You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

“En İyi Yanıt Onar Köyü’nde”

“En İyi Yanıt Onar Köyü’nde”
  • 27.12.2015

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, askerlik sırasında yaşanan intihar olaylarıyla ilgili, “Sorun ancak askeri yargıda devam eden ve etmeyen davaların sivil yargıya taşınarak çözülebilir. Maalesef birçok askerin yargılaması yapılamıyor. Aileler ciddi şekilde rahatlamış değil” dedi.

CHP Malatya Milletvekili Ağbaba, CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ve askerde intihar ettiği bildirilen 9 asker yakınıyla birlikte bir basın toplantısı yaptı. 10 yılda bin 470 askeri personelin öldüğü, 934 askerin ise intihar ettiğini vurgulayan Ağbaba şöyle konuştu:

“Ailelerin yıllardır yaşadığı ancak TSK tarafından sürekli üzeri kapatılmaya çalışılan ciddi bir olayla karşı karşıyayız. Kimi ailelerin etnik kimliğinden, kimi ailelerin mezheplerinden dolayı öldürüldüğünü iddia ettiği olaylar yaşanıyor. En son dün Muş Hasköy’de Uysal Doğan adlı genç bir askerimizin intihar ettiği söyleniyor. Ancak ailelerin bunun intihar mı cinayet mi olduğu yönünde kuşkuları var.”

Ağbaba, sorunun kör ve sağırları oynayarak, devekuşu taklidi yapılarak çözülemeyeceğini ifade ederek, “Sorun; ancak askeri yargıda devam eden ve etmeyen davaların sivil yargıya taşınarak çözülebilir. Maalesef birçok askerin yargılaması yapılamıyor. Aileler ciddi şekilde rahatlamış değil” diye konuştu.

Ellerinde “adalet istiyorum” afişleri ile basın toplantısına katılan ve çocuklarının resmini taşıyan 9 asker ailesinden görüşlerini açıklayan Ramazan Bahar, oğlu Caner Bahar’ın 2009 yılında Kastamonu’da intihar ettiğinin kaydedildiği belirterek, “20 yaşına kadar büyütüp askere gönderdiğimiz evlatlarımızın bu yaşa kadar intihar etmeyip de kışlada neden intihar ettiğine dikkat çekmek istiyorum. Oğlumun ölüm nedeni intihar değil, cinayettir. Bunun açığa çıkmamasının nedeni askeri yargıdır. Türkiye bu ayıptan kurtulmalı, evlatlarımızın ölüm nedenleri ortaya çıkmalı. Suçluların cezalandırılması yüreğimize bir nebze su serpecek” şeklinde konuştu.

Oğlu Murat Oktay Can’ın 2009 yılında Tunceli Hozat Sarıtaş Karakolu’nda komutanı tarafından vurulduğunu, hastaneye götürülemediğini söyleyen Hüsrev Can, oğlunun ölümünden sonra çektiği fotoğraflarını gösterirken gözyaşlarını tutamadı. Adalet istediğini söyleyen Can, “Benim oğlumun psikolojik durumu iyiydi. Çocuklarımızı kim vuruyor, onların psikolojik durumuna baksınlar. Davayı AİHM’e götürdüm. Dosyamın askeri mahkemeden alınmasını istiyorum” dedi. 

MECLİSTE KONUŞTU..

Bu arada Ağbaba, TBMM Genel Kurulu’nda söz alarak Hrant Dink ve Cemevleri ile ilgili konuştu.

Ağbaba, şöyle dedi:

“Sayın Bakan,Hrant Dink’in katledilmesi sürecini başlatan 301’e dayalı Yargıtay kararıdır. Hrant Dink “Bu benim ölüm fermanımdır.” demiştir. Bu sözleri söyledikten bir süre sonra, 19 Ocak 2007 günü hunharca katledilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 24/10/2010 tarihli kararında bu kararı, Hrant Dink’i ölümcül bir saldırının ortasına atan karar olarak nitelendirmiştir. 

 Bu kararın altında Nihat Ömeroğlu’nun imzası vardır. 

Sayın Arınç, geçen hafta bu ismi, Türkiye’nin ilk kamu baş denetçisi olarak aday gösterdiniz ve tüm Türkiye’nin herkesin hatırlatmasına rağmen 4’üncü turda seçtirdiniz. 

Şimdi, siz, vicdan sahibi bir insan olduğunuzu, mahcup bir insan olduğunuzu her fırsatta vurguluyorsunuz. Şimdi, bu yapılandan mahcup oluyor musunuz, Hrant Dink’in öldürülmesinde birazcık vicdanınız sızlıyor mu, sormak istiyorum size. 

Ülkenin ürkek güvercinini öldürenlerden, Hrant Dink’in ölümünden, Hrant Dink’in katledilmesinden sorumlu olanlar hakkında bir tek işlem yaptınız mı? Bunu sormak istiyorum. 

Ayrıca, Hrant Dink’i öldüren katillerin  sorumlu olanların hepsini tek tek terfi ettirdiğinizi söylüyor musunuz?

Değerli arkadaşlar,  mezhepçilik konusuna gelirsek, 81 ilde bir partinin genel başkanını yuhalatmak mezhepçiliktir. Mezhepçilik yapanlar cemevlerine “ucube” diyenlerdir. Mezhepçilik yapanlar, camiye, kiliseye Büyükşehir Yasası’nda suyu bedava verip cemevlerine suyu bedava vermeyenler mezhepçidir. 

Ağbaba, Cemevleri konusunda da görüşlerini şöyle dile getirdi:

Cemevlerinin ibadethane olmadığını savunanlara en iyi yanıt Onar köyündeki 788 yıllık cemevidir. Cemevlerinin ibadethane olup olmadığını soracak bir makam, bir yer arıyorsanız, soracağınız yer bu inancı yaşayanlardır. Soracağınız yer Hacı Bektaş’tır. Soracağınız yer, yüzyıllar boyunca her türlü katliama, her türlü baskıya, zulme rağmen bazen gizli, bazen açık bir şekilde inançlarını yaşayan Alevilerdir.” 

Cemevlerinin ibadethane olmadığı yönünde mahkemelere savunmalar veriliyor, beyanatlar veriliyor. Ne Yargıtay’ın ne de içinde bir tek Alevinin bulunmadığı Diyanet’in, ne de Meclis Başkanı’nın fetvalarına- fermanlarına, bu inanca inananların ihtiyacı yoktur. Ne Bakanların ne Başbakanın ne Milletvekillerinin fikrine de ihtiyacı yoktur. Halkın gündeminde böyle bir tartışma yok. Alevisi -Sünnisi, Gayrımüslimi herkes Alevilerin ibadethanelerinin cemevleri olduğunu gayet iyi biliyor. Bilmeyen birileri varsa, o da maalesef inkarcı zihniyetlerdir.” 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."