You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

“Çizgim Neyse Oyum, Dönek Olmadım”

“Çizgim Neyse Oyum, Dönek Olmadım”
  • 05.08.2016
  • Rektörlüğü 8 Ağustos’ta devredecek olan Prof.Dr. Cemil Çelik, açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı

İnönü Üniversitesi Rektörlüğü sona eren Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik, “Üniversitemizi bir gurubun, hizibin, partinin, cemaatin üniversitesi yapmamak için ne lazımsa arkadaşlarımızla birlikte üzerimize düşen görevi yerine getirdik” dedi.

Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde bir araya gelen Rektör Çelik, 8 yıl boyunca yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgiler vererek, kendisine yöneltilen soruları cevapladı.

Çelik, “8 yıl dile kolay. İnsan ömrünü de düşündüğümüzde 41. yaşına giren bir üniversitenin yaşını da düşündüğünüzde 8 yıl önemli bir zaman dilimidir. Kendi suyunu içtiğim, ekmeğini yediğim, doğduğum, lise yıllarına kadar yaşadığım şehrimin üniversitesine hizmet etmek nasip oldu. Malumunuz olduğu üzere 8 Ağustos 2016 Pazartesi günü 8 yıldan beri yürüttüğüm İnönü Üniversitesi Rektörlüğü görevinden ayrılıyorum. 19 Temmuz 2016 günü sizlerle bir araya gelerek vedalaşmak ve son 8 yılda Üniversitemizde yaşanan gelişmeleri anlatmak istemiştim. Hatta davetiyelerimizi de sizlere göndermiştik. Fakat ülkemizin maruz kaldığı 15 Temmuz FETÖ/PDY darbe teşebbüsü nedeniyle o toplantıyı iptal etmek durumu hâsıl oldu. Kısmet bugüneymiş. Ülke olarak bir taraftan yaralarımızı sararken diğer yandan bireysel, toplumsal ve kurumsal hayatı da kendi kuralları içinde devam ettirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTE OLARAK BU KONUDA SIKINTILAR YAŞADIK”

İnönü Üniversitesi’ni siyaset üstü tuttuklarını ifade eden Çelik, “Ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en şiddetli kalkışmasıyla, bir terör örgütünün devlet yapılanması içerisindeki geldiği bir durumdan dolayı ülkemize yaşattığı bir anormal tabloyla karşılaştık. Çok şükür o tabloyu defettik. Umuyorum bundan sonra Türk Devletini yönetenlerin bu tip yapılanmalara sadece bu yapılanmalara değil, Her türlü devlet ve millet iradesinin dışında özellikle millet iradesinin dışında topluma nizamat vermek ve devleti kontrole almak isteyen güçlere karşı daha uyanık, cesur ve daha üzerimize düşeni yaparız. Üniversite olarak bu konuda sıkıntılar yaşadığımızı ifade etmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti üniversiteleri içerisinde bu tip yapılanmalara en az prim veren üniversitelerden bir tanesiyiz. Genel olarak baktığınızda bunu rahatlıkla çıkartabilir, anlayabilirsiniz. Ama şunu da ifade etmek istiyorum; bugün devletimizi idare eden kurumlarımızın, siyasi partilerimizin ve ülkeye sahip çıkmak isteyen insanlarımızın geldiği bugün ki nokta neyse 8 yıl öncede biz bu noktada bu üniversiteyi idare ettik. Siyaset üstü tuttuk. Üniversitemizi bir gurubun, hizibin, partinin, cemaatin üniversitesi yapmamak için ne lazımsa arkadaşlarımızla birlikte üzerimize düşen görevi yerine getirdik. Devlet ve millet bilinci budur. Devlet ve millet anlayışı budur. Bundan sonrada Türkiye Cumhuriyeti üniversiteleri umuyorum ki bu tip kalkışmalara izin vermez, bu tip yapılanmalara izin vermez. Biz üzerimize düşeni bu kısa zaman içerisinde yaptık. Yarım olan işlerimizi ise bizden sonra göreve gelecek olana arkadaşlarımız takip edecekler. Umuyorum aynı mihman üzerine üniversitenin, ülkenin bütünlüğü, devletin menfaati ve bekasıyla ilgili konularda ödün vermeden üzerlerine düşeni yerine getireceklerdir. Bu vesileyle Pazartesi günü saat 09.00’da görevi teslim edeceğim Prof. Dr. Ahmet Kızılay’a da başarılar diliyorum. Mahkeme kadıya mülk değildir. Zamanı gelen görevini bir başkasına devredecektir. Yeni gelende aynı bilinçle bulunduğu kurumu daha ileriye taşımak için gayret edecektir. Ben böyle ümit ediyorum. Bizden sonra arkadaşlarımız bizim yaptıklarımızdan daha güzel şeyler yaparak Malatya’ya, ülkemize, bilime, dünya bilimine katkıda bulunan bir üniversite olma yolunda üzerlerine düşeni yerine getirirler” şeklinde konuştu.

REKTÖR ÇELİK, YAPTIKLARI HİZMETLERLE İLGİLİ BİLGİLER VERDİ

Rektör Çelik, 8 yılda yaptıkları çalışmalar ve hizmetlerle ilgili bilgiler verdi.

Çelik, “Bildiğiniz üzere, İnönü Üniversitesi, 2016 yılı itibarıyla hem fizikî altyapısını hem de akademik yapılanmasını büyük oranda tamamlayarak olgunluk yaşında ve uluslararası tanınırlığı her geçen gün daha da artan bir üniversite konumuna geldi. Üniversitemizin, bugün itibarıyla 14 fakültesi, 5 enstitüsü, 1 devlet konservatuarı, 3 yüksekokulu, 12 meslek yüksekokulu, 23 araştırma ve uygulama merkezi bulunuyor. 2008 yılında yaklaşık 400 olan öğretim üyesi sayısı, 2016 yılında 800’ü buldu. Sekiz yıl önce 17 binlerde olan öğrenci sayımız 41 bin 500’e yükseldi. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizin sayısı 3 bin, yabancı uyruklu öğrencilerimizin sayısı bin 200 olmuştur. Üniversitemizin bugüne kadar mezun ettiği öğrenci sayısı da 100 bini geçmiş bulunuyor. Gerek fizikî altyapı gerekse akademik yapılanma anlamında Üniversitemizin son 8 yıl içinde gerçekleştirdikleri, sizler de takdir edersiniz ki, önceki 33 yılda gerçekleştirilenlerden daha fazladır. Teknopark yaptık. Bu Teknopark’ın bütün yükünün yüzde 55’i Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın, yüzde 50’u üniversitenin, geriye kalan yüzde 13’lük kısmı ise şehrin diğer paydaşları tarafından tamamlandı. Ama bunun içinin doldurulması lazım. Hem üniversite hem de şehir tarafından buranın tamamlanması, içinin doldurulması lazım. Türkiye’nin en büyük güneş enerjisi santralini yaptık. Enerji sektöründe enerji ödülünü aldık ama Malatyalılar bu kadar büyük bir şeyi görmedi. Üstelik öz gelirlerimizle yaptık” dedi.

“ÖNEMLİ OLAN ÖĞRETİM ÜYELERİNİN BELLİ BİR KALİTE, BİLİMSEL EDEBE, DÜZEYE GETİRİLESİDİR”

Öğretim üyelerinin belli bir kaliteye, belli bire bilimsel edebe, belli bir düzeye getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Çelik, “Barcelona’nın teknik direktörünü Malatyaspor’a teknik direktör olarak alsak ve oyuncularda mevcut Malatyaspor’un oyuncuları olsa, Türkiye’nin değişik yerlerinden oyuncular almış olsak, ne kadar katkıda bulunabilir? Asıl önemli olan oyuncuların yani öğretim üyelerinin belli bir kaliteye, belli bire bilimsel edebe, belli bir düzeye getirilmesidir. Umuyorum bundan sonra üniversiteler, bugün içinde bulunduğumuz buy sıkıntılar halledildikten sonra bu anlamda problem çözen devletin kurumları olur. Eğer bu ülkede sosyal bilimler, fen bilimleri, tıp bilimlerindeki araştırmalarımızla topluma öncülük etsek, siyaset kurumu başta olmak üzere ciddi raporlar, bilgiler, doneler ortaya koysak, devlette daha iyi, daha donanımlı olarak idare edilir. Siyasetçinin de, devleti temsil eden insanlarında işini kolaylaştırmış olacağız. Umuyorum bundan sonra bu şekilde yolumuza devam ederiz” ifadelerini kullandı.

“ÜNİVERSİTE’NİN HALKLA İÇ İÇE OLMASI BUDUR”

Çelik, önemli sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirdiklerini ve bu projelerin Türkiye’ye örnek olduğunu kaydederek, “Hastane oteli önemli bir sosyal sorumluluk projesiydi. Burada kalanların yüzde 30’u ücret ödemiyor. Kahvaltı veriyoruz, akşam çorba saati var. Yine üniversitede açtığımız yemek evinde parasız olarak üniversitenin çıkardığı yemeği veriyoruz. Buranın altında birde hayır mağazası var. Duyarlı işadamlarımızın gönderdikleri eşyalar, ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor. Bazen konuşuluyor ‘üniversite halkla nasıl bir ilişkide.’ Benim anladığım işte üniversitenin halkla iç içe olması budur. Yoksa bir siyasi partiyle üniversiteyi idare etmesi değildir. Her gün 150-200 kişi buradan hizmet alıyor. Ama bunu yaparken Malatya Büyükşehir Belediyesi, MİAD ve üniversitenin yaptığı en büyük hizmettir. Bu Türkiye’ye model oldu. Sosyal sorumluluk projelerini bizden örnek alarak yapmaya başladılar” şeklinde konuştu.

“ÜNİVERSİTEDE 3 YERDE CUMA NAMAZI KILINIYOR”

‘Üniversitede  cami yok’ iddialarının gerçeği yansıtmadığını ifade eden Çelik, “Üniversitenin bir camisi vardı ve 20 yıldır hantaldı. Bekledim ki Malatyalılar bunu yapsın. Çünkü Malatyalılar konuşmada, birbirimize ayet, hadis okumada üstümüze yoktur. Baktım olmuyor, Diyanet İşleri Başkanlığı ile görüştük, destek aldık. Malatya’nın cemaat kapasitesi en yüksek olan camisi oldu. Halen birileri ‘üniversitede cami yok’ diye gazetelere yazıyor. Üniversitede 3 yerde Cuma namazı kılınıyor. Elazığ tarafında askeriyeden aldığımız yeri de cami yeri olarak ayırdık. Eğer bir hayırsever varsa yapsınlar, oradan geçen insanlarımızda camiden istifade ederler. İşin lafıyla değil, ihtiyaç mıdır değil midir, onu göz önünde bulundurarak yapmak lazım” dedi.

“TÖTM SAĞLIK TURİZMİ AÇISINDAN CAZİBE MERKEZİ OLACAKTIR”

Turgut Özal Tıp Merkezi’nin gelecekte sağlık turizmi açısından bir cazibe merkezi olacağını dile getiren Çelik, şunları söyledi: “Üniversitemizin akademik hastanesi olan Turgut Özal Tıp Merkezi’nin yatak sayısı 8 yıl önce 700’lerdeydi. Bugün bu sayı, 160’ı Karaciğer Nakli Hastanesinde olmak üzere bin 300’lere yükselmiş bulunuyor. Yoğun bakım yatak sayısı da 120’den 300’lere çıktı. Bu yıl inşaatı başlayacak olan Onkoloji Hastanesi bittiğinde ise Tıp Merkezimizin toplam yatak sayısı 1500’leri bulacak. Turgut Özal Tıp Merkezi, yaptığı nitelikli sağlık hizmetleriyle hem bölgemiz hem de çevremizdeki diğer ülkeler açısından önemli bir konuma geldiği için gelecekte sağlık turizmi açısından bir cazibe merkezi olacaktır.”

“KENDİ ÖZ KAYNAKLARIMIZLA GÜNEŞ SANTRALİNİ KURDUK”

Çelik, İnönü Üniversitesi’nin sosyal sorumluluk projelerine ve çevreci yatırımlara önem ve öncelik veren bir üniversite olmayı da başardığını ifade ederek, “ Bu bağlamda; konseptleri birbirinden farklı 200yataklı Hasta Yakınları Oteli, 110 yataklı Kalegöl Otel ve 45 yataklı Kampüs Otel ile hizmet verilmektedir. Ayrıca Merkez Kampüs ve diğer yerleşkelerin ağaçlandırılmasına da bu dönemde hız verildi. 8 yılda çoğu 2 metre yüksekliğinde yaklaşık 100.000 fidan ile toplam 150.000 badem ve meşe palamudu toprakla buluşturuldu. Merkez Kampüs ve diğer yerleşkelerimiz, engelsiz kampüs hüviyetine de kavuşturuldu. Ülkemizde ilk kez bir üniversite 5.3 MW kapasiteli bir güneş santralini kendi öz gelirleriyle kurarak ülkemize model oldu. Turgut Özal Tıp Merkezi’nin ihtiyacı olan enerjinin1/3’ünü bu santral karşılıyor. Meslek yüksekokullarımızı, adlarını taşıdıkları ilçelerde yaptırdığımız binalara taşıyarak ilçelerimizin gelişmesine katkı sağlayacak süreci tamamladık. Malatya’ya kazandırdığımız Teknopark ile de üniversite-sanayi işbirliğinin temellerini attık. Dönemimizde gerçekleştirilen projelerin yüzde 70’i Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerinin, yüzde 23’ü İnönü Üniversitesinin, yüzde 7’si ise hayırsever hemşerilerimizin sağladığı desteklerle gerçekleştirildi. Öğretim elemanlarımız arasında proje hazırlama ve patent kültürünün gelişmesi için bu dönemde yoğun çaba sarf edildi. BAP ve TÜBİTAK destekli proje sayısında artışlar yaşandığı gibi, yayın sayısı ve kalitesinde de yükselme oldu. Üniversitemizin bilimsel dergi sayısı ise bugün itibarıyla 8 olmuştur. Ayrıca Üniversitenin uluslararası bilimsel işbirlikleri artırıldı ve yabancı uyruklu öğrenci kabulüne başlandı.  Üniversitemiz, bu dönemde hızla normalleşerek ülkemizin en huzurlu üniversitelerinden biri hâline geldi. İnönü Üniversitesi, akademik duruşundan ödün vermeden toplumla barışık olmayı başarmış ve önemli katkılarda bulunmuştur” diye konuştu.

“KALEGÖL OTEL MALATYA VE BÖLGEMİZ İÇİN PRESTİJ OLDU”

Kalegöl otelin Malatya ve bölge için prestijli bir proje olduğuna değinen Rektör Cemil Çelik, “Buraya gelenlerin yarısında çoğu Elazığlı. Elazığ’daki Fırat Üniversitesi öğretim üyeleri bizden daha çok buradan faydalanıyor. Bu sene ikinci senesi ve şehirdeki birçok otelin doluluk oranının üzerinde yer alıyor. Hafta sonları 250-300 kişi burada kahvaltı yapıyor. Bunun yanında su sporları merkezi de yaptık. İki yıl sonra randevusuz burası konaklama ve restoran hizmetlerini kabul etmeyecek. Ama birçok adam bunu Valimizin Yama Dağı’nda yaptığı tesisle karşılaştırdı. Yama Dağı’danki 6 senedir devam ediyor ve orada dağın tepesinde otel olması mümkün değil. Otel tabanda olur. Yazlık evler olabilirdi. Kayak bir zengin sporu. Parası olan adam Kartalkaya’ya, Erciyes’e, Sarıkamış’a gider. Niye benimde doğduğum topraklar olan Yama Dağı’na gelsin? Yama Dağı’na temiz hava almak için, ayran içmek için, cirit ve tura oyununu izlemek için gelir. Kalegöl otelin yanında Su Sporları Merkezi yaptık. Burası tamamlandığında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Su Sporlarıyla ilgili eğitim merkezi olacak” dedi.

“SENATOMUZ; DEVLETİN, MİLLETİN VE MEVCUT SİYASİ İRADENİN YANINDA YER ALDIĞINI AÇIKLAMIŞTIR”

Çelik, 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimini kınayarak, şunları ifade etti:

“Sinsi ve hain yöntemlerle devletimizin ve milletimizin içine sızarak tarihimizin hiçbir döneminde görülmemiş farklılık ve büyüklükte bir ihaneti örgütleyen FETÖ/PDY, 15 Temmuz gecesi, doğrudan devletimizi ve milletimizi hedef almış, devletimizin en güzide ve en stratejik kurumlarına, milletimizin en önemli değerlerine ve siyasi iradesine alçakça saldırmıştır. Devletsizliğin ne demek olduğunu bazı bölge ülkelerindeki duruma bakarak bizzat tecrübe eden aziz milletimiz, bu saldırı karşısında, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek canı pahasına sahip çıktığı devletini, siyasi iradesini ve geleceğini, FETÖ/PDY’nin bu darbeci hainlerine ve teröristlerine teslim etmemiştir. Üniversitemiz de aynı gecenin sabah erken saatlerinde Senato’yu toplayarak devletin, milletin ve mevcut siyasi iradenin yanında yer aldığını kamuoyuna açıklamıştır. Söz konusu terör örgütü ile iltisaklı unsurların kamu kurumlarından temizlenmesi amacıyla devletimizin yürüttüğü çalışmalar kapsamında, İnönü Üniversitesinde de soruşturma başlatılmış olup, kararlılıkla sürdürülmektedir. Üniversitemizin yeni yönetiminin de, aynı duyarlılık ve kararlılık içinde, kurumumuzu FETÖ/PDY ile iltisaklı unsurlardan arındırma konusunun takipçisi olacağına yürekten inanıyorum. Milletimizin darbe teşebbüsüne karşı verdiği kutlu mücadelede, devletimizin istiklâli ve ülkemizin istikbali için gözünü kırpmadan hayatlarını feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.”

“ÇİZGİM NEYSE OYUM, KİMSE GİBİ DÖNEK OLMADIM”

Çelik, FETÖ/PDY’yle suçlanan ve yurt dışında bulunan Emre Uslu ve Önder Aytaç’ın bir milletvekili (AKP’li Mustafa Şahin olduğu iddia ediliyordu) aracılığıyla, İnönü Üniversitesi’ne alınmaları yönünde istekte bulunulduğu ve kendisinin bunu kabul etmediği yolundaki iddiaların sorulması üzerine, 20 yaşından beri çizgisinden sapmadığını ifade ederek, “Şuan içerisinde bulunduğumuz konjonktür buna uygun değil. Ben şunu biliyorum ki, bu tip dönemlerde kendi altyapısı yeterli olmayıp da, konjonktürden yararlanmak isteyen insanlar, puan kazanmak isteyen insanlar değişik manipülatif işlere girişirler. Bununla ilgili devlet bana bilgi sorarsa, ben o konuyla ilgili bilgi veririm. 2009 yılında bu üniversiteye Emre Uslu denilen adamı almadım. Devlet adamlığı da, bilim adamlığı da budur. Ben bu adamı almadığım dönemde, onun arkadaşı olup, şuan yurt dışında olan bir başkasını buraya getirip, partinin toplantılarında konuşturdular ve bir gazetede o gün benim ‘Ergenekoncu’ olduğumu, ‘karanlık güçlerin adamı’ olduğumu söylediler. Her dönem değiştiğinde beni farklı şeylerle itham ettiler. Bir dönem ‘ başörtüsü düşmanı’, bir dönem ‘paralelcileri koruyan.’ Ben, 20 yaşından beri çizgim neyse oyum. Kimse gibi dönek olmadım. Devlete düşman olmadım. ‘Bu ülkeye vergi verilmez’ demedim. Bu ülkede oy kullananlar, ‘oy kullanmak haramdır’ çizgisinden geldi. Ama benim devlet edebim bugüne kadar bunları kamuoyuyla paylaşmaya el vermediği için bu konuların hiç birisine girmedim ” diye konuştu.

MİLLETVEKİLİ ŞAHİN: “KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİL..”

Bu arada, rektöre Uslu ve Aytaç için ricada bulunduğu öne sürülen AKP Milletvekili Mustafa Şahin, bunun kesinlikle gerçek dışı olduğunu söyledi.

Şahin, yaptığı açıklamada, “Ben  haberde adı gecen Emre Uslu’yu tanımam. Rektörlüğe de böyle bir isteğim olmamıştır. İddiada bulunanlar bunu ispatlamak durumundadır. Aksi durumda yalancıdır , müfteridir. Böyle bir isteğimiz olduğunu ispatlasınlar, milletvekillğini bırakırım.”dedi.

Selahattin GÖKATALAY, Ferdi DURDU- Yeni Malatya Gazetesi- malatyahaber.com

Etiketler: /

Yorumlar
  1. Hakan AKMİL dedi ki:

    Başlıca 4 çeşit çizgi vardır:

    1. Doğru çizgi
    2. Kırık çizgi
    3. Eğri çizgi
    4. Eski Rektör’ün çizgisi

  2. ferhat dedi ki:

    Hülle ile atama rekoru kırarak idari personel sistemini darmadağın etmesi başarı olarak sayılıyorsa eğer, evet başarılı. Kalifiye personeli küstürmesi bir başarı ise, evet başarılı. Geriye temizlenmesi zor bir rezillik bıraktı.

  3. İrfan demir dedi ki:

    Size Hakkı’mı helal etmiyorum sizin yüzünüzden hastane kantinlerinden ve havuzlardan 400.000 lira zarar ettim iki cihandada yakam elinde olacak ben ve eşimim 20 yıllık birikimi gitti benden önce ölürsen cenaze ne gelip Hakkı’mı helal etmiyorum diye bağıracam

    1. oktay dedi ki:

      sanki dersinki zorla silah dayamış sana kantini havuzu vermişler kendi gönlünle almışsın ozaman hastanenin orda tek kantindin çayı suyu tosdu vesaire iki katına sattın gariban hasta yakınları olarak bizim ahımızı aldın için sen daha çok batarsın rektöre filan suç atma müslüman geçinip garibanın hakını gözetmeyen tepe taklak giider iki cihanda elimiz yakanda hasta yakınları olarak sayın malatya haber sen bu haberleri çok yaptın zamanında ama irfanın yorumunu yayınlıyon bizimkini yayınlamıyon devirmi deyişdi

  4. malatyasporlufk dedi ki:

    hilmioğlundan sonra burası iyi bir rektör görmedi bugune kadar bana kalırsa gelmiş geçmiş en pasif rektördü malatya’dan uzaktı sadece ünide

  5. YALAN MI dedi ki:

    Kizini nasil ise aldin???

  6. Celal dedi ki:

    İki cihanda elim yakanızdadır. Hakkımı asla helal etmiyorum.

  7. Tamer dedi ki:

    Hocam da giderayak ne kadar başarı ile üniversiteyi cemaat üniversitesine dönüştürdüğünü mü anlatacak zannediyorsunuz. Akrabası yardımcı Doç. İken başdanışmanı yaptığı MD acığa alındı. Tıp fakültesi dekan yrd HK acığa alındı. Bunları kim aldı ve makam verdi. Acığa alınanların Sayıları 10 gün sonra 100 lere ulaşınca acaba ne diyeceksin. Bence görev suresi bittiği için bu donemde çok şanslı. Çok Hakkı’mızı yedin, rektör. İlahi adalete inanıyoruz, bir gün Hakkı’mızı alacağız.

  8. DOĞRUCU DAVUT dedi ki:

    BİR KENTİN ÜNİVERSİTESİ NE İŞ YAPAR?
    Üniversite, binlerce öğrencinin okuyup mezun olduğu bir eğitim kurumundan ibaret değildir. Düşünen, üreten, ürettiren, destekleyen, soran, sorgulayan, yanlışı söyleyen, doğruyu ortaya koyan, içinde bulunduğu kentin, bölgenin ve tüm ülkenin sorunları tartışan bir kurumdur. Üniversiteler bulundukları kentin sorunlarına çare üretmek için de vardır. Bu anlamda bireysel ve kurumsal çözümler üretir, kenti ilgilendiren önemli tartışma konularında görüş bildirirler. Evrensel konularda olduğu gibi kent ile ilgili konularda da toplantılar, paneller, konferanslar, söyleşiler, etkinlikler düzenler, yapılan her çalışma vasıtasıyla artı değer katar.
    İnönü Üniversitesi, kaysının, kirazın, elmanın, cevizin üretim, işleme ya da pazarlanması tartışmalarına hangi katkıyı sundu? Kâğıt üzerinde 1-2 cılız kişisel çaba örneği verilebilir ama sonuç alıcı, somut bir çalışma örneği henüz yok, olacağa da benzemiyor bu gidişle.
    Şehrin sosyal ve kültürel yaşantısına hangi değeri ekledi? Gerçek anlamda hangi saha çalışması ile Malatya köy köy, kasaba kasaba incelendi? Kente hangi sanat anlayışını yerleştirdi? Eğitim alanında, yüksek öğretime geçiş sınavlarında yerlerde sürünen Malatya için ne önerdi? İhalelerin eğitimden öncelikli olarak kabul edildiği bir kurumun bırakın şehri, kendine bile faydası olmaz.
    Eksikleri yazmak zor, olanı yazmak daha kolay ama o da hiç yok!
    Kısaca şehri markalaştırma adına ne yaptı?
    (İletişim dekanı TV de bir programda Belediye başkanına akıl veriyor. Yaptığı bir anket ile şehri marka yapacağını iddia ediyor. (Zannediyor.)Allahım bu nasıl bir hayal, nasıl bir ego. Bir de marka şehir olmak için şehrin idarecilerine üstten bakan bir tavırla akıl veriyor. Sen önce kendini, üniversiteni marka yap. Mevcut bölümlerin en az yarısına girmek için neredeyse sınava girmek yetiyor.)
    Bunlarla ilgili değil ama yaptıkları da var.
    Sağlanan imkânlar bakımından kıyas bile edilmeyecek T.Özal Tıp Merkezi’ni Devlet hastaneleri ile yarıştırıyorlar. Tam tekmil sporcu ile bacakları olmayan engelliyi yarıştırıp birinci olduk diye yaygara yapıyorlar. Karaciğer naklinde hazır Avrupa 1. olarak aldığın hastaneyi bile kocaman bir sağlık ocağına çevirmişsin.
    Şu kadar öğrenci var, bu kadar para harcıyorlar, Malatya ekonomisine yıllık şu kadar katkı sağlıyorlar. vs. vs. Kusura bakma o senin marifetin değil, aç mı kalsınlar. Bedava mı yaşasınlar?
    Üniversite yönetimi maalesef yaşadıkları kente dair en küçük bir kaygı taşımadı. Onların tek derdi, öğretim üyelerini ayar edip sandıktan çıkmak oldu. Üniversitede neyin yapıldığı değil kimin yaptığı, neyin istendiği değil kimin istediği önemli hale geldi.
    Ekibini oluştururken icracı, yetenekli olanları değil biat eden, itaatkâr olanlar tercih edildi. “Ayaklar baş, başlar ayak oldu” cümlesi tam karşılığını burada buldu. Siyaset maskesinin arkasında adeta bir derebeylik oluşturuldu.
    Bizim Üniversite, her devrin adamı olanları üretti.
    Rektörler yolcu oldu, onlar hancı…
    Akademik ve idari olarak çok kötü yönetilmesinin (yönetilememesinin) doğal sonuçları son rektörle tavan yaptı. Hülle yolu ile adaletsiz bir şekilde dağıtılan akademik ve idari unvanlar ile boynuna kul hakkı ipini de ahret günü çekilmek üzere taktı.
    Otel yapmışsın külliyen zararda. Kendi personeli bile gitmiyor. Yapılacak en son yere, sıcağın sivrisineğin ortasına kondurmuşsun. Hangi fizibiliteyi yaptın da onu oraya koydun. Başkası yapsa ahkâm keserler. Efendim yerinin bilimsel açıdan araştırılması gerekirdi falan vs.
    Teknopark yapmışsın bomboş. Bırakın kenti, kendi hocası dahi gitmemiş, Sanki akşama kadar üniversitede Ar-ge çalışması var bunları nakde çevirmek için bir teknopark eksik! Bu işlere kafa yoracak olan rektör ve ekibi ki, genel sekreter bu işlerin icra makamıdır, maliyenin denetim elamanı olarak girdiği üniversiteden 7,5 yıllık görev süresinin sonunda doçent olarak çıkmıştır. Varın hangi işlerle uğraştığını siz tahmin edin. Bu görevi hakkı ile yapan birisi bırakın bilimsel çalışma yapmayı, kafasını bile senede ancak bir kez kaşıyabilir. Ama hazret günde 8 saat genel sekreterlik yapmış, geri kalan zamanlarını uyumadan bilimsel çalışmalarına ayırmıştır.(Bu arada İİBF’de derslere de girmiştir.) “En tehlikeli şey büyük makamlara gelmiş küçük insanlardır” sözünü doğrulayan bu muhterem, makamını da küçültmekten başka üniversiteye hiçbir katkı sağlamamıştır.
    Biri Elazığ’dan geliyor, biri Yozgat’tan… Bi tane de Sivas’tan bir maliye memuru… Malatya’nın çocukları ile futbol topu gibi oynayıp oradan oraya atıyorlar ve kendini Malatyalı zanneden Rektör de tribünden maç izler gibi olanları izleyip yapılan işin keyfini çıkartıyor. Menfaatlerinin kölesi olmuş onca akademisyen ve sendikalar da kafalarını kuma gömmüş, insanlığı öldürmekle meşgul. Ortaya çıkan sonuç; Yetkili olanların bilgisiz, bilgili olanların da yetkisiz olduğu bir kurum.

  9. ramazan dogan dedi ki:

    degerli dostlar yil 1975 mersin milli turk talebe birliginde bir toplatida o gunku baskan yaptigi toplantida bizlere gencler buraya makam,mevki icin gelmeyiniz bizde makam ve mevkiler oranin ehli iseniz sizlere teklif edilir teklif edilen gorevleri hakkiyla yapamayacaksiniz o gorevi kabul etmeyiniz demisti .isleri ehil insanlara vermeliyiz,kul hakkiyememeye dikkat etmeliyiz,sorulari calarak binlerce kisinin hakkini yiyerek kamuya yerlesen fetöcüleri Allah bakin nasil perisan etti,gorevler,makamlar gelip gecicidir onemle olan halka hizmet etmenin hakka hizmet etmek oldugu dusuncesiyle ve insanlarin en hayirlisi insanlara hizmet eden dusuncesiyle calismaktir.saygilarimla.

    1. salih dedi ki:

      Evet aynı terbiye ile büyüdüm bizim için mevki makamlar gelip geçicidir sen insanlar için ne yapa bildin sorusudur Ramazan bey sözlerine katılıyorum

  10. Malatyalı dedi ki:

    Cemil Çelik İnönü Üniversitesine gelmiş geçmiş en çalışkan,dürüst,kimsenin kuklası olmayan tertemiz bir hemşehrimizdir ve kimseye haksız yere ne makam vermiştir nede makamından etmiştir meyve veren ağaç taşlanır misali. Bakıyorum memnuniyetsizliklerini belli eden çıkar bulamayanlar arkasından sallamaya başlamış. Bu 8 yıl iyi veya kötü ne kazanımlar elde edilmiş üniversitemiz Malatyamız için bir görün kardeşim.Böyle rektörden Allah razı olsun.

    1. Osman dedi ki:

      Ya Allah aşkına siz ne kadar bulundunuz bu zatın yanında…. kimleri dekan yaptı.. siz çok yarar gormuse benziyorsunuz?

      1. Malatyalı dedi ki:

        Evet kardeşim değerini bilenler çok yarar gördü hilmioğlu zamanında cumaya giden personelin fotoğraflanıp fişlendiği zamanları biliriz… nice akademisyenin idari personelin inançları yüzünden doçetliği dekanlığı verilmediği ve çektiği sıkıntılarıda gördük….hilmioğlunun çarşıda tepkilerden on tane korumayla gezdiğinide… ahirette hepsinin hesabı var çok şükür.Benim hiçbir menfaatim yok vatandaş olarak kör değiliz üniversitede de çalışmıyorum kardeş neler döndüğünden haberimiz var esnafız malatyalı vatandaşımızın sesine kulak veririz. bu rektörde hak yemişse ahirette oda hesap verecek elbet…

        1. salih dedi ki:

          ben bu lafınıza çok gülerim sanki namaz kılma konusunu cemil bey yapmış bende sorarım siz çok yakınsınız çok çok fayda görmüşsünüz bende sorarım hilmi oğlu zaman nerdeydiniz
          sizin gibiler rüzgar nereye esse otarafın doğru olduğunu savunursunuz

        2. ferhat dedi ki:

          hocanın 3 koruması vardı..ve namaz çıkışı fotoğraf çekilme olayı yalandan ibaret. bunu ispatlayabilecek birisinin çıkacağını da zannetmiyorum. Biz bir gün olsun fotoğraflandığımızı görmedik.

  11. Hikmet Geçkil dedi ki:

    Fatih Hilmioğlu ile dünya görüşüm aynı olmasa da hapse düştüğü zaman kendisi hakkında yazmış olduğum yazı aşağıdadır.

    Üniversitemize hizmet konusunda aynı şeyleri giden yöneticiler için söyleyebilir miyim? Heyhat: HAYIR. HG
    ——————————–
    (Fatih Hilmiolu’nun facebook’undan).
    Fatih HİLMİOĞLU
    21 Şubat 2013 ·
    http://imza.la/ozgurluk
    Fatih HİLMİOĞLU döneminde, İ.Ü’de görev yapmış bir AKP’li öğretim üyesinin Hilmioğlu’nun yönetim şekliyle ilgili görüşleri.
    (Okumanızı Öneririm)

    Atatürkçü Düşünce Derneği’nin yukarıdaki talebi altına imza atmış muhafazakâr görüşlü bir kardeşinizim. AK Partinin kuruluşundan beri tüm seçimlerde bu partiye oy vermiş bir insanım. Peki nasıl oluyor da belli düşünce platformunda birleşmiş insanların belli bir konudaki talebi altına imza atıyorum? Anlatayım…

    Sayın Fatih Hilmioğlu, üniversitemizde (İnönü Üniv.) uzun yıllar çalışmış ve son 8 yılda da rektörlüğünü yürütmüştür. Rektörlüğü sırasında bu üniversite için ailesini bile ihmal ederek ne derece bir özveri ve şevkle çalıştığını yakinen görmüş biri olarak, bugün yaşadıklarını görmek ve üzülmemek mümkün değil. İnanın, insanın çalışma şevki kırılıyor.

    Üniversite kampüsümüzün Türkiye’nin en güzel 10 kampüsünden biri seçilmesinde, Sayın Hilmioğul’nun büyük payı var. Bazen kampüste karşılaştığımızda, “-Sayın Geçkil, gel bakalım 4 yıldızlı otel ayarında yeni tadilatını yaptığımız misafirhanemizi nasıl göreceksin?”, “-Üniversitemizin bu yılki yayın performansı sence nasıl olur?, kaçıncı sırada yer alırız? “ gibi sorular sorar ve üniversitenin gelişmesi ve bağlamda haber konusu olması ona büyük heyecan ve mutluluk verirdi.

    Sayın Hilmioğlu’nun rektörlük yaptığı dönemler Türkiye için olağanüstü zamanlardı ve sadece Hilmioğlu değil herkes hükümet, düzen ve gidişatla ilgili her şeyi söylüyor, bazen kastı aşacak itham ve yazılar çıkıyor, gelen mesajlardan e-mail kotalarımız neredeyse patlayacak seviyeye geliyordu. Kendisinin ne ile suçlandığını tam olarak bilmesem de, Sayın Hilmioğlu da bu bağlamda bir toplantı veya dost meclisinde bazı konularda söz sarf etmiş olabilir. Eyleme dökülmedikçe, bu tür şeyler gayet insanidir. Şimdi Allah aşkına hangimiz bazen kendimizi kaptırıp oradan buradan ve bazen kastı aşan konuşmalar yapmıyoruz ki? Umarım Sayın Hilmioğlu bu konularda yegane günah keçisi olarak seçilmemiştir.
    Prof. Dr. Hikmet Geçkil

    1. mahmut dedi ki:

      Fatih Hilmioglu senin gibilerin sayesinde o kadar zorbalık yapmıştır. Hala Fatih Hilmioğlunu övüyorsunuz ya yazıklar olsun senin gibi profösöre.

    2. Orhan dedi ki:

      Hikmet efendi sen bölümündeki 3 tane hocayla bile geçinemedin onlara küfürler ettin şimdi nizamat veriyon rektör sana göre çok iyi idare etmiş bence senin gibi adamları

  12. sürgü dedi ki:

    atamış olduğunuz sürgü MYO okul müdürü personeline “hepinizi o…….m ” deme cesaretini nereden alıyor? acaba Yeşilyurt MYO daki müdür gibi atanan kişiler atandıkları okulu çiftlikleri gibi kullanmaları size olan güvenlerinden mi geliyor?

  13. kenan dedi ki:

    TURGUT ÖZAL TIP MERKEZİNİN 200 000,00 TL BORÇ İLE BIRAKTIN BUNA BİR CEVABIN VARMI SAYIN REKTÖR

  14. Akademik dedi ki:

    Cemil Çelik Beye tek bir soru:
    Şimdi sizce 14 Fakültesi olan İnönü Üniversitesi mi, yoksa 5 fakültesi olan ODTÜ mi daha büyük bir üniversitedir? Boş lafları bırakınız ve bir vesile buna cevap veriniz. Sayenizde berbat olmuş, daha da sayenizde ayağa kalkması çok zor olan bir kurumdan bahsediyoruz Cemil Çelik bey. Sayın Kızılay’a bu enkazı düzeltme yolunda başarı dilemekten başka yapacak birşey yok ama işi gerçekten çok zor olacak maalesef. Sayenizde…

  15. Osman dedi ki:

    sana hakkimiz helal olmasın…Allah yaptıklarını sana misliyle yaşatsın… üniversitemizin canına okudun…yazıklar olsun…

    1. Özge dedi ki:

      Ben de bu rektör Cemil Çelik’e ve ekibine hakkımı helal etmiyorum, bütün koşulları sağlamama karşın kadro vermediler, özlük hakkımı engellediler, beni mağdur ettiler, bu dünyada da öteki dünyada da Allah onları bildiği gibi yapsın.

  16. hıdır dedi ki:

    bir dnem rektörüm tekrar aday olmayacağım diyerek sonra da ikinci dönem aday olup yeniden rektör seçilmek hangi çizgi?

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."