Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

“Diyaloğa Açığız, Yeter ki..”

“Diyaloğa Açığız, Yeter ki..”
  • 27.12.2015

İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, üniversite olarak hiçbir kurum ve kişi ile sorun yaşamadıklarını ifade ederek “Biz tüm kurumlarla ve Malatya adına sorumluluk yüklenen herkesle diyaloga açığız. Yeter ki, üniversiteyi herhangi bir kamu kurumu ile karıştırmasınlar” dedi. 

BAŞBAKANIN İMZASINI BEKLİYOR

Toplantıda bulunan basın mensuplarına “10 Ocak Gazeteciler gününüzü kutluyorum.” diyerek sözlerine başlayan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, “Üniversitemizde 5 enstitümüz, 14 fakültemiz var. Bu fakülteler içerisinde bir tanesi Edebiyat Fakültesi, bu fakülte için Bakanlar Kurulu’nun birçok üyesi imza atmış, ne durumsa bilemiyoruz; Başbakanın imzasından geçmediği için bekliyor. Yaklaşık 30 bine yakın öğrencimiz, 650’ye yakın öğretim üyemiz, 20’ye yakın ise yabancı uyruklu öğretim üyemiz var. Yaklaşık olarak da 300 yabancı uyruklu öğrencimiz var. İnönü Üniversitesi artık bir dünya üniversitesi olma yolunda ilerliyor. “ ifadelerini kullandı. 

SİYASETLE UĞRAŞANLARIN BİR BÖLÜMÜ KARIŞTIRIYOR..

Siyasetle uğraşanların bir bölümünün üniversiteyi diğer devlet kurumları ile karıştırdığını belirten Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik “Üniversiteyi herhangi bir kamu kurumu ile karıştırmasınlar. Biz etik ihlaller ve adaba mugayir tutumlar olmadıkça herkesle ve her kurumla diyaloga açığız. Bunu zaten geçen 4 yıllık dönemde de pratik hayatta gösterdik” şeklinde konuştu. 

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde Malatya medyası ve ulusal medya temsilcileri ile kahvaltılı bir basın toplantısında biraraya gelen İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik, üniversiteye ilişkin bir sunum yaptıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

Sunumunun hemen başında İnönü Üniversitesi’nde üniversite yönetiminden kaynaklanan nedenlerle özellikle Tıp Fakültesi’nde bazı öğretim üyelerinin ayrılmak zorunda bırakıldığı şeklindeki yaygın iddialara yanıt niteliğinde açıklamalar yapan Prof. Dr. Cemil Çelik, bu iddiaların somut verilere dayanmadığını ve gerçeklerle örtüşmediğini vurguladı. 

Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İsmail Özdemir, Prof. Dr. Asım Künkül, Genel Sekreter Yrd. Doç. Dr. Kadir Kartalcı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ünsal Özgen, Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekim Vekili Yrd. Doç. Dr. Mehmet Aslan Genel Sekreter Yardımcısı Cevdet Atalan ve üst düzey üniversite yöneticilerinin de katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Prof. Dr. Cemil Çelik İnönü Üniversitesi’nin akademik kadro, bilimsel yayın ve araştırmalar ve 30 bini aşkın öğrencisi ile bir dünya üniversitesi olma yolunda ilerlediğini söyledi. 

BEYİN VE BİLİM GÖÇÜ YOK 

İnönü Üniversitesi’nde görev yapan akademik kadroda yer alan çok sayıda personelin üniversiteden ayrıldığı ya da ayrılmak zorunda bırakıldığı yolundaki propagandanın gerçek dışı olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik “ Yardımcı doçent, doçent ve profesör unvanına sahip 650’yi aşkın akademik personelimiz var. Bu sayıda akademik personele sahip üniversitemizde son 5 yılda ayrılanların yıllık ortalaması 18’dir. 2012 yılında Tıp Fakültesi’nden ayrılan akademik personelin sayısı ise sadece 4’dür. İstatistiklerin somut biçimde ortaya koyduğu gibi İnönü Üniversitesi’nde beyin ve bilim göçü yoktur. Tersine bilim göçünü çeken bir üniversite konumuna yükseldik” diye konuştu.  

Üniversiteden ayrılanların sayısının çok alt düzeyde olduğuna vurgu yapan Rektör Prof. Dr. Çelik, “Arkadaşlarımızın hiç biri üniversitemizdeki yönetim anlayışımızdan dolayı değil, kendi istekleri, özel yaşam şartları, ailevi nedenler ve özellikle özel sektörde aldıkları yüksek ücretler nedeniyle üniversitemizden ayrılmıştır” dedi.

Bir süre önce bir basın toplantısı düzenleyen ve anti-demokratik yönetim anlayışı nedeniyle üniversitedeki görevinden ayrıldığını açıklayan Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Doğanay’ın ismini vermeden eleştirilerine yanıt veren Prof. Dr. Cemil Çelik, “Bu arkadaşımız nezaket kurallarını, etik ilkeleri hiçe sayarak ve gerçekleri çarpıtarak bir basın toplantısı düzenledi ve üniversiteden ayrıldığını ilan etti. Oysa bu arkadaşımız daha önce bize gelerek 1 yıllık izin istedi. ‘Ben gidip özel hastanede bir yıl çalışmak istiyorum’  dedi. Bir yıl dışarda çalışıp tekrar dönmek istediğini ifade etti. Bizim 1 yıllık bir izni vermemiz mümkün değildi. Bu isteği kabul edilmeyince istifa etti ve o açıklamayı yaptı. Oysa bu süreçte ailevi sorunları ve özel yaşamındaki sorunlar vardı. İstifa süreci yönetim anlayışımızla değil, kendi sorunları ile ilişkilidir” şeklinde konuştu. 

DEVLETİN MİLLETİN PARASIYLA MUAYENEHANECİLİK YAPTIRMAYIZ

Rektörlük seçiminde rektör adayı olan Prof. Dr. Süleyman Çaylı’nın mesai saatlerinde üniversitede bulunmaması nedeniyle hakkında başlatılan idari sürecin normal bir prosedürün işletilmesinden başka bir amaç taşımadığına dikkat çeken Prof. Dr. Cemil Çelik, tıp fakültesinde isteyen her öğretim üyesinin sabah 08.00’den saat 17’ye kadar üniversitedeki görevini aksatmamak ve bu süre içinde üniversitede bulunmak koşulu ile dışarda muayenehane açabileceğini kaydederek şöyle dedi: “Bu arkadaşımız üniversitede bulunması gereken zamanlarda üniversitede değilse ve bu durum tekrarlanmaya başlanmışsa mevzuatın gereği olan işlem yapılacaktır elbette. Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olan herkes özel muayenehane açabilir. Ancak önce üniversitedeki 08.00-17.00 mesainizi bitireceksiniz, sonra muayenehanenize gideceksiniz. Bu saatler arasında üniversitede olmak zorundasınız. Bu yasal bir zorunluluk zaten. Biz Malatya’da İnönü Üniversitesi’nde devletin, milletin parasıyla muayenehanecilik yaptırmayız. Bu arkadaşımız dışında 3 öğretim üyemiz daha dışarda muayenehane açtı. Mevzuat neyi emrediyorsa öyle davranıyorlar. Biz o 3 arkadaşımıza mevzuatın gereğini uygulayacağız ama mesaide olması gereken zamanını özel muayenehanesinde geçiren öğretim üyesini görmezden geleceğiz. İşte bu adaletsizlik olur. Buna göz yumamayız”. 

Prof. Dr. Süleyman Çaylı’nın konuya ilişkin üniversite iç yazışmalarını medyaya servis etmesinin yasallık ve moral değerler açısından son derece yanlış olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cemil Çelik, “Resmi kurumların iç yazışmalarını ancak yargıya verebilirsiniz. Bu resmi yazışmaların medyaya servis edilmesi ve resmi prosedürün gereği olan bu yazışmaların mobbing olarak nitelendirilerek üniversite yönetiminin suçlanması gerçeklerle ve ahlaki değerlerle bağdaşmamaktadır” dedi. 

“Rektörlük yarışında aday olan arkadaşlarıma karşı önyargımın olması mümkün değildir. Önemli olan bu üniversiteye, Malatya’ya hizmet etmektir. Velev ki bir öğretim üyesi bana küfretse bile, -bakın bu kadar açık konuşuyorum medyaya- şayet bu üniversiteye ve bu şehre bir değer katıyorsa o noktada bile kişisel hesaplaşma içine girmem” şeklinde konuşan Prof. Dr. Cemil Çelik “Ben ve çalışma arkadaşlarım İnönü Üniversitesi’nin hizmetkârıyız. Biz bu anlayışla üniversitemizi bir dünya üniversitesi kimliğine kavuşturma yolunda çalışıyoruz. Böyle bir anlayışta insanlara karşı önyargılı davranmamız mümkün değildir” dedi. 

ÜNİVERSİTE İLE İLİŞKİ KURMANIN ADABINI BİLEN HERKESLE DİYALOGA AÇIĞIZ 

İnönü Üniversitesi’nin hiçbir kurumla sorunu olmadığını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik, siyasetle uğraşanların zaman zaman üniversite ile diğer devlet kurumlarını aynı kategoride ele aldığını ifade ederek isim vermeden bazı siyasilere göndermede bulundu. “Siyasetle uğraşanların bir bölümü üniversiteyi diğer devlet kurumları ile karıştırıyor. Biz tüm kurumlarla ve Malatya adına sorumluluk yüklenen herkesle diyaloga açığız. Yeter ki, üniversiteyi herhangi bir kamu kurumu ile karıştırmasınlar. Biz etik ihlaller ve adaba mugayir tutumlar içinde olmadıkça herkesle ve her kurumla diyaloga açığız. Bunu zaten geçen 4 yıllık dönemde de pratik hayatta gösterdik” ifadelerini kullandı. 

Siyasilerin Malatya halkının iradesinin yönetim katına yansıtılmasında çok önemli bir işlevi, Malatya’nın sorunlarının çözülmesi ve üniversitenin geliştirilmesi bağlamında çok önemli görevi olduğunu belirten Prof. Dr. Çelik, “Bırakın iktidar partisi milletvekillerini, muhalefet partisine mensup milletvekilleri ile de diyalog halindeyiz” diye konuştu. Prof. Dr. Cemil Çelik bu anlamda bazı meslek yüksek okullarının inşaatı için Maliye Bakanlığı’ndan ödenek çıkarılması konusunda yoğun çaba gösteren CHP İstanbul Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, AKP Malatya Milletvekilleri Ömer Faruk Öz ve Mücahit Fındıklı’ya teşekkür etti. 

İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemil Çelik basın toplantısında yaptığı sunum ve soru-yanıt bölümlerinde açıkladığı konulara dair diğer konularda ise şöyle konuştu: 

ARAŞTIMA MERKEZLERİMİZ KAĞIT ÜSTÜNDE DEĞİL 

Üniversite olarak 5 enstitü, 14 fakültemiz var, bunlardan birisi Edebiyat Fakültesi, 1 yıldan daha fazladır Bakanlar Kurulu’nda. Birçok bakan tarafından imzalanmış ne durumsa bilemiyoruz. henüz Başbakan’ın imzasından geçmediği için orada bekliyor. Onun dışında 3 adet 4 yıllık yüksek okulumuz, 12 Meslek yüksek okulumuz var, 4 yıllık konservatuarımız var, 19 araştırma merkezimiz var. Yalnız üniversitelerde bu araştırma merkezlerinin çoğu kağıt üzerindedir, bizim araştırma merkezlerimizin büyük çoğunluğu işlevsel olarak işlerini devam ettiren araştırma merkezleridir. Bunların başında da Turgut Özal Tıp Merkezi geliyor. 

DOĞU-BATI ÜNİVERSİTESİ AYRIMINI KALDIRDIK… İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ DÜNYA ÜNİVERSİTESİ OLMA YOLUNDA İLERLİYOR 

30 bine yakın öğrencimiz var, profesör, doçent, yardımcı doçent 650 ye yakın öğretim üyemiz var, öğretim elamanları ile birlikte 20 yabancı uyruklu öğretim üyemiz var. 38 dünya ülkesinden yaklaşık 300 de yabancı uyruklu öğrencimiz var.

Yani buradan İnönü Üniversitesi’nin doğu batı üniversitesi olarak algılanıyordu. Artık doğu batı yok. Komünikasyonun, iletişimin bu kadar yaygın olduğu bir dönemde böyle bir farkı ve ayrımı kabul etmiyoruz. İnönü Üniversitesi artık bundan sonra bir dünya üniversitesi olma yolunda yürüyor. Büyükşehirlerdeki üniversitelerin bizim üzerimizde olduğu yönünde bir kompleksimiz yok. Ve birçoğundan üstün olan meziyetlerimiz var, çalışma alanlarımız var.

Yaklaşık 1400’lere varan  akademik ve idari personelimiz var. 

AİLEVİ NEDENLERLE ÜNİVERSİTEDEN AYRILAN ARKADAŞIMIZ ÜNİVERSİTEDEN RAHATSIZ EDİLMİŞ GİBİ İZLENİM YARATTI 

Tıp Fakültesi’nde en az öğretim üyesinin ayrıldığı yıl 2012 yılıdır. 4 Öğretim üyesi ayrıldı. Bunlardan bir tanesi Karabük Üniversitesi’ne dekan olarak gitmiş,  çok sevdiğimiz bir başka arkadaşımız evliliği münasebetiyle zorunlu olarak İstanbul’a gitmiş, bir arkadaşımız ailevi ve sosyal nedenlerle, her ne kadar gelip Gazeteciler Cemiyeti’ndenezaket veya tersini yaptıysa da kendi kişisel sorunlardan dolayı üniversiteden özel sektöre gitmiştir. Hatta öncesinde bizden izin istemiştir. ‘Ben gidip özel hastanede bir yıl çalışmak istiyorum’ diye. Biz ona izin vermedik. Ama o bundan sonra sanki üniversiteden rahatsız edilmiş gibi, sizlere ulaşarak böyle bir durum söz konusu olmadığı halde böyle bir intiba vermiştir.

Bir diğer arkadaşımız ailevi ve sosyal nedenlerle ayrılmıştır, bu onun özelidir, ona dair bilgi vermem doğru değildir.

Peki bu sürede İnönü Üniversitesi’ne ne kadar öğretim üyesi gelmiştir? Profesör, doçent, yardımcı doçent, öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi ve uzman olarak 2010 yılında 165, 2011 yılında 186, 2012 de 156 öğretim elamanı İnönü Üniversitesi’ni tercih etmiştir. Ayrılanların yıllara göre ortalaması18-20’dir. 

Üniversitemizde değişik ülkelerde gelip çalışanların ülkelere göre dağılımını görüyorsunuz.

11 Farklı ülkeden 17 öğretim elamanımız var. Bu 5 yıl önce birkaç öğretim elamanı vardır. Bakınız bu üniversiteden ne kadar öğretim elamanı yurt dışına gidiyor, ona baktığımızda 2008 yılında 1 kişi giderken 2012 yılında 126 öğretim elamanımız akademik aktiviteler için yurt dışına gitmiştir. İnönü Üniversitesi’ni kendi alanlarında temsil etmek için. 2013 yeni başladı. Şimdiye kadar 3 arkadaşımız yurt dışına gitmiştir. Öyle sanıyorum ki, bu sayının bu sene 250’ye ulaşmasını bekliyoruz. 

BİLİMSEL PROJE HAZIRLAYANI VE PATENT ALANI ÖDÜLLENDİREN SİSTEMİ KURDUK

Şimdi diyebilirsiniz ki ‘Hocam siz hep fiziki alanlarla, yapılaşmayla ilgileniyorsunuz. Akademik bilimsel durumumuz nedir?’

Arkadaşlar önce şunu söyleyeyim. Bilim ve teknoloji üretmek bir kültürdür. Öyle domates patates ekerek hasat alma gibi bir iş değildir. Bilim teknoloji, patent, buluş almak yüzyılların emeğinin sonucudur. Biz henüz Türkiye olarak bu işlerde yeniyiz, yeni başladık. 

Makale durumumuza baktığımızda 2009 yılından bu yana bir artışın olduğunu görüyoruz. Öğretim üyelerimizin yaptığı yayınlara yapılan atıfların da yıllara göre arttığını görüyoruz. 

Ama bu yeterli mi? Yeterli değil. Ama ne yapacağız Peki? Üniversite olarak bu sene yeni bir uygulama başlattık. Dedik ki, gerek Devlet Planlama Teşkilatı gerekse Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve TÜBİTAK ve yurt dışına tam tekmil bir proje yapıp da projesi işleme konulanlara bin TL para veriyoruz. Kabul edilip edilmemesi önemli değil. Tam tekmil hazırlayıp teslim edenlere.

İkinci bir konu, bu kurumlardan proje alanların gördüğü desteğin yüzde 20’si kadar para vereceğiz. 100 bin TL alana 20 bin TL, 200 bin TL alana 40 bin TL gibi. Patent alan bilim insanına 10 bin TL vereceğiz. Sadece patent alana. Bundan sonra teşviklerimiz devam edecek.

YATANA PARA VERMEYECEĞİZ

Bundan sonra kaynaklarımızı çalışana vereceğiz. Yani bir fakültede 40-50 tane öğretim üyesi var. Eğer 5 kişi iş tutmayı biliyorsa, araştırma yapmayı biliyorsa paranın çoğunu bu 5 arkadaşımıza vereceğiz. Yatana para vermeyeceğiz. Geçtiğimiz günlerde fakülte akademik kurullarında da bu konuda arkadaşlarımızla konuştuk. Çünkü kim çalışıyorsa onun etrafında çalışanları kümelendirdiğimizde netice alıcı, ortaya bir sonuç çıkarıcı çalışmaların olacağını düşünüyoruz.

ÖZ GELİRLERİMİZİ ARTTIRDIK 

Şimdi bir diğer konu, ne kadar önemsiyorsunuz biliyorum ama öz gelirleri sürekli artan bir üniversiteyiz. Öz gelirlerimizin genel bütçe içindeki payı 2009’da yüzde 40 iken, 2012’de yüzde 54’e geldik. Bunu diğer bir faydası da şu: 2008 yılında bizim bilimsel araştırma projelerine ayırdığımız pay 3.5 milyon TL. 2012 yılında döner sermaye gelirlerimiz 220 milyon TL olduğu için yasal olarak yüzde 5’ini ayırıyoruz. Dolayısıyla 2012 yılında 11 milyon lira araştırma projeleri için kaynak yaratmış oluyoruz. Bunun anlamı şu: Fırat Kalkınma Ajansı’nın bütçesi 14-15 milyon. Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarımızla da konuştuk. Bunun 5 milyon TL’sini personel gideri olarak çıkarttığınızda Malatya, Elazığ, Tunceli ve Bingöl’e ayrılan para bizim üniversitemizdeki bilimsel araştırma ve projelere ayırdığımız paranın altında kalıyor. Hastanemizin ve diğer gelirlerimizin artmasına paralel olarak gelirimizin yüzde 5’ini araştırma ve bilimsel projelere, yenilikçiliğe, buluşa ayırıyoruz. 

CHP VE AKP MİLLETVEKİLLERİNE TEŞEKKÜR 

2013 yılı bütçemiz 218 milyon lira. Bakınız 4 yıl önce bu 112 milyon TL idi. Ben üniversiteye geldiğimde 112 milyon TL’den buna çıktı. Ama aralık ayında biz 12 milyon TL daha aldık. Huzurlarınızda özellikle Mevlüt Aslanoğlu beye, Ömer Faruk Öz ve Mücahit Fındıklı Bey’e teşekkür ediyorum. Bunların çabasıyla biz 12 milyon lira daha para aldık. Türkiye’de yatırım bütçesi için en fazla para alan birkaç üniversiteden birisiyiz. Üniversitelerin yatırım miktarları 2012 yılında yüzde 20 artarken, bizim artış oranımız yüzde 51. İşte üniversite yönetmek, üniversitenin en üst düzeyde hizmetkarı olmak böyle bir şey. Üniversiteyi idare eden üst yönetici caka satmak için, protokolde oturup onunla bununla yemek yemek için, bilmem ne yapmak için bu işi yaparsa ülkeyi bir yere getirmek mümkün değil. Ama kendisini üniversitenin en sorumlu hizmet eden, mesul sorumlu hizmetkar olarak görürse ülkesine ancak o zaman yararlı olur. İnönü Üniversitesi böyle bir anlayışla böyle bir mantıkla idare edilmeye çalışılıyor. 

2. ÜNİVERSİTENİN MASTER PLANI HAZIR 

İkinci bir üniversiteden bahsediyoruz. İkinci üniversitenin master planı var. Ama buradaki düşündüğümüz planda en büyük problem binaların arabesk olması. Birine bakıyoruz yapısı farklı bir diğeri farklı. Ama Battalgazi yerleşkemizin bir kimliğinin olması lazım. Oradaki binalarımızın bir kimliğinin olmasını düşünüyoruz. 

Teknopark’ın yüzde 75’i tamamlandı ama gecikmenin sebebi bu işi alan arkadaşımızın iflas etmesidir. Sanıyorum 3 ay içerisinde kış olduğu için, camlar takılıyor, kalorifer tesisatı yapılıyor. Sermaye artışımız var. Bir 600-700 bin TL’ye ihtiyacımız daha var. Bu geldiğinde ve tamamlandığında bu bölgenin ve Türkiye’nin en gelişmiş modern görünümlü teknoparkı olacak. 

İHALELER ŞEFFAF… HERŞEY KAMERALARIN KARŞISINDA YAPILIYOR

Bugüne kadar şu eşimiz, şu dostumuz diye ihale yapmadık. Kameraların altında iş adamlarımız gelip yarışa girdiler ve en yüksek kirayı kim veriyorsa ona veriyoruz. Üniversitenin market kısmında son zamanlarda bir sıkıntı oldu. Arkadaşlar gözümüz o kantini işletenlerin üzerinde. Gerekli yasal işlemler başlatılmıştır, gerekli soruşturmalar yapılıyor. Bende ikaz ettim ve iki gün önce gece saat 10’da kontrol ettim. Hakikaten fahiş fiyata geceleyin orda yiyecek satıldığını gördüm. Ve büyük bir vebal olduğunu düşünüyorum. Bunları gerekirse yasal işlemler sonucunda tahliye edilmesi için işlemleri başlatacağız. 

GÜNLÜK İŞLER İÇİN BİLDİRİ YAYINLAMAYIZ

ODTÜ’de geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan’ın protesto edilmesiyle başlayan olaylar sonrasında bazı üniversitelerin ODTÜ yönetimini ve protesto eylemine katılan öğrencileri suçlayıcı bildiriler yayınlamasını hatırlatan ve İnönü Üniversitesi’nin bu konudaki tavrını soran bir gazetecinin sorusu üzerine ise Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik şöyle konuştu: Üniversiteler siyasi polemiklerin arenası olmamalıdır. Biz öğrencilere siyasi duruş değil mesleki formasyon kazandırıyoruz. Üniversiteler ilgili ilgisiz her konuda bildiri yayınlamamalı. Geçmiş dönemde üniversite senatoları kendisini ilgilendirsin ya da ilgilendirmesin her konuda bildiri yayınladı da ne oldu? Üniversiteye, Türkiye’ye ne fayda sağladı bu bildiriler. Biz günlük işler için üniversitelerin bildiri yayınlamasına karşıyız. Bu tür polemikler üniversitelerin gündemini oluşturmamalıdır. Türkiye’de 170 civarında üniversite var, bırakın 3’ü de farklı duruş sergilesin. Biz halat çekme oyununda olmayız. 

FATİH HİLMİOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK KAMPANYASI İÇİN: YARGININ GÖREV ALANINA GİREMEYİZ

Bir başka gazetecinin İnönü Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu için bir grup akademisyen tarafından başlatılan ‘Fatih Hilmioğlu’na Özgürlük Kampanyası’ konusundaki tutumunu sormasıyla ilgili olarak Prof. Dr. Cemil Çelik şunları dedi: Bu kampanya konusunda bilgim yok. Fatih Hilmioğlu’nun cezaevinde olmasına, sağlığının kötü olmasına, 21 yaşındaki oğlunu bir kazada kaybetmesine üzülürüz. Ama bu konu yargının işidir. Beğensek de beğenmesek de Türkiye’de bir yargı sistemi var. Bu konunun muhatabı hukuktur, yargıdır. Bu nedenle yargının görev alanına girmemiz doğru değildir. Yargının kararını vermesini beklemek zorundayız. 

DOĞU VE GÜNEYDOĞUNUN EN BÜYÜK ADLİ TIP LABORATUVARI İÇİN ARAZİ TAHSİS ETTİK 

Malatya Belediyesi’nin geçtiğimiz aylardaki bir oturumunda imar planında öğrenci yurdu olarak belirlenen ancak üniversiteden gelen bir teklifle cins değişikliği yapılarak ‘Ticaret ve turizm’ alanına dönüştürülen arazi konusunda bir gazetecinin ‘Öğrenci yurdunun yerini neden ticari alana çevirme ihtiyacı duydunuz?’ şeklindeki sorusu üzerine Rektör Prof. Dr. Çelik, bu gelişmeden bilgisi olmadığını söyledi ve konunun içeriğini toplantıda bulunan Yapı Dairesi Başkanı’na sordu. Gelişmeyi doğrulayan Yapı Dairesi Başkanı, “Bu arazi kampüs dışında. Araziyi Adli Tıp burada bir laboratuvar kurmak amacıyla istedi” cevabını verdi. Rektör  Çelik, konuyu yeniden inceleyeceğini belirtti ve “Bu arazide ticari bir yapılanma yapılmayacak. Adli Tıp Kurumu’na vereceğiz. Burada Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en büyük adli tıp laboratuvarı kurulacak. Ama belediye meclisindeki süreçle ilgili inceleme yapacağımı belirtmek istiyorum” açıklamasını yaptı. 

REKLAM PEŞİNDE DEĞİLİZ..

Malatya’da 650 yataklı Devlet Hastanesi’nin inşaatı devam ediyor. Bu hastane inşaatının önünde ve arkasında resimler çektiriliyor. 650 yataklı hastane olacak; bununla gurur duyuyoruz. Ancak; siz şunun farkında mısınız?  İnönü Üniversitesi 4 yıl içerisinde ikinci bir 650 yataklı hastaneyi Turgut Özal Tıp Merkezi’ne ilave etti. Şu an Tıp Merkezi’nin 1200 yatağı var. 2013 yılında Karaciğer Nakli Hastanesi 160 yatak ve 50 yataklı da yurt dışından getireceğimiz hastalar için ilave edeceğiz. Böylece Turgut Özal Tıp Merkezi, Bin 400 yataklı Türkiye’nin en büyük üniversite hastanesi haline gelecek. Biz çok reklam peşinde değiliz. Ancak, kamuoyunun üniversitedeki bazı gelişmelerden habersiz olduğunu fark ettik. Bunun için belirli zamanlarda toplantılar düzenleyerek, üniversitedeki gelişmeleri kamuoyuna aktaracağız. 

GÖZÜMÜZ ÜZERLERİNDE..

Hastane kantinindeki ürünlerin fahiş fiyatlara satıldığı konusunu da değerlendiren Rektör Çelik, ” Gözümüz o kantini işletenlerin üzerinde, gerekli ikazlar yapılmaktadır. Bende bir kaç gün önce gece saat 22.00 sıralarında kontrol ettim; sahiden orada ürünler fahiş fiyatlara satılıyor. Büyük bir vebal olduğunu düşünüyor ve bu durum devam ederse, gerekirse yasal işlemler sonunda oranın tahliye edilmesi için ne gerekirse yapacağız. Yeni yapılan AVM ise yaklaşık 45 gün içerisinde tamamlanacak. Mevcut kantin ise AVM’nin hizmete girmesi ile boşaltılacak ve orası da Çocuk Acil Servisi olacak.” diye konuştu. 

Haber-Fotoğraf: Niyazi DOĞAN- Levent BARIŞ- Güler HAZAR

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."