Final

Final

Örnek Resim


Arion

Arion

Malatya Haber -

”Ergenekon’un Başı Benim!”

”Ergenekon’un Başı Benim!”
  • 27.12.2015

Malatya’da 17 Nisan 2007 tarihinde 3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi davasının 20. duruşmasında ilginç gelişmeler yaşandı. “Ergenekon’un başı benim” diyen ve azmettirici olmakla suçlanan tutuklu sanık Varol Bülent Aral, “ilginç” ifadelerinin ardından tahliye edildi.

KİLİT SANIK GELMEYİNCE..
Olayın azmettirisi olmakla suçlanan Varol Bülent Aral duruşmaya 4 ay sonra getirilirken, bu kez olayın kilit ismi Emre Günaydın’ın cezaevi yönetimine verdiği dilekçede sağlık nedenlerinden dolayı duruşmaya gidemeyeceğini belirttiği ve bu nedenlerden dolayı duruşmaya gönderilmediği ortaya çıktı.

Mahkeme Başkanı, Emre Günaydın’ın duruşmada olmadığını öğrenince Malatya E Tipi Cezaevi’ni arattırarak, Emre Günaydın’ın duruşmaya hazır edilmesi talimatını verdi. Bunun üzerine, duruşma başlamadan yarım saat ertelendi.

Bu arada, Varol Bülent Aral, oturduğu yerden gazetecilere dönerek, ‘Cezaevine gel, çok kıymetli belgeler vereceğim. Canımı sıkanların, canını sıkacağım’ dedi. Aral, Emre Günaydın’ın duruşmaya gelmemesi ile ilgili olarak ise ‘Ben gelince korktu. Artık mahkemeyi eğlenceye çevirdi. Getirilseydi iyi olurdu. Benim sözüm Emre kadar değerli olsaydı, Türkiye’de iktidar yaptırırdım’ şeklinde konuştu.

Aral, daha önceki suçlardan aldığı cezalardan dolayı açık cezaevinde yatması gerekirken, bu davadaki suçlamasından
dolayı kapalı cezaevinde tutulduğunu belirterek, ‘Açık cezaevinde yatmam gerekiyordu. Sayenizde gidemiyorum’ dedi.

Duruşma başlamadan yarım saat ertelendi.

ŞOVA DEVAM..
3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi olayının azmettiricisi olarak 4 ay sonra hakim karşısına çıkan şüpheli Varol Bülent Aral, kendisinden mesleğini soran mahkeme başkanına, “Mesleksizim, işim yok. Ufak tefek işlerde çalışıyorum. Ne iş olursa yaparım” cevabını verdi.

Adıyaman’da emniyet müdürünü tehditten ve kalaşnikof silah taşımak suçlarından ceza aldığını belirten Aral, hakkındaki suçlama sorulduğunda, “Suçlamalar için sizin bana bir şey demeniz lazım. Hiçbir delil yok. Emre Günaydın, kuyruğuna bastığı bir kurdun kendisini ısıracağından korktuğu için hakkımda iddialarda bulunmuş olabilir. Kimseyi azmettirmedim” dedi.

İfadesi esnasında, “Öğrenmek bizim işimiz” sözünün tutanağa geçmediğini mahkeme heyetine hatırlatan avukata dönen Aral, “Tebrik ederim” dedi. Gazetede okuduğu haberler ve şahsi kanaatine göre Zirve Yayınevi olayının Ergenekon tarafından yapılmış olabileceğini ve bu işte Malatya İl Jandarma eski alay komutanı Mehmet Ülger’in de parmağının bulunduğunu iddia eden Varol Bülent Aral, mahkeme başkanının “Haber elemanı mısın?” sorusuna “Öyle kötü işler bize göre değil” cevabını verdi. Bunun üzerine mahkeme başkanı “Bak çıkartırım ortaya” dedi.

“Önemli beyanlarda bulunacağım” şeklinde verdiği dilekçesi hatırlatılan Varol Bülent Aral, “Dilekçeyi hatırlamıyorum. İlaç tedavisi görüyorum. Hafızamda zayıflama var” dedi.

“TANIMIYORUM, AMA İLİŞKİSİ VARDIR”
Kendisi gibi olayın azmettiricisi olmakla suçlanan ve tutuksuz yargılanan Hüseyin Yelki’yi tanıyıp tanımadığı ile ilgili soruya ise Aral, “Hüseyin Yelki’yi ilk kez görüyorum. Ama şahsi kanaatime göre bu işin içinde” cevabını verdi.

Müdafi avukatlarından Hafize Çobanoğlu, duruşmada aylık gelirini 500 TL olarak açıklayan Varol Bülent Aral’a, “Malatya Cumhuriyet Savcısı’na verdiğin ifadende aylık 2 bin TL gelir, Adıyaman’daki mahkemede ise aylık bin 400 TL gelirinin olduğunu söylemişsin” sorusunu yöneltti. Aral ise, “Bunalımlı zamanlarda böyle beyanlarda bulunmuş olabilirim” cevabını verdi.

Yine avukatın, “Adıyaman’daki davada avukatın tahliyesini istemiş, sen ise tutuklu kalmak istemişsin. Dışarıya çıkmaktan korkuyor musun?” sorusuna Aral, “Eğlenmek için öyle bir şey söyledim. Öldürülmek istenseydim, cezaevinde öldürülürdüm. Cezaevi daha müsait. Zaten cezam vardı. Tahliye edilseydim de cezaevinde kalacaktım. Eğlenmek için öyle dedim” şeklinde konuştu.

Emre Günaydın’ın babasının İnönü Üniversitesi eski rektörü olan ve şu anda Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ile bağlantılı olduğunu ve Zirve Yayınevi olayını yaptırdığı ile ilgili olarak kendisine bilgiler geldiğini aktaran Aral, Cumhuriyet Savcısı’nın “Kimden geliyor” sorusuna, “Allah gönderiyor, biz de alıyoruz” cevabını verdi.

Yine Hafize Çobanoğlu’nun mahkeme heyetine, “Sanık Emre Günaydın getirilmeden önce, duruşma başlamadan Varol Bülent Aral, diğer 4 sanığa, ‘Emre’yi Malatya’nın babası yapacaklarmış. Ben ona babalık yaparım’ dedi. Emre’yi kim baba yapacakmış?” sorusu üzerine ise Aral, “3310 (Telsiz kodu) Ali Osman Kahya (Malatya Emniyet Müdürü) yapacakmış. Gazetelerde okuduğum haber bana böyle bir kanaat getirdi” dedi.

Duruşma esnasında gazetecilere dönen Varol Bülent Aral, “Bu gazetecilerin hepsi teröristtir. Hepsinin icabına bakılması gerekir” dedi.

Adana Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne gitmesi ile ilgili bir soruya Aral, “Akıl sağlığı ilgili bir sıkıntım yoktur. Hastaneye kendi isteğimle gidip gitmediğimi hatırlamıyorum. Bana hayalleri engellesin diye bir ilaç verdiler. Burunları sıkıp, ağızdan ilaç veriyorlar” şeklinde konuştu.

“BU ADAMI ÜLKENİN BAŞINA BELA ETTİK”
Duruşma esnasında söz alan olayın kilit ismi Emre Günaydın, “Ben ceza indirimi almak için Varol Bülent Aral’ı söylemiştim. Şimdi kolumuzu kurtaramıyoruz. Yatacak yeri yoktu. Bu olaylarla ilgisi yoktur. Bana herhangi bir tavsiyesi yoktur. Kendi kendine derin devlet süsü veriyor. Biz bu olayı yapmaktan çok, bu adamı bu ülkenin başına bela ettik. Vallahi, billahi elimizi verdik, kolumuzu alamıyoruz” dedi.

Varol Bülent Aral ise, “Ergenekon’un başı benim. Emre de benim yardımcım. İsa seni korusun” dedi. Aral, mahkemeye sunduğu ve kendisini peygamber soyunun son temsilcisi olduğunu iddia eden bir dilekçeyi ise yazıp yazmadığını hatırlamadığını söyledi.

ABD KONSOLOSUNUN ADI DA GEÇTİ..
Zirve Yayınevi davasının 20. duruşmasında olayın azmettiricisi olmakla suçlanan ve tutuksuz yargılanan Hüseyin Yelki’nin olay günü ABD Adana Konsolosu ile yaptığı telefon görüşmesi gündeme geldi.

Duruşma esnasında, müdahil avukatları Hüseyin Yelki’nin iletişim bilgilerinde 3 kişinin öldürüldüğü olay gününde ABD Adana Konsolosluğu’na ait bir telefonla arandığını mahkemeye sundular.

Sanık Hüseyin Yelki ise verdiği cevapta, ‘ABD Adana Konsolosluğu ile daha önceden görüşmüşlüğüm var. Benim Hıristiyan olarak faaliyet gösterdiğimi bildiği için benden olayla ilgili olarak bilgi aldı. ABD Adana Konsolos Yardımcısı Diyarbakır Kilisesi’nin açılması için yardımda bulunmuştu. Ben ABD adına çalışmıyorum’ dedi.

Bu arada, mahkeme başkanı, avukatlara dönerek, ‘ABD Konsolosluğunu dinleyelim mi?’ şeklinde espri yaptı.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Burcu Polat, Emre Günaydın’ın babasına ait spor salonuna gittiğini ailesel nedenlerden dolayı, ağabey gördüğü Emre ile konuştuğunu ve olayla ilgili hiçbir bilgisinin olmadığını belirtti.

Müdahil avukatı Burcu Polat’a, ‘Emre sizin psikolojik danışmanınız mıydı?’ sorusunu yöneltti. Ancak Emre’nin avukatı soruya itiraz etti. Mahkeme itirazı kabul etti.
Duruşmada Cumhuriyet Savcısı olayın azmettiricisi olmakla suçlanan Varol Bülent Aral’ın dosyadaki mevcut delil durumuna göre tahliye edilmesini talep etti.

ARAL’A TAHLİYE..
Olayın azmettiricisi olarak suçlanan Varol Bülent Aral tahliye edildi. Mahkeme heyeti duruşmayı 16 Ekim 2009 tarihine erteledi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."