sevilirlerdi. En son Fatih, yaşı ilerledikten sonra çarşıya gidip gelmeye başladı. Üstüne bindiği, araba diye sürdüğü deynekle ilgi çekti. İnsanlar onu da çok sevdi. Malatya’nın en tanınmış simalarından biriydi. Bizim Fatih olarak bildiğimiz bu kardeşimizin, çarşıda Mersedes Kadir diye tanınmaya başlandığını duyduk, insanlar lakabı benimsedi, o çarşıdan getirdiği bu lakapla anılmaya başladı. Neredeyse Fatih adını hepimiz unutmuştuk” diye konuşuyor.

20 yılı aşkın bir süre önce kaybettiği büyük abisi Ziya’dan sonra, Neco’nun da çarşıda olduğu bir dönemde Malatya caddelerinin vazgeçilmez görüntülerinden biri haline gelen Mersedes Kadir’in, ilk arabası, ince- uzun bir dal çubuğuydu.

Sonra kentte tanınınca, bazı sanayi esnafları da duruma el attılar. Önce Kadir’in sopası, marangozhaneden çıkan çıtaya dönüştü. Ayna takıldı, süsler arttı. Kadir sürekli dolaştığı için, sanayide yapılan bu çubuk kısa sürede sürtünmeden dolayı aşınıp küçülüyor, o duruma gelindiğinde sanayinin yolunu tutup, aynı marangozhaneden yeni arabasını ‘çekiyor’du. Tabi o arada, aksesuarlarda, örneğin dikiz aynasında, teybinde sorun varsa, onlar da yenileniyordu.

Bir keresinde, bir kaportacı, otobüs aynasını ‘daha fiyakalı’ ve ‘gösterişli’ olacağı gerekçesiyle Kadir’in araba ustası marangoza bırakmış, usta da bu aynayı yeni çıtaya monte etmişti. Arabayı değiştirmeye gelen Kadir, bu otobüs aynalı çıtayı görünce beğenmemiş, ‘la bu benim araba değil’ diye niza çıkarmış, ‘sıfır’ bir tofaş dikiz aynası takıldıktan sonra yeni arabasını alıp sanayiden ayrılmıştı.

Malatya trafiğinde sopasıyla ‘seyreden’ Mersedes Kadir, trafik kurallarına harfiyen uyan, sopasını caddede park yasağı olmayan yerlere parkeden, uymayanlara da çoğunlukla anlaşılamayan sözlerle kafa tutup ‘su koyveren’ haliyle trafiğin de konusu olmaya başladı.

Hatta 2008’deydi sanırım, o zamanın Trafik Şube Müdürü, dönemin Emniyet Müdürünün de onayını aldıktan sonra, Kadir’e bir ‘sürücü belgesi’, arabasına da ‘ruhsatname’ hazırlamışlardı. Sürücü belgesinin sınıfı “A’dan Z’ye” diye yazılmıştı. Kadir epey bir zaman bu belgeleri boynuna asıp gezmişti.

Özellikle yaz dönemlerinde, Malatya’nın meşhur ‘piyasa yeri’ Kanalboyu’nda da boy gösterirdi Mersedes Kadir. Orada dolaşan kızlı- erkekli gençler, Kadir’e takılır, hatta bazıları sopaya yolcu olarak biner ‘Kanalboyu Turu’ atarlardı, onunla beraber.

Malatya’nın bu divanesi, yıllar önce bir ara ortadan kaybolmuş, o sırada, organ mafyasınca kaçırılıp öldürüldüğü iddiaları ortaya atılmıştı.

Bizim Görüş Gazetesi başta olmak üzere gazete büroları, Kadir’i merak edenler ve söylentilerin doğru olup olmadığını öğrenmek isteyenlerce telefon yağmuruna tutulmuş; arayanlara ‘kaçırma- öldürme’ olayının olmadığı, ancak Kadir’in hasta olduğu için bir süre çarşıya gelemediğini söyleyerek sakinleştirebilmiştik sevenlerini. Bir süre sonra iyileşen Mersedes Kadir yeniden yollara çıktığında, onu trafikte gören birçok sürücünün aracını durdurup, onunla kucaklaştığına, harçlığını cebine koyup gönderdiklerine tanık olmuştuk.

O dönem Mersedes Kadir’i kaybettiğini sanıp sonra bulan Malatya ahalisi çok mutlu olmuştu.

Çok bilinen, tanınan Kadir, birçok Malatyalı için, başta siyaset olmak üzere bazı önemli görevler üstlenen kişilerin becerileri konusunda kıyaslama kriterlerinden de biriydi. Malatyahaber.com’da, yetenekleri sınırlı ya da bazı kesimlerin benimsemediği siyasiler veya bürokratların adının geçtiği haberlerin altına yapılan yorumlarda, çokça, “Mersedes Kadir olsa bundan iyiydi” veya “Mersedes Kadir seçilse bundan iyisini yapardı”, “Mersedes Kadir olsa hiç değilse zarar vermezdi” türü tepkiler gelirdi. Tabii bu yorumların bir kısmını eleştirilenlere ayıp olur diye yayınlamazdık. Bir kısmını ise, “Mersedes Kadir – Eleştirilen” ilişkisinde, Mersedes Kadir’in kalibresinin daha yukarıda kaldığını düşünerek Mersedes Kadir’e haksızlık olur düşüncesiyle yayına sokmazdık.

Mersedes Kadir nam Fatih Kaydı’nın ailesiyle yakından ilgilenen, hem Neco’nun, hem de Kadir’in KOAH hastalıkları ve hastane sürecinde sürekli yanlarında olan Muhtar Yiğit, Kadir’in Kasım 2018’de ilk hastaneye yatıp bir süre tedavi gördükten sonra taburcu edilmesinin ardından 2019 Ocak ayında yaptığı çağrıda, “Mersedes Kadir’i herkes seviyor. Kimse incitmek istemiyor. Ancak çok önemli bir husus var, Mersedes Kadir’i seven esnaf ve vatandaşlar başta alkol olmak üzere sigara vermesinler. Zamanında müdahale edilmeseydi, çok kötü bir sonuçla karşılaşabilirdik. Mersedes Kadir’i sevenler gerçekten seviyorlarsa alkol vermesinler, verenleri uyarsınlar. Alkol ve sigara nedeniyle son dönemde konuşamıyor ve ayakta duramıyordu. Tedavisinin ardından daha rahat ve anlaşılabilir bir şekilde konuşmaya başladı. Alkol vermek Mersedes Kadir’e yapılabilecek en büyük kötülüktür” diyerek, ona bu maddelerin verilmemesini istedi. Ancak, Kadir hastaneden çıktıktan bir süre sonra yeniden çarşıya indi. Yine ağzından sigarayı düşürmüyor, sopasını ise güçlükle taşıyabiliyordu artık.

Sopası demişken.. Kadir’in bu ‘vesait çilesi’ , ortaya çıktığı ilk yıllarda, önce ince bir ağaç dalı, sonra da ‘sanayide imal edilmiş’ çıtasıyla dolaşırken, birkaç yıl önce çıkan ve bizim de ‘Mersedes Kadir’in çakması çıktı’ diye haberleştirdiğimiz bir rakibi nedeniyle ağırlaştı..

Şöyle ki; bu bir ara ortaya çıkan ‘Çakma Kadir’, bizim tescilli Kadir gibi çıta değil, 7-8 metrelik bir kavak ağacının üstünde geziniyordu. O sırada, Kadir’in arabası, bu nevzuhur elemanın arabasından küçük diye kıyaslama yapılıp, gaz veriliyordu.

Bizim Mersedes Kadir’in rakibine karşı ‘küçük araba’ ile gezmemesi gerektiğini düşünen bazıları, ona da bir kavak ağacı ayarladılar. Mersedes Kadir, o zamandan beri çıta yerine, ondan çok çok ağır olan bu kavak ağacıyla gezmeye başladı. Ölene kadar kullandığı da bu ağaçtı. ‘Çakma’ ortadan kayboldu ama, Kadir son zamanlarında çok zorlansa da bu sırıktan vazgeçmedi.

Geçtiğimiz aylarda bir kez daha hastanelik oldu; tedavi görüp taburcu edildi; ancak toparlanamadı.

Artık çarşıda daha seyrek ortada görünüyordu. En son, geçtiğimiz 10 Nisan’da Emniyet Teşkilatı’nın kuruluş yıldönümünü kutlamak için Emniyet Müdürüyle bir görüşmesi sosyal medyada yeraldı.

Muhtar Ali Yiğit, 18 Nisan Cumartesi akşamı, aniden nefes alamamaya başlayan Kadir’in abisinin çağrısı üzerine eve gittiğini, durumunun kötü olduğunu görünce ambulans çağırdıklarını, ambulansa bindirildikten sonra bir ara gözünü açtığını ve sonra geri kapattığını, ambulansa kendilerinin alınmadığını, sokağa çıkma yasağı nedeniyle izin alıp hastaneye gittiklerinde, Kadir’in vefat ettiğini öğrendiklerini sosyal medya hesabından duyurdu.

Mersedes Kadir’in vefat haberini, muhtarın açıklamasından birkaç dakika sonra malatyahaber.com’da yayınladık. Ancak, birkaç dakika sonra site yoğun giriş talebi nedeniyle giderek daha da ağırlaştı, bir ara devre dışı kaldı. malatyahaber.com’a teknik alt yapı hizmeti veren ve sunucularını barındıran Malatya dışındaki şirketi aradığımızda, sunuculara kapasitenin yüzde 800’ü oranında giriş talebi geldiği için, sitede sıkıntı olduğunu, Malatya’yı ayağa kaldıran bu haberin ne olduğunu kendilerinin de merak ettiğini söylediler. ‘Mersedes Kadir öldü’ dedik, o’nu kısaca anlattık, Malatyalı’nın gönlündeki yerini söyledik, çok şaşırdılar, onlar da üzüntüye ortak oldular.

***

Malatya ‘deli- veli’ arasına yerleştirdiği, sözlük anlamının zıddına, ‘zararsız, çok saf‘ anlamında kullandığı ‘pehlül’ diye de adlandırdığı, ‘akılları bir hoş, kendileri daha hoş’ insanlarına yaklaşımıyla, sahiplenmenin ileri örneklerini vermiş bir şehir. Onların yetişkin görüntülerine rağmen, çocuk çağda kalmış akli melekeleriyle, çoğu zaman hemhal olduğu için, onlarla birlikte belki de kendini daraltan ortamlarından bir an olsun uzaklaştıkları için olsa gerek, onların hayatlarına dokunan insanların çokça bulunduğu bir şehir.

Malatya’nın bu yaklaşımına tek örnek Mersedes Kadir değil, başkaları da var. Mesela, hepimizin ‘Çarşı Kemal’ olarak tanıdığımız, Kuyumcular Çarşısı, Temelli Pasajı, eski PTT Caddesi civarında takılan, yine çevre esnafının gözbebeği. Engelliler için bazı dönemlerde düzenlenen 1 gün sembolik askerlik görevi için Kemal’ı da (yandaki fotoğrafta) kaydettirmişler, Kemal’a  çarşının merkezinde davullu- zurnalı askere uğurlama töreni düzenlemişlerdi. Kemal uğurlayıcılarıyla birlikte göbek atmış, boynuna takılan emzik ile omuzlarda gezdirilmiş, daha sonra bir araç konvoyuyla askerliğini yapacağı Şoför Okulu’na götürülmüş, akşam da terhis olunca, aynı konvoy eşliğinde, ‘En Büyük Asker Bizim Asker’ sloganlarıyla geri çarşıya getirilmişti. Çarşı çarşı olalı öyle bir asker uğurlama töreni görmemişti.

Bu Kemal, geçtiğimiz yıllarda Kuyumcular Çarşısı civarında Adıyamanlı davulcuların kavgası sırasında tüfekle açılan ateş sonucu kazaen yaralanmıştı ve Kemal’ın vurulması büyük olay olmuştu.

Kemal, hala çarşının gözbebeği ve gündüzleri oradaki dükkanlardan birinde ağırlanırken görebilirsiniz.

1990’lı yılların ikinci yarısında, işletmeci Hasan Özhan, birçoğu uzun yıllar önce vefat etmiş olmasına rağmen, Malatyalıların anılarında yer tutan bu hoş insanları unutmamış olmanın bir örneğiyle ortaya çıkmış, dünyanın her yerindeki Malatyalılardan büyük ilgi gören, bir ‘Deliler Takvimi’ bastırmıştı.. İzo, Faro, Deli Gaffar, Gız Mahmut, Şorikli Yaşar, Deli Yusuf, Mişmiş, Adliye- Hökümet Bekir.. Bu çalışma, o dönemde de, basının ilgisini çekmiş bir çok haber ve röportajın konusu olmuştu.

Bizim yazıya konu ‘Mersedes Kadir’ de, söz konusu takvimin ilk tasarlandığı ve basıldığı sırada henüz çocuk yaşta ve çarşıya inmemiş olmasından dolayı, ilk baskıda yer almamıştı. Ancak, takvimin 2000’li yıllarda yapılan ikinci baskısında, Fatih Kaydı, daha önce de söylediğimiz gibi ‘Mersedes Kadir’ adıyla yer almış, bu durum, dar çevrede söylenen ‘Mersedes Kadir’ lakabını tescil ettiği gibi, yaygınlaşmasına da vesile olmuştu.

Mersedes Kadir’i, kendisini günlük hayatının içerisinde çok benimsemiş bir Malatya’da hiç de rahatsız edilmeden dolaştığını gören yabancılar, bir vesile ile geldikleri Malatya’da buna tanık olan gazeteciler, blog yazarları ve sonra sosyal medya Türkiye’nin gündemine taşıdı. Bir kentle bir ‘divane’ arasındaki ‘naif‘ iletişimin sıcaklığı, kentin onu sahiplenişi ilgilerini çekti.

İşte, yine konu olduğu bir dergideki yazıda felsefik bir yaklaşımla ‘Bir şehrin deliliğini sopasında taşıyan adam’ diye tanımlanan Mersedes Kadir’in, gerek hastalanıp hastanelik olduğu dönemlerde, gerekse vefatında, yaygın basının yazılısında, görüntülüsünde, Malatya’da renkli ve nüktedan kişiliği ile hatırlanan ‘Mıh Osman‘ lakaplı rahmetli Osman Çağlı’nın ‘ceyranlı basın’ diye adlandırdığı internet mecrasında, internet basını ve sosyal medyada büyük ilgi görmesinin ardında bunlar vardı.

Bazı bakanlar, her kanattaki siyasiler, üst düzey yöneticiler, toplumun her kesiminden insanlar, bu bağı ne kadar iyi anladıklarını yansıtan, duygu dolu çok güzel mesajlar yayınladılar.

Malatyalı da, onu bir salgın hastalıkla ilgili ileri kısıtlamalara rağmen, başta kırk yıllık Malatyalıymışçasına gösterdiği hassasiyetiyle Malatya Valisi Aydın Baruş olmak üzere, il yöneticileri ve katılabilen insanlar Mersedes Kadir’i cenaze namazından sonra sonsuza uğurladılar…

O, böylesine bir sevgi seli ve il yöneticilerinin katılımıyla koronavirüs günlerinde son yolculuğuna uğurlanırken, adı Malatya ile özdeşleşen bu güzel insanın unutulmaması için yapılacağı sözü verilenlerin gelecekte unutulmamasını bekliyor Malatyalı.

Mersedes Kadir, Şehir Mezarlığı’nda 3 yıl önce çekilen üstteki fotoğrafta mezarının başında dua ettiği abisi Yarım Pedal Neco ile şimdi yan yana yatıyor.

Allah rahmet eylesin; mekânları cennet olsun…

MERSEDES KADİR ARŞİVİNDEN

FOTOĞRAF VE GÖRSELLER: malatyahaber.com, Görüş Gazetesi, Yeni Malatya Gazetesi Arşivleri, iha, AA, Tecde.net ve sosyal medya

Etiketler: / /

Yorumlar
  1. Sosyal dedi ki:

    Allah rahmet eylesin inşallah…

  2. Murat dedi ki:

    Selamun Aleyküm. Bu yazınızı bir Malatya’lı olarak ilgiyle okudum. Mercedes Kadir Malatyanın bir parçası sevilen ve gerçekten de saygı duyulan bir kardeşimizdi. Yazınızı okurken duygulanmamak mümkün değil. Şu an bile yolda giderken gözlerimiz hep kadiri arıyor. Mekanı Cennet olsun inşaallah.

    Bu yazınızı sormadan bir Malatyalı olarak web sayfamızda yayınladım. Hakkınızı helal edin. Bir sıkıntı olursa e-postamdan iletişime geçerseniz sayfadan kaldırım. Ama yapmayacağınıza eminim. Çünkü Kadir hepimizin kadiriydi.

    Yazıyı yayınladığım sayfa :
    https://www.rasulehasret.com/konular/bu-sehrin-ne-guzel-insanlariydi-onlar.54566/
    EDİTÖR: Bahse konu yazıyı, alıntı yaptığınız kaynağı belirtmek suretiyle kullanabilirsiniz.

  3. eris dedi ki:

    ismet bey, öncelikle sizin malatya dokusunu işlediğiniz yazılarınızı gerçekten bir solukta okuyorum. teşekkür ederim.

    mersedes kadir yazısı ise gerçekten uzun lakin ama çok erken bitti okuması. bir solukta. yazı budur zaten okunması için yazılır. yazılması için değil. çok güzel anlatmışsın ismet bey. başyazılar kısımını alır ve tarihe geçer bu metin. çocuklarımız elbette kadirimizi merak edip araştıracaklar ve o zaman bu yazıyı görüp tamamen bilgilenecekler.

    selamlar

  4. efe dedi ki:

    İsmetpaşa mahallesinde yürüyerek eve giden öğrenci olan kızımın hatır sormak babında nasılsın Kadir abi sözüne yorulduysan atla seni evine bırakayım diye karşılık veren mercedes kadir’i anlatmaya kelimeler yetermi,elbette yetmez,O bir su misali aktı gitti.O Malatya’yı Malatya’da onu çok sevdi.Allah rahmetiyle muamele etsin inşallah mekanın cennet olsun Kadir’im

  5. Ömer Karaöz dedi ki:

    Malatya’nın değerlerine nasıl da sahip çıktığını anlatan, güzel bir yazı olmuş. ”iyilik kavramının” sözde değil özde yaşandığı bir memleketi tasvir etmişsiniz. Ne mutlu ki bu topraklara aitiz…

    Teşekkür ederiz, kaleminize sağlık.

  6. Engin Sarıca dedi ki:

    Adeta biyografi gibi bir portre. Ayrıntılardaki samimi özene, bir şehrin sosyo-kültürel havasını yansıtan güçlü kavrayışa değinmiyorum bile. Yorumlarda bunlar vurgulanmış zaten. Okurken benim de boğazım düğümlendi ve gözlerim yaşardı. Fakat başka bir gözlemi paylaşmak istiyorum: Hem yazıyı hem yorumları dışarıdan bir gözleme tuttum. Her halde milyarlar dökseniz, arkanızdan, bir kentin en saygın gazetecisinin kalemden böyle yazı çıkaramazsınız. (Belki maddiyatla daha süslü sözler yazdırırsınız ama okuyucu o riyayı görür) İşte bu şehrin ve insanlarının güzelliği burada. İsmet Yalvaç’ın kaleminde vücut bulan toplumsal bellek, aslında onu da var eden ve bu duyarlılığa ulaştıran kültürel hafızanın toplamı. Ancak yüz yılların imbiğinden süzülen bir kültür dünyada bu etkiyi gösterebilir. Yorumlarda Mersedes Kadir ve diğer divanelere yapılanların eksikliği tartışılıyor. Hem de o kadar doğal tartışılıyor ki, başlı başına bunun bile toplumsal bir yüceliği yansıttığı fark edilmiyor. Kıymetli bir okuyucu, “Biz onları olduğu gibi kabul ettik” diyor. Kendini bilmek ve herkesi olduğu gibi kabul etmek… Söylemesi çok kolay, ama yapması oldukça zor. Ruhun şad, mekanın cennet olsun divane Kadir. Ama ardında bıraktığına bakınca belki de bir derviştin…

  7. mehmet hanifi yapar dedi ki:

    İsmet abi Malatya’mızın sınırlarını aşmış değerlerini bir bir kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Mersedes Kadir de bunlardan biriydi. Cenabı Allah gani gani rahmet eylesin. torpil yok rüşvet yok sırası gelen gelen gidecek. Eline emeğine sağlık.

  8. ahmet koc dedi ki:

    Malatya ve Malatyalı kokan bir yazı.
    Unutulmaya çalıştırılan, yok edilmeye çalışılan Malatya’yı inadına hatırlatan bir yazı.
    Sanırım Gurbette yaşayan Malatyalıları sılaya taşımıştır.
    Teşekkürler İsmet Yalvaç ağabey, kaleminizin mürekkebi hiç eksilmesin.

  9. Mali dedi ki:

    Mekanın cennet olsun (Mercedes ) Kadir baba seni her daim özleyeceğiz , hoşçakal .

  10. Mehmet Yaşar Çerçi dedi ki:

    İsmet Beyciğim,
    Yazınızı daha ilk gün okudum ve çok beğendim. Yorum yazmak bugüne kaldı.
    Klasikleşen yazılarınızla Malatya’nın ma’şeri vicdanına çok güzel tercüman oluyorsunuz. Ellerinize, gönlünüze sağlık.

    “Suyun rengi, kabının rengidir” buyurulmuş. Bu cümleden olarak; akli melekesi itibariyle su mesabesinde olan ve toplumda meczup, divane olarak sıfatlandırılan kişilere yüklediğimiz anlam veya davranış çeşitliliği aslında suyun kabı mesabesinde olan toplumun yani bizlerin kişiliğimizin ve içimizdekinin dışa vurumudur denilebilir. Yoksa merhum Kadir ve benzeri özel hemşerilerimizin sevimliliklerine bir halel getirir değildir bu durum.
    Malatya ve Malatyalılık işte bütün bu renkleriye özel ve güzel.
    Bu vesile ile tekrar Kadir’imize Allah’tan rahmet, ailesine ve Malatya’ya başsağlığı dilerim.
    Hürmet ve muhabbetle…
    M. Y. Çerçi

  11. MEHMET YILMAZ dedi ki:

    İsmet Kardeşim , Kalemine ve yüreğine sağlık.Malatyalı ve Malatyalılık ruhunu çok güzel anlatmışsınız.Merhum Fatih Mercedes Kadir’i Allah rahmet eylesin.Muhtarımız Ali Yiğit Bey,Herzaman Kadir’in ve Ailesinin yanında olmuştur.Allah razı olsun.

  12. Ahmet Özçiçek dedi ki:

    Ben yıllardır Malatya dışında yaşayan Malatyalı ve Çırmıktılı olmaktan gurur duyan ancak memleketimde son zamanlar da aşırı göç alma nedeni ile farklılaşan bir çok şeyi görünce üzülüyor Malatya nın bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız da ki güzelliklerin bir daha olmayacağı korkusunu taşıyordum.
    Sevgili kardeşim İsmet Yalvaç Mersedes Kadiri ve Mersedes kadir üzerinden Malatya ve Malatyalıyı öyle güzel kaleme almış ki çok teşekkür ederim. Mersedes kadir dünyanın her köşesine dağılmış yüzbinlerce Malatyalıyı bir anda bir araya getirmiş aynı noktaya bakmasını sağlamıştır.
    Ben Mersedes Kadir e Allahtan rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun. Ayrıca kaybolduğunu düşündüğümüz bir çok insanı duygularımızın tekrar ortaya çıkmasına vesile olmasından, Ölümü ile bile Malatya için yaşayanlardan daha çok faydalı olmasından ötürü Mersedes kadir’e teşekkür ediyorum.

  13. Serdar Kaplan dedi ki:

    Keşke sağlığında herkes yanında olaydı. Değerini öldükten sonra anladık.

  14. muzaffer oktay dedi ki:

    Malatyali hiç bir zaman bu türlü insanlara deli dememeiştir şorikli yaşarada deli dememiş şorikli yaşar demiştir

  15. Mehmed Ali dedi ki:

    Bu yazıya yapılan bazı yorumları okuyunca, PISA ölçümlerinde Türkiye’nin, “Ana dilinde okuduğunu anlama” kategorisinde OECD ülkeleri arasında neden çok geride olduğu bir kez daha anlaşılıyor sanırım.

    Asgari bir eğitim gören kişi bu yazıyı okuduğunda, asıl meselenin Mersedes Kadir olmadığını çok rahat anlar aslında. Çünkü benim anladığım kadarıyla bu yazının derdi, Malatya’nın, Malatya insanının; Mersedes Kadir’in şahsında somutlaşan, akli melekeleri kendisini idare edemeyecek düzeyde olan; sahipsiz, korunmaya ve kollanmaya muhtaç olan insanları nasıl kanatları altına aldığı, nasıl koruduğu, şefkatle, sevgiyle ve en önemlisi merhametle nasıl sardığını, bu insanları herhangi bir insandan farklı görmediğini anlatmaktır.

    Yazı, Mersedes Kadir üzerinden, Batı toplumları ile bizim toplumun, bizim kültürümüzün, Malatya halkının Mersedes Kadir gibi insanlara yaklaşımı arasındaki farkı anlatıyor, ikisi arasındaki uçurumu gösteriyor. Batı, bu insanları deli diye tımarhanelere doldururken, Mersedes Kadir Malatya’da el üstünde tutulmuş… Asıl anlatılmak istenen bu… İki farklı kültür arasındaki büyük farkın ortaya konulması mı sizi rahatsız etti yoksa?

    Yazıda, Prof. Dr. Orhan Gündüz’ün aktardığı anekdotta bile, işin merkezinde Mersedes Kadir değil, Malatya halkının Mersedes Kadir’e olan sevgisi ve merhametinden yansıyan ve Azerbaycan’daki bir profesörü bile Malatya halkına sevgi besleten davranış modeli vardır. Tabii anlayana.

    Ayrıca, ezberlere dayanıp konuşmak kolay. Mersedes Kadir’in her dönemin belediye başkanı tarafından ailesine gerekli yardımların yapıldığını, evinin temizlendiğini, ama bir süre sonra eski duruma döndüğünü bilmiyor. Bunun en somut örneği, Ahmet Çakır’ın, Hacı Uğur Polat’ın yakın ilgisidir. Alkol sigara verenler neden engellenmedi? Peki siz ne yaptınız, siz neden engellemediniz?

    Bir başka yorumda, Mersedes Kadir’e hayatının her anında her tür yardımı yapan Muhtar Ali Yiğit hesaba çekiliyor: “Danişment Gazi’yi, Çevat Çobanlı’yı değil de neden Mersedes Kadir için kitap yazıyorum diyorsun”. Ali Yiğit, bir vefa örneği göstererek mahallesinin insanını yazıyor. Türk edebiyatında, sıradan insanların hikâyelerinden toplumsal gerçekliği ortaya koyan çok önemli eserler çıkmıştır. İlla kerli ferli, mevki makam, unvan sahibi olanların kitabını mı yazmak gerekir? Sokaktaki vatandaşın portresi yazılamaz mı?

    Danişment Gazi’yi, Çevat Çobanlı’yı da siz yazın, bu kadar önem veriyorsanız o şahsiyetlere. Elinizi tutan mı var, yazın.

    Bir de, editöre akıl vermeler: “Bu adama bu kadar uzun yazıyı neden yazdın?”. Çok haklı (!) aslında. Malatyahaber.com editörü de sınırı çok aşmış canım… Sen bu yorumculardan, hangi konuda ne yazacağına, yazının kaç satırlık, kaç sayfalık olacağına dair izin almadan, hem de ıslak imzalı izin almadan nasıl yazı yazarsın? Değil mi?

    Malatya’ya, Malatya halkına beş paralık faydası olmayan parlatılmış yerel politikacılara 10 sayfa güzelleme yazanlara ses çıkmaz ama, gariban bir insan portesi üzerinden Malatya halkının insanî hasletlerini anlatırsan suçlu olursun.

    1. Vatandaş dedi ki:

      Mehmet ali arkadaş Ali Yiğit’i tanımıyorum ve muhtar olduğunuda bilmiyordum. Yorumlardaki bir kullanıcı adı olarak gördüm. Kişiselleştirmeyiniz. Ona yazılmış bir yorum değil.eğer yazarı oysa bence kitap gerekli değil. Ha yazanada yasak getirecek halimiz yok.isteyenn yazar. Fakat siz direk savunma mekanizması ile yorum yaparak aslında düşüncenizi belirtmiş olmuyorsunuz. Heyecanlanmanıza gerek yok ülke sorunu değil sonuçta. Yerel politikacılar ve gariban edebiyatına da hiç girmeyin. Zaten toplum doydu. Hadi Allah’a emanet…

    2. Ali Yıgit dedi ki:

      Üstadım izninizle bu yorumu kitapta yayınlayacağım..

      1. Mehmet Ali dedi ki:

        Sayın Muhtarım, memnuniyetle… Mersedes Kadir’e olan emeklerinizi ve sevginizi bir Malatya biliyor ve takdir ediyor. Bu nedenle, tabii ki kullanabilirsiniz.

  16. Kaplan dedi ki:

    Yazınız o kadar sürükleyiciydi ki bir solukta okudum kaleminize sağlık son zamanlarda aldığı kilolar içtiği sigaralar ve alkol aldığına dair duyumlar almıştım etrafına zararı olmayan kendi hallerinde bu insanların hele ki memleketimizin bu insanları sevmesi güzel birşey lakin olaya farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum sağlık uzmanları düzenli yürüyüş yapmamızı tavsiye ederken nasıl olur da bu denli kilo ve KOAH hastalığına yakalanır şimdi yazacağım birilerini rahatsız edecek ama onun ölümünden ona sigaraya alkole alistiranlarin payı olduğunu düşünüyorum Kadirin akıbeti belli de bizim belli mi Allah sonumuzu hayr etsin

  17. Murat Yürekli dedi ki:

    “Dinler isen su konusur,agac konusur,dilsiz taslar dahi konusur..Dinle o vakit!”demiş, bir Zât. Işte Malatya’nin kültür kodunda da bu hassasiyet saklıdır, Araf’taki zat-i şahanelere karşı olan naiflikleri, onları dinlemesini bilmesinden kaynaklidir.Ismet Abi de aynı naiflikle Malatyali’nin yüreğindeki Kadir’leri yansitmis okurlara.. İyi de etmis. Eline, yüreğine, kalemine sağlık…

  18. Hüseyin Şahin dedi ki:

    İsmet Yalvaç gibi usta bir gazetecinin kaleminden Mersedes Kadir’i ve bu minvalde “Mersedes Kadir” olgusunun sosyo-kültürel değerlendirmesini okurken çok mutlu oldum. Emeğinize sağlık İsmet Bey…

  19. VEDAT SOĞUKPINAR dedi ki:

    İsmet Bey, harika bir yazı olmuş tebrik ediyorum..
    Sizin de yazdığınız gibi,
    ”…-Malatya onu dışlamadı; toplumsal alanın dışına itmedi; asla ötekileştirmedi; tam tersine, onu Malatya’yı Malatya yapan renklerden bir renk olarak olarak konumlandırdı mekanda ve zihninde…”
    Allah mekanını cennet eylesin..

  20. Cem dedi ki:

    Rahmetli Kadir ve Kardeşlerine Sigara vererek ölümünü hızlandıranlara eşekkürler olsun.

  21. M.Bahadır Altaş dedi ki:

    Mercedes Kadir bizlere her gecen gun yitirdiğimiz kaybolan baslayan Malatyalılık Ruhunu hatırlattı.
    Bu yazının her cümlesi bizi bir kez daha Malatya için düşünmeye sevk etti. Yuregine ve kalemine sağlık İsmet Yalvaç

    Teşekkürler Mercedes Kadir mekânın cennet olsun inşallah

  22. Nur dedi ki:

    Bu tür insanlara deli demeseniz iyi olur.. herkesin bir hayat hikayesi var. Biz onları oldukları gibi kabul etmiş benimsemiş halkiz. Okurken boğazım düğümlendi.. bazen öyle bir insanlık dersi verebiliyorlarki bize. Önlerinde utançtan utanıp kalıyoruz. Mekanın cennet olsun Kadir..

  23. Adıgüzel dedi ki:

    Bir Kadir gelip, geçti. Malatya sevdi, Malatyslı sevdi. Ruhun şad olsun güzel insan. Seni unutmayacağız…

  24. İsmail dedi ki:

    Nur içinde yatsın

  25. Malatyanın Yerlisi dedi ki:

    Güzel anlatım bunu arşivde görmek isteriz

    1. Ali Yıgit dedi ki:

      İnşallah hayat hikayesini tamamlamak üzereyiz..Kitap halinde basımï yapılacak

      1. Vatandaş dedi ki:

        Malatyayı feth eden türk beyi danişment gaziyi ve Çanakkale kahramanı Malatyalı cevad çobanlıyı anlatan bi kitap yayınlamayı da düşündünüzmü böylece insanlar okusa gurur kaynağı olsa uygun olmazmı. Mersedes kadirin üzerine ne kitabı basılır işgüzarlık oluyor fazlası. Allah rahmet eylesin deyin ve bırakın garibi yatsın mekanında. Bu yorumda ne var acaba. Yayınlamayıp kaldırıyorsunuz. Nacizane bi yorum bu.

  26. ilkay dedi ki:

    Elinize sağlık

  27. Tecdeli dedi ki:

    Malatyamızın gündemi bu hasta vatandaşımız olmamalı.w
    Bu adamı götürüp birahanelerde pavyonlarda içki içirtip coşturup eğleniyordı. Eziyet ediyorlardı. O halde gelip evde annesinin pişirdiği yemeklere tekme atıyordu gibi durumlar yaşanıyordı. Bu uzun uzun yazıları yazan adamlar bu adamın evine bir gün yavan ekmek götürdüler mi? Sahip çıktılar mı? Ama adamın ölüsünün hatırası üzerinden pirim yapıyorlar. Burada duyarlı vatandaş pozuna yatıyorlar. Hatırası üzerinden reklam yapıyorlar. Bu kadar şehitlerimiz oluyor bu kadar peşine düşülmüyor. Uzun yazılar yazılmıyor. Bu bir hasta adam. Az kalsın ilahlaştıracak olanlar var. Her şeyi çok abartıyorsunuz. Utanmasanız mezarına çalı dikip bez bağlayacaksınız. Tecdeye/Malatyaya o kadar hayrı hizmeti dokunanlar oldu bu kadar konuşulmadı. Adı bile anılmadı. Malatya bir hasta vatandaş üzerinden mi tanıtılıyor Türkiye’ye. Bu kadar reklam delisi olmayın. Eceliyle vefat etti. Biz bu adamı sevmiyor da değiliz ama abartıyorsunuz.Son sözüm kör ölür badem gözlü olurmuş. Bu durum ona benziyor.

    1. Ali Yıgit dedi ki:

      Üstadım kadir ölmeden önce de seviliyor sayılıyordu ona.içki içiren lerin Allah belasını versin..

    2. Vatandaş dedi ki:

      Tecdeli arkadaş sonuna kadar doğru söylemiş. Allah rahmet eylesin eyvallah. Yalnız abartmayın artık. Adını bi caddeye vermişler. Bide üniversite açsalar tamam.

      1. Vatandaş dedi ki:

        Demekki malatyahaber.com da çıkarına göre yorumları paylaşıyormuş. Yayınlamadığınız basit bir yorumda görmüş oldım

    3. eris dedi ki:

      bu arkadaş tecdeye herhalde çeşme yapmış. ali muhtarım bu arkadaşın ne yaptığını öğrende kitap yazıver çok hayıflamış :):)

  28. kadir dedi ki:

    allah mekanını cennet etsin. güzel insandı ve malatyamızın aynasıydı. ben rahmetli turgut özal öldüğünde çok ağlamışttım.. belediye başkanı mehmet yaşar çerçi bld.bşk. lığını kayıp ettiğinde veda konuşmasına çok ağlamışttım.. ve mersedes kadirin ölümüne çok ağladım. hale videolarını izledikçe ağlıyorum.. bu mesajı yazarken bile gözlerim dolarak yazıyoruım..

  29. Mehmet Çelenay dedi ki:

    Mersedes kadirin acisini yeniden tazelediginiz icin tekrar üzüldük rabbim rahmetiyle muamele eylesin tekrar malatyanin başı sağ olsun dualarımız kadir için izmirden selamlar malatyama.

  30. Hatice dedi ki:

    Muhteşem bir yazı. Elinize sağlık. Bu meşhur deliler takvimini nasıl edinebiliriz? Keşke sitenizde satsanız.

  31. ENVER KALAYCIOĞLU dedi ki:

    İsmet Bey…Yüreğinize sağlık,Mersedes Kadir’i çok güzel her yönüyle anlatmışsınız…Malatya Merkezde yaşayan dışarından gelen herkesin bir Mersedes Kadir anısı fotoğrafı var. O kadar temiz o kadar saf o kadar topluma mal olmuş,bir kimlikti.Bizlerin değeriydi.Mersedes Kadir’in vefatına gösterilen ilgi Malatyalı ünlü,tanınmış kişlerin bile Mersedes Kadir’in yerinde olmak isterdim beyanını sosyal medyadan paylaştığını söylememek mümkün değil,örneğin Tuncer Kelleci ağabeyimizin onun yerinde olmak isterdim dediği gibi.
    Malatya’mızın çok güzel çok naif Mersedes Kadir kadar değilse de toplumla bütünleşmiş kişileri var.Onlardan birisi de Eski Malatyalı Enes’ti .Rahmetli oldu. Cuma Namazalarına Ziraat Okulu Camisine gelir.Battalgazi Belediyesi kimlik kartı,Ziraat Okulu kimik kartı taşır .Hatta üzerinde giydiği elbise ya Battalgazi Belediyesini ya da Ziraat Okulu kimliğini taşır. Selahattin Gürkan’ın yanından ayrılmazdı.
    Bu güzel insanlar toplumuzun bereketi güzelliği…
    Bu güzelliklerimize sahip çıkmanın hepimizin bir görevi olduğunu vurgulamışsınız…
    Teşekkürler…..

  32. Sadrazam 44 dedi ki:

    Usta kalemine saglık malatya kadirine sahip çıktı
    Malatyalı olarak içimiz rahat hercanlı ölümü tadacaktır
    Mesele güzelce ugurlamaktır vali bey ercan müdür
    Seladdin başkan son görevi yerine getirmeleri beni
    Çok mutlu etti malatyalılar gibi devletin sahip çuktıgını
    Görmek son yolculugunu tamamlamıştır

  33. Yazıhanli dedi ki:

    Gerçekten çok güzel bir yazı. Allah razı olsun. Harika anlatmışsın abi. Kalemine sağlık…

  34. Tuğrul dedi ki:

    Halkımız çok severdi ancak Kadir e yapılan yanlışlarda vardı. Ben çok defa alkol içirmiş sonra tek başına yolda gidemez halde bırakılmış. Arabama sırığı ile bindirip evine bıraktım. Bu yanlışlarda yapıldı. O tabiki kendini taşıyabilen biri değil di. Bizlerin bunlara çok dikkat etmesi gerekir. Mekânı cennet olsun.

  35. Ali Yıgit dedi ki:

    Ismet abi kalemine sağlık inşallah buradan hareketle mersedes kadirin anısına kalmak adïna ailesi ve hayatïnı anlatan bir kitap çalışmam başladı yarıyı geçtik bayram sonrası yayınlanması için yoğun çaba gosterecegız inşallah gelecek nesile bir hatıra kadar düşüncesindeyim.

  36. orhan tuğrulca dedi ki:

    Elinize yüreğinize sağlık İsmet bey,
    Malatyalıların, delileriyle/ velileriyle insan onuruna yakışır bir iletişim kurması aslında çok da kolay olmadı galiba, eğitim düzeyi yükseldikçe onlarla daha pedagojik ilişkiler kuruldu. Sizlerin bu yazısı ve benzeri metinler arttıkça şehir halkı, toplumun bir parçası olan bu insanlarla daha anlamlı ve sağlıklı ilişkiler kuracaktır. Umarım Kadir’in ölümünden sonra oluşan bu yaklaşım tarzı bu özel eğitime muhtaç insanların topluma kazandırılması için insanımız daha dikkatli davranır. Kapsamlı değerlendirmeniz bu yönüyle çok değerli bir yer edinecektir.

  37. Hakan dedi ki:

    Elinize sağlık bir solukta okudum yanlış hatırlamıyorsam rahmetli bir Dondurma firmasının reklamında oynamıştı

  38. 44 dedi ki:

    Ağzınıza yüreğinize sağlık

  39. Hasan dedi ki:

    Allah rahmet eylesin inşaallah mekanı cennet olsun Mercedes kadirimizin… Malatya’dan bir yıldız kaydı😭 Bir Tokat Zile li olarak
    gönlümüzdesin Malatya
    gönlümüzdesin Mercedes kadir… Hayırlı ramazanlar
    Selam ve dua ile
    H.K (E)

  40. Ahmet kara dedi ki:

    Lütfen diğer dostlarımızı da buradan kaleme alsanız yeni nesil de haberdar olsa.

  41. Şahin Doğan dedi ki:

    Üstat kalemine ve yüreğine sağlık…Mercedes Kadirin serencamını harika yazmışsın ve dolayısıyla tarihe not düşmüşsün.
    Mersedes Kadir’e Allah’tan rahmet diliyorum ve Malatya halkına da sabırlar diliyorum

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."