You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Erdoğan “Savaşa Karşıyım”

Erdoğan “Savaşa Karşıyım”
  • 27.12.2015

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki serbest ticaret anlaşmasına Türkiye’nin de dahil edilmesi konusunda ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmelerinin “olumlu” geçtiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, SETA Vakfı’nın düzenlediği konferansta yaptığı konuşmanın ardından basının sorularını cevapladı. Erdoğan, “Amerika-Avrupa Birliği arasındaki serbest ticaret anlaşmasına yönelik atılan adım, tabi bu hemen, şu anda olabilecek bir adım değil iki sene de mi olur, üç senede mi olur, beş senede mi olur bu önümüzdeki geniş bir süreç. Ancak AB noktasında Türkiye, Gümrük Birliği’nin bir üyesidir. Dolayısıyla Türkiyesiz bir süreç olamaz, olmamalı. Bu süreci değerlendirirken, AB üyesi ülkeler de, ABD de bu şekilde değerlendirmeli. Ama biz dün akşam yaptığımız görüşmede olsun, gündüz yaptığımız görüşmede olsun, Sayın Başkan’la bu konuda olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. Ekonomi bakanlarımız karşılıklı olarak süreci takip edecekler. Temennim odur ki burada başarılı bir netice alırız” dedi.

“UMARIZ URUMÇİ’DE DE YENİ BİR SÜREÇ BAŞLAR”

Başbakan Erdoğan, Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin durumuna ilişkin bir soru üzerine ise, “Urumçi konusunda olumlu gelişmeler var. Yeni Çin yönetimi ile bu konuları da olgunlaştıracağız, geliştireceğiz. Ve Urumçi’deki yapı tabii ki kabul edilebilir bir yapı değildir. Çin, insan hak ve özgürlükleri noktasında Urumçi’de yaşayanlara karşı şu anda daha farklı daha olumlu adımlar atıyor, yani oralara yatırımlar vesaire bunlar artık yapılıyor ama kendileriyle bu konuları da görüşmek suretiyle temenni ederim ki, yeni bir süreç temenni ederim ki Urumçi için de başlar” ifadelerini kullandı.

“ALLAH’IN ADALETİ KESİNDİR”

Başbakan Erdoğan, SETA Vakfı’nın düzenlediği konferansta yaptığı konuşmanın ardından basının sorularını cevapladı.

Erdoğan, Sınır Tanımayan Din Adamları örgütünden gelen bir soru üzerine, “Allah’ın adaleti kesindir. Orada tereddüt söz konusu değildir. O er geç tecelli eder, nerede, nasıl, ne zaman, o bizim tasarrufumuzda olan birşey değil. Ama muhakkak tecelli eder. Kaldı ki hepsi de bu dünyada tecelli etmeyebilir, bizim inancımızdan hareketle söylüyorum, Hristiyanlıkta nasıldır, Musevilikte nasıldır onu bilemem ama şunu bilirim: İslam’da Allah’ın iki önemli ismi şerifi vardır ki bunlardan bir tanesi Rahman, bir tanesi Rahim’dir. Rahman, tüm insanlığadır. Allah tüm insanlığa merhamet eden, yani kendisine inanana da, inanmayana da hepsine merhamet eder. Çünkü en büyük merhamet sahibi O’dur. Rahim ise, ebedi aleme, ölüm ötesine aittir. Ölüm ötesinde ise kendisine inanan, kendi emirlerini yerine getiren, nehiylerin kaçanlara olan, oradaki tecellisidir. Şimdi biz bu dünyada Rahman ismi şerifi ile O’nun merhametine yaslanmışız, ama ebedi alemde de Rahim ismi şerifinden kimler nasibini alacak onu da burada belirlemek mümkün değil” cevabını verdi.

Erdoğan, “Ancak din adamlarına düşen bir şey var. Din adamları önce kendileri bir araya gelmelidir, kendileri toplanmalıdır. İslam dünyasının temsilcileri, Hristiyan dünyasının temsilcileri, Musevilerin temsilcileri bir araya gelmelidir. Ve tüm insanlığa ortak mesajlarını vermelidir” şeklinde konuştu.

“BEN SAVAŞA KARŞIYIM”

Başbakan ayrıca, “Ben savaşa karşıyım. Savaşı, duyarlılığı olan hiçbir insan tabi ki kabullenemez, kabul edemez. Ama öyle bir an vardır ki, o işte, son kelimenin, cümlenin demiyorum, kelimenin yapılacağı andır ki, orada savaş ve adalet eş anlamlıdır. İşte onun karar anı çok önemlidir. Din adamları eğer bu işi müşterek olarak yürütürse, sınır aşan din adamları burada ortaya çıkarlarsa, inanıyorum ki orada farklı bir netice oluşabilir. Siyasiler bana göre onlardan sonradır. Onlar yeter ki bu zemini hazırlasınlar” dedi.

“SURİYE’DE MUHALİFLER HAKİM”

Erdoğan, “Suriye’de aslında rejim hakim değil. Şu anda hakimiyet muhalif güçlerdedir. Esad’ın elinde kullanmış olduğu füzeleri var, uçaklarla bombardıman yapıyor, tanklarla, toplarla halkının üzerine gidiyor. Ve artık ölü sayısı 100 bine doğru gidiyor. Ama muhaliflerin kara hakimiyetindeki durumu farklı. Şu ana kadar 283 füze attılar, bu NATO kayıtlarında mevcut” dedi.

“REJİM SARİN GAZI KULLANIYOR”

Erdoğan, “Ayrıca sarin denilen bir kimyasal silahı da kullanıyorlar, bu da var. Bütün bunların yanında, bunlara rağmen fedai can eden bir Suriye halkı var. Biz tabi Suriye’de rejimin karşısında, Suriye halkının yanındayız. Onlarla bu mücadeleyi sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

“RUSYA VE ÇİN SÜRECE DAHİL EDİLİRSE ÇÖZÜM HIZLANIR”

Erdoğan konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Ve bu mücadelede destek veren ülkeler var. Bu destek bundan sonraki süreçte daha da fazlasıyla artacaktır. Dün akşam yaptığımız görüşmelerde de, bu işin bir yerde, olumlu yaklaşımlarını Sayın Başkan’dan da aldım. Askeri noktadaki müdahale ayrı bir konu. Ama burada 2. Cenevre süreci diye ifade edebileceğimiz süreç var ki, bu sürece Rusya’yı ve Çin’i dahi edebilme sürecidir. Temennim odur ki, Rusya ve Çin bu sürece dahil edilebilirse, daimi üyelerin bütünü de burayla ilgili alınabilecek bir kararı çok daha rahat alacaklardır. Ve bu süreci çok daha hızlandıracaktır. Çünkü bu süreçte aslında hepsi de Esed’siz bir geçiş sürecinden bahsediyorlar.”

“Sayın Putin’in bana mesela şu ifadesi var, İstanbul’daki basın toplantısında bizzat söyledi, ‘Ben Esed’in avukatı değilim. Suriye’nin avukatı da değilim, olanlardan memnun da değilim’ dedi. E şimdi ben o zaman Sayın Putin’den daha başka şeyler bekliyorum. Eğer değilsek, o müvekkili bırakmak lazım. Atılması gereken adım neyse bu adımın atılması gerekir.”

“Bunları bu seyahatten sonra süratle programımızı, takvimimizi yapacağız. Başta Rusya olmak üzere, bölgeyi süratle dolaşmak suretiyle ne gibi adımlar atabiliriz, bunların inşallah planlamasını yapıp adımları atacağız. Suudi Arabistan, Katar, Körfez ülkelerinin tamamı, bunlarla görüşmek suretiyle bu sürece çok daha etkin bir şekilde devam etmemizin gerektiğine inanıyorum. Ben sayın Başkan ile yaptığımız ile görüşmeleri de olumlu bir havada geçtiğini sizlere rahatlıkla ifade edebilirim.”

“GAZZE’YE SÖZÜM VAR”

Erdoğan, “Gazze’ye benim sözüm var. Herhangi bir olumsuz gelişme sözkonusu değil. Artık Gazze’ye gideceğim Allah’ın izniyle. Ve döndükten sonra takvimimizi yapacağız. Arkadaşlarımızla çalışmalarımız devam ediyor. Öyle zannediyorum ki, Haziran ayı içinde bu ziyaretimiz gerçekleşecek” dedi.

Sadece Gazze’yi değil Batı Şeria’yı da ziyaret edeceğini belirten Erdoğan, “Bizim gönlümüzde Hamas da, El Fetih de, hepsi bizim kardeşlerimizdir. Bunları, birini bir kenara, birini bir diğer kenara koyamayız” şeklinde konuştu.

“Fakat İsrail-Filistin normalleşme süreci içerisinde bir defa şu gerçeği kabul etmemiz gerekir. O da şudur: Önce Hamas ve El Fetih’in uzlaşması, milli mutabakatı şart” diyen Başbakan Erdoğan, “Bu gerçekleşmeden bir defa İsrail’le yapılan görüşmeler bugüne kadar nasıl bir netice getirmediyse, bundan sonra da bir netice getirmesi mümkün değildir” dedi.

“HAMAS’IN OLMADIĞI BİR MASADAN BARIŞ ÇIKMAZ”

“Hamas’ın olmadığı bir masadan barış çıkmaz” diyen Erdoğan, “Bunu bir defa böyle bilmek lazım. Bugüne kadar geçen süreler hep boşuna geçmiştir. Bunu malum bir Davos maceramız olmuştu, o Davos maceramızda da o zaman Dörtlü’nün başındaki İngiliz Başbakanlığı’ndan sonra o göreve gelen Tony Blair’e de açıklamıştım. Dedim ki bak, bu masada Hamas yoksa barış çıkmaz. Sayın Blair de bir panelde dedi ki, ‘Hamas’ın olmadığı masadan barış çıkmaz’. Nitekim o günden bugüne bir netice alınamıyor” dedi.

Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

“Ortada bir vakıa var. Filistin’de yapılan demokratik bir seçime, dünya, Amerika başta olmak üzere herkes olumlu baktı, seçim yapıldı. Seçimin neticesinde Hamas kazandı. Kazandı ama Hamas’a hemen bariyerler konuldu ve o demokrasi sürecini işletmesi engellendi. Değerli arkadaşlar bunun adı güdümlü demokrasidir. Biz ileri demokrasiyi mi konuşuyoruz, gerçek manada bağımsız bir demokrasiyi mi konuşuyoruz, yoksa ben ne kadar o kadar demokrasi mantığını mı konuşuyoruz. Ben ne kadar istersem o kadar demokrasi olmaz. Demokrasi bu noktada halkın verdiği bir yetkidir, bu yetkiyi de yasalar içerisinde iş başına gelen iktidar kullanır. Fakat Hamas’a Filistin’de bu kullandırılmamıştır. Verilmesi gereken vergiler verilmemiştir. Hemen ekonomik baskılar uygulanmaya başlamıştır.

Dolayısıyla farklı bir süreç ortada. Hemen milli uzlaşı, milli uzlaşıdan sonra yapılacak Filistin seçimi, inanıyorum ki, İsrail’le görüşmeleri kimin yapacağını göstermesi bakımından önemlidir ve bu konuda bu süreçte bize düşen ne olursa biz hepsini yaparız. Yardımcı da olur diye düşünüyorum.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."