You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim


Opel Reklam
Malatya Haber -

“Daha da Konuşmam!.”

“Daha da Konuşmam!.”
  • 28.12.2015

AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin katıldığı televizyon programında izleyicilerden gelen sorulara sert cevaplar verdi. Şahin, atanamayan bir öğretmenin sorusuna “Ya siz okurken niçin okuyorsunuz? İş bulayım diye mi okuyorsunuz?” şeklinde yanıt verdi.  

Mustafa Şahin, TOKİ konutlarında oturan ve TOKİ konutlarında yaşanan sorunları dile getiren bir izleyicinin ‘Neden buraya gelmiyorsunuz?” yolundaki sorusuna ise, daha sert ifadelerle cevap verdi. Şahin TOKİ sakininin sorusuna karşılık “Bu arkadaşımız dünyadan bir haber galiba. Bundan yaklaşık bir buçuk ay önce muhtar evine gittim. Giderken yanımda ilgili kurumların müdürlerini ve bölgenin belediye başkanını alıp gittim.(…) Ya, oradaki arkadaşlarımız, biz siteyi yönetmiyoruz, ya biz milletvekiliyiz. 1+1 konutları yapmışız ve oradaki barınan insanlara teslim etmişiz.  Kaloriferinin yanıp yanmaması bizim sorunumuz değil, sorun orada oturanların sorunu” dedi. 

Geçtiğimiz günlerde TV Malatya’da (TVM) Didem Barut’un hazırlayıp sunduğu ‘Siyasetin Durağı’ adlı programa katılan ve sosyal medya üzerinden izleyicilerden gelen soruları da yanıtlayan AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, Devlet Hastanesi’nde ciddi sorunlar yaşandığını belirten ve ‘Neden Devlet Hastanesi’ne gelmiyorsunuz?’ şeklindeki yakınmasına karşılık olarak da şöyle dedi: “Bir okul arkadaşım mesaj atmıştı Devlet Hastanesi’nde sorunlar olduğu iddiasıyla. Yılbaşından önceydi, haber vermeden gittim hastaneye. Bir sürü hasta vardı. Hastalara bir sıkıntı olup olmadığını sordum. Vallahi bir Allah’ın kulu ‘sıkıntı var’ demediler.” 

AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik’e yönelik eleştirilerini de sürdürerek, “Ben rektörle konuşmuyorum. Daha da konuşmam. Eski rektör Fatih Hilmioğlu’nu arar duruma geldik” dedi. 

Şahin, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde de sorunlar yaşandığını, burayı da ziyaret etmesi gerektiğini belirten bir izleyici mesajına yönelik cevap verirken, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik’in en yakınındaki yöneticilerden biri olan Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Aslan’ı koruma altına alarak, “Araştırma Hastanesi’nin başhekimliğini yapan pırıl pırıl genç bir kardeşimiz var.  Gerçekten ben o arkadaşımızın kendi şeyinde bir sorun olmayacağını ümit ediyorum. Üniversiteden farklı olarak düşünüyorum” şeklinde konuştu. 

TV Malatya’da Didem Barut’un hazırlayıp sunduğu programa konuk olan AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin’in programda izleyicilerden gelen sorulara verdiği cevaplar şöyle: 

-İzleyici Sorusu: “1+1 TOKİ konutlarında oturuyorum. Burada sıkıntılarımız var. Neden buraya gelmiyorsunuz?”

-Bu arkadaşımız dünyadan bir haber galiba. Bundan yaklaşık bir buçuk ay önce muhtar evine gittim. Giderken yanımda ilgili kurumların müdürlerini ve bölgenin belediye başkanını alıp gittim. Kimi götürdüm? Sayın Hacı Uğur Polat ve Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Ertan Mumcu’yu alıp gittim. Sorunlar vardı, bunları görelim dedik. Bu 1+1’ler sosyal konut. Bu sosyal konutlar, devlet almış bila bedele ücretsiz bir şekilde vatandaşa teslim etmiş. Bu evleri alanlar daire başına 21 TL vererek o evlerin ısıtılmasını sağlıyorlar. Isınma için bu rakamı vermek zorundalar.  Ya, oradaki arkadaşlarımız, biz siteyi yönetmiyoruz, ya biz milletvekiliyiz. 1+1 konutları yapmışız ve oradaki barınan insanlara teslim etmişiz.  Kaloriferinin yanıp yanmaması bizim sorunumuz değil, sorun orada oturanların sorunu. Yani vatandaşlarımız yanlış bir şekilde algıladılar. Yani oradaki sorunlar siyasetin sorunuysa sonuna kadar takipçisiyim.  TOKİ’nin sorunlarına ilgisiz kalmadık. Biz gittik muhtar evinde bu sorunları görüştük. Biz her zaman vatandaşın arasındayız ve bizden ne talep etmişse bunu takip etmek boynumuzun borcu. 

ÜNİVERSİTE OKUYANLARA: “SİZ ‘İŞ BULAYIM’ DİYE Mİ OKUYORSUNUZ?”

-İzleyici sorusu: “Atanamayan öğretmenler olarak atama bekliyoruz.  Nisan sonu ve Mayıs başı gibi atama bekliyoruz”.  

Devlet, iş kapısı olarak görülmemeli.  Ben üniversite mezunuyum.  Normalde fizik mühendisliği okudum. Devlette bir gün çalışmadım. O günün şartlarında kafamıza göre ne yapabiliriz diye düşündük ve gittik farklı şeyler yaptık. Ama insanlarımız diyorlar ki, 100 bin-200 bin öğretmen varsa veya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda çalışması gereken veteriner hekimdir, su ürünleri mühendisleridir veya Ziraat Fakültesi’nden mezun olan herkesi devlet alsın. Ya devletin böyle bir sorumluluğu yoktur. Böyle bir devlet olmaz.  Ya siz okurken niçin okuyorsunuz? İş bulayım diye mi okuyorsunuz?  Yüzde 80’i belki aynı düşüncelerle okuyor. Haa olur. Siz üniversite mezunu olursunuz, gider serbest ticaret yaparsınız, çok daha ufkunuz genişler. Vizyonunuz daha farklılaşmış olur, üretkenliğiniz artar, iletişiminiz sosyal ilişkileriniz vs. bir sürü katma değerleri olur. Ama ‘ben üniversiteyi bitirdim, devlet bana iş versin’, böyle bir devlet olmaz. Bizim dönenimizde 400 bin öğretmen aldık. Emekli olanları düşmüş olsan bile. En son Şubat’ta 15 bin öğretmen alındı. İhtiyaç oldukça alınıyor. Bir yüz bin daha, iki yüz bin daha alınsın. Yani muhalefete göre, şu anda muhalefet olsa bu ülkede bugüne kadar 2001 döneminde yaşamış olduğumuzun yüz katı fazlasını yaşardık. Dünyada kriz yoktu biz bu dönemde bir kriz yaşadık. Ama şükürler olsun ülkeyi ele güne muhtaç etmeden aslanlar gibi yönettik. Hiçbir zaman popülist politikalar yapmadık. Olması gereken neyse onu yaparız.  Yılbaşında 40 bin, 15 bin de Şubatta aldık toplam 55 bin öğretmen aldık.  Siz bunu 155 bin yapsanız da bitiremezsiniz.  Yani senin evinde 1 ekmek ihtiyacı varsa bir ekmek alırsın, 3 tane alır mısın? Almazsın. İhtiyacından fazlasını alacaksan belki çöpe gidecek. Devletin ihtiyacı neyse onu alırsınız.  Arkadaşlarımıza Allah yardım etsin, Allah kolaylıklar versin ama her şeyi devletten beklemek kesinlikle imkân dâhilinde değil. Devlet yapılması gereken neyse yapmıştır. 100 bin sözleşmeli personeli kadroya geçirdik. Devletin gücü yettiğince vatandaşın sıkıntısının üstesinden gelmek için gelinden geleni yapıyor.

“DEVLET HASTANESİ’Nİ ZİYARET ETTİM, BİR ALLAH’IN KULU ‘SIKINTI VAR’ DEMEDİ”

İzleyici sorusu: Vatandaşlar Yeni Devlet Hastanesi’ne sizi çağırıyor. Sorun ve sıkıntılar var. Neden Yeni Devlet Hastanesine gelmiyorsunuz? diyorlar.

-Ben tabi arkadaşım kimse, selam söylüyorum kendisine de. Devlet Hastanesi’nde günübirlik yatıp çıkan hastalar var. Ama ben yanılmıyorsam yılbaşından biraz önceydi, ben gittim orada aşağı yukarı iki üç saatten fazla servislerimizin çoğunu gezdim. Tek tek kapı kapı dolaştık. Oradaki insanlarımızı sorduk. Ve nerden başladık? Bana daha önce telefonlar gelmişti. Gecenin saat 3’ünde bana mesaj gelmişti.  Bana okul arkadaşım atmıştı. Ben o mesajı aldım ve silmedim. Direkt olarak hastaneye gittim. O hastaneye gittiğimizde müşahede odalarından başladım. Acil servisteki müşahede odalarından başladım.  Buralarda sıkıntı var dediler. Bir sürü hasta vardı. Hastalara bir sıkıntı olup olmadığını sordum. Vallahi bir Allah’ın kulu sıkıntı var demediler.  Ancak duvarlara baktım, duvarlar duvar gazetesi gibi olmuş. Sordum başhekime? Duvarların tümünü yazmış karalamışlar. Başhekim kaç kez boyadıklarını söyledi. Vatandaş orada tedavi görürken kapalı ortamda herhalde canı sıkılıyor ve oraya aşkını meşkini yazıyor. Biraz vatandaşlık bilinci ve sorumluluğu içinde devletin malına düşman olmayalım. Orası bizim ortak alanlarımız. Şunu söylemek istiyorum.  Bana bir Allah’ın kulu da desin ki ben bu hastanede sıkıntı yaşadım desin.  Ben bu soruyu soran arkadaşıma telefonumu vereyim arasın ve yaşadığı sıkıntıyı anlatsın. Arasın görüşeyim.  Onun dışında yılbaşında gittiğimin dışında 20-25 gün evvel gittim. Yine orada da bir saat ziyaret yaptım. Yine bir Allah’ın kulu sıkıntım var demedi.  Yani biz bu kurumlarda sıfır sorun istiyoruz. Oraya yeni bir yönetim geldi. Hatasıyla sevabıyla o arkadaşlarımızın üzerine düşeni canla başla yapacağına inanıyorum.

“TURGUT ÖZAL TIP MERKEZİ’NDE BİR SORUN OLMAYACAĞINI ÜMİT EDİYORUM”

-İzleyici Sorusu: İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde de sorunlar yaşanıyor. Burayı da ziyaret etmesini istiyoruz. 

-Ben Devlet Hastanesi’ne yaptığım aynı çalışmayı,  denetim görevini isterdim ki üniversite hastanesine de yapayım ama benim üniversite alakalı bir takım çekincelerimiz var. Başında bulunan zatın, üniversite yönetim kademesinde çok da beklediğimiz şeyleri yapamayan, Türkiye’de 14. Sırada olan bir üniversiteyi 41’inci sıraya kadar getiren bir Rektörün olduğu bir üniversiteye benim gitmemin beklenmesini ben şahsen düşünemiyorum. Gitmem de.  Şu anda Araştırma Hastanesi’nin başhekimliğini yapan pırıl pırıl genç bir kardeşimiz var.  Gerçekten ben o arkadaşımızın kendi şeyinde bir sorun olmayacağını ümit ediyorum. Üniversiteden farklı olarak düşünüyorum. Araştırma Hastanesi’ni ben bir tarafa koyup üniversitedeki diğer aksama ve bir takım yanışları da bir tarafta değerlendirmek gerekir.  Ama ben araştırma hastanesini de yine sorarım. Gitmem oraya. Varsa bir sorun oradaki arkadaşlarıma iletirim.

“FATİH HİLMİOĞLU’NU ARAR OLDUK”

AKP Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, program sunucusunun “İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik ile aranızda bir küslük mü söz konusu?” şeklindeki sorusuna karşılık ise şöyle konuştu: “Hayır hayır. Ben Rektörle konuşmuyorum. Daha da konuşmam.  Rektörle ne konuşayım? Üniversitemize bir katkısı olmayan bir insanı uyardığınız, ikaz ettiğiniz halde, hala kendi doğrularını bilip de bizleri bedevi olarak algılıyorlarsa ve anlatıyorlarsa, oradaki çalışan profesörleri bile bedevi düşüncesi olarak addediyorsa o rektörle hiçbir zaman için ortak paydamız olamaz. Kimseye karnımdan konuşmuyorum ama maalesef üniversitemiz 8 yılı çok gerilerde kaybetti. Yani biz bir Hilmioğlu dönemini arar duruma geldik. Hilmioğlu döneminde orada yerel hizmetleri çok iyi yaptılar. Gerçekten özgürlükleri, insan haklarına saygısızca davrandılar. Etik değerleri alt üst ettiler. Şiddetle reddediyorum ama maalesef O’nu (Hilmioğlu)  aratır bir duruma getirmeyelim üniversitemizi. Bilimsel alanda olsun diğer çalışmalar alanında olsun, geriye götürmeyelim. Akademik kariyer anlamında, geçenlerde yine açıklanmıştı, 14’üncü sırada olan üniversitemiz 41’inci sıraya gelmiş. Ben bunu kabul etmiyorum.  Biz AK Parti iktidarlarında yerlerde almış olduğumuz siyasi mekanizmayı nasıl şahlandırmışsak üniversiteye de bugüne kadar ben yanılmıyorsam 200 küsur milyon TL para aktarmışmışız, haa parayı aktaran biziz ama CHP’den milletvekillerine teşekkür ediyorlar. İşte bunların anlayışları bu”. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."