You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim


Opel Reklam
Malatya Haber -

Büyük Ödül Hemşehrimize..

Büyük Ödül Hemşehrimize..
  • 27.12.2015

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “2007 Yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”nün, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Başkanı, İTÜ Mimarlık Fakültesi emekli öğretim üyesi hemşehrimiz Prof.Dr. Metin Sözen (fotoğraftaki)’e verildiği bildirildi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bakanlığının “2007 Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”nün, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Başkanı, Tarihi Kentler Birliği Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen‘e verileceğini bildirdi. Günay, ödülün geçen yıl Sezai Karakoç’a, 2005 yılında Turgut Cansever’e, 2004’te Nevzat Atlığ’a, 2003 yılında Metin Erksan’a, 2002’de de Halil İnalcık’a verildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Sözen’in, çalışmalarıyla Anadolu’nun her yerinde isminin etrafında bir sevgi ve ilgi halesi oluşturduğunu ifade eden Günay, “Metin hocamıza, 2008 yılının ilk ayı içinde ve muhtemelen Ankara’da yapılacak bir büyük toplantıyla ödülünü takdim etmeye çalışacağız. Metin Sözen, ben gözlerimle gördüm ki bütün Türkiye’de zaten bu ödülü almıştı. Biz bunu bir kez daha tescil ediyoruz” dedi.

Bu arada Prof.Dr. Sözen’e verilen ödül dolayısıyla, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Mimar Oktay Ekinci, köşesinde şunları yazdı:

…
Sözen’e “özür” belgesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca “2007 yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü” nün Prof. Dr. Metin Sözen’ e verilmesi şöyle yorumlanıyor: “Devletin gecikmiş bir teşekkürü…”

Ne var ki Sözen’in, bu çabaları yüzünden yaşadığı kimi “gerilim” leri de bilenler, bu ödülü aynı zamanda bir “özür belgesi” sayıyorlar.. çünkü Sözen, öncelikle “devletin ihmali” nden kaynaklanan kültür ve çevre tahribatını durdurmak için gecesini gündüzüne kattı; “kimlik” ve “yaşam kaynakları” mızı gözeten bir kalkınmayı “ödünsüz” savundu…

Bunu, yine devlete rağmen yaşama geçirebilmek için de ülkeye sahiplenen bir “sivil” duyarlılığın örnek kurumsallaşmasını yarattı. Kurucusu ve başkanı olduğu ÇEKÜL, yöresel zenginliklerimize “ulusal sorumluluk” la sahiplenmeye başlayan yerel duyarlılıkların, hem esin kaynağı, hem de yardımcısı ve dostu oldu…

Nitekim Tarihi Kentler Birliği’nin (TKB) “önder bilge” si olurken de yine aslında, devletin yükümlülüğünü üstleniyordu. Hükümetler, kültüre ve çevreye “umarsız” olsalar bile, belediyeler ve valilikler kendi “uygarlık değerleri” nden sorumlu değiller miydi?

İşte bu bilinci, “zor anlaşılır akademik nutuklar” la değil, herkesi kucaklayan “insancıl dertleşmeler” le yaygınlaştıran Sözen’in, “hem öven, hem döven” hocalığı, TKB’nin “okul” laşmasının da temel nedenidir.

Tantan ve Sezer

TKB’nin 2000 yılındaki kuruluşunda, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan , denebilir ki devlet adına “en kararlı destek” i vermişti. İzleyen bakanlar o denli “duygulu” bir yakınlık göstermedikleri gibi; TKB buluşmalarında “sizinleyiz” diyenler bile iktidarları döneminde sit yağmalarına ve tarihsel dokuları metrukleştiren imar politikalarına siyasal desteklerini esirgemediler…

Tantan ise özellikle yerel yetkililere seslendiği Bursa’daki kuruluş toplantısında şunu da söylemişti: “Sözen’in uyarı ve önerileri kimi siyasileri rahatsız etse de kültürel mirası yaşatmak, kamunun öncelikli yurt hizmeti olmalıdır…”

Benzer şekilde önceki Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer de TKB’ye gösterdiği yakın ilgi ve desteğini şu tür açıklamalarla daha da anlamlı kılıyordu: “TKB, devlete de yol gösteren çalışmalarıyla, ulusal değerlerimize bağlılığın önemini fark etmeyenlere örnek oluyor..”

“Onurlu ülke” için

Gerçekten de Sözen, şimdi ödül alan bütün bu çabalarında birçok siyasi engelle karşılaşmıştı; örneğin 90’larda başkanı olduğu Bursa Koruma Kurulu’nca elde kalabilen son zeytinliklerin sit ilan edilmesi üzerine yaşananlar nasıl unutulabilir?

Kimi yöre milletvekillerinin Sözen’e tepkilerine destek veren iktidar, özellikle Kuzey Ege’ deki zeytinliklerin bulunduğu Balıkesir ve Çanakkale illerini Bursa Kurulu’ndan alarak Edirne Koruma Kurulu ‘na bağlamıştı…

Böylesi bir “ceza” landırma karşısında ilk defa bir Koruma Kurulu “tüm üyeleriyle istifa” etti. Başkanları Sözen diyordu ki: “Bu tutum, Edirne Kurulu’na da hakarettir; o kurulun doğaya sahip çıkmayacağı düşüncesi kadar kamu ahlakına aykırı ne olabilir?”

İlerleyen yıllarda da kültür ve çevre mirasımızı yok eden yatırımlara izin verdikleri için ÇEKÜL tarafından “dava” edilen devlet kurumlarını yönetenler, Sözen hakkında saygı sınırlarını aşan sözler söylediler. Mahkemelere verdikleri savunmalarda, ÇEKÜL’ün uzman kurum olmadığını ileri sürerek, yine Sözen’in bilimsel kişiliğini bile reddettiler.

Dahası, devletten ayrıcalıklı imar izni almış doğa ve tarih düşmanı yatırımcılar arasından milletvekilli olanlar ise bu türden davaların önlenmesini amaçlayan yasalara önderlik bile ettiler…

İşte bütün bu örnekleri çokça yaşamış hocamız için, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay diyor ki: “Anadolu’nun her yerinde halkın yüreğindeki büyük ödülü zaten almıştı…”

Bakanın bu gerçekçi saptamasına teşekkür ediyoruz ama “artık” yeterli değil… Acaba Sözen’in aynı ödüle temel neden olan “onurlu ülke olma” kavgası, örneğin şu yeni anayasadaki “devletin görevleri” arasında da yer alabilecek mi?

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."