Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

‘Çok Şey Yapılabilir’

‘Çok Şey Yapılabilir’
  • 27.12.2015

İnönü Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nün ABD’de araştırma çalışmalarını sürdüren öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Göknur Akçadağ, New York’tan yayın yapan “www.turkishny.com” internet sitesindeki röportajında, çalışmalarını ve projelerini anlattı.

Geçtiğimiz Ağustos ayında ABD’ye giden Yrd.Doç.Dr. Akçadağ’la yapılan röportaj şöyle:

“..Doçent Doktor Göknur Akçadağ bir Osmanlı Tarihi uzmanı. Malatya İnönü Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi ve araştırma merkezi müdürü. 2 ay önce Amerika’ya gelen Akçadağ, kafasındaki pek çok projeyi yaşama geçirmek için çabalıyor. Ayağının tozuyla New York Kent Müzesi açmak için görüşmeler yapan genç tarihçi, müzeyle Amerika’daki Türk varlığının yeni olmadığını ortaya koymayı amaçlıyor. Tarih birikimimi buradaki Türklere yararlı hale getirecek bir çerçeveye taşımak için uğraşıyorum” diyen Akçadağ, heyecanla, enerjiyle anlatıyor projelerini: “New York Türklerinin kent belleğindeki yerini ortaya koymak istiyorum. New Yorklu Türkler kimlerdir? Ne zaman geldiler? Hikayeleri ve ortak noktaları ?.. Bir diğer ifadeyle 150 yıllık New York Türklerin buradaki varlığının yansıması olacak…”

Akçadağ, kısa sürelik Amerika deneyimine çok şey sığdırmış. Bugüne kadar “16. Yüzyılda Malatya” , “Fotoğraflarla Geçmişte Malatya” ve “Tarihi Değiştiren Savaşlar” adını taşıyan 3 basılı kitabı bulunan Göknur Akçadağ, New York birikimlerini , araştırma konularını da kitaplaştırmayı planlıyor…

Bu arada Amerika’daki Türkleri de tarihçi ve bir sosyal bilimci gözüyle irdeleyen Akçadağ, Türklerin kendisini yeterince etkili anlatamadığı görüşünde. Türk günü yürüyüşünün bu amaca hizmet etmekten oldukça uzak kaldığını belirten Akçadağ, “Türk yürüyüşü kaldırılmalı ve yerine Türk müziği sanatı modası mutfağıyla Türkiye’den kesitler sunan gerçek bir etkinlik organize edilmeli” sözleriyle iddialı bir teklifte bulunuyor. Tarihçi Akçadağ ile hem bu önerisinin ayrıntılarını hem de Türk Amerika ilişkilerinin tarihteki izlerini konuştuk…

TURKISHNY: Genellikle ABD’de ODTÜ, Boğaziçi vb. üniversitelerin araştırmacılarını görmeye alışkınız. Oysa siz Anadolu’daki bir üniversiteden misafir öğretim üyesi olarak ABD’ye gelen ender araştırmacılardan birisiniz. Bu yolculuk nasıl gerçekleşti ?

GÖKNUR AKÇADAĞ: New York’ta State University of New York-Binghamton Üniversitesi’nde Fernand Braudel Center’de visiting research associate olarak bulunuyorum. Bu merkez bir yıl öncesine kadar E.Wallestein’in direktörlüğünü yaptığı tarih-ekonomi ve medeniyetler üzerine araştırmalar yapan bir merkezidir. Yurtdışında bulunmadan bazı şeyleri kavramanın mümkün olamayacağını düşünenlerdenim. Yaşadığımız yerin dışında farklı ortamların tecrübelerini paylaşmalı görmeliyiz. Malatya’da ve İnönü Üniversitesinde Osmanlı tarihi üzerine araştırmalar yapıp, tarih-kültür-sanat projeleri yürüttüm. Amerika-Osmanlı ilişkileri pek çok alanda oldukça eskilere gidiyor. 19 yy ikinci yarısı ve 20 yy başlarında Türk-USA ilişkileri üzerine bazı konuları araştırmaktayım ve bu süreyi olabildiğince etkili değerlendirmeye çalışıyorum.

Buraya gelirken Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden 300’e yakın belgeyle geldim. Bir yandan bunları Osmanlıca’dan çevirmeye çalışıyorum. Özetlerini de İngilizce olarak vereceğim. Diğer yandan kütüphanelerde Amerika ile ilişkilere ışık tutacak yeni bilgiler bulmaya gayret ediyorum.

TURKISHNY: Amerikalıların Osmanlı tarihine ilgisini gözlemleme şansınız oldu mu? Nasıl değerlendiriyorsunuz?…

GÖKNUR AKÇADAĞ: Osmanlı Tarihi ve Türkiye üzerine Amerika’da göze çarpan bir ilgi var. Kütüphanelerde aylardır sürdürdüğüm çalışmalar, bu ilginin çok önceye dayandığını ve çok sayıda Amerikalı akademisyen ve araştırmacının Ortadoğu üzerine, bu bağlamda Osmanlı ve Türkiye üzerine araştırmaların, tezlerin bulunduğunu gösteriyor. Hatta bazı kitaplar tamamıyla Osmanlı ve Türkiye ile alakalı. Şimdi bunların üzerinde çalışıyorum ve karşılaştığım Türkiye ile ilgili bilgi veren her kaynağı almaya çalışıyorum. New York Public research Library, Columbia Üniversitesi, NYU, Binghamton üniversite kütüphanesi, Washington’a The National Archives ve Library of Congress araştırmalarım için çalıştığım kütüphane ve arşivler…

Bu arada buradaki pek çok araştırma merkezi ve tarihçiyle irtibat kurdum. Kent müzesi kurmak ya da tarih sergisi açmak gibi bazı projelerime destek vermek isteyen ortak çalışma yürütebileceğim bazı isimlerle bir araya gelme şansı buldum.

TURKISHNY: Her bir projeyi detaylandıralım ama öncelikle Kent müzesi nasıl bir proje?

GÖKNUR AKÇADAĞ: Kent Müzesi önemli ve uzun soluklu bir proje. Buraya ilk yerleşen Türklerin hikayelerini de içeren müze, aynı zamanda Türkiye ile Amerika arasındaki tarihi de gözler önüne serecek.. Türkiye’den getirdiğim belgelerden bazılarını bu müzede kullanabiliriz. Ayrıca, Türkiye ve Amerika arasındaki anlaşmaları sergileyebiliriz. Türkiye’nin NATO’ya girişi ya da BM’de yer alışına dair belgeler, ilk yazışmalar, konsolosluğun Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet döneminde ilk kuruluşuna dair belge ve fotoğraflar.. Kısaca geçmişten önemli kesitleri bir araya getiren bir çalışma bu.

Müze çalışması sırasında, Amerika’ya ilk gelen Türklerle ilgili pek çok doküman bulabileceğimi umuyorum. Bunları kitaplaştırmak, acılarını, umutlarını, yaşadıklarını anlatacak bir yayın hazırlayabiliriz. Aynı zamanda bu müzenin toplumsal tarih kısmında New York gibi bir şehirde Türklerle ilgili kaynakların bir araya toplandığı bir yere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Türkçe referans kitaplar kütüphanesi kurulması gerektiğini düşünüyorum.

TURKISHNY: Bunlar nerede sergilenecek?

GÖKNUR AKÇADAĞ: İlk etapta bir bina olması şart değil. Mevcut bir müzenin içinde bir bölümde de yer alabiliriz. Veya Türkevi’nin bir katı müzeye dönüştürülebilir. Ya da bu konuyla ilgilenen bir araştırma birimi, müzenin konumlandırılacağı yeri tespit edebilir.

TURKISHNY: Müze projesinin öncelikli hedefini de aktarır mısınız?

GÖKNUR AKÇADAĞ: Türkiye’deki bazı kent müzelerinin kuruluşunda görev aldım. Kent bilincine, orada yaşayanların tarihten gelen paylaşımlarına çok önemli katkıları var. Her şeyden önce New York’taki Türk Müzesi, buradaki Türk varlığının yeni olmadığını gösterecek. Tarihten bir kesiti, belgelerin, anıların tanıklığıyla gözler önüne serecek. New York Türkleri buraya yerleşimlerinden itibaren kültürleri ve varlıkları ile ne ifade ediyorlarsa bunun yansıma alanı olabilir bu müze. iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini de ortaya koyarak tarihe ışık tutacak, belgeleriyle, anlaşma metinleriyle, fotoğraflarıyla, yapılarıyla…

TURKISHNY: Sergi çalışmalarınız hangi aşamada?

GÖKNUR AKÇADAĞ: Bir sergi planlaması var önerdiğim.“Gökkubbe Altında Birlikte Yaşamak” adıyla daha önce Paris’te sergilendi. New York Konsolosluğumuz ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi Genel Müdürlüğü’nün işbirliği ile gerçekleşmesini önerdiğim ve Sergi içeriği dokümanlar, pek çok yönüyle mesajlar veren, geçmiş tarihimizin adaletli yönünü vurgulayan, bir imparatorluğun çatısı altında farklı milletten dinden insanları bir arada tutan “Osmanlı” olgusuna vurgu yapmaktadır. Bazı örnekler vermek istiyorum ne tür konularda olduğunu gösterebilmek açısından: Musevilerin iltica taleplerinin kabul edilmesi; Ortodoks topraklarına gidip daha sonra pişman olarak Osmanlı `ya dönmek isteyen Rumların masraflarının Osmanlı tarafından ödenmesi, Kudüs ruhbanlarının dini hayatlarını serbestçe sürdürebilmeleri hakkında Fatih `in fermanı gibi belge örnekleri Osmanlıca-Türkçe çevirileri ve İngilizce özetleri ile sergi materyaline dönüşmüş halde sergilenecektir.

Washington’da bu serginin açılması için çalışmaya başladık, orada Kongre Kütüphanesinde olması düşünülüyor. Güler Köknar ile bu sergiyi yapma süreci ve ayrıntılar önümüzdeki günlerde belli olacak. Instutue of Turkish Studies’in başkanı Prof. David Cuthell ile de bu konuyu paylaştım ve Washington’da yapılmasına destek verecek. Washington’da da önemli bir Türk kitlesi var ve o bölgedeki Türklerin ve daha önemlisi Amerikalıların ilgisini çekecek bir sergi olmasına çalışacağız.

TURKISHNY: Birkaç projeyi bir arada yürütüyorsunuz. Bu arada seminerlere de hazırlanıyorsunuz?..

GÖKNUR AKÇADAĞ: Evet, Türkler açısından tarihsel bilgi aktarımı sağlayabileceğim pek çok seminer hazırlığı içindeyiz. New York’ta. Ermeni meselesi konusunda bilgilenme talebi çok fazla, Osmanlı Devleti ile ilgili bazı konular, Türkiye’nin tarihten gelen sorunları çerçevesinde TSA öğrenci grupları ile seminerler düzenleme planımız var, önümüzdeki 15 günlük sürede bir kısmı gerçekleşecek. Columbia Üniversitesi Türk öğrenci derneği temsilcileri ile bunu organize ediyoruz, ilgi duyan herkese açık bir şekilde olacak. Türkiye ile ilgili her konunun ilgiyle karşılandığını ifade ettiler .

Binghamton, Columbia, NYU, CUNY’deki TSA’lar ve başkanları, faal öğrencileri ile bağlantı kurdum ve birlikte bu aydan itibaren başlayacak bazı konferans, seminer, oryantasyon, sergi planı yapma gayreti içindeyiz. Amacım buradaki Türk öğrencilerimizi NY de ihtiyaç duyulan işbirliği-etkinlik-bilgi eksikliği gidereme-resmi kurumlarla koordine sağlama konusunda bir akademisyen tavrı ile yönlendirmek. Bulunduğum Üniversite Binghamton, Bilkent, Boğaziçi ve ODTܒnün ortak program üniversitesi olduğu için 300 civarında öğrenci olduğu söyleniyor.

TURKISHNY: New York’a ve New York Türklerine ilişkin gözlemlerinizi paylaşır mısınız? Buradaki Türkler dağınık bir fotoğraf verdikleri yönünde eleştirilir. Siz de bu eleştiriye katılıyor musunuz?

GÖKNUR AKÇADAĞ: Doğru, dağınık bir profil veriyorlar. Çok sayıda dernek olmasına karşın herkes dağınık bir çaba içinde. İşbirliği yapmalı ortak idealler etrafında birleşebilmeliler. Sadece benim camiam-çevrem için dernek kurdum anlayışının sonu gelmez. Bu böyle bir ülkede lüks. Çeşitli projeler etrafında gerçek anlamda bir arada değiller. Daha kalıcı daha önemli herkesi bir araya getirecek projelere ihtiyaç duyuluyor olabilir.

New York’ta Türk Yürüyüşü’nü bu anlamda yeterli bulmuyorum. Bir gün bir caddede yürümek ne kadar anlamlıdır içeriği doludur durup düşünmek lazım. Ben Bir hafta sürecek “Türk Günleri” etkinliğini daha faydalı buluyorum. Bryant Park’ta 1.5 ay önce “İndia days” vardı ve binlerce insan zaten insan sirkülasyonunun yoğun oldu bu mekanda, seyretti, ilgi gösterdi vs. Hindistan’ın çeşitli sanat örneklerinin workshop çalışmaları ve anında yaptırıp satın alabiliyorsunuz, defile ve müzikleri ile kültürlerini tanıttılar. Bu örnekteki gibi Bryant park veya popüler başka merkezi parklar Türk günleri etkinlikleri için ayarlanabilir tarih, kültür, turizm, müzik, sanat, yemek kültürü vs. her konuda tanıtım burada günlere ve saatlere yayılarak yapılabilir. Açıkhava sergileri açılabilir sanatçılarımız tarafından. Açık hava mekanın bütün faydaları böyle sağlanabilir. Türkiye’den yüzlerce insanın gelmesinden ziyade, böyle bir etkinlikte içeriği nasıl doldurduğunuz önemlidir. Türklerle ülkemizle ilgili önyargıları kırmak, insanların kafasında önyargı oluşturan konulardan uzaklaştırmak, bizi biz yapan değerleri tanıtmakla olur…kişilerin kendini tanıtması değil. Oturdum hayal ettim o ortamda neler yapılabilir…
İnanın çok şey yapılabilir…

TURKISHNY: ATAA Liderlik Konferansına katıldığınızı biliyorum. Bilgi verir misiniz nasıl geçti ve neler konuşuldu?

GÖKNUR AKÇADAĞ: Washington’daki bu toplantıya katılmak, iyi bir tecrübe oldu. Ermeni meselesi ve Türkiye’yi ilgilendiren konularda bilgi paylaşımı sağlandı. Amerika’daki Türk derneklerinin belli çatılar altında toplanmasının doğru olacağı ve kendi içinde çalışmalar yapan bir derneğin ötekinden haberdar olmadığı, işbirliği yapmanın ortak idealler ve fayda sağlamak açısından doğru olacağı dile getirildi. Parasal kaynak yaratma, insanlara ulaşma ve destek konusunda yapılabilecekler, lobi çalışmasının nasıl yapılabileceği ve stratejiler, gönüllülük ruhu ve katılım sağlanması, strateji planlaması, bilgi paylaşımı ve bilgi eksikliği giderme konusunda yapılabilecekler konuşuldu. Özellikle Ermeni meselesi hakkında okullarda kitapların suçlayıcı ifadelerinin sorun yarattığı dile getirildi.

California, Texas, İllinois, Houston, Michigan, San Fransisco vs. farklı yerlerden ATAA başkanları, akademisyenler, Georgetown ve Rice Üniversitesinden lisans-master-phd öğrencileri ve konuya ilgi duyan kişiler katılmıştı. Türkiye’nin fahri konsoloslarından Emru A.Erten, Turkish Coalition of America’nın Başkanı G.Lincoln McCurdy, Turkish Coalition of America yöneticisi ve Turkish Cultural Foundation’un başkanı Güler Köknar, American Association of Crimean Turks başkanı Huriye Altan, Bridges of Hope Project’in kurucusu ve Türklerle ilgili pek çok etkinliğin destekçisi olan Avukat Çiğdem Acar gibi pek çok isim bir aradaydı.

Etkinlik kapsamında bazı Kongre üyelerine randevulu olarak gidilip görüşüldü. Ermeni iddialarının haksızlığı ve Amerika kamuoyunda suçlu duruma düşürmeye çalışan odakların haksızlığı konusunda ve PKK’nın bir terör örgütü olduğu, Türkiye’ye verdiği zararlar konusunda bilgi verildi. Kongre üyeleriyle bulundukları eyaletlerde başlamış olan görüşmelerin hızlandırılması gerektiği de konuşuldu. Halihazırda gözlemlediğim bu girişimlerin faydalı olacağı ve hızla sürdüğü yönünde. New York ve Washington’daki Türk toplumunun önde gelen kişileri, bazı dernek başkanları ve yönetimindeki insanlar kongre üyeleri ile görüşüyorlar ve bağlantı kurmaya çalışıyorlar.

Eskisinden çok daha yoğun çalışıldığını gözlemledim.
Bu arada Sayın Büyükelçimiz Nabi Şensoy yaptığı konuşmada önemli noktalara değindi ve Türk derneklerinin işbirliği ve Türkiye ve Türklerle ilgili konularda yapılacakların önemini vurguladı. Büyükelçimizin konuşması sonrasında ben de Amerika’daki Türk Dernekleri konusundaki fikrimi, kalıcı projeler yapılması gerekliliği, Amerika kamuoyuna karşı Türkleri kültür ve tarihleriyle, her konuda tanıtacak bazı projelerin yapılmasının önemini, Osmanlı arşivlerinin açık olup (ki bu konuda arşivlerimiz kapalı şeklinde yanlış bir bilgi oldukça yaygın) çok sayıda Ermeni meselesi üzerine Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin ve akademisyenlerin yayınları bulunduğunu, fakat bunların her yere yayılması, içeriğinin öğrenilmesi gerektiğini, toplantıda bazı kişilerin dillendirdiği ve 2.5 aylık sürede farklı çevrelerden duyduğum üzere-bilgi eksikliğimiz var yakınmasına karşı yapılabilecekler konusunda bir tarihçi olarak görüşlerimi dile getirdim.

TURKISHNY: Bir tarihçi olarak aktardığınız bu görüşleri ve eleştirileri burada biraz daha detaylandırabilir miyiz?

GÖKNUR AKÇADAĞ: Bilgi eksikliğini giderme konusunda toplantıda bulunan kişilerle ileriye donuk planlamalar yapmak veya şahsımdan bu talepte bulunulmuş olması, farklı mesleklerden Türklerin ortak çalışma zemini oluşturması, medyada Türk tezinin yer almasını sağlama ve PKK’dan ‘asiler’ olarak söz eden veya Ermeni meselesini tek taraflı -kasıtlı sunan haberlere karşı tepki oluşturma yöntemleri, hangi metotlarla bağlantı sağlanabileceği, konusunda basın sektöründe çalışan Türkler başta olmak üzere katkıda bulunabilecek herkesin network oluşturması gerekliliği, bunun toplantıda bağlantılarla başlamış olması gerçekten önem taşıyor. Toplantıda bulunan Amerika basın sektöründe çalışan Türk katılımcılarla bilgi akışı ve bunların basında nasıl yer alabileceği konusunda çalışacağız. Amerika toplumu, gözlemledim ki TV toplumu ve izlediğine inanıyor katıksız. Bu söylenen, hazırlayan-sunan mantığın ürünü olabilir mi diyen kişiler de vardır mutlaka. Hazırlayan mantığa nasıl ulaşılabilir?, Türkiye ile ilgili konuların yanlış terminoloji ve bilgilendirme ile verilmesine duyulan tepki ve baskı unsuru oluşturma çalışması, bilgilendirme nasıl yapılır? Bunun üstünde çalışılması gerekiyor.

Biz Türkler tepki toplumu değiliz…sorun biraz da burada. Nasılsa birileri yapıyordur, söylüyordur anlayışı da hakim. Gösteriler yapan, her ilgili-ilgisiz konuda kapılarda binalarda ellerinde pankartlarla aynı şeyleri yaza söyleye, Amerika kamuoyunu yanlış bir suçlamaya inandıran bir yapıyla nasıl mücadele edilecektir? Bana ne diyerek mi?, ATAA toplantısında Georgetown Üniversitesinden bir öğrenci çok güzel bir şekilde örnekledi ve anlattı bu bakış açısını. Diyor ki: burada çok yoğun bir Türk öğrenci kitlesi var, ben çok şey yapmaya çalıştım, bazı faaliyetlere kalkışma durumumuzda, kimse gelmek istemiyor. Ailemiz de otur dersini çalış evde diyor. Her üniversitede Türk kültürünü tanıtma ve doğru bilgilendirme yönünde faal çalışan öğrenciler veya dernekleri var ama bu durum genele yayılamıyor. Yeni yeni öğreniyoruz. Oysa kitle psikolojisi oluşturma ve ortaya çıkan enerjinin bir şeylere dönüşmesini sağlamak gerek. Bu, insanları illaki sokaklara dökmek değildir ama yaşadığın ülkenin toplumun etkilendiği yöntemlerden faydalanmak, medeni şekilde doğruları göstermek, Türklerin ve Türkiye’nin tarihi geçmişi ve USA-Osmanlı döneminden beri süregelen köklü ilişkisinin, iddialarla ve bilgisizlikle veya baskıyla alınan kararlarla zedelenmemesi gerektiği gösterilmelidir.

Bugün Amerika Türk toplumu, gerek Kongrede bir karar alınma durumuna karşı gerekse kamuoyunda yöneltilen sorulara yaşadıkları çevreye karşı kendine güven duyarak yaşamak için, işbirliğinin getirdiği gücü önemsemeliler. Toplantıda da pek çok kişiyle, hedef Amerika kamuoyu olmalıdır fikrimi paylaştım. illaki Ermeni toplumunun fikrini değiştirmek değil. Rum asıllı bir İsviçre milletvekilinin İsviçre Meclisine sunduğu “Ermeni Soykırımı Tasarısı” İsviçre Dışişleri Bakanı Joseph Deiss’in, “87 yıl önce olduğu iddia edilen, aslı bilinmeyen bir olay için Türkiye’yle olan ilişkilerimizi bozamayız” şeklindeki akılcı konuşması üzerine reddetme tavrını Amerika Kongre üyelerinin de ortaya koyması gerektiğini düşünüyorum..”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."