Final

Örnek Resim


Arion

Malatya Haber -

‘Çok Ciddi Kaygılarımız Var’

‘Çok Ciddi Kaygılarımız Var’
  • 27.12.2015

Nevruz Bayramı İnönü Üniversitesi tarafından düzenlenen bir törenle kutlandı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın söylenmesiyle başlayan törene Vali Halil İbrahim Daşöz, 2.Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanı Kurmay Albay Lami Yılmaz, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf İzzettin Cengiz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Derviş Özbay, İl Emniyet müdürü Ali Osman Kahya ile Rektör Yardımcıları, Dekanlar ile öğretim üyeleri ve az sayıda öğrenci katıldı.

İnönü Üniversitesi Yerleşkesi’ndeki Mudanya Meydanı’nda düzenlenen Nevruz Bayramı kutlamasında konuşan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.Fatih Hilmioğlu, şunları söyledi:

“Yüz yıllardır biz Türklerin dünyasında doğanın yeniden doğuşu, baharın gelişi ve güzel günlerin ve duyguların başlangıcını simgeleyen bu günün anlamını ve kültürümüz içerisindeki yerini benden sonra söz alacak çok değerli öğretim üyelerimiz anlatacaklardır. Ben bu vesileyle izninizle aynı zamanda birlik ve beraberliğimizin de bir simgesi olan bu bayramların, bazı odaklar tarafından ulus birliğimizi bozmaya yönelik bir fırsat olarak değerlendirilmesi hususuna değinmek isterim.

Çok iyi bildiğiniz üzere üç gün önce büyük bir gurur ve onurla Çanakkale Zaferini kutladık. Ulus olarak büyük özgüven kazandığımız Çanakkale Savaşları ile Eşsiz Komutan Mustafa Kemal Paşa tarih sahnesine çıkmış ve O’nun önderliğinde gerçekleştirilen bir milli mücadele sonucu Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Uzun süre devam eden müzakereler sonucu Lozan’da yeni Türk Devleti’nin talepleri hemen tümüyle kabul edilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti dünya devletlerinin arasında yerini almıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını takip eden süreçte, yürürlüğe konulan bir dizi devrimler ile ortaçağın bütün kurumlarını kaldırılarak Türkiye Cumhuriyeti uygar dünyanın bir parçası olmuştur. Yeni kurulan devletimizin temel kuruluş felsefesi;

Uluslararası ilişkilerde tam bağımsızlık ilkesini,

Ulusumuzun birlikteliği, tekliği ilkesini,

Devlet yönetiminde yönetim erkini dinsel veya imparatorluk ve krallık gibi babadan oğula geçen bir hanedan otoritesinden almayan, doğrudan halktan alan milli egemenlik ilkesini ve

Laiklik İlkesini kapsar.

Ancak Çanakkale’de başlayan ve milli mücadeleyle devam edip Lozan’da noktalanan bu sürece rağmen dış güçlerin bulunduğumuz coğrafyadaki emperyal emelleri hiç bitmemiştir. Ülkemizin yer aldığı coğrafya başka ülkelerin Ortadoğu veya büyük Ortadoğu projeleri kapsamında yayılmacı emellerinin gerçekleşebilmesinde elde edilmesi gereken stratejik bir bölge olarak görülmektedir. Bu nedenle bu sömürgeci güçler tarafından ülkemizde yaratılan dinsel, mezhepsel ve etnik yapay ayrılıklar ile Türk Ulusu’nun birlik ve beraberliği bozulmaya çalışılmaktadır. Ne yazık ki, bu dış güçler ülkemizde kendi amaçlarına hizmet edecek siyasal yapıları, sivil toplum örgütlerini, iş adamlarını, sözde aydınları ve medya kuruluşlarını bulabilmektedir. Ve bu kişi ve kuruluşları devlet yönetiminde çok etkin konumlara taşıyabilmektedir. Devlet yönetiminde söz sahibi olan dış güçlerin yerli hizmetkarlarının tutumları ve idari tasarrufları ile Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi değiştirilmeye çalışılmaktadır.

Kontrolsüz bir şekilde borçlanarak Cumhuriyetimizin temel kuruluş felsefesinden birisi olan bağımsızlık ilkesi delinmekte ve ülkemiz siyasi ve ekonomik olarak başka ülkelere bağımlı hale getirilmekte,

Kaynağını doğrudan Türk Ulusundan alan Milli Egemenlik İlkesi adeta başka ülkelerin egemenliklerine devredilmekte,

Çıkarılan yasalar ve uygulamalar ile Türkiye Cumhuriyeti’nin omurgası olan Laiklik İlkesi yok edilmekte,

Avrupa Birliği veya başka ülkelere yaranmak adına yapılan değişiklikler ve uygulamalar ile ulus birliğimiz aşındırılmaktadır.

Yüce ATATÜRK’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni Kuran Türkiye Halkına Türk Milleti Denir” ve “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözleri devletimizin etnik bir temele dayanmadığının en açık ifadeleridir. Ulus birliğimizin temeli olan bu sözleri kabul etmemek, yaşadığımız coğrafyada onlarca etnik temele dayalı devletçiklerin oluşmasına yol açar. Tıpkı Yugoslavya, Balkanlar ve Irak’da olduğu gibi.

Devrimlerin omurgası, çağdaş ve demokratik bir ülke olmanın olmazsa olmaz ön koşulu olan laiklik ilkesi ise ortadan kaldırıldığında, yaşadığımız coğrafyada farklı dinlere, farklı mezheplere ve farklı tarikatlara ait din devletçikleri oluşacağı kuşkusuzdur. Dinsel anlamda böyle bir bölünme olmasa bile, laiklik ilkesi yok olduğunda Türkiye, bilim ve teknoloji üretmekten, çağdaş sanat anlayışından tamamen uzak, kadını ikinci sınıf yapan, onları sosyal yaşamdan uzaklaştırarak eve kapatan, diğer Müslüman ülkelerin yaşamakta olduğu ortaçağ devlet anlayışına yeniden dönecektir.

Ülkemize yönelik tehditlerin ulaştığı nokta hepimizi tedirgin etmekte ve ülkemizin geleceğiyle ilgili çok ciddi kaygılar taşımaktayız. Ancak, bildiğiniz üzere, dünya güçlerinin Türk Ulusunu tarihten silmek amacıyla gerçekleştirdikleri I. Dünya Savaşı ve milli mücadelenin başlangıç dönemi Türk Ulusu’nun en güçsüz olduğu dönemdi. Bu en güçsüz dönemimizde bile yeni bir Türk Devleti kurmayı başarabilmiş bu ulus elbetteki bu tehditleri de aşacaktır. Ancak Yüce ATATÜRK’ün Cumhuriyetimizi emanet ettiği siz Türk gençliğinin taşımakta olduğu sorumluluk ve bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeniz bu tehditleri aşmada ve çağdaş ve her alanda kalkınmış bir Türkiye idealine ulaşmada yaşamsal önem taşımaktadır.

Bu duygularla Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinin ve ATATÜRK ilke ve devrimlerinin yurttaşlardan başlayarak devletin tüm kurumlarında yeniden ve daha da kökleşerek yerleşeceği inancıyla, birlik ve beraberlik içinde daha güzel nice bayramlar geçirmenizi diliyor sevgi ve saygılar sunuyorum.”

Törende konuşan Vali Halil İbrahim Daşöz’de, bayramların milli birlik ve bütünlüğün sağlanmasında en önemli unsurlardan biri olduğunu belirterek, “ Ülkemiz kültürel olarak çok zengindir. Ama bu zenginliği güzellikler olarak paylaşmalıyız. Bu zenginliğimizi ayrılık olarak görmek isteyenlere fırsat vermemeliyiz. Nevruz doğa ile ilişkili, milli birlik ve beraberliğimiz ile ilişkili, ümitlerin yeşermesiyle ilişkilidir. Nevruz Türk Cumhuriyetlerinden 100 yıllardır kutlanmaktadır” dedi.

Üniversitede görevli Türki Cumhuriyetler kökenli akademisyenler de birer konuşma yaptı.

Törende resim ve şiir yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi. Şiir yarışmasında 1.ligi Meryem Sağmak elde ederken 2.liği Betül Karagöz ve Ferzede Gök paylaştı. 3.lüğü ise Meliha Özhan elde etti. Resim yarışmasında ise 1.liği Beyza İnan, 2.liği Özgür Karakavak, 3.lüğü ise Tuba Eligül elde etti. Yarışmada birincilere 300, 2.leri 200, 3.lere ile 100’er YTL verildi. Şiir yarışmasında 2.liği 2 kişi paylaştığı için 200 YTL’yi kendi aralarında paylaştılar.

Nevruz Bayramı kutlamalarında, üniversite öğrencileri ekibi halk dansları, İnönü Üniversitesi Yerleşkesi’nde bulunan TED Koleji öğrencileri de halk oyunları ve step gösterisinde bulundu. Gösteride bulunan öğrenciler arasında Yayınevi Cinayeti’nde öldürülen Alman Uyruklu Tilmann Geske’nin kızı da yeraldı.

Tören Nevruz Ateşi’nin yakılması ile devam etti.

Üniversitedeki resmi tören Nevruz konulu resim yarışmasına katılan eserlerin sergilenmesi ve nevruz yemeğinin yenilmesiyle sona erdi.

HABER-FOTO: Selahattin GÖKATALAY

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."