SON DAKİKA
SON DEPREMLER

FETÖ'yü 9 Yıl Önce Deşifre Etti, Başına Gelmeyen Kalmadı Ve..

0
Güncellendi - 2017-04-27 03:07:01
FETÖ'yü 9 Yıl Önce Deşifre Etti, Başına Gelmeyen Kalmadı Ve..
A- A+ PAYLAŞ

  • 2008'de Malatya'da FETÖ abilerini de anlattığı ifadesi örtbas edilen uzman çavuşun söylediği 'kilit' ismin, darbe girişiminden sonra FETÖ'nün İstanbul Jandarma İmamı olarak ortaya çıktığı, sonra da itirafçı olduğu bildirildi..

Malatya'da görevli iken, paralel kumpas yüzünden Türk Silahlı Kuvvetleri'nden atılan Uzman Çavuş Aykut Saka’nın 2008 yılında, 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığında ve İl Jandarma Alay Komutanlığı’nda, 2012 yılında ise Zirve Yayınevi Davası duruşmasında FEÖ terör örgütünün askeri okul ve TSK içerisinde gerçekleştirmiş olduğu yapılanmanın taktik ve teknik yöntemlerini anlattığı ifadesinde deşifre ettiği ve ismini verdiği öğretmen Özgür B.’ın 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında tutuklanan FETÖ İstanbul Jandarma İmamı olduğu ortaya çıktı. 2008 yılında Askeri Savcılığın dosyayı kovuşturmaya gerek duymayarak kapatmamış olmasaydı FETÖ Jandarma İmamı ve FETÖ’nün askeri yapılanması 9 yıl önceden ortaya çıkmış olacaktı. Ancak, o dönem sadece FETÖ’yu deşifre eden uzman çavuş TSK’dan atılmış ve o dönem ifadesini alarak FETÖ yapılanması hakkında önemli bilgiler edinen Alay Komutanı ile İstihbarat Şube Müdürü ve diğer askeri personel ile birlikte Zirve Yayınevi davasında sanık yapılmıştı

9 YIL ÖNCE FETÖ’NUN TSK YAPILANMASINI DEŞİFRE ETTİ…

Malatya’da 2008 yılında Yeşilyurt İlçe Jandarma Komutanlığı’nda görev yaparken FETÖ ile irtibatlı olduğunu itiraf etmişti. Bu yapının TSK içindeki çalışmalarını önce İl Jandarma Komutanlığı'ndaki ifadesinde, ardından ise 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca 10 Eylül 2008 tarihinde ifadesi alınan Uzman Çavuş Aykut Saka, İstanbul’da üniversite sınavını kazamaması nedeniyle FETÖ’cuların desteği ile Ankara Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığı'na girdiğini anlatarak, “Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığına bir yıl sürecek olan öğretime başladım. Bu süre içerisinde cemaatteki kişiler beni arayarak ayda bir dışarıda merkezi bir yerlerde görüşüyorduk. Bana kesinlikle okul içerisinde namaz kılmaya teşebbüs etme gibi şeyler söylüyorlardı. Yoksa seni atarlar diyorlardı. Zaten normalde namaz kılmıyordum. Ben 2005 yılı Eylül ayında ilk görev yerim olan Yazıhan İlçe Jandarma Komutanlığında göreve başladım. Bu süre zarfında misafirhanede kalıyordum. Beni Yazıhan’da aramaya başladılar. Beni arayan bu kişinin kod adı Vahdettin olan ve gerçekte ismi Özgür B. olan ve Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğünde öğretmen olarak çalışan birisiydi. Bu kişi beni arayarak, ‘Malatya’da görüşelim’ dedi. Bende istemeyerek Malatya’ya gidip görüştüm. Bu kişi görüşme esnasında bana mesela ‘Bölük komutanı nasıl bir kişidir.’ veya ‘Bölükte Alevi olan var mı, içki içen, kadın kız ile alakalı olan, ağzı pis olan kişiler’ olup olmadığını soruyordu. Daha sonra benim tayinim Yeşilyurt İlçe Jandarma Komutanlığı'na çıktı. Daha sonra Özgür B. beni Malatya’da Askeri Hastanenin yakınlarında bulunan bir ilköğretim okulunda bilgisayar öğretmeni olarak çalışan Mehmet Ali B. adlı bir kişi ile tanıştırdı ve Özgür B. bana; ‘Artık bu şahıs ile görüşeceğimi’ söyledi. Bu şahıs daha sık benimle görüşmek istiyordu. Ben bu kişi ile birkaç kez görüştüm.” ifadelerini kaydetmişti.

Aykut Saka, 2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcısına verdiği ifadesinde, “Ben Özgür B. ile yapmış olduğum bu görüşmeler sonucunda nereye tayinimin çıkacağını kendisi bana söylüyordu. Bu da onun atama kurumunda çalışan personel ile ilişkili veya orada çalışan personele sözü geçen başka kişilerle ilişkisinin olduğunu gösteriyordu. Zaten Özgür personelden herhangi bir kişinin ismini direk vermiyordu. Fakat ‘burada bizim yaptıramayacağımız iş yoktur’ diyordu.” ifadelerini kaydediyor.

“ZİRVE YAYINEVİ İÇİN ALAY KOMUTANINI İHBAR EDEN MEKTUP YAZMAMI İSTEDİLER”

Kendisinin FETÖ ile bağının olduğunu o dönem İl Jandarma Komutanına anlattığını ve İl Jandarma Komutanının da istihbarat amaçlı olarak, FETÖ ile bağının devam etmesini istediğini anlatan Aykut Saka, “Ben bir gün nöbetten sonra hafta sonu izinliydim, çarşıya çıktım. Çarşıda gezerken Mehmet Ali beni görmüş olacak ki yanıma ¿eldi, o esnada Mehmet Ali'nin yanında tanımadığım bir kişi daha vardı. Kendisi ayaküstü bana nasıl olduğumu sordu ve akabinde yemek yiyelim diyerek bir restoranda gidelim dedi. Akabinde üçümüz restoranda gittik. Oturup yemek yiyip konuşmaya başladık. İlk başta muhabbetimiz hal hatır konuları ile ilgiliydi. Bu tarihlerde hatırladığım kadarıyla Malatya Zirve Kitapevi cinayeti üzerinden birkaç ay geçmişti. Daha sonra Mehmet Ali bana söz konusu bu cinayet ile İl Jandarma Alay Komutanımız Albay Mehmet Ülger'i irtibatlandıracak şekilde yani onun bu cinayeti azmettirdiğine veya yönlendirdiğine dair el yazımla isimsiz bir mektup yazmamı istediler. Ben onların bu talebi üzerine şok olmuştum. Benden böyle bir şey isteyeceklerini düşünmemiştim. Kendisine düşünmem gerektiğini söyledim. Buradaki amacımda durumu Alay Komutanımıza iletmek ve onun söyleyeceği direktifler doğrultusunda hareket etmem düşüncesinden kaynaklanıyordu ve ben daha sonra yanlarından ayrılarak alay komutanımıza durumu arz ettim. Bunun üzerine Alay komutanım bana onlarla konu ile alakalı olarak tekrar görüşmemi söyledi. Bunu söylerken de A.O. isimli astsubaydan dinleme cihazlarını getirtmesini istedi. Sonra bu cep telefonu görünümlü dinleme cihazını bana tanıtıp, bunu almamı ve onlarla tekrar görüşme yapmamı ve konuyu tekrar açmamı istediler ve benim Mehmet Ali B.’a bu mektubu nasıl yazacağımı sormamı ve Mehmet Ali'yi konuşturup onun söyleyeceklerini kaydedeceklerini söylediler. Daha sonra ben bu kişilerle konuşmak ve bu şahısların ses kaydını almak için kendilerini aradığımda Mehmet Ali B.’a hiçbir şekilde ulaşamadım. Daha sonra yapmış olduğumuz araştırmalarda Mehmet Ali B.’ın Malatya'dan taşındığını ve okuldan istifa ettiğim duyduk.” ifadelerini kaydediyor.

“FETÖ’DEN AYRILDIM, İHBAR MEKTUPLARI GÖNDERİLDİ, BİLGİSAYARIM ÇALINDI “

FETÖ’dan ayrıldıktan sonra hakkında bayanlarla ilgili olarak ihbar mektuplarının gönderildiğini ve evine girilerek laptop bilgisayarının çalındığını belirten Aykut Saka,bu olayı şöyle anlatıyor:

“Bu irtibat kesme sürecinde de başıma onlar tarafından herhangi bir şey gelmemesi için bütün bu olanları Alay Komutanına anlattım. Buna rağmen ben onlardan zarar da gördüm. Hatta bununla alakalı olarak asılsız olarak hakkımda Alay Komutanlığına ihbar mektupları gönderdiler. Bu ihbar mektupları her gün kaldığım eve bayanlarla girip çıkmamla alakalıydı. Bundan dolayı ben soruşturma geçirdim fakat aklandım. Hatta bir gece benim evimden laptop bilgisayarım çalındı. Bu ihbar mektubunu gönderenlerin ve bilgisayarımı çalanların bu cemaatle alakalı olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra da bu olayların devam edeceğini ve beni yıpratmaya çalışacaklarını düşünüyorum. Hatta kendilerinden ayrıldığımdan dolayı beni pişman ettirene kadar uğraşacaklar. Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmaya çalışan bir gurubun faaliyetlerini deşifre etmem nedeniyle ödüllendirilmem gerekirken cezalandırılmaya çalışılmasından da endişe duyuyorum. Kendimin cemaat içerisinde bir propaganda aracı olarak kullanıldığımı düşünüyorum. Çünkü cemaat içerisinde bulunan diğer meslektaşlarıma ‘Bizi gidip bu şekilde deşifre ederseniz zarar görecek olan siz olursunuz biz değil’, anlayışının cemaat tarafından ben örnek gösterilerek kanıtlanacağı fırsatının onlara verildiğini düşünüyorum ve bu şekilde cemaatte bulunan TSK personelinden çözülmenin zorlaşacağını düşünüyorum.”

Saka ayrıca ifadesinde FETÖ’nün askeri yapılanmasını detaylı bir şekilde de aktarıyor.

ASKERİ SAVCILIK DOSYAYI KAPATIYOR…

2. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı 2008 yılında FETÖ’nun TSK içindeki yapılanmasına ilişkin olarak çok önemli bilgilerin yer aldığı ifadelere karşın 19 Aralık 2008 tarihinde uzman çavuşun iddialarıyla ilgili “Kovuşturmaya yer olmadığına” karar verirken, dosyada ismi geçen Özgür B. ile Mehmet Ali B. hakkında ise Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuyor ve 9 yıl süreyle Özgür B. ismi FETÖ İstanbul Jandarma İmamı olarak tutuklanmasına kadar gündeme gelmiyor. Aynı dosyada ismi geçen ve yine öğretmen olan Mehmet Ali B. ile ilgili olarak her hangi bir gelişme olup olmadığı ise bilinmiyor.

FETÖ'yü anlatan Saka ise, Malatya’dan Tunceli’ye, ardından da Manisa’ya gönderiliyor ve ancak sonradan yeniden hakkında açılan soruşturma nedeniyle TSK’dan atılıyor.

FETÖ’YU DEŞİFRE ETTİ, TSK’DAN ATILDI, KOMUTANLARIYLA ZİRVE DAVASINDA SANIK OLDU

Malatya’da 18 Nisan 2007 tarihinde 3 Hıristiyan misyonerin öldürüldüğü Zirve Yayınevi Davasında önce tanık yapılan Saka, firari eski savcı Zekeriye Öz’ün Ergenekon davası kapsamında yapmış olduğu soruşturma sonrasında Zirve Yayınevi Davasında dönemin İl Jandarma Komutanı Mehmet Ülger, İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Haydar Yeşil ve diğer askeri personel ile birlikte sanık yapılmış ve diğer askeri personel ile birlikte beraat etmişti. Saka, Malatya Özel Yetkili 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6 Eylül 2012’de Zirve Yayınevi Davasının 43. duruşmasında tanık olarak dinlenirken, İstanbul’da FETÖ’ya ait Şirinevlerdeki FEM dershanesine gittiğini, sınavı kazanamayınca FETÖ mensuplarınca askeri okula yönlendirdiğini belirterek, “Işık Evlerinden tanıştığım kişiler bana askeri okula girmemi istedi. Ben de Ankara Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığına girdim.” diyor.

Saka, ilk görev yerinin Malatya’nın Yazıhan ilçesi olduğunu, göreve başladıktan sonra kendisi ile FETÖ adına Elazığ’da öğretmen olan Özgür B.’ın, Yeşilyurt ilçesinde görevlendirildiğinde ise öğretmen Mehmet Ali B.’ın ilgilendiğini, aralıklarla görüştüğü bu kişilerin ordu mensuplarının mezhepsel ve sosyal hayatlarına yönelik sorularıyla karşılaştığını ifade ediyor.

Zirve Yayınevi davasına bakan dönemin Özel Yetkili Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada FETÖ ile ilgili itiraflara rağmen mahkeme heyeti ve dönemin duruşma savcıları, FETÖ hakkında her hangi bir suç duyurusunda bulunmamıştı. Söz konusu mahkeme heyeti ve savcı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında FETÖ’den dolayı görevden ihraç edilmiş ve tutuklanmışlardı.

O ÖĞRETMEN 9 YIL SONRA JANDARMA İMAMI ÇIKTI…

Yeni Şafak Gazetesi’nde yayınlanan “Bir darbe evi daha” başlıklı haberde, 9 yıl önce Malatya’da deşifre edilen ve o dönem her hangi bir işleme tabi tutulmayan öğretmen Özgür B.’ın FETÖ’nün İstanbul’daki Astsubay ve Uzman Çavuşlardan sorumlu imamı olduğu bilgisi yeraldı.

Söz konusu haberde “FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Can Tuncay’ın yürüttüğü soruşturmada FETÖ’nün Jandarma’dan sorumlu müdür yardımcısı itirafçı oldu. İstanbul’daki Astsubay ve Uzman Çavuşlardan sorumlu öğretmen Özgür B. tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Savcılık soruşturma kapsamında Jandarma imamlığı yapan B.’ın ayrıntılı ifadesini aldı. B. ifadesinde, Münir kod isimli imamın Ankara Yenimahalle ilçesinde Lalegül Kavşağı olarak bilinen İl Jandarma Komutanlığı yakınlarındaki 3-4 katlı bir apartman dairesinde takıldığını, en son 2012 yılı içerisinde kendisini gördüğünü aktardı. Münir’in jandarma bölge temsilcisi olduğunu kuvvet imamına bağlı çalıştığını söyleyen B., Ankara Beytepe’de bulunan Jandarma Astsubay okulundan mezun olan örgüt personeli ile burada tanıştırıldıklarını aktardı. Personelle her 30 Ağustos’ta okullarından mezun olmadan önce ‘devir teslim’ adı altında toplantı yaptıklarını anlatan Özgür B. kendisinin de 2012 yılında bu toplantılara katıldığını, toplantılara yalnızca müdür ve müdür yardımcılarının katıldığını beyan etti. Savcılık, bunun üzerine B.’ın Ankara’daki örgüt üyeleriyle toplandığı bu eve yoğunlaştı. Tutuklu bulunan Özgür B., bu evi tarif edebileceğini söylemesi üzerine Ankara’ya götürüldü. İfadesinde bahsettiği yerin Tepealtı Mahallesi İvedik Caddesi’nde bulunan bir ev olduğu belirlendi. Bu evin daha önce gizli tanık ‘Şapka’nın 15 Temmuz darbe girişimi öncesi darbeye hazırlık toplantılarının yapıldığı yer olarak gösterdiği yerle aynı olduğu ortaya çıktı. Gizli tanık Sel’in ifadesinde, Jandarma imamı B.’ın da örgüt evi olarak kullanıldığını deşifre ettiği evde, darbe girişimi öncesi toplantı yapıldığı belirlenmişti. Darbe girişimi öncesi Ankara’da aralarında sivil imamların ve askerlerinde bulunduğu çok sayıda kişinin yer aldığı kritik toplantılar yapıldığı kamuoyuna yansımıştı. Özgür B., ifadesinde örgütün özellikle Jandarma yapılanmasındaki isimleri savcılıkla paylaştı. Savcılık bunun üzerine örgütün Jandarma yapılanmasına ait bir şemayı soruşturma dosyasına ekledi. B., astsubay ve uzmanlardan sorumlu müdür yardımcısı Murat B., Jandarma İstanbul Anadolu yakası abilerinden öğretmen Evren P.’ın ismini verdi. Ayrıca P.’ın sorumluluğunda Jandarma Astsubay Muhammet A., Astsubay Mustafa Ö., abi Reşat Ş.’in isimlerini paylaştı. Bu isimlerle ilgili yakalama kararı çıkartılırken, tüm şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi.” şeklindeki bilgiler paylaşıldı.

ABAT: MALATYA VE ZİRVE DAVASI BAĞLANTILARI ARAŞTIRILMALI

Zirve Yayınevi davasında yaklaşık 4 yıl cezaevinde kalan ve beraat eden İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat, 9 yıl sonra ismi yeniden gündeme gelen ve İstanbul’da FETÖ Jandarma İmamı olduğu ortaya çıkan öğretmen Özgür B. ile ilgili olarak, “Savcı Zekeriya Öz, Savcı İsmail Aksoy, Savcı Cihan Kansız, dönemin Malatya Emniyeti ile Özgür B. arasında bir ilişki var mı? Bu isim hakkında Malatya'da yargıçlar şimdiye dek hangi işlemi yaptı? Bilgisayar öğretmeni olan Özgür B.’ın Zirve Dosyası'na giren sahte isimli dijital ihbarlarla bir ilişkisi var mı? Özgür B.'ı aklamak, masum insanları suçlamak için yalancı şahit İlker Çınar'a (Zirve davası gizli tanığı) B.'ı aklayacak ifadeleri kim telkin etti? Özgür B., Malatya ve Mersin Jandarma'ya yapılan operasyonun neresinde? Zirve kumpasındaki önemli isimlerden birisi bu şahsın ciddi olarak soruşturulmasıyla ortaya çıkacaktır, kriptolar tarafından kapanmazsa. Özgür B.'ın Malatya'da görev yaptığı süre içerisinde kullandığı telefonlarına ilişkin HTS kayıtlarının çıkartılması hayati önem taşıyor. Özgür B.'ın Malatya'da görev yaptığı süre içinde hangi telefonları kullandığı tespit edildi mi? Bu süreçte HTS kayıtları çıkartıldı mı? Özgür B.'ı Malatya'dan kim kaçırdı? Bu şahsın Zirve Kumpasındaki rolü nedir?” şeklindeki soruları yöneltti.

9 YIL ÖNCE RESMİ KAYIDA GİREN FETÖ’NUN ASKERİ OKUL TAKTİĞİ VE YÖNTEMLERİ….

Uzman çavuş Aykut Saka’nın Malatya İl Jandarma Komutanlığında 31 Mart 2008 tarihinde vermiş olduğu “Benim bu anlattığım taktik, teknik ve yöntemler grup içinde bulunduğum sürede bizzat gördüğüm, yaşadığım, yaptığım ve duyduğum hususlardır” dediği FETÖ terör örgütünün askeri okul ve yerleştirdikleri askerlerle ilgili olarak uyguladıkları yöntemleri ifadesinde şu şekilde anlatmıştı:

-Askeri okullara girmelerini istedikleri öğrenciler sınavı kazandığı zaman kendilerine ait olan dershane, okul ve yurt kayıtlarını derhal silmektedirler. Ben 2002-2003 öğretim yılında İstanbul-Şirinevler FEM Dershanesine 1 yıl süre ile devam ettim. Normal dershane ücretinden daha az ödedim. 2004 yılında Uzman Jandarma Okulu’na müracaat ettikten hemen sonra dershaneden kaydımı sildiklerini öğrenmiştim.

-Yazılı sınavı kazanan mensuplarına mülakat sınavıyla ilgili sınavda nasıl davranacağına, sorulara ne tür cevaplar vereceğine ilişkin bilgiler vermektedirler. Mülakatta da yaptırılan spor testlerine yönelik çalışmayı görevlendirdikleri bir abi gözetiminde yapılmaktadırlar. Mülakat sınavına giderken otobüste sınavın yapılacağı şehirde kalınan otelde, hatta sınav yerine giderken Hürriyet, Milliyet türü gazeteleri alıp okumalarını, bu gazete yazarlardan birkaç tanesinin ismini ezberlemelerini telkin etmektedirler.

-Askeri okullara hazırlık döneminde, sınava hazırlanan gruba mensup öğrencilere ‘sakın ha, siz ve aileniz askeri okula hazırlandığınızı, sınava gideceğinizi, çevrenizdeki insanlara söylemeyin.’ şeklinde telkinde bulunmaktadırlar. Bunun amacı; çevremizdeki insanlar bizim Fetullah Gülen grubuna ait okul, dershane ve yurtlara gittiğimizi bilmemesi ve soruşturma esnasında soruşturmayı yapanlara söylemesine engel olmaktır.

-Mülakat esnasında dik durmaları, sakin olmaları, ‘Sen Fetullah Gülen grubundansın, ağabeyler ile görüştüğünü öğrendik.’ tarzında ithamlarla karşılaştığında sakin olunmasını ve ‘Benim abim yok, ben Fetullah Gülen grubunu tanımam, tarzında cevaplar ver, sınavın her aşamasında ağabeyini bilgilendir’ tarzında telkinlerde bulunurlar.

-Gruba dahil olan ve sorumluluğuna her hangi bir askeri personel verilen grup mensupları birbirleriyle cep telefonundan cep telefonuna görüşme yapmazlar, sorumlu oldukları askeri personel ile telefon görüşmelerinde de aynı hususa özen gösterirler.

-Ayrıca cep telefonunu kulaklarına dayamadan yani uzak tutarak konuşurlar. Eğer görüştükleri askeri personel kendilerini cep telefonundan aradığı takdirde derhal kendi kartlarını iptal ederler.

-Genellikle cep telefonunu kendi isimlerine almazlar. Askeri personelin telefon görüşmeleri kontörlü telefondan cep telefonu aramak suretiyle ve kodlu yaparlar. Telefon görüşmelerinde abi hitabı kullanılmaz. Günümüz gençlerinin kullandığı (kanka, dostum, devre vs.) hitaplar kullanılır. Yüz yüze yapılan görüşmelerde cep telefonu ve batarya bir birinden ayrılır ve mümkünse ayrı bir odaya konulur.

-Görüştükleri askeri personele TT.’ye ait telefon kartlarından verilir, askeri personel o karttan sadece kendisinden sorumlu abisini arar, kesinlikle başka kimseyi aramak için kullanmaz.

-Askeri öğrencilik döneminde her öğrencinin bir abisi vardır. Bu abi aynı askeri okuldan başka öğrenciler ile görüşebildiği gibi ayrıca diğer askeri okullarda da sorumlu olduğu öğrenciler vardır. Ancak kesinlikle bu öğrenciler diğer öğrencilerden haberdar değildir.

-Görüşmelerde birebirlik esastır. Kesinlikle iki askeri öğrenci bir araya getirilmez. Askeri öğrenci ile görüşmeye giden abi takibini güçlendirmek maksadıyla başka bir şehre gidiyor ise kesinlikle aynı firmayla üst üste birkaç defa seyahat etmez.

-Öğrenciyi askeri okula hazırlayan kişi öğrencinin intibak kampına müteakip, ilk izne çıktığı hafta sonu o öğrenciyle okul dönemince görüşecek abi ile tanıştırır. İlk görüşmeye müteakip, belki ikinci ve üçüncü görüşme eski ve yeni abi tarafından birlikte gerçekleştirilir. Daha sonra yeni abi ile öğrenci arasında her hangi bir sorun çıkmadığı müddetçe görüşmeler yeni abi tarafından yürütülür.

-Görüşmeler o şehirde bulunan gruba mensup evi mümkünse şehir merkezine uzak bir esnaf abi diye tabir edilen kişinin evinde olur. Esnaf abinin evinde birisi ile karşılaşıldığı takdirde öğrenci üniversite öğrencisi olarak tanıtılarak askeri kimlik gizlenir. Askeri öğrenciye bir kod verilir ve bu ismin Müslümanlığı çağrıştırmayan bir isim olmasına özen gösterilir.

-Görüşmeler herhangi bir aksilik olmaz ise on beş günlük periyotlarla yapılır. On beş günde bir Cumartesi ya da Pazar günü yapılır. Eğer öğrenci her hangi bir nedenle görüşme gününde izne çıkamaz ise bir sonraki gün ya da bir sonraki haftanın Cumartesi günü görüşme muhakkak yapılır. Eğer abi gelemeyecekse bunu Perşembe ya da Cuma günü telefonla kodlu bir şekilde öğrenciye bildirir.

-Askeri öğrenci ile görüşen abi görüşme esnasında bir önceki görüşmeden bugüne kadar geçen sürede okulda görülen dersler, öğretmenle, arkadaşlarla ilgili çok detaylı bir sorgulama yapar. Bu sorgulamada öğretmenlerin ve öğrencilerin hal ve hareketi, adı, soyadı, ahlaki durumu vb. hususları içerir ve öğrencinin bilgileri bir not defterine kaydedilir.

-Abi öğrenciye diğer görüştüğü örenciler hakkında da sorular sorarak görüştüğü öğrencinin güvenirliğini test eder. Ancak görüştüğü öğrencinin diğer görüştüğü öğrencileri öğrenmemesi maksadıyla görüşmediği öğrenci ve öğretmenler hakkında da sorular sorar. Örneğin sorduğu on öğrenciden belki bir tanesi ile görüşüyordur. Ama onu gizlemek için görüşmediği dokuz öğrenci hakkında da soru sorar. Bu sorguda görüştüğü öğrencileri gizleme maksadı yanında kendi gruplarına dahil edecekleri yeni öğrencileri tespit etme amacı da vardır. Görüşmeleri yapan abi öğrencinin durumuna göre değişik zamanlarda öğrenciye harçlık da verir.

-Görüşmeler genelde belirlenen evde yapılır. Öğrenci eve gittiğinde abi evde bekliyor olur. Ara sıra dışarıda da görüşmeler yapılır. Abi buluşulacak yeri öğrenciye kodlu bir şekilde bildirir. Öğrenci görüşme yerine gider ve bekler. Abi öğrencinin görüşme yerine gelmesinden sonra öğrencinin önünden geçer ve geçerken de dikkat çekmeyecek şekilde ‘Beni takip et’ der. Durumuna göre göz temasından olacak mesafede öğrenci abisini takip eder. Bu konuda öğrenci önceden talimatlandırılır. Oturulacak yere kadar takip devam eder. Oturma yerleri seçilirken özellikle askeri öğrencilerin girip çıkacağı mümkün olduğu lüks yerler seçilir.

-Dışarıdaki görüşmelerde abi hitabı kullanılmaz, kod isim ile hitap edilir. Öğrencilik dönemi başladıktan 3-5 ay sonra görüşülen abi haricinde iki kişilik daha önceden görüşülmeyen muhtemelen grupta daha üst düzey sorumlu kişiler tarafından öğrenci detaylı bir sorgulamaya alınır. Bu sorgulama özellikle gruba dahil edilecek yeni öğrencilerin tespitine yöneliktir. Bu sorgulaman önce grupla ilgili motivasyon konuşması yapılır. Bu konuşma dini konulardan, Risale-i Nur'dan, Fettullah Gülen’den bahsedilir. Bu konuşma esnasında bir kişi öğrencinin karşısında çeşitli sorular sorarken, ikinci kişi sürekli öğrenciyi izler, öğrencinin jest ve miniklerinden doğru söyleyip söylemediğinin tespitine çalışır. Sorular soran kişi görüşme esnasında notlar alır. Öğrenci sömestri tatiline ayrılıp memleketine gittiğinde memleketinde bulunan bir esnaf ağabeyinin evinde en az bir kez öğrencilik döneminde görüşen abi ile görüşme yapılır. Bu görüşme ağırlıklı olarak siyasi eğitim şeklinde olur. Bu görüşmede gruplarının ülkede ne kadar güçlü olduğunu ve mezun olduktan sonra görüşmelerin nasıl olacağı, mesleki ve özel yaşama ilişkin öğrenci ile ilgili planlar hakkında olur.

-Okulu kazandıktan sonar öğrenciyle okul süresince nasıl namaz kılacağı, abdest alacağı özel bir görüşmede öğretir. Öğrenci okul süresince tuvalete gitmek için dahi olsa kesinlikle camiye girmemesi konusunda talimatlandırılır. Namaz kılma ‘gözle namaz’ denilen özel ir yöntemle kılınır. Gözle namaz kılacaksın diye direk söylemezler. Peygamberin döneminde örnekler verilerek çeşitli ayetler ve hadisler okunarak bir dini alt yapı hazırlanıp namaz kılma zaruretine öğrenci ikna edilir. Namaz saatlerinin ezbere bilinmesi, sabah namazına ayn saatlerde uyanılmamaması, mümkünse uyandığında belli edilmemesi gibi özel talimatlar verilir. Namaz vakitlerinin kaçırılamayacağı etütte dahi olsa gözle namazın farzının kılınacağı, sünnetin kılınmayacağı talimatı verilir.

-Öğrencinin okulda namaz için suyla abdest alması yasaktır. Abdestin tozla teyemmüm şeklinde alınması esastır. Okul süresince hiçbir dini içerikli yayın kesinlikle alnıp okunmayacağı, okula sokulmayacağı sıkı sıkı öğütlenir. Fetullah Gülen grubuna ait olduğu bilinen hiçbir işyerine girilip çıkılmayacağı konusunda kesin talimatlar verilir. Okul müddetince oruç tutulmayacağı, tutulsa dahi en fazla bir haftalık tutulacağı, özellikle ilk hafta tutulmayacağı talimatı verilir. Meslek hayati boyunca aksi bir talimat verilinceye kadar bu talimat geçerlidir.

-Göreve başladıktan sonra öğrencilik dönemindeki hemen hemen tüm taktik ve teknikler ile kurallar devam ettirilmektedir. Mezun olduktan sonarki mehil izninde öğrenci kampa alınır. Kampta daha yoğun bir siyasi eğitim verilir. Bu eğitim süresi en fazla 3-4 gündür. O günlerde ülkedeki gelişmelere ilişkin grubun görüşleri empoze edilir. Yeni görev yerine ne zaman, hangi ulaşım aracıyla saat kaçta gideceği öğrenilip, kendisiyle sorumlu ağabeyinin nasıl temas kuracağı esasa bağlanır.

-Yeni görev yerine ulaşır ulaşmaz telefon ile öğrenciyle temas kurulur. Buluşma yeri tayin edilir ve yüz yüze görüşme yapılır. Görüşmeler kalabalık olması, göze batmaması maksadıyla tercihen il merkezinde yapılır. Personel müsait olunca abisine kodlu bir şekilde bilgi verir. Bu görüşmede personel uzman çavuş ise astsubay, astsubay ise subay, subay ise kurmay olması yönünde teşvik edilir ve yönlendirilir. Ayrıca ihtisasa geçmesi özelliklede istihbarat ihtisasına geçmesi teşvik ve yönlendirme yapılır. İstihbarat ihtisası için ‘İstanbul’ kod adı kullanılır. Yeni gelen personelin önem arz eden birlik ve görevlerde istihdamı konusunda gayretler sarf edilir. Yine öğrencilik döneminde olduğu gibi birlik personeli, komutanları, sorumluluk sahasındaki halk hakkında personel sorgulanır. (Etnik köken, inanç, gruba yakınlık, içki, kadına düşkünlük vb.) gruba ait olan okul, yurt ve dershane gibi yerlere yönelik bir çalışma yapılıp yapılmadığı hususunda personelden bilgi alınıp, böylece bir çalışmadan haberdar olduğunda derhal bilgi vermesi yönünde talimatlandırılır.

-Uzman çavuşlar için ‘zambak’, astsubaylar için ‘Analitik’ kod adı kullanılır. TSK komutanları hakkında küçültücü, gözden düşürücü çeşitli mesajlar verilir. Kendileri için tehdit olarak gördükleri komutanlarla ilgili personelin zihninde şüpheler oluşturulmaya çalışılır.

-Personel tasarruf yapmaya teşvik edilir, maaşının yüzde 15’i oranından ‘himmet’ adı altında her ay para alınır.

-Eğer personel disiplin cezası alma durumuyla karşı karşıya kalırsa bunu derhal abisine bildirmesi tembih edilir. Bunun için amir üzerinde etkili olabilecek sivil, askeri şahıslar devreye sokulacağı gibi, bu cezanın siciline işlenmemesi yönünde çok güvendikleri gruba çok uzun yıllardır hizmet veren grup mensubu askeri personelde devreye sokulur.

-Benim bu anlattığım taktik, teknik ve yöntemler grup içinde bulunduğum sürede bizzat gördüğüm, yaşadığım, yaptığım ve duyduğum hususlar olup, bu taktik ve tekniklerde görüşülen abiden kaynaklanan farklı uygulamalar olabileceğini tahmin ediyorum."

Burhan KARADUMAN, Yeni Malatya Gazetesi- malatyahaber.com

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

2 yorum yapılmış

  • Isar (7 yıl önce)
    Eeee....
    0
    0
    Yanıtla
  • HÜSEYİN (7 yıl önce)
    HİÇ BİR ŞEY OLMAZDI, ÇÜNKÜ 17-25 ARALIKTAN ÖNCE HER ŞEY SERBESTTİ VE İKTİDAR ZATEN BİLİYORDU..
    0
    0
    Yanıtla