İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Cümbüşü Dile Getiren Eller: Fikret Gül

Cümbüşü Dile Getiren Eller: Fikret Gül
  • 11.03.2017

Sesini bülbüllerin dinlemeye geldiği ustaların şehridir Malatya…                  

Nezir KIZILKAYA Yazdı
nezirs@mynet.com

“Onların türkülerinde
Ya zalim felek
Ya garip bülbül vardır hep.
Suya verdikleri düşleri
Ve karanlık gecelerde yıldızlardan ödünç
Kocaman aydınlıkları”
İbrahim Sadri

Sesini bülbüllerin dinlemeye geldiği ustaların şehridir Malatya. Her türküsü başka birşey anlatan, içinde insan olan, onları yaşatan türküleri yakan ustaların şehridir Malatya. Bu ustalar mazide kalmış hayatları, içinde bulundukları ıssızlıktan kopartarak getirip önümüze koymuşlardır. Kıvrım kıvrım akıp yükseklerden ihtişamla dökülen Malatya’nın ırmakları gibidir türküleri de. Onlar, Beydağı’nın en tepesinden seslenir bize. Asi bir rüzgâr gibi çarpar yüzümüze notaları ve yangın yerine çevirir yüreğimizin orta yerini. Dolaşır Malatya’nın sokaklarını, çalar kapıları tek tek. Acıları, hüzünleri, coşkuları, sevinçleri, sevdaları toplar. Ve topladıklarını bırakır gönüllerimize sonsuza kadar. İşte bugün bu sonsuzluk yolcularından birini konuk edeceğiz satırlarımıza. Cümbüşü dile getiren, sazıyla, sözüyle Malatya’nın türkülerini, sanatçılarını, kısaca sanatını yaşatan Fikret Gül’ü anlatacak ve anlamaya çalışacağız. Onları kaybettikten sonra yeterince yararlanamamanın da verdiği pişmanlık ile ah-vah ile dizlerimize vurarak andığımız sanatçılarımızın aksine, niçin yaşarken değerini bilmemiz gerektiğinin cevabını arayacağız.

(Fikret Gül dinlemek için aşağıdaki çubuğun sol başına tıklayınız)

Malatya’da cümbüş denilince akla gelen ilk isim olan Fikret Gül Sadettin ve Zeynep Gül çiftinin 3. çocuğu olarak 1959 yılında Malatya’da dünyaya geldi. Hidayet İlkokulu ve Kubilay Ortaokulu’nda eğitim gördü. 8-9 yaşlarında flüt çalarak başladığı müzik yolculuğuna bağlama ile devam etti. Askerlik hizmetini 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. Askerlik hizmeti bitiminden hemen sonra cümbüş çalmaya yöneldi ve kısa zamanda ustalaştı. Müzik konusunda herhangi bir eğitim almayan Gül, çaldığı enstrümanları kendi kendine öğrendi. Bugün artık kendisi ile özdeşleşen cümbüşün yanında bağlama ve ud da çalan usta sanatçı evli ve ikisi erkek biri kız olmak üzere üç çocuk babasıdır.

Sayısız Malatyalının en mutlu günlerinde onların bu mutluluklarında sesi ve sazı ile katkı sağlayan, anılarında yer alan Fikret Gül’ün hayatında cümbüşün çok önemli bir yeri vardır. Onun için cümbüş bir müzik aletinin çok üzerinde anlamlar ifade eder. Dertleştiği, hüznünü, sevincini, yalnızlığını paylaştığı bir dosttur onun için.

Baharı müjdeleyen ılık ve güneşli bir günde ziyaret ediyorum onu. Akpınar Meydanı’na bakan son derece şirin ofisinde koyu bir yerel müzik sohbetine dalıyoruz onunla. Zamanın nasıl aktığının farkına bile varamıyorum. Sohbet aralarında alıyor cümbüşünü eline ve onun telinden uçuşan notalar yakalıyor ansızın bizi. Bir ateş çemberi yakıyor etrafımızda. Yüzümüze alev topu gibi çarpan sözleri ile başka bir şey düşünmemize müsaade etmiyor.

(Fikret Gül dinlemek için aşağıdaki çubuğun sol başına tıklayınız)

Orta yaşlı, ak saçlı adam elindeki cümbüşün tellerine okşar gibi dokunurken, Bedo’nun, Sami Kasap’ın, Fahri’nin türküleri uçuşuyor açık pencereden Beydağı’na doğru. Yumuşak bir ses tonu ile de eşlik ediyor notalara. Sözlerin, notaların ve sesin büyük buluşmasını hissediyoruz onu dinlerken. Notaları bir dantel gibi işleyerek cümbüşünün telleri ile gönlümüzdeki yaraya merhem olsun diye gönderiyor. Notalar cümbüşünün tellerinde bir duygu sağanağına dönüşüyor usta ellerde.

Cümbüşten kulağımızın duyabileceği en güzel seslerden biri yayılıyor içinde bulunduğumuz mekâna ve tellerinden dökülen her nota onun sesiyle bir hoş seda oluyor kulaklarımızda. O çalarken bir zaman sonra farkında bile olmadan kulaklarınız devreden çıkıyor. Kalbiniz ile duymaya başlıyorsunuz. Etrafımızda bunca sorun varken Bedo’nun, Hakkı Baba’nın, Sami Dayı’nın türküleri ümitlerimizi yeşertiyor, pozitif gücü ile gönlümüzü aydınlatıyor. Sinemize mihman olan bu ses, unutulmuş, unutulmaya yüz tutmuş, artık bir hayal olmaktan başka bir şey ifade etmeyen ne kadar hatıramız var ise getirip tam karşımıza koyuyor.

O’nu dinlemenin hayatımızdaki monotonluğun dışına çıkış yollarından biri olduğunun farkına varıyorum. Dinlerken orada bulunan hepimizin yüzünde mutluluk ve gülümseme görüyorum. Adeta günün yorgunluğuna, yoğunluğuna, gaile çokluğunun getirdiği yıpranmalara karşı bir panzehir gibi. Dertlerimizi neşeye çeviriyoruz onunla ve cümbüşü ile. Sesinin ve tınısının coşkun seli önüne katıp götürüyor bizi. Yüreğimizi notaların eşsiz gücü ile parlatıyoruz ve yeryüzüne sığdıramadığı derdini hapsettiği sözü ve müziği kendisine ait şu dörtlüğü dinliyoruz.

Yıllarca aradım sordum
Ben kendi kendimi yordum
Sonunda güzeli buldum
Söyle yalan mı yalan mı?

(Fikret Gül dinlemek için aşağıdaki çubuğun sol başına tıklayınız)

Fikret Gül, bizimle türkülerin diliyle anlaşmış, söyleyeceklerini türküleri ile ifade etmiştir. Gönlünde bir Malatya sevdası yaşatıyor ve o sevdadan bizlere de pay düşüyor onu dinleyerek. Kalbindeki bu güzelliği bulaştırıyor bizlere. Onun cümbüşün tellerine her dokunuşu bu topraklarda var olan kültür için bir uyarı sesidir aslında. Kültürel körlüğümüze son veren, kendimizi görmemizi sağlayan seslerdir bunlar. Ve bu seslerin sahipleri, bize kendimizi unutturmaya çalışan popüler kültürün bizi düşürdüğü hallerin ve aslında hiç kimseyi mutlu etmediğinin farkına varmamızı sağlayan, bu kentin kültür abideleridir. Her biri Malatya kültürüne ve müziğine farklı bir ses, farklı bir tat verir. Kimisi sesi, kimisi cümbüşü, kimisi bağlaması ile. Kimisi de yazdığı sözler, yaptığı besteler ile bir hoş seda olur kulaklarımıza. Anılarımızda kalır ve unutulmaz olur.

(Fikret Gül dinlemek için aşağıdaki çubuğun sol başına tıklayınız)

Kentleri binalar, yollar, meydanlar gibi beton ve metalden oluşan yapılar, yani mekânlar oluştururlar. Mekânlar maddeden başka bir şey değildir. Onlara mana katan insandır ve sanatçılar bu “mana” nın en güçlü kaynaklarından biridir. Kent kültürünün ve hafızasının korunmasında, geleceğe taşınmasında önemli işlevler yerine getirirler. Sanatçılar bu faaliyetlerini yürütürken yaşam mücadelesinin içerisinde yalnız bırakılmamalıdır. Kentin ulusal anlamdaki tanıtım faaliyetlerinde ilk akla gelen unsurlar olan yerel sanatçılarımız, kültür ve sanata verilen destek çalışmalarında da unutulmamalıdır.

Yerel kültürün yapıtaşlarından olan bu kentin sanatçıları ile kurumsal bir bağ kurulmasının zamanı gelmiştir. Bu kentte yaşayanların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak olan bu ilişkinin kültürel birikimimize olağanüstü katkıları olacaktır. Onları sanatsal üretim sürecinde rahatlatacak tedbirlerin kentin kurumları tarafından alınması şarttır ve kurumlarımız artık bunu yapacak güce sahiptir. Sanat eğitiminde onlardan faydalanılmalı ve daha rahat çalışabilecekleri mekânlar sağlanmalıdır.

(Fikret Gül dinlemek için aşağıdaki çubuğun sol başına tıklayınız)

Emek ve sanatın alkış görmediği yerden göç edeceği göz ardı edilmemeli, popüler kültürün istilasına direnmek için ileri karakol görevi gören yerel sanatçılara hak ettikleri değer verilmelidir.

Bu sayede her zaman Fikret Gül gibi, Bedo gibi, Hakkı Coşkun gibi, Sami Kasap ve adını sayamadığımız diğer yerel ozanlarımız gibi, türküler ile derdini söyleyen, halini anlatan, haykıranlar olacaktır.

Türküler de unuttuklarımızı hatırlatacak, hüznümüzü paylaşacak ve sevinçlerimizi çoğaltmaya devam edecektir.

(Fikret Gül dinlemek için aşağıdaki çubuğun sol başına tıklayınız)

Etiketler: / /

Yorumlar
  1. malatyalı dedi ki:

    ya ne elazığlısı malatya hatunsuyu ve melekbabada oturur

  2. rıza dedi ki:

    fikret gül elazığlıdır elazığın gül mahmut köyündendir insanları kandırmayın.

    1. yavuz dedi ki:

      mesele elazığlı ya da malatyalı olması değil..belirli bir kültürü temsil etmiş olmasıdır önemli olan.zaten incelendiğinde elazığ-malatya çok da bir birinden ayrı değillerdir.. sıradan bir futbol maçı iki güzide şehri bu şekilde birbirinden koparmamalıdır. Elazığ ve malatya her nekadar iki ayrı il olsada kültürel anlamda tek şehirdir.ve birlikte hareket ederlerse etnik dayatmalara karşı daha dirençli olurlar..

  3. Turgut ÖZMÜŞ dedi ki:

    -Çok güzel bir çalşma,Sayın KIZILKAYA emeğinize ve yüreğinize sağlık,Fikret Gül kardeşime ‘de sağlıklar diliyorum.

  4. babo'nun kızı desem yeter bilen bilir dedi ki:

    Ben babo’nun kızı ve beni 3 yıl önce ye götürdü fikret ağabey rahmetli baba mı andı babamın mekanı cennet fikret ağabeyede sağlıklı uzun ömürler diliyorum iyi ki varsınız saygılar

  5. Levent Aksoy dedi ki:

    Nezir kardeşimle gurur duyuyoruz.Fikret Hocam’a uzun ömürler diliyorum.

  6. Yavuz dedi ki:

    Malatya Belediyesi Kültür dairesinin yapması gerekeni hepitopu bir avuç malatya sevdalısı yapıyor. Kimi resimlerle kimi araştırmalarla kimi tarihi ile ve kimi de kültürel çalışmaları ile bu işi yapıyor. Dertleri , gerek popüler ve gerekse de etnik kültürlerin, malatya kültürünü yok etmemesi.. Bir şehrin kültürü o şehrin kimliğidir ve kendi kimliğini kaybeden kişiliksizleşerek yok olur.. Ellerineze yüreğinize sağlık.. Tarih sizleri bir yerlere not edecektir..

  7. şaban çitil dedi ki:

    malatyanın en iyi sanaçılar arasında gelen sanacıdır kıymetini bilmek lazım

  8. M.Kadıoğlu dedi ki:

    Sevgili Nezir Kızılkaya kardeşim bu memleketin bu neslin size ve sizin gibi Malatya nın kültürünü gündeme taşıyan yeni nesillere aktaran ve canlı tutan siz değerli üstatlarımıza çok ihtiyacı var sizlerin hakları ödenmez. Yine çok güzel bir çalışmaya imza atmışsınız elinize yüreğinize sağlık ayrıca Fikret Gül üstadıma da saygılarımı sunuyorum onunda eline yüreğine sağlık Allah sağlıklı uzun ömürler versin.

  9. Mehmet Koçak dedi ki:

    Üstada saygılar. Büyük bir değer. Allah uzun ve sağlıklı ömür nasip etsin..

  10. Malatya sevdalısı dedi ki:

    Nezir KIZILKAYA Teşekkürler bilmediğimiz Malatya değerlerini bizlere sunduğunuz için ayrıca tüm türküler cumartesi sabah kahvaltısında ayrı bir tat oldu

  11. MALATYALI dedi ki:

    Malatyanin essiz üstadlarından biri. Degerini hayatta iken bilmek lazim. Allah uzun ömür versin.

  12. BAHATTİN ÜLGER dedi ki:

    Sayın nezir Kızılkaya; Malatyanın öyle bir güzel konusuna neşter vurmuşşun ki..seni kutluyor ve tebrik ediyor. Yerel sanat olmadan, ulusal sanatın olmayacağını bilenler elbetteki kendi öz değerlerine önem verir ve bu değerlerin yaşaması için gerekli önlemleri alırlar. Bu değerlerin de gelecek nesle öz kimliği ile bırakılması çok önemlidir. Köylüm, akrabam Fikret Gül’ü işlemen de ayrı bir güzellik.
    Fikret’e sanat yaşamında başarılar dilerken, sen saygıdeğer kardeşime de yeni yeni denemelerle karşımıza çıkmanı bekliyorum. Teşekkürler Nezir kızılkaya

  13. Abdullah sürmeli dedi ki:

    Sevgili nezir Kızılkaya kardeşim Malatya kültürüne yapmış olduğun çalışmaları takdirle takip ediyorum unutulmaya yüz tutmuş bu değerlerimizi bizlere hatırlattığın için çok tşk ediyorum çalışmalarında başarılar diliyorum

  14. İskender Korkut dedi ki:

    Bu siteyi heran takip ederim.Bugüne kadar okuduğum en doyurucu yazılardan biri…Tebrikler…Unutulmaya yüz tütmüş değerlere sahip çıkmak adına örnek bir yazı…

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."