Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Cemal Akın’ın 5 Yılına Dair

Cemal Akın’ın 5 Yılına Dair
  • 27.12.2015

Niyazi DOĞAN

[email protected]

 

Hüseyin Cemal Akın, 5 yıllık Malatya belediye başkanlığı dönemini 29 Mart 2009’da tamamlıyor. İyisiyle, kötüsüyle koca 5 yılı Cemal Akın’la yaşadı Malatya.

 

AKP, 28 Mart 2004’deki Malatya belediye başkanlığı seçimlerinde bir hayli yüksek oy aldı Malatya halkından. Seçime katılım oranının çok düşük olduğu bu seçimlerde (% 58) AKP 61 bin 185 oy alırken, AKP’nin en ciddi rakibi Mehmet Yaşar Çerçi 40 bin 266 oy alarak seçimi 2. sırada tamamladı. 2004 Malatya belediye başkanlığı seçimleri bir bakıma AKP ile MHP Adayı Mehmet Yaşar Çerçi arasında yaşanan bir siyasi mücadele olarak tarihe geçti. Bir taraftan çok güçlü iktidar partisi AKP, diğer yandan kredibilitesi partisinden daha güçlü imajına sahip Mehmet Yaşar Çerçi. Bu mücadelede, Mehmet Yaşar Çerçi ismi, partisinin önüne geçerken, AKP’de tam tersine adayın adı yoktu. Her şey Tayyip Erdoğan’ın karizması ve siyasal kişiliğinin yarattığı AKP rüzgarı sayesinde ilerliyordu. Böyle bir ortamda AKP kimi aday gösterse kazanacaktı,  öyle de oldu. Dolayısıyla, 2004 seçimlerinde AKP’nin aldığı yüksek oyun başkan adayı olarak gösterdiği isim ile ilgisinin olmadığını vurgulamak gerekiyor.

 

Akın, AKP 6 Şubat 2004’de AKP adayı olarak açıklandıktan sonra kendisini artık belediye başkanı olarak görüyordu haklı olarak. Ne de olsa AKP’nin adayıydı ve kazanması mukadderdi. Bu nedenle, partisinin il örgütü ve özellikle dönemin milletvekillerinin kendisine açıkça muhalif olmalarını çok da önemsemiyordu. H. Cemal Akın, 5 yıllık görevine 1 Nisan 2004’de başladı. Aday adaylık sürecini de hesaba kattığımızda sert kış şartlarında yaşanan seçim kampanyası, 28 Mart günü nihayete ermiş, 1 Nisan günü de belediye başkanlığı devir teslim töreni ile de taçlanmıştı Cemal Akın açısından.

 

Akın, göreve başlamadan önce, her dönemin adamları olarak bilinen içerden bazı kişilerin kendisine getirdiği bilgi, belge ve dosyalarla belediye hakkında bir tasavvur oluşturmaya çalışıyor, belediyede kim kimdir, kim kimin adamıdır, kimlerle çalışabilirim sorularına yanıt arıyordu. Belediye başkanlığı öncesi ev-ofis adliye üçgenindeki tekdüze yaşam nedeniyle şehirden ve şehir sorunlarından bağımsız steril bir gündemi olan Akın, yine içerden makam beklentisi içinde olan yöneticilerin arkadaşları hakkında hazırladığı kim kimdir, kim kimin adamıdır, siyasi görüşü nedir? şeklindeki sorulara yanıt veren bir dosya ile belediyeyi tanımaya çalışıyor ve ilk atamalarını da yine bu dosya doğrultusunda yapıyordu. Anakronik yaklaşımları ile Şaban Karataş’ın TRT Genel Müdürlüğü döneminde takılıp kalan bürokrat emeklisi ağabeyi Zeynel Abidin Akın ise, Başkan Akın’ın atamaları sağlıklı yapması için daire müdürlerini ziyaret ediyor, başkan kardeşine şifahi raporlarla yardımcı olarak aile dayanışmasının güzel bir örneğini veriyordu.

 

Başkan Akın’ın ilk ataması özel kalem müdüründen önce Esenlik A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne oldu. Ankara’da öğrenci yurdu arkadaşlığı Osman Furkan’a Esenlik A.Ş. Müdürlüğü olarak dönmüş, İnönü Üniversitesi’nde AÖF sınav soru kitapçıklarının “muhafaza edilememesi (!)” meselesinden dolayı yargılanan Mehmet Perçin de Furkan’ın yardımcılığına getirilmişti.

 

Başkan Akın, 5 yıl boyunca en çok, kurduğu / kuramadığı kadro nedeniyle eleştiri aldı. Kilit noktalara, para kaynaklarının başına ve şehircilik uygulamaları anlamında kritik pozisyonlara getirdiği isimlerin büyük bölümü emanet-ehliyet-liyakat ilişkisi bağlamında değil, kişisel ilişkilerin, ilkesizliğin ve kritersizliğin kutsandığı bir anlayışla iş başına getirildi. Başkan Akın, belediye aygıtında ve belediye şirketlerinde yaşamsal önem taşıyan noktalara atama yaparken, 5 yıllık bir çalışma takviminin içini nitelikli bir biçimde dolduracak ve Malatya’nın 10–20–30 yıllık gelişim projeksiyonlarını gerçekleştirecek bir konsept yerine, avukatlık ofisinin on parmağında on marifet (!) ekibi ve bu ekibin yönettiği atama trafiği ile 500 bin nüfuslu kenti yönetmeye kalkıştı.

 

Belediye üst düzey örgütlenmesi, bir kamusal hizmet yapılanmasından çok, kendi aralarında iyi anlaşan, ya da iyi anlaşamasa bile birbirinin işine burnunu sokmayan, kendi egemenlik adacıklarını oluşturan, yerel yönetimler literatüründe karşılığı olmayan bir saadet zincirini andıran bir biçimde yapılandı. Böyle bir yapılanmanın Malatya’nın sorunlarını çözme yeteneği yoktu, olamazdı. Zaten böyle bir amacın olduğu da kuşkuluydu.

 

Akın’ın makamında ceketinin 3 düğmesini iliklemeyi yetersiz görerek ‘keşke 4. düğme de olsaydı’ diye iç geçiren yönetici takımı, makamdan çıktıktan sonra belediyenin, kamusal hizmet gündemini değil kendi kişisel gündemini takip etti. Belediyedeki birçok masa ve oda özel birer mimarlık-mühendislik ofisi gibi çalıştı. Öğlene kadar dışarıdaki müteahhitlik işlerini takip eden kimi belediye yöneticileri, öğlen sonrası ise müteahhitlik işlerinin belediyedeki işlemlerini yürüttü. Başkan Akın ise, bütün bunları A’dan Z’ye bilmesine karşın kamusal hizmet için kendini belediyeye adayan belediye personeli yerine, kendi kişisel işlerini takip etmekten belediyedeki görevini yapmaya zaman bulamayanları bilerek ve isteyerek ödüllendirdi.

 

Başkan Akın ve çekirdek ekibi, belediye şirketlerini de belediye örgütlenmesindeki laubalilik ve ilkesizlikle yönetti. Şirketler, ancak belediyeden pompalanan paralarla ayakta tutulabildi. Belediyeden, ihale yasasını da açıkça ihlal eden rakipsiz ortamlarda yüksek rakamlı ihaleler alarak vergi rekortmeni olduklarını ilan etme becerisini (!) gösteren şirket yöneticileri, Başkan Akın’ın hesap sormayan, hatta hesap sormaktan korkan ve umursamaz genişliğinden istifade ederek kamu şirketlerini çiftlik gibi yönettiler. Belediye şirketleri Başkan Akın’ın yönetimsizliğinde belediyeden bağımsız ve denetimsiz çalıştı. Kimi şirket yöneticileri, Başkan Akın’ı mümkün olan her zaman ve zeminde aşağıladı, hatıra binaen bu işi yürüttüklerini, Başkan Akın’ın kendilerini binbir rica ve minnet ile Malatya’ya getirdiğini söylediler her yerde. Örneğin, Esenlik Ltd. Şti. Müdürü Osman Furkan, Başkan Akın’ı başkan olarak değil, hak etmediği bir makama siyaseten gelmiş bir kişi olarak gördü. Başkanla ego yarışına girdi. Başkan Akın’ın maaşına eşdeğer maaşını (bazı iddialara göre başkanın maaşından daha yüksek) unutarak, Malatya’da, mağdur olma pahasına ve geçmiş yılların hatırına görev yaptığını konuştu yüksek perdeden. Furkan, Başkan Akın’ı hiçbir zaman başkan olarak kabullenemedi. Ama 5 yıl boyunca onun emrinde çalışmayı da bir ahlaki sorun olarak algılamadı. Ne de olsa iyi bir maaş ve şişik egosunu tatmin eden bir taifeye sahipti. Tencere-kapak misali: Başkan Akın da 5 yılda 4 defa kendisine istifasını sunan, kendisinin de ‘’Sen bilirsin’’ diyerek kapıyı gösterdiği Furkan’la 5 yıl boyunca çalışmakta bir sorun görmedi.

 

Başkan Cemal Akın bir hukukçu. Hukukçuluk kariyeri daha çok, asistanının hazırladığı dilekçelerin mahkemelere sunuluşu ile yıllarca devam etmiş olsa da özellikle arazi istimlâk davaları alanında iyi olduğu bilinen bir avukat. Buna karşılık, Başkan Akın’ın dönemi Malatya Belediyesi’nin vatandaşlar ve diğer kurumlarla hukuksal ilişkisi bağlamında epeyce sorunlu ve belediye aleyhine çok sayıda kararın alındığı bir dönem olarak tarihe geçecektir. Bu dönemde Malatya Belediyesi çok sayıda kişi ve kuruma trilyonlarca lira tazminat ödemeye mahkûm oldu. Dava kaybetme konusunda bir hayli başarılı olan Başkan Akın’ın belediyedeki hukukçu kurmayları, bu başarısızlıklarının ödülü olarak ise çöp ayrıştırma / geri dönüşüm işi kapsamında (Ne alaka ise) Avusturya üzerinden AB ülkeleri turuna çıktılar.

 

Malatya Belediyesi bu dönemde hukuksal alanda tarihinde görülmeyen skandal olayları ard arda yaşadı: 2006 yılında, önce bir kamulaştırma davası nedeniyle Malatya 1. İcra Müdürlüğü tarafından 2005/17724 sayılı dosyası ile başkanlık makam aracına bağlama kararı çıkarıldı. Ardından 2006 Haziran ayında bir başka dava nedeniyle belediye başkanlığı makamı haczedildi. Başkan Akın, oturduğu / temsil ettiği riyaset makamının onurunu korumaktan aciz bir portre çizerken, sorumluluk üstlenmesi gereken pozisyonların hemen hepsinde olduğu gibi bu olaylarda da hiçbir şey olmamış gibi davranmayı tercih etti. Malatya halkının iradesinin bir yansıması olan başkanlık makamının manevi şahsiyetini koruyamamış olmaktan rahatsızlık duymadı.

 

Malatya Belediyesi’nin yeni hizmet binası Cemal Akın döneminde işlerin nasıl yürüdüğünü göstermesi bakımından son derece çarpıcı bir örnektir. Kaba inşaatı M. Yaşar Çerçi döneminde bitirilen ve yine aynı dönemde 2. kısım ikmal inşaat işi ihalesi 7 trilyona yapılan belediye hizmet binası, Başkan Akın’ın ilk günlerinden itibaren kimi grupların iştahını kabartan bir bereketli kaynak olarak görüldü. Çerçi’nin 7 trilyona yaptığı ihale, iptal edildikten sonra, başkanın kafasını çelen kimi uyanıklar, aslında 2. kısım inşaatının çok daha ucuza mal edilebileceğini, Çerçi dönemindeki değerlemede fiyatların şişirildiğini iddia ederek ve dahi başkanı ikna ederek yeni bir değerleme yapılmasını sağladılar. Yeni değerleme için belediyedeki teknik insan kaynakları yeterli olmasına karşın bu uyanıklar bir firmaya ihalesiz değer tespiti işini vererek, bir kalemde Malatya Belediyesi’nin 170 bin lirasının buharlaşmasını sağladılar. Ancak, Çerçi dönemindeki değerlemede fiyatlarını şişirildiği iddiası boş çıktı ve Başkan Akın dönemindeki (Aralık 2004) ihalede verilen en düşük teklif 8 trilyon 400 milyar olarak gerçekleşti. İşin daha ilginç yanı ise ihaleyi alan Cesar İnşaat’ın bir süre sonra ‘’Bu paraya bu işi yapamam’’ diyerek işi yapmaktan vazgeçmesi ve Malatya Belediyesi’ni mahkemeye vermesiydi. Tabi bu aşamadaki en şaşırtıcı durum ise, yeniden değer tespiti ve ihale sürecinde hiç ilgisi ve bilgisi olmamasına karşın belediyeye bağlı bir şirket müdürünün ve önemli bir bakanlıkta görevli üst düzey bir bürokratın aktif biçimde rol almış olmalarıydı. Bakanlıkta görevli bir bürokratın Malatya Belediyesi hizmet binası ihalesi ile ne işi olur? Bu soru bence önemlidir ve cevabının aranması gerekir. Neyse… Biz yeniden belediye hizmet binasının devam eden serüvenine dönelim isterseniz: Cesar İnşaat’ın işi bırakmasından sonra Başkan Akın dönemindeki 2. ihale 3 yıl sonra, 02.07.2007’de ve sıkı durun, Çerçi döneminde söz konusu ihale 7 trilyona yapılmışken, 4 trilyon 775 milyar fazla ile yani 11 trilyon 775 milyar liraya yapıldı ( 11 Milyon 775 Bin TL) Üstelik Çerçi döneminin şartnamesi çok daha fazla imalat ve çok daha fazla işçilik içeriyordu. Yeni hizmet binasının Başkan Akın dönemindeki serüvenini özetlersek: Kaybedilen 5 yıl, fazladan harcanan 4 trilyon 775 bin + 170 milyar değer tespiti işi… Bir daha özetlersek: Tam Kemal Kılıçdaroğlu’luk bir iş…

 

Akın döneminin hukuksal ve şehircilik uygulamaları anlamında skandal uygulamalarından biri de, tartışmasız, Malatya Girişim Grubu’na ‘’Bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar’’ felsefesi ile tanımlanabilecek yasadışı ayrıcalıklar tanınması ve MGG’nin Malatya’nın merkezindeki yasal zemini olmayan inşaat uygulamalarına göz yumulması olmuştur. MGG örnek olayında;  MGG parasal ve siyasal nüfuz anlamında güçlüdür, Başkan Akın da kendine emanet edilen şehrin Şehremaneti olarak şehrinin çıkarlarını değil, parası olanın çıkarını korumuştur. İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak’ın deyimi ile bu, Malatya’ya bir ihanettir. Başkan Akın’ın bir hukukçu olduğunu hatırlattık. Hukukçu kimliği ile bu kadar açık bir hukuksuzluğa ne için ve ne uğruna göz yummuştur? Bilmiyoruz. Ancak bu konunun da Kemal Kılıçdaroğlu’nun ajandasına girebilecek nitelikte örnek bir olay olduğu tartışmasızdır.

 

5 yılda şehir trafiği tam anlamıyla kaos kavramı ile tarif edilir hale geldi. Trafik sorununu çözmek iddiasıyla yapılan alt geçitlere 8 trilyon para ve 1 yıl zaman harcandı ama beklenen rahatlama olmadı. 29 Mart seçimleri kampanya sürecinde bir başkan adayı çıkıp ‘’Bu alt geçitleri kapatacağım’’ şeklinde bir vaadde bulunursa, bu vaadin hatırı sayılır bir destek bulacağı bile konuşuluyor.

 

Adamakıllı bir ulaşım planı yapılamadı. Ulaşım planlamasının yapılmaması beraberinde başka sorunlar da getirdi. Parkometre uygulamasını, göreve geldikten birkaç ay sonra kaldıran Akın, bu uygulamayı 3 yıl sonra Malatyaspor’a gelir kaynağı olarak yeniden ihdas etti.  Ancak, parkometrenin nerelerde uygulandığı, hatta gelirinin kim veya hangi kurumlar tarafından kontrol edildiği bile belli değildi.

 

Başkan Akın Cumhuriyet döneminin yeşil alan toplamının yüzde 75’ini kendi döneminde üretildiğini iddia ediyor. Yeşil alan çoğaltma konusundaki bu iddia insan zekâsıyla alay etmekten başka bir şey değil.  Peki neden? Şöyle: Zaten yeşil alan olan Şeker Fabrikası arazisi, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü arazisi ve Sümer Fabrikası lojman alanı, yani bugünkü Sümerpark da yeşil alan hesaplarına dâhil ediliyor ve malum yeşil alan oranı ortaya çıkıyor. Biz de yuttuk!

 

Başkan Akın doğalgaz konusunda kendine pay çıkarıyor. Hâlbuki ilgili ilgisiz herkes şunu iyi biliyor: Doğalgaz merkezi yönetimin bir icraatıdır ve ta Refahyol döneminde Recai Kutan’ın Enerji Bakanlığı döneminde başlayan bir planlamanın sonucu olarak Malatya’ya gelmiştir. Başkan Akın, 7 Temmuz 2005’de yapılan Malatya Doğalgaz Dağıtım Lisansı İhalesi’ne gözlemci sıfatıyla katılmaktan başka bir şey yapmamış, hatta yapması gerekenleri bile yapmaktan kaçınmıştır. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Malatya Belediyesi, doğalgazın Malatya’daki yapılanması sürecinde Malatya halkını doğalgaz dağıtım şirketinin insafına/insafsızlığına terk etmiştir. Belediye hem altyapının sahibi hem de şirketin ortağı olmasına karşın denetim yetkisini kullanmamış, Malatya halkının çıkarlarını savunmamış, şirket, abone bağlantı bedelinden tutun, dağıtım planlamasına, altyapının kullanılmasına kadar her aşamada belediyeyi yok sayan, keyfi bir tutum sergilemiştir. Şirket ayrıca, abonelik işlemleri sırasında halka mümkün olan bütün zorlukları çıkarmış, insanları bu çağda, basit bir abonelik işlemi için saatlerce ayakta sırada bekletmiş ve onlara, bir tüketiciden, hizmet alan insandan çok parya muamelesi yapmıştır. Peki, bu muamele karşısında tüketicinin hakkını savunmak zorunda olan Malatya Belediyesi ne yapmıştır? Hiçbir şey… Sadece seyirci kalmıştır. Başkan Akın, Elazığ ile kıyaslayarak Malatya’da gaz dağıtımının çok hızlı gerçekleştiğini konuşmakta, ancak Malatya’da abone bağlantı bedelinin 180 dolar ile başladığını, Elazığ’da ise sıfır olduğunu unutmaktadır. Ya da işine geldiğini konuşmakta, işine gelmeyeni ise gizlemeyi tercih etmektedir.

 

Son 5 yılda Malatya Belediyesi’nin en önemli para kaynaklarından biri olan MASKİ 3 defa rüşvet ve yolsuzluk operasyonları ile sarsıldı. Çok sayıda kişi tutuklandı, yargılandı, büyük bölümü de serbest bırakıldı. Başkan Akın, bu tür olayları engelleyecek yapılanmayı ve yönetim anlayışını yerleştirmek yerine operasyonlarda polise yardımcı olmakla yetindi ve övündü, hiçbir şey olmamış gibi aynı kafayla yola devam etti.

 

Belediye şirketleri, personel istihdamı açısından, kimi belediye meclis üyelerinin ve şirket yöneticilerinin aile şirketleri gibi kullanıldı. Kimi şirket yöneticisi, belediyede işe başlamadan önce genel müdürlük statüsünde emekli maaşı almasına, yani imkânı olmasına karşın Umre ziyaretini ailecek şirket promosyonlarına sakladı. Şirket yöneticilerinin şirket imkânlarını kendi kişisel işleri için kullandığı yönünde iddialar havada uçuştu, ikna edici açıklamalar yapılamadı.

 

Akın’ın 5 yılını değerlendirmeye çalışırken Ankara seyahatlerinden söz etmezsek olmaz. Ankara’nın Cemal Akın’ın yaşamında özel bir yeri var. Hukuk Fakültesi öğrenciliği, ilk gençlik yılları ve kendisini bugünlere taşıyan arkadaşlıklar hep Ankara’da geçti. Avukatlık mesleğini icra ederken de bir ayağı Ankara’daydı. Bu durum belediye başkanı olduğunda daha kesif bir hal aldı. İlk zamanlarda belediyenin bakanlıklardaki işlerini takip etmek için ayda ya da iki haftada bir yapılan Ankara seyahatleri, sonraki yıllarda sorunlardan kaçmak için kullanılan keyifli ve sorunsuz bir liman olarak kullanıldı. Malatya’da içinden çıkamadığı bir durum meydana geldiğinde Başkan Akın soluğu Ankara’da aldı. Açıklaması da basitti: Belediye işlerini takip etmek üzere… Hâlbuki bu gezilerin özellikle son 3 yıldakileri büyük ölçüde sorunlardan kaçmak ve Ankara’daki evinde kafa dinlemek üzere yapılan kaytarmalardı. Başkan Akın’ın genel karakteristiği sorunlara meydan okumak yerine sorunlardan kaçmak, çözümü ertelemek ya da sorunları halı altına süpürmektir. Bunun için de ayın 10 gününü Ankara’da geçirmek onun için vazgeçilmez bir alışkanlık olarak devam edegeldi. Ankara gezilerinin yarattığı bir sorun da vardı: Başkan vekili olarak kimin bırakılacağı sorunu… Başkan’ın gönlü kuşkusuz her gidişinde ofisinden belediyeye taşıdığı   Muharrem-Alaaddin-Osman’dan (Başkanın Ofis Triosu-ki son zamanlarda bunlardan Osman olanı kendini geri plana çekti) birini bırakmaktan yanaydı. Ancak bunun diğer AKP’li meclis üyeleri arasında isyana neden olması, başkana geri adım attırdı ve işi münavebeye koyarak herkesi memnun etmeye çalıştı. Başkan Akın, başkan vekili tayin ederken, tayin ettiği ismin Malatya’yı ve riyaset makamını temsil kabiliyetine sahip olup olmadığına bakmadı. Önemli olan ekipten bir ismin olmasıydı, gerisi teferruattı. İster ilkokul mezunu olsun, ister gazete dağıtıcısı fark etmezdi…

 

Örgütler, aktivitelerini gerçekleştirebilmeleri için çeşitli önemli kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Bu kaynakların başında da, diğerlerinden oldukça farklı özelliklere sahip olan zaman kaynağı gelir. Örgütün sahip olduğu kaynakları en etkin ve verimli şekilde kullanılmasından sorumlu olan ise örgütün tepe yöneticisidir. Yönetim bilimci Peter F. Drucker:  “Zaman en az bulunan kaynaktır, eğer o doğru yönetilmiyorsa hiç bir şey yönetilmiş sayılmaz” der. Bu açıdan bakıldığında Drucker, Başkan Akın’ı örgütsel zaman yönetimi konusunda sınava tabi tutsa, Akın’ın sınavdan çakması zorunlu sonuç olurdu. İşleri ertelemek, zamana yaymak, geniş davranmak, süreli işlerde bile sürenin en az iki katı zaman harcanmasına itiraz etmemek Akın’ın en belirgin özelliklerinden biriydi. Süre verilen her iş, en az iki katı zamanda bile yapılamadı. 3 ay olarak vaad edilen işler 6 ayda, 9 ayda yapıldı. Basit birkaç örnek: Kanalboyu Peyzaj Tasarım ve Çevre Düzenleme İşi: Sözleşme başlangıç tarihi: 15.08.2008 Sözleşme bitiş tarihi: 15.12. 2008. Ocak ayının ortalarındayız, Kanalboyu’nda işler ne âlemde bunu yazmaya bile gerek yok. Belediye Hizmet Binası İkmal İnşaatı İşi: Sözleşme başlangıç tarihi: 02.07.2007. Sözleşme bitiş tarihi: 02.05.2008. Lütfen son örnekteki tarihe bir kez daha bakın. Belediye hizmet binasının tam 8 ay önce bitmesi gerekiyordu. Binanın teslimi hala yapılabilmiş değil…

 

Astlarının ve belediyenin ihale ettiği kamu hizmetlerini üstlenen yüklenicilerin zamanını yönetmek ve yönlendirmekten uzak kalan Akın, gündelik programında da zaman kavramını Doğulu mistik bir dervişin rahatlığı ile kullandı. Başkanlık makamında, park makamda ve Paşaköşkü’ndeki su teknik şefliği yanındaki ofisinde geyik muhabbeti kıvamında sohbetlere uzun saatler ayırdı. Avukatlık ofisi triosu ve trionun ekürileri ile çay-kahve – yemek eşliğinde süregiden muhabbetler Malatya’ya kamu yararına bir şey kazandırmadı, ama çok şey kaybettirdi.

 

5 yılın değerlendirmesini bir yazıda yapmak kolay değil. Tek tek olaylar üzerinden gidersek 5 yılın yanlışlarını ve doğrularını ansiklopedi ciltlerine sığdırabiliriz ancak. Fakat şurası bir gerçek ki, böyle bir çalışma yapılsa ansiklopedi ciltleri daha çok yanlış maddeleri ile dolup taşacaktır.

 

Çünkü;

 

Başkan Akın ve ekibi 5 yıl boyunca Malatya için ortaya bir vizyon koyamadı. Kentsel Strateji dersen, hak getire. Yeni yerel yönetimler yasasının zorunlu kıldığı stratejik plan bile denize kıyısı olan bir şehrin stratejik planı kopyalanarak yapıldı. Bu copy + past kolaycılığı trajikomik bir sonuca da yol açtı; Malatya’ya deniz getirildi!

 

Kaynak yönetiminde profesyonel çözümler geliştirilmedi. Bütçeye ‘Beyt-ül Mal’ hassasiyeti gösterilmedi.   Deneme-yanılma yöntemi ile yapılan işler büyük kaynak israfına yol açtı. Malatyaspor’a aktarılan 8.5 trilyon paranın etkin denetimi yapılmadı. Malatyaspor’a bu kadar yüksek meblağ aktarmasına karşın, Akın’ın Malatyaspor’a yeterli ilgiyi göstermediği, sahipsiz bıraktığı yönündeki izlenim hiçbir zaman silinmedi. Bu izlenim ise, başkan Akın’ın Malatyaspor yönetimlerine söz verdiği paraların Esenlik Ltd. Şti. yöneticileri tarafından Gazeteci arkadaşımız Şenol Yalvaç’ın özgün deyimi ile‘’İşi murdar ettikten sonra’’ yani paranın en acil lazım olduğu zamanı öteleyerek ödemelerinden kaynaklanıyordu. Yani Akın, Malatyaspor’a belki tarihinde en çok parayı aktaran başkan oldu, ancak, ne İsa’ya ne de Musa’ya yarandı. Çünkü hem kaynakları, hem de yönetim pramitini sevk ve idarede ciddi zaafları vardı.

 

Katılımcı bir yönetim anlayışı geliştirilemedi, içe kapanmacı bir yol izlendi. Global ölçekte yerel yönetimler felsefesindeki değişimler ve gelişmeler algılanamadı. Belediye örgütünde birimler ve kademeler arasında iletişim ve işbirliği geliştirilemedi. Başkan yardımcısı ya da daire müdürüne verilecek talimatlarla yürütülecek işler Akın tarafından hiyerarşinin en sonundaki çalışanlara bizzat ve doğrudan iletildiği için, başkan ile en son çalışan arasındaki ara kademelerde huzursuzluklar yaşandı, hiyerarşik yapı tarumar oldu. Çalışanlar belli amaçlar ve ortak hedefler etrafında birleştirilemedi, bu yönde bir motivasyon sağlanamadı. Kentsel vizyon açılımı gerçekleştirilemedi. Malatya’ya yeni bir ufuk getirilemedi. Malatya’nın sorunları azaltılamadı, tam tersine daha da arttı. Kent kimliğinin içinde barındırdığı sosyo-ekonomik çelişkileri giderilemedi. Mahalle ve bölgeler arası gelişmişlik farkları azalmadı, büyüdü. Göçle gelen kültürel-sosyal ve ekonomik sorunlar, kentsel gerilimler absorbe edilemedi. Malatyalılık bilinci, daha da önemlisi aidiyet duygusu zayıfladı.

 

Başkan Akın, hayatının ilk yurtdışı seyahatinde (Malezya) öğrendiği ‘çok merkezli şehir’ kavramını çok kullandı ama bu yönde herhangi bir adım atamadı. Başbakan Erdoğan’ın çok önem verdiği kentsel dönüşüm projesini ise yüzüne gözüne bulaştırdı, üstelik kentsel dönüşümden etkilenen binlerce vatandaşı AKP karşıtı bir zemine itmekle, partisinin 29 Mart seçimlerindeki şansını da riske attı.

 

Son 5 yılın en önemli negatif gelişmelerinden biri olan su kirlenmesi olayında, Akın’ın krizi yönetebilme ve yönlendirme kabiliyetinin olmadığı çıplak bir gerçek olarak ortaya çıktı. Akın’ın, son olarak geçtiğimiz günlerde bir TV kanalındaki konuşmasında, ‘’Su olayı, su sektörünün tezgâhıydı’’ şeklinde konuşarak su sektörünü ağır töhmet altına sokması oldukça ilginçti: O zaman sormak gerekiyor: Sayın Başkan madem su sektörünün size bir komplo kurduğunu bu kadar açık şekilde iddia edebiliyorsanız, size komplo kuranlar hakkında herhangi bir suç duyurusunda bulundunuz mu? Suç duyurusunda bulunmadınız ise, bu durumda görevinizi savsaklamış, kötüye kullanmış ve halka karşı sorumluluğunuzu yerine getirmemiş olmuyor musunuz? Madem su sektörü size komplo kurdu peki, başkan yardımcınızı neden kurban verdiniz?  Su sektörü sizin bu ağır suçlamanız karşısında Malatya Belediyesi’ne ve şahsınıza karşı bir dava açarsa, komplo iddianızı ispatlayabilecek misiniz?

 

Su demişken.. Akın ve yönetimini belki de “mapushaneden kurtaran” bir yanlıştan da, polisin Edirne’de gerçekleştirdiği, Belediye Başkanının da tutuklandığı bir operasyon nedeniyle dönülmüş olduğunu hatırlatmak isteriz. Nasıl ve kimlerden geldiği, bu sitede detaylarıyla yazılmış olan, Malatya içmesuyunun yüzde 60’ının kullanım hakkının 30 yıllığına;  kökü dışarıda, yapısı ve kaynağı tartışmalı bir sermaye yapısına devredilmesine alt yapı oluşturma işlemi, Malatya’da da başlatılmıştı. Belediye Başkanı Akın, “hiçbir şey sorgulamayan, pek de bir şeyden anlamayan” belediye meclisinden, malatyahaber.com’un “padişah yetkisi” diye ifade ettiği yetkiyi, bu su işi için kullanmak üzere almış, ancak iki gün sonra Edirne’de benzer bir anlaşma yapmış olan muhalefet partili belediye başkanı ve ekibine yönelik “yolsuzluk, usulsüzlük” operasyonu patlayınca, Malatya’daki konu sadece teşebbüs aşamasında kalmıştı.

 

Bu işte de, belediyeye İstanbul’daki bir belediyeden naklen gelen, Ziraat Mühendisi olmasına rağmen uzmanlığından tamamen farklı bir dairede görevlendirilip, ihalelerle ilgili bir birim oluşturulup başına getirilen zatın dahli olduğunu belirtelim. Bu zatın faaliyetleri, giriştiği işler ve yaptığı işlemler çok tartışılıyor, halen.. En son Sinema (Beşkonaklar) Caddesi’nin yolunun tarihi dokuya uygun bir şekilde yapılmasına ilişkin başlatılan ihale sürecinin, “iptal”le sonuçlanmasının, caddeye asfalt dökülmesinin hikayesi yazılmıştı, Malatyahaber.com’da. Burada da başkan Akın ve söz konusu zatın adları en ön plandaydı.

 

5 yıl boyunca birkaç örnek hariç, rutin belediyecilik hizmetlerinin dışına çıkılamadı. Rutin hizmetlerin kalitesinde ise bir nitelik değişimi olmadı. 5 yıl öncesi ile 5 yıl sonrası kıyaslandığında Malatya’da halkın gündelik yaşamı daha kolaylaşmadı, yaşam kalitesi daha yükselmedi Başkan Akın 5 yıl süresince rutin hizmetlerle övündü. Yerel yönetimlerin zaten yapmakla mükellef olduğu işler, üstün nitelikli / muhteşem hizmetler olarak lanse edildi. Bir anne-baba, çocuğunun karnını doyurduğu, onu giydirdiği, bakımını üstlendiği ile övünebilir mi? Başkan Akın bunu yaptı işte. Hatta Fuzuli Caddesi’ne ‘’Başkanım kaldırımımızı yaptığınız için teşekkür ederiz’’ yazılı, Dünya Salaklık Tarihi’ne geçecek örnekte afişler astırıldı, Başkan Akın bu afişleri çok hazzetmiş olmalı ki, ‘’İndirin şu rezaleti. Kaldırım yapmak nedir ki bana teşekkür ediliyor. Zaten bu iş için maaş alıyoruz ve en temel görevimiz budur’’ deme dürüstlüğünü gösteremedi.

 

Cemal Akın döneminin incelenmeye ve araştırılmaya değer icraatlarının en kritik bölümünü belediye meclisi çalışmaları ve kararları oluşturuyor. Mecliste, Muharrem-Alaaddin-Osman üçlüsünü her dönem kilit noktalara yerleştirme çabaları, Başkan Akın ile parti ve diğer meclis üyeleri arasında sıklıkla ciddi krizler yaratsa da, bu çaba ve amaç hiç değişmedi. Meclis, şehirciliğin ve toplumsal çıkarların öngördüğü bir imar düzenini sağlamaktan ve bilinçten uzak çalıştı. Başkan Akın, meclis çalışmalarını da disiplinsizlikle yürüttü. Çoğu toplantıya katılmadı, çok sayıdaki toplantıyı beş-on dakika idare ettikten sonra terk etti. İmar konularındaki çok önemli kararlar Başkan Akın’ın toplantıdan ayrılmasından sonra alındı. Bu, Başkan Akın’ın geliştirdiği bir taktik olarak 5 yıl sürdü. MHP ve CHP’li üyelerin ciddi bir muhalefet yaptığını söylemek mümkün olmasa da, muhalefet partilerinin tartışmaları, makamda tatlı ve kahve ikram etmek çağrıları ile boğulmaya çalışıldı. Kat yoğunluğu konusundaki uygulamalar kent suçu oluşturacak biçimde gerçekleştirildi. Meclisin önemli bir çoğunluğu ve Meclis Başkanı Cemal Akın, kente karşı sorumluluk duymak yerine, kişisel ajandaların yerine getirilmesine yoğunlaştı. Mecliste oluşturulan denetim komisyonları belediye içinde başarılı çalışmalar yapsa da, komisyon üyelerinin belediye şirketlerinin denetimini yapmak konusunda Başkan Akın’dan izin alamaması yönetimde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin de Malatya Belediyesi’nde geçerli olmadığını ortaya koydu. Mimar, mühendis, şehir plancısı ve bir grup akademisyen oturup son 5 yılın meclis kararlarını incelese, eminim ki şu karara varacaktır: Malatya Belediyesi çağdaş şehircilik uygulamalarında sınıfta kalmıştır. Bu kente karşı işlenen suçlara karşı çıkmak ve engellemek asli görevi olduğu halde bu suçları engellememiş, hatta suçlara ortak olarak kent suçu işlemiştir.

 

Cemal Akın’ın partisiyle de ilişkileri hep sorunlu oldu. Akın, tarafsızlık adına değil ama, ilişkiler bağlamındaki anlaşmazlıklar ve sadece kendi takımı ile çalışma isteği yüzünden parti yönetimini ve iki dönemin milletvekillerini hep yok sayarak yoluna devam etti. Normal şartlar altında böyle davranan bir belediye başkanını, meclis üyelerinin başkanın faaliyet raporunu reddederek düşürmesi bile mümkün iken AKP Malatya Örgütü ve meclis üyeleri olgun davranarak böyle bir tutumu gündeme taşımadı. Ama, bu, böyle bir seçeneğin partide hiç masaya gelmediği anlamına da gelmiyor. Böyle bir ortamda Başkan Akın, AKP Malatya Örgütü ile uyumlu olmak yerine partinin üst düzey yöneticileri ile simbiyotik ilişkiler kurmaya ve 2. dönem adaylığını bu yolla garantilemeye çalıştı.

 

SEZARIN HAKKI SEZARA

 

Okuyucunun ‘’El insaf, bu adamın yaptığı hiç mi iyi bir iş yok?’’ diye sorduğunu duyar gibiyim. Olmaz mı? Elbette faydalı işler de yaptı Başkan Akın. Ancak, koskoca 5 yılı ve yıllık 200 milyonluk bütçeyi göz önüne aldığımızda geldiğimiz noktanın, gelinmesi gereken nokta olmadığı apaçık ortadadır. Üstelik AKP gibi güçlü bir iktidarın gücünü eksiksiz olarak kullanabilecek ortam ve enstrümanlar varken, Cemal Akın dönemini, arazisi zaten hazır olan bir Sümerpark için, bir Kanalboyu düzenlemesi, bir Kapalı Çarşı düzenlemesi için, 5 yılda 5 trilyon fazla ödeyerek zar zor bitirebildiği belediye hizmet binası için başarılı ilan etmek, ancak Cemal Akın’dan geçinenlerin yapabileceği bir iştir.

 

Neyse, Akın’ın bir elin parmaklarını geçmeyen ve gerçekten faydalı olduğunu düşündüğüm  çalışmalarına dönelim isterseniz:

 

Öncelikle, akıbeti Sümer Fabrikası arazisi gibi olması kuvvetle muhtemel Şeker Fabrikası arazisinin bir bölümünü ve Meyvecilik Araştırma Enstitüsü arazisini belediyeye kazandırdı. Bu kazanımlar kamu yararına güzel projelerde değerlendirildiğinde Akın’ın bu arazileri belediyeye kazandırmak konusundaki çalışmasının değeri daha iyi anlaşılacaktır.

 

Akın döneminin en önemli belediyecilik çalışması bence, Akın göreve gelinceye kadar proje bazında gündeme gelen ancak hayata geçirilemeyen yağmur suyu drenaj sisteminin yapımına başlanmış olmasıdır. Altyapı yerel yönetimlerin en temel / en primitif görevidir. Ancak, altyapının önemli unsurlarından biri olan yağmur suyu drenaj sisteminin Akın’la birlikte hayata geçirilmeye başlanması yılların ihmali dikkate alındığında takdir edilmesi gereken bir çalışmadır. Hoş, 5 yılda çok az (10–15 km) bir bölüm yapılsa, rögar kapaklarının üstüne asfalt döküldüğü için yağmur yağdığında sokaklar yine göl manzaralarına sahne olsa da, sistem tamamlandığında altyapının önemli bir eksikliği giderilmiş olacaktır.

 

Yeni Cami Meydanı projesi de Akın’ın gayretleri ile gerçekleşti. Proje Ahmet Münir Erkal döneminde hazırlandı, M. Yaşar Çerçi döneminde hayata geçirilmek yolunda kısmi ilerleme sağlandı, ancak mahkeme sürecinin bitmesi Cemal Akın dönemine denk geldi. Denk gelmesi demek tabi her şey kendiliğinden gelişti anlamına gelmiyor. Buradaki nüans şu: Akın bölgedeki esnafın direnişini dikkate alsaydı proje belki bir başka bahara ertelenecekti. Proje ile Malatya güzel bir meydana kavuştu. Meydandaki belki çeyrek belki yarım asırlık çok sayıda ağacın bir gece ansızın kesilip atılması, ayrıca meydanın kermes vb. etkinlikler için adeta çadır meydanına dönüştürülmesi ise projenin eleştirilen yanlarını oluşturuyor.

 

Akın, döneminin son dakikada devreye giren İnönü Kapalı Çarşısı üstü ve Kanalboyu çevre düzenleme çalışmaları da Malatya kent merkezinin görsel estetiği bakımından güzel çalışmalar. Yıllardır ihmal edilen bu çalışmaların gerçekleştirilmesi Cemal Akın’a nasip oldu.

 

SONUÇ

 

Yukarıda Cemal Akın’ın 5 yılını değerlendirme konusunda bir deneme yaptım. Akın dönemi icraatlarının Malatya’yı bir noktadan ileri bir noktaya taşımadığı açık bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Malatya, Akın’a birkaç numara büyük gelmiş, kentin sorunlarını çözmek bir yana, yeni sorunlar üretilmiştir. Üretilen en büyük sorun ise kente karşı sorumsuzluk ve duyarsızlığın artık bir yönetim modeli olma yönünde karakter kazanmış olmasıdır.

 

Bütünlükçü bir plan-program-kentsel strateji ile kenti 21. yüzyılın gerekleri ile donatmak ve çağdaş normları yakalayan bir yerel yönetim modeli üretmek yolunda girişimde bile bulunulmamış, 200 milyonluk yıllık bütçe ile rutin belediye hizmetleri ile 5 yıl kaybedilmiştir.

 

‘’Akın çok iyi işler yaptı ama propagandasını yapamadı’’ efsanesi ile çok çalıştığını, çok güzel işler yaptığını ancak bunu halka ulaştıramadığını söyledi durdu Başkan Akın ve ileri üçlüsü. Bu söylem son 5 yılın en büyük palavrasıdır. Malatya medyası, Başkan Akın’ın bütün çalışmalarına hak ettiğinden çok daha fazlasına yer vermiştir. Gazete sayfaları, televizyon ekranları, internet sütunları Akın ile doludur. 10 bin kişinin bir çevre sorunu olarak içme suyundan hastalanması olayı hafızalarda tazeliğini korurken Malatya Gazeteciler Derneği’nin Başkan Akın’a ‘’Çevre Ödülü’’ vermesi bile Malatya Medyası’nın Akın’a olan muhabbetini göstermiyor mu? Diğer yandan, ‘’Başkan iyi ama ekibi kötü’’ tespiti de saçmalığın daniskasıdır. Yahu, başkanın kafasına silah dayayıp ekibine şunları alacaksın diyen mi oldu? Hayır. Hepsini kendisi atadı ve kadrosunda yıllarca tuttu.

 

Ekip derken, Muharrem Çamurlu- Alaaddin Acun ikilisini es geçemeyiz elbette.  Başkan Akın, yasal ve hukuki olmayan bir tutumla, neredeyse bütün belediye mekanizmasını bu ikiliye teslim etti 5 yıl boyunca. Belediye Meclisi’nin en kritik komisyonlarında, örneğin İmar Komisyonu’nda bu ikilinin görev alması için cansiperane çalıştı, hatta çatıştı. Bu yüzden AKP Meclis Grubu’nu bile karşısına almaktan çekinmedi.  Olmadıkları yer, bulunmadıkları zaman yoktu. 24 saat belediyede ikamet ettiklerini düşünmemizi gerektiren yoğunlukla Başkan Akın’ın makam odasını ve beynini muhasara altında tuttular. Belediye içindeki tayin-terfi bunlardan soruldu, şirketler bu ikilinin hatırını hiç kırmadı. Muharrem Çamurlu Esenlik’i, Alaaddin Acun Motaş ve Megsaş’ı egemenlik alanlarında tuttular.  Başkana iş yaptırmak isteyenler ya da bir göreve gelmek isteyenler başkanı değil bu ikiliyi ikna etmek zorundaydı. Hemen her konuda uyguladıkları yakın markaj ile Başkan Akın’ı yönlendiren isimler oldular. Başkan Akın, 5 yıl boyunca en çok bu isimlerden dolayı eleşitiri alsa da, adeta bir gizli ajandası varmış da, bu ajandayı malum ikili aracılığı ile yürütüyor izlenimini uyandıracak bir ısrarla onları bir dakika bile yanından uzaklaştırmayı düşünmedi. O kadar ki; belediyeyi ve başkanlık yetkilerini bu ikiliye devretmeyi yeterli görmeyerek, çok sevdiği arkadaşlarını belediye dışında da önemli noktalara taşıdı.  Örneğin, Çamurlu’ya Derme Sulama Birliği başta olmak üzere bir hayli akçeli ve derin görevler ihdas etti. Muharrem Çamurlu’nun sulama birliğine belediye bütçesinden yasaların öngördüğü oranlardan daha fazla para aktarıldığı, sulama birliğinin hurda araçlarını belediyeye yüksek fiatlarla kiralandığı, Çamurlu’nun son derece astronomik maaş aldğı, hatta bunun BİMER’e şikayet edildiği ve bu şikayetin Başbakan’ın masasına bile ulaştığı gündeme gelse de ‘’Durmak yok yola devam’’ dediler.  Alaaddin Acun ise, Muharrem Çamurlu ile Başkanı kafa-kola alma konusunda kimi zaman yarışır, kimi zaman çatışırken Malatyaspor, Malatya Belediyespor, Kızılay Derneği’nde yeteneklerini konuşturdu. Bu yolda engin futbol deneyimini (!) Malatya Belediyespor yöneticisi olarak gösterdi. Futbol deneyimi böylesine derindi ama, ne yazık ki, trilyonlarca para harcanmasına karşın takımını yerlerde süründürmekten kurtaramadı.

 

Başkan, bir gün bu halkın çıkarlarını korumak ve geçmiş yılların yanlışlarını ortaya çıkararak hesap soracak dürüst bir yönetim geldiğinde kendisini yargının önünde bile bulabilir o muhteşem (!), kendini yarı-tanrı zanneden ve Akın’ın gözdesi malum meclis üyeleri, başkan yardımcıları ve şirket yöneticileri sayesinde…

 

Aslında sözü çok uzatmak gereksizdi. Çünkü Akın’ın başarılı ya da başarısız olduğunu ölçümleyecek çok güzel bir kriter var ortada: Elazığ’ın bir ay öncesine kadar DP’li Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu, Başbakan Erdoğan tarafından bizzat AKP’ye davet edilir ve 29 Mart için AK Parti Elazığ Belediye Başkan Adayı olarak gösterilirken, Malatya’nın AKP’li Belediye Başkanı H: Cemal Akın, 2 yıldan bu yana 2. dönem adaylık için kıvranmakta ve Başbakanı etkileyecek torpil aramaktadır. Torpil arayışlarının başarılı sonuç verip vermediğini öğreneceğimiz günler ise uzakta değil.

 

Bitirirken birkaç önemli not: 1 – Başkan Akın, başkan yardımcıları, malum belediye meclis üyeleri ve şirket üst düzey yöneticileri görev dönemleri biterken kendilerinin ve 1.derece yakınlarının mal varlıklarını 5 yıl öncesi ve 5 yıl sonrası ile karşılaştırmalı olarak açıklama erdemini göstermelidir. Bu, yasal bir zorunluluk olmasa bile, siyaset-ahlak-şeffaf yönetim ilişkisinde Cemal Akın ve takımının hangi noktada durduğunu göstermesi açısından son derece önemlidir. Açılışı Başkan Akın’ın yapmaması için bir neden yok. Göreve başladıktan 15 gün sonra (15.04.2004) verdiği mal beyannamesindeki menkul ve gayrimenkul mal varlığı ile bugünkü mal varlığı arasındaki farkın ne olduğunu öğrenmek faydalı olur diye düşünüyorum. Örneğin göreve başladıktan sonra mal varlığına 500 dönümlük bir hazine arazisi eklenmiş midir ? Eklenebilir, ne var bunda diyebilirsiniz. Eklenebilir tabii, yasal yollarla edinilmiş varlıklarsa neden eklenmesin, vurgulamak istediğim, kamuoyundaki politikacı imajının düzeltilmesine ufak bir katkıda bulunmasının erdemli bir davranış olacağı ve Malatya kamuoyu tarafından takdirle karşılanacağını ifade etmekten başka bir şey değil. Açılışı Başkan Akın yaptıktan sonra bir başkan yardımcısı da bir memur maaşı ile Avrupa’da iki üniversite öğrenicisi okutmanın formülünü açıklayabilir mesela. Bir belediye şirketi müdürü de mesela, yazılı bir açıklamasında ekonomik anlamda mağdur olduğunu ifade ettiği halde neden 5 yıl boyunca bu mağduriyeti yaşamayı seçtiğini izah edebilir. Vardır elbet mantıklı bir açıklaması değil mi?  Sözkonusu kişilerin mal varlıklarını açıklaması sebepsiz zenginleşmeye yönelik iddiaların da açıklığa kavuşmasına yarayacak, kamuoyu aydınlatılmış olacaktır. SP Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, siyaset-zenginleşme ilişkisine dair bir soruya karşılık şu veciz cevabı veriyor ‘’Ben Harun gibi gelip Karun gibi gitmeyeceğim’’ Biz de Malatya Belediyesi ve şirketleri sayesinde hiç kimsenin Harun gibi gelip Karun gibi gitmediğini görmek istiyoruz. Hepsi bu. Çok şey mi istiyoruz yoksa?

 

2- Malatya Belediyesi ‘’Geleceğimiz Çocuklara’’ Modern Malatya’yı Birlikte Hazırlıyoruz başlıklı bir katalog-kitap hazırlayarak, 5 yılda yapıldığını iddia ettiği icraatlarını tanıttı. Katalog tam bir skandal. Yalan Rüzgarı diyeceğim ama, geçmişte hukukumuz olan Başkan Akın adına da üzüldüğüm için bu tanımı kullanıp kullanmamak konusunda kararsızım. Neden diyeceksiniz? Malatya Belediyesi’nin işine en hakim ve en çok çalışan birimlerinden biri olan Basın Yayın Müdürlüğü tarafından hazırlanması gereken sözkonusu katalog-kitap, bir dönem üniversitedeki işine son verilen ve konuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan MOTAŞ Müdürü Gökhan Tuncel ve eşi ile birlikte belediyede istihdam edilmeye başlanan Oğuzhan Göktolga’ya hazırlatılmış. Katalog-kitap, kapağından içeriğine kadar çok sayıda gerçek dışı bilgiler ve çarpıtılmış resimlerle donatılmış. Örnek mi? Alın size en çarpıcı yalanlardan birkaçı: 1- Şeker Fabrikası arazisinin 361 bin m2’si belediyemize devredilmiş ve Malatya halkının kullanımına sunulmuştur ( Doğrusu: Şeker Fabrikası arazisinin 1 m2’si bile Malatya halkının kullanımına sunulmuş değil) 2- Meyvecilik Araştırma Enstitüsü arazisi belediyemize devredilmiş ve Malatya halkının kullanımına sunulmuştur (Doğrusu : Meyvecilik Araştırma Enstitüsü’nün 1 m2’si bile Malatya halkının kullanımına sunulmamıştır) 3- Kentsel Dönüşüm Projesi ‘’İmarda Devrim’’ başlığı ile veriliyor ( Doğrusu: Kentsel dönüşümde değer tesbiti çalışmalarından başka somut bir adım atılmadığı gibi, bu belediyenin değil TOKİ’nin projesidir.) 4- Malatya İmar Planı Tamamen Yenilenmiştir (Doğrusu: Malatya İmar Planı tamamen yenilenmemiştir. İmara açılan yeni alanlarda parça çalışmalar yapılmıştır) 5- TOKİ ile yapılan protokol gereği, Beydağı eteklerinde sayısı 2384’e çıkarılan konutlar yapılmıştır. (Doğrusu: TOKİ’nin yaptığı konutlara, belediyece yapılmış izlenimi verilmektedir. Belediyenin Beydağı eteklerinde yaptığı 1 konut bile yoktur) 6- Doğu Garajı başlığı altında kullanılan resimde çok katlı son derece modern bir bina fotoğrafı kullanılmış (Doğrusu: Fotoğraftaki bina YİMPAŞ binasıdır. YİMPAŞ binasının arka cephesinden çekilen fotoğraf Doğu Garajı olarak lanse edilmektedir)  7- Doğalgaz Malatya’da başlığı altında : Malatya’nın % 100’üne doğalgaz hizmeti verebilmek için çalışmalarımız devam etmektedir ( Malatya Belediyesi doğalgaz dağıtım lisans yetkisini 30 yıllığına elinde bulunduran şirkete % 10 elinde bulundurmasına karşın, doğalgazın dağıtım, planlama, abone işlemleri ile en ufak ilişkisi yoktur maalesef. Bu konu yukarıda ayrıntısı ile izah edildi)  8- Çevre Yolu Altgeçidi başlığı altında: Çevreyolu trafiğimizi rahatlatmak için 3. altgeçidimiz de yapılmıştır (Doğrusu: Çevreyolundaki alt geçitler Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından merkezi bütçe ile yapılmaktadır) 9- Atıksu Arıtma Tesisleri başlığı altında: Projesi A. Münir Erkal döneminde temin edilen yapımı M. Yaşar Çerçi döneminde başlayan tesis 1.5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanan tesis…(Doğrusu: Atıksu Arıtma Tesisi’nin % 95’i M. Yaşar Çerçi döneminde bitirilmişti. % 5’i ise 1.5 yılda bitirildi) 10- SCADA Sistemine Geçiş başlığı altında, böyle bir sistemin kurulduğu izlenimi veriliyor, ancak ayrıntılar okunduğunda sadece sistemin tanıtıldığı görülüyor. 11- Yeni Çocuk Oyun Parkları başlığı altında 21 mahallede 21 çocuk oyun parkı yapıldığı iddia ediliyor (Doğrusu: Akın döneminde 21 çocuk oyun parkı yapılmadı. Bu, sözkonusu dönemde hiç çocuk oyun parkı yapılmadı anlamına gelmiyor, ancak 21 rakamı önceki döneme ait parkların rehabilitasyonu + mevcut dönemde yapılan parkları ifade etmektedir) 12- Yeni belediye hizmet binası ve Yeşiltepe Parkı ve Trafik Eğitim Merkezi sıfırdan bitime kadar mevcut dönemde yapılmış gibi gösterilmektedir ( Doğrusu: Her iki çalışma da M. Yaşar Çerçi döneminde başladı. Hizmet binasının hazin öyküsünü Malatya halkı yakından biliyor, yukarıda da kimi ayrıntıları anlatıldı. Yeşiltepe Parkı’nda ise, son düzenleme çalışmaları Akın döneminde yapıldı ve açılışı yapıldı)  13- Katalog-kitabın kapağı ise, Malatya’ya ait olmayan 50-60 kat bina fotoğrafları ile, yani çakma Malatya manzarası ile süslenmiş.

 

3- Başkan H. Cemal Akın, Malatya Belediyesi’nin 5 yıl boyunca yaptığı ihalelerin içeriklerini (İhale konusu, Yüklenici Adı ve Sözleşme Tutarı)  ve belediyeye bağlı şirketlerin 5 yıl boyunca tedarikçilerinden yaptığı alımların envanterini, ayrıca, şirket üst düzey yönetici ve danışmanlarının yıllara göre maaşlarını, varsa ilave ödemelerini, yurtdışı gezilerini açıklama cesaretini gösterebilirse, bu eylem, politikaya düzey kazandırma ve yönetimde saydamlık, hesap verebilirlik ilkelerini hayata geçirme bağlamında son derece faydalı bir işlev üstlenmiş olacaktır. Başkan Akın, bunu gerçekleştirebilecek demokratik kültüre sahip olduğunu göstermelidir.

 

4- Başkan Akın’a beden dilini öğretmek için yapıldığı ileri sürülen ‘’Yerel Yönetim İnsan Kaynakları Geliştirme Projesi Hizmet Alımı İşi’’ ihalesi için (Z. Eğitim ve Danışmanlık Tic.) 70 Milyar (70 Bin TL) ödenmişse, Malatya Belediyesi’nin kaynak yönetimi anlayışını okuyucunun takdirine arz ediyorum…

 

5- Son olarak: Başkan Akın ile 2004-2006 arasında yaklaşık 2 yıl çalıştım. Vakti geldiğinde yukarıda yönelttiğim eleştirilerden çok daha sert eleştirileri bizzat kendisine ifade ettim. Malatya Belediyesi’nde çalışan hemen herkes de bunu bilir. Bir tek örnek vermekle yetineceğim: Yıl 2004. Başkan Akın’ın görevdeki ilk ayları. AKP’nin yerel yönetimlere yönelik bölge toplantılarından biri Malatya’da yapılacak. AKP genel başkan yardımcıları, milletvekilleri ve 7-8 ilin il-ilçe-belde belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ile bu illerin AKP kadın kolları ve gençlik kolları yöneticilerinin katılacağı yaklaşık 1000 kişilik geniş katılımlı bir toplantı düzenlenecek. Toplantıyı Malatya Belediyesi organize ediyor. Toplantı, Başkan Akın’ın parti genel merkezine karşı ilk sınavı niteliğinde olduğu için Akın oldukça heyecanlı ve tedirgin. Organizasyonun mükemmel geçmesi için toplantı üstüne toplantı düzenliyor. Organizasyon ile ilgili final toplantısı belediye konferans salonunda yapılıyor, toplantıya Akın başkanlık ediyor. Belediye başkan yardımcıları, müdürler, şirket müdürleri ve çeşitli birimlerden yaklaşık 50-60 kişilik bir grup var salonda. Başkan Akın herkese söz vererek organizasyonun başarılı geçmesi için öneri ve görüşlerini dinliyor. Kimi mantıklı, uygulanabilir, ciddi görüşler dile getirerek toplantıya katkı sağlarken, kimisi de başkana yaranmak için bir sürü saçma sapan öneri getiriyor. Öyle ki bir bayan yönetici evde pasta-kek yapıma saçmalığına kadar götürüyor meseleyi. Başkan Akın bana söz verdiğinde şunları söyledim: ‘’ Sayın Başkan, hazırlığını yaptığımız bu toplantı AKP’nin bir toplantısı. Sadece milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri de katılmıyor. Aynı zamanda 7-8 ilin AKP gençlik ve kadın kolları yöneticileri de geliyor buraya. Yani bu, açıkçası AKP’nin bir eğitim toplantısı. O halde, siz bu toplantıya ev sahipliği yaparak ve Malatya Belediyesi’nin kaynaklarını kullanarak kamu kaynaklarını AKP’ye peş-keş çekmiş oluyorsunuz. Bu, hukuki anlamda sorunlu olduğu kadar vicdani anlamda da sorunlu bir durumdur. Şayet diğer partilerin de temsilcileri bu toplantıya katılsaydı, toplumun tümünü temsil etmesi bakımından Malatya Belediyesi’nin kamu niteliğindeki kaynaklarının harcanması yerel yönetimlerin eğitimi açısından anlaşılabilir bir durumdur. Ancak, mevcut durumda sırf siz AKP’den seçildiğiniz için Malatya Belediyesi’nin uhdesindeki kamuya ait kaynakları partinizin çıkarları için harcayacaksınız. Harcayamazsınız. Harcarsanız, hem vicdani, hem hukuki hem de ahlaki anlamda sorumlu olursunuz. Böyle bir toplantıya da açıkladığım nedenlerle katkı sunmak istemiyorum. Şayet siz, benim bu tavrımı kendinize karşı bir itaatsizlik olarak görüyorsanız sonucuna katlanırım ve istediğiniz anda görevimden ayrılabilirim’’ dedim. Salon bir anda buz kesti. Önce, belediyenin toplantısına katılan AKP Malatya İl Örgütü’nün yerel yönetimlerden sorumlu temsilcisi kalktı: ‘’Ben iktidarım ve Malatya Belediye Başkanı benim partimden, yani AK Parti’li. Elbette parti olarak iktidarın nimetlerinden yararlanacağız’’ şeklinde konuştu. Ardından belediyede görevli birkaç kişi konuşarak beni yanlışlamaya kalkıştı. Toplantı katılımcılarının çoğunluğu ise bakışları ile bana hak verdiklerini hissettirdi, hatta bazısı toplantı sonrası kutladı. Birkaç dakikalık sessizlikten sonra Başkan Akın son derece demokrat bir yaklaşımla ‘’Arkadaşlar neden itiraz ediyorsunuz? Niyazi Bey samimi bir şekilde görüşlerini açıkladı. Katılırız veya katılmayız. Ben katılmıyorum ve kendisinden bu toplantıya katkı sunmasını istiyorum’’ dedi. Ben de, başkanın bu demokrat tutumuna karşılık bir iyiniyet jesti olarak söz konusu toplantıya katıldım ve yaklaşık 8 saatlik toplantının medyaya yönelik bölümü ile sonuç raporunu hazırladım. Bu raporun formatı daha sonra AKP Genel Merkezi’nin ilgili birimi tarafından örnek format olarak kullanıldı.

 

Son söz: H. Cemal Akın yeniden aday gösterilebilir veya gösterilmeyebilir: Her iki durumda kendisinin ünlü deyimi ile: Allah yar ve yardımcısı olsun.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."