SON DAKİKA
SON DEPREMLER

Erdoğan Malazgirt'te.. "Bu Millete Eğilmek Yok"

0
Güncellendi - 2017-08-26 19:42:56
Erdoğan Malazgirt'te..
A- A+ PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anadolu'nun altının kanla, üstünün çileyle yoğrulduğunu söyleyerek, "Malazgirt Savaşı, Anadolu'daki çokluk içinde birlikte, günümüzün deyimiyle çoğulculuk anlayışının en somut tezahürüdür" dedi.

Türklere Anadolu'nun kapılarını açan Malazgirt Meydan Muharebesi'nin 946'ncı yıldönümü törenle kutlanıyor. Anıt Meydan’da düzenlenen kutlamalarda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malazgirt Zaferi'nin önemine değindi. Sultan Alparslan ve kutlu askerlerinin kahramanlığını anlatan Erdoğan, "Bundan tam 946 yıl önce mübarek bir Cuma günü Sultan Alparslan, Malazgirt'te kazandığı zaferle Anadolu'yu bizlerin ebedi yurdu yapacak adımı atmıştır. Bir elinde al bayrağı diğer elinde yeşil sancağıyla Anadolu'ya Malazgirt'ten girip Avrupa'nın ortalarına kadar şanla, şerefle, zaferle yürüyen ecdadımızla iftihar ediyoruz. Sultan Alparslan, savaşmak için ordusunun önüne geçtiğinde 'şehit olursam bu beyaz elbisem kefenim olsun, zaferi kazanırsak istikbal bizimdir' demiştir. Gerçekten de bu zafer milletimize yeni bir vatan, yeni bir istikbal kazandırdı" dedi.

"Anadolu, altı kanla üstü çileyle yoğrulmuş"

Anadolu'nun altının kanla, üstünün çileyle yoğrulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Malazgirt Zaferi'nden 4 yıl sonra 1075'te İznik'te bu coğrafyadaki ilk devletimiz, Anadolu Selçuklu Devletini kurduk, 2 asır sonra da dünyanın gördüğü en büyük devletlerden biri olan Osmanlı Devleti, Anadolu'ya kök salmaya, 7 iklime hükmetmeye başlamıştır. 946 yıldır bu vatanı korumak için gözlerini kırpmadan canlarını veren tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu uğurda ölümü göze alarak mücadele eden tüm gazilerimize Allah'tan sağlık, sıhhat, afiyetler diliyorum. İstiklali ve istikbali için aynı mücadeleyi verecek tüm evlatlarımızın, tüm çocuklarımızın yolu açık olsun. Anadolu, ey Anadolu, cennet vatan Anadolu, altı kanla üstü çileyle yoğrulmuş Anadolu, ecdadımızın emaneti, geçmişimiz Anadolu, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli mirasımız, 946 yıldır bizimlesin. Bunca yıldır doğudaki ve batıdaki, kuzeydeki ve güneydeki kardeşlerinin hem köprüsü, hem umudu oldun. Bugün de tüm soydaşlarının, tüm dindaşlarının umudu olmaya devam ediyorsun. Yazık, sana ağlamayan şaire, yazık sana titremeyen vicdana, yazık sana uzanmayan ellere, yazık seni kurtarmayan insana. Ey Anadolu, sen ki asırlarca hem Yavuz Sultan Selim'i, hem Yunus'u bağrında yaşattın. Sen ki asırlarca sevgiyle bakanı yüreğinle, düşmanlıkla bakanı bileğinle karşıladın. Bir asır önce senin kollarını kanatlarını budamakla kalmayıp kalbini de yerinden söküp çıkarmaya niyetlendiler. Galiçka'dan Yemen'e, Trablus'tan Kafkasya'ya kadar saldırıya uğradın. Ama Çanakkale'de, Dumlupınar'da olduğu gibi, 15 Temmuz da Türk milleti sana öyle bir sarıldı ki tüm dünya şaştı kaldı."

"Her tümseğin altında bir şehit yatıyor"

Türk milletinin bağımsızlığından ve namusundan hiçbir zaman vazgeçmediğini dile getiren Erdoğan, "Her tümseğinin altında bir şehit yatma pahasına da olsa Türk milleti bağımsızlığından ve namusundan vazgeçmedi. İşte bunun için Anadolu hikayemizin başladığı yeri, Malazgirt'i, şu toprakları asla unutmamalıyız. Tarihi öğrenmeyenler, onu tekrar yaşamak zorunda kalırlar. Maalesef ülkemizde, Malazgirt Zaferi uzun zaman ihmal edildi. Anadolu'daki varlığımızı, bin yıl önceki Malazgirt'i atlayıp zayıf başarıları daha eskilere götürme çabası beyhudeydi. Malazgirt'i, devleti yönetenler unutsa da bu millet unutmadı. Çağrımızı yaptık ve bugün millet Malazgirt'te. Bu sıcağa rağmen herkes Malazgirt'te. Var olun, berhudar olun. Bu milletle iftihar ediyorum, bu millete olan aşkım farklı, sizlerle iftihar ediyorum. Rabbime hamd ediyorum. Ya Rab, bu kulunu bu milletin bir ferdi olarak yarattın. Ne kadar çalışsak az, çok çalışacağız. İnşallah önümüzdeki yıl Malazgirt bir başka olacak. Buranın imarını farklı bir projeyle ele alacağız. Bu törenleri çok daha fazla ele alacağız. İnşallah bundan sonra devlet ve millet olarak şanlı zaferin, Malazgirt'te, yerinde, önemine, anlamına, mesajına uygun şekilde kutlayacağız. Tıpkı 2023 gibi, 2053 gibi, 2071'de kendimize bir ufuk çizgisi bir kızıl elma olarak belirledik. Sultan Alparslan 1071'de Anadolu'nun kapılarını bize açtı. Biz de 2071 vizyonumuzda hayata geçireceğimiz projelerle Anadolu'yu yeniden gönül coğrafyamızın atan kalbi, nefes alan ciğeri, beynimizin merkezi haline getireceğiz" ifadelerini kullandı.

Terörle mücadele vurgusu

Terörle mücadelenin aralıksız devam edeceğini de vurgulayan Erdoğan, "Malazgirt Savaşı, Anadolu'daki çokluk içinde birlikte, günümüzün deyimiyle çoğulculuk anlayışının en somut tezahürüdür. Onu anlamayanlar bugün bizim niçin her fırsatta tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet dediğimizi anlayamazlar. Biz, Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü'süyle, Boşnak'ıyla, Roman'ıyla, Arnavut'uyla 80 milyon tek milletiz. Bizi bölemeyecekler. Biz etle kemik gibi, etle tırnak gibi tek milletiz. Tek bayrak, bayrağımıza eş bayrak asla, rengi şehidimizin kanı, hilali bağımsızlığımızın ifadesi, yıldızı da şehidimizin ta kendisi. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır, 780 bin kilometre kareyle tek vatan. Kimse bu vatanımızı bölmeyi aklından geçirmesin. İşte şu anda Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Besler'le, Küpeli'de bütün teröristlere buraları dar ettik, mezar ettik, etmeye devam edeceğiz. Burada terör bitene kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Benim milletimin huzurunu kaçırmaya kimsenin hakkı yok. Bakın, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak Genelkurmay Başkanımızdan, kuvvet komutanlarına hep birlikte bir aradayız. 16 devlet kurmuş bu millet ve onların temsilcileriyle bir aradayız. Devlet; Cumhurbaşkanıyla, bakanlarıyla bugün burada, sizlerle bir aradayız, devlet-millet bir olduk. Son olarak tek devlet. Paralel devletmiş, şuymuş buymuş, bizim tek devletimiz var o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Bunun dışında herhangi bir devleti tanımıyoruz. Onun için soruyorum; bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız" dedi.

"Milletimize kefen biçenlerin sonları korkunç olmuştur"

"Anadolu demek, tüm gönül coğrafyamızı ezip geçmek isteyenlerin önünde çelikten bir set olmaktır" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milletimize kefen biçenlerin sonları korkunç olmuştur. Sultan Alparslan'ın karşısına çıkan Doğu Roma ordusunun komutanının ifadesi, 'Ordumu İsfahan'da kışlatıp atlarını Hemedan'da sulayacağım' demişti. Bu tüm Müslüman Türk coğrafyasını ezip geçmek için harekete geçmiş bir orduydu. Ama, kaderin üstündeki kader tecelli etti. Bu niyetle yola çıkanlar Anadolu'nun anahtarını kendi elleriyle Alparslan'a teslim ettiler. Anadolu'daki Selçuklu Devletini ezip Kudüs'e geçmek isteyen Haçlı ordusu 600 kişiyle yola çıktı, ancak 100 bin kişiyle tamamlayabilmiştir. Fatih Sultan Mehmet, Bizans'ın surlarının önüne geldiğinde, surların içindeki ve tüm Avrupa bunun boşa çıkacağını öne sürdüler. Fatih Sultan Mehmet, 'Ya ben Bizans'ı alırım ya Bizans beni alır' demiş ve Bizans'ı almıştı. Biz böyle bir ecdadın torunlarıyız. Bu bayrak altında asırlardır zaferden zafere koşan ecdadımızın kaynağı Anadolu olmuştur. Çanakkale Zaferi, ayağa kalkamaz denilen milletin şahlanışı olmuştur."

"Araçlarla değil, onların arkasındaki güçle mücadele ediyoruz"

FETÖ, PKK, PYD, YPG ve DEAŞ'ın birer araç olduğunu kaydeden Erdoğan, "15 Temmuz'da darbe girişimi gibi gözüken ama bizi esir etmeye çalışılan bir hamleyle karşılaştık. Ucu Pensilvanya'ya dayanan bu malum zata, 15 Temmuz'da milletim çok ciddi bir fatura ödetti. 946 yıldır olduğu gibi bu defa da bayrağa, ezanımıza, vatanımıza, devletimize ve geleceğimize sahip çıkarak teşebbüsü boşa çıkardık. Sultan Alparslan kimlerle mücadele etmişse, Sultan Kılıçarslan kimlerle mücadele etmişse biz de 15 Temmuz'da onlarla mücadele ettik. Osman Gazi kimlerle mücadele etmişse, Fatih Sultan Mehmet aynı şekilde kimlerle mücadele etmişse, Sultan Abdulhamid kimlerle mücadele etmişse, Gazi Mustafa Kemal Atatürk kimlerle mücadele etmişse biz de onlarla mücadele ettik. Oyun aynı, hedef aynı, sadece senaryo farklı, figüranlar farklı. Bu oyunda FETÖ bir piyondur, PKK, YPG, PYD bir piyondur, DEAŞ bir piyondur, hepsi de gözünü vatanımıza dikmiş olduğu güçlerin kullandıkları birer araçtır. Bizim mücadelemiz sadece araçlara değil onları kullananlara karşıdır. Unutulmasın, tarih boyunca Anadolu hep 7 düvele bedel olmuş bir güçtür. Alparslan'ın Malazgirt'te giydiği kefen herkesin sırtında olmaya devam etmiştir. Kefenlerimizi giymeye hazır mıyız? Kefenleriyle yürüyen ecdadımızın arkasından yürümeye hazır mıyız? Bu uğurda nice devlet adamı, Merhum Menderes ve arkadaşları gibi meydanlarda darağacına çekilerek feda-i can edilmişlerdi. 15 Temmuz gecesi aynı hissiyatla yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan. Çağrıyı yaptığım zaman milletin meydanlara çıktı, işgalcilerin, hainlerin karşısına dikildi. Yabancı bir devlet adamının Türkiye'ye yönelik oyunların mantığını çok iyi ifade eden bir sözü var, 'Türkleri ne yerde süründüreceksin ne doğrulmalarına izin vereceksin. Sürünecek olurlarsa gururlarına dokunur, küllerinden yeninden doğarlar. Ayağı kalkarlarsa önlerinde duramazsın.’ Bu şahlanışın önüne geçemeyeceksiniz. Hayatımız boyunca beli bükük olarak görmek isteyenler bilsin ki Türkiye artık ayağa kalktı. Ne yaparsanız yapın şahlanışın önüne geçemeyeceksiniz. Biz ancak rükuda eğiliriz, sadece Allah'a ibadet eder, ondan yardım dileriz. Bizi doğru yola iletecek olan, yanlış yoldan koruyacak olan sadece Rabbimizdir. Allah'ın yardımı milletimizin ferasetiyle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir tuzak yoktur" dedi.

"Bu millete eğilmek yok"

Güçlü devlet olmanın kolay olmadığını dile getiren Erdoğan, "Değerli kardeşlerim; büyük devlet olmak, güçlü devlet olmak kolay değil. Bunun için vatanımıza yönelik saldırılarla da mücadele edeceğiz, yatırım da yapacağız. Yatırım yapmak suretiyle, istihdam etmek suretiyle kalkınabiliriz. Medeniyet iddiamız var ve bunu başaracağız. Bunu taş üstüne taş koymayanlar değil, taş üstüne taş koyanlar yapabilir. Bunun yolu çalışmaktan geçer. Eğer siz kendiniz için çalışmazsanız birileri sizi kendisi için çalıştırır. Bu millete eğilmek yok" şeklinde konuştu.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Selçuklu Sancağı ve Malazgirt'in temsili anahtarı verildi. Erdoğan, daha sonra ilçeden ayrıldı.

Etkinliğe Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarı Eroğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Makedonya Devlet Bakanı Adnan Kahil, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin, Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbay, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Akyüz, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güven, Muş Valisi Aziz Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Muş Belediye Başkanı Feyat Asya, Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci ve yönetim kurulu üyeleri, il valileri ve belediye başkanları, milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu genel başkanları, askeri erkan, kamu kurum amirleri ve on binlerce vatandaş katıldı.

Muş, iha

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız