Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Gidenin Ardından

Gidenin Ardından
  • 16.02.2017

Onlar uzun yıllardır TÖTM’de Malatya ve bölge insanına şifa dağıtıyorlar..

Osman KARAKAŞ Yazdı
okarakas@hotmail.com

Özellikle kamu kurumlarında 3 grup insan vardır; 1- Kurumu Sırtlayanlar, 2- Çalışıyor Görünenler ve 3- ‘Araziler (kaytarma- kaytaran anlamında)‘..

Genel olarak ülkemizde 3 grubun birbirinden farkı yoktur çoğu -yönetici değil- ‘idareciler’ için. Hatta, Çalışıyor Görünenler grubundakiler başkalarının fedakârca, vefakârca yaptığı çalışmaları sahiplenir, kendini lanse eder, en iyi konuma gelir, en iyi ücrete ve imkânlara kavuşturulur. Hele bir de yalakalık ve ispiyonculuk var ise işin içinde bu tiplerin önü her zaman açıktır. Bir de bakarsınız büyük ve ciddi bir kurumda üst düzey yönetici olmuşlar hak etmedikleri ve uzmanlıkları yetmese bile. Hatta ve hatta bu tipler “İnsan ilişkileri” olarak yanlış adlandırılabilecek ilişkileri sayesinde vekil hatta bakan bile olabilirler. Aslında bu tiplerin karakteri herkes tarafından bilinir bilinmesine ama bilenler de konjonktür gereği o kişilere saygı gösterir, önünde eğilirler.

Bu açmaz ve ahlaksızlığa bir de ideoloji, parti, tarikat, cemaat, akraba, arkadaş ve son yıllarda moda kavramla “yandaş”lık eklendiğinde ipin ucu çoktan kaçmıştır. Bu tür ilişkilere girmeyenlere ise yaşama hakkı yoktur. Hatta kuru ekmeğe muhtaçtırlar.

TİVİLERDE BİTMEZ REZİLLİKLER
Spor (Futbol) ile birlikte siyasetin toplumun kılcal damarlarına kadar girip genlerini şekillendirdiği Türkiye’de üniversiteler ve bu kurumlardaki kimine göre Bilim İnsanı, kimilerine göre Akademisyenler kimine göre her ikisi sıfatını taşıyan yüzbinlerce insan bulunmakta.

Bunların büyük çoğunluğu yazının girişinde belirtildiği şekilde bulundukları konumlara gelmiş. Bunu o camiadaki herkes bilir. Sayısı bir kaç bin civarındaki üniversite hocasının da yurt dışında dilini bilmedikleri ülkelerde para ile diplomaları alıp bugün Türkiye’de önemli konumlarda oldukları ve sözde öğrenci yetiştirdikleri bir sır değil.

Geçenlerde bir tivi kanalında, ders kitaplarından Evrim Teorisi’nin çıkarılması tartışılıyor. Nedendir bilinmez açık oturuma çağrılan 6 kişiden 1’inin tarihçi olduğu ortaya çıkıyor. Oturumun başından itibaren kurduğu cümleler, yaklaşım ve nedenleri ile dikkat çeken bu şahıs bir üniversitede Prof. Dr. dersler veriyor! Biyolog bir akademisyen dayanamayıp soruyor:
– Afedersiniz. Uzmanlık alanınız nedir?
Bana göre ilkokul öğretmenliği yaptırılması bile sakıncalı bu sözde hoca kısa bir duraksamanın ardından yanıtlıyor:
– Siz beni burada rezil etmeye mi çalışıyorsunuz? Söyleyeyim. Ben aslında tarihçiyim. Fakat fakültemizde antropoloji dersi verecek kimse olmayınca benden istediler ve ben de 1 ay hazırlandım, çok kitap okudum, konuyu yaladım yuttum!

Konu ile ve vermemesi gereken ders ile de ilgisi bulunmayan bu akademisyen 1 ay içinde antropoloji okuyarak genetiği, evrimi, doğal seleksiyonu yalamış yutmuş.

Böyle bir akademisyenin vereceği derslerden ve bilimsel çalışmalarından (var ise) ne bekleyebileceğinizi sizler düşünün.

Tiviler bu gibilerle dolu.

KALBİMİ TUTANLAR
Gelelim Malatya ölçeğine. Bir kaç yıldır yazmayı düşündüğüm ancak “yalakalık” olarak adlandırılmasından endişe ettiğim bir yazıyı şimdi yazmanın uygun olacağına karar verdim.

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nin tanıma fırsatı bulduğum iki marka ismi; Ramazan Özdemir ve Bektaş Battaloğlu (yandaki fotoğrafta). Her ikisi de tıp doktoru ve akademisyen. Birçok bilimsel çalışmada da yer almış kişiler. Birisi; Kardiyolog, diğeri; Kalp Damar Cerrahı. Uzun yıllardır Malatya’da Malatya ve bölge insanına hizmet veriyor, şifa dağıtıyorlar. Hatta yabancı ülkelerden hastalara. Karaciğer Nakli ile Merkez’in önemli bir noktaya gelmesinde büyük katkıları olduğunu bildiğim Prof. Dr. Sezai Yılmaz’ı da mutlaka saymak gerekir. İnanıyorum ki birçok branşta işini yeminine bağlı kalarak tamamen bir şifacı hekim ahlakı ve özverisi ile yıllardır o kurumda görev yapanlar var. Ancak birebir ilişkim olması ve Ramazan Özdemir’in ayrılma kararı vermesi nedeni ile 2 kişiyi burada gündeme getirmek istiyorum. Aksi halde onlarca sayfa yazmak gerekir.

Ramazan Hoca, kalbime ilk giren (anjiyo) hekim, Bektaş Hoca da kalbimi özenle ellerine alan hekim (by-pass).

Her ikisinin etrafında yardımcıları, yetiştirdiği ve yetişmelerine katkıda bulundukları çok sayıda hekim ve sağlık personeli var. Onlar da birer şifacı ve sağlık kahramanı.

Halkımızın gözünden kaçan önemli bir nokta var bence. Her iki hekim TÖTM’ndeki işlerinin yanı sıra aynı zamanda Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi ve alanları ile ilgili teorik ve uygulama dersleri veriyorlar, araştırmaları vs yönetiyorlar.

Her ikisi de sessiz sedasız, reklamsız, abartısız programlanmış tedavi, müdahale ve ameliyatların dışında acil vakalara da koşuyorlar, ekipleri ile beraber. Özellikle Nusret Hoca, Necip Hoca, Hasan Hoca, Jülide Hoca, Mehmet Hoca, Nevzat Hoca ile Cengiz Hoca’yı da saymadan geçmek haksızlık olur diye düşünüyorum.

Ramazan ve Bektaş hocalar yoğunluklarına rağmen ricalar ve benim gibi ‘zor’ hastaların bile bitmez tükenmez sorularını büyük bir sabırla dinleyip beyefendi üslupları ile yanıtlamaya da özen gösteriyorlar.

Birçoğunun yaptığı gibi parti parti, cemaat ve tarikatları ziyaret edip bağlılıklarını bildirmiyorlar, biat etmiyorlar. Birer bilim insanı, vefakâr hekimler olarak sırtlarındaki onlarca yükü taşımaya çalışıyorlar. Bugüne kadar başarı ile taşıdıkları açık ve seçik ortada. Türkiye genelinde popüler olan birçok şarlatan gibi sık sık tivilere çıkıp prim yapma ve cebini doldurma yollarına da hiç tevessül etmediler. Ekranlarda boy gösterenlerin yaptıklarını aslında herkes yapar. Ana fikirleri; “Ben demiyorum. Aha Amerika diyor. Onu ye bunu yeme”. Sağlık Bakanlığı da bir gün çıkıp bunlara; “Eyi de sen niye bir şey demiyon? Senin o Amerikalı doktordan neyin eksik. Hıyarın bile binbir çeşidi var iken sen çıkıp DNA’sı ve genleri farklı olan her insana aynı gıdayı tavsiye ediyorsun veya yasaklıyorsun. Üstelik ABD veya bir başka ülkedeki hıyar ile Türkiye’deki hıyar bile farklı iken ve senin bunu iyi bilmen gerekir iken..” demiyor.

MARKALAR
Marka kişi ve kurumlar vardır. Aslında kurumlar kişiler sayesinde marka haline gelir. Cansız bir bina durduğu yerde marka olmaz. Belki mimarisi ile ilgi çeker o kadar.

Malatya TÖTM’inde Ramazan Özdemir, Bektaş Battaloğlu ve Sezai Yılmaz (yandaki fotoğrafta) birer markadır. Kayısının Malatya’nın markası olması gibi. Eğer TÖTM ve Malatya Tıp Fakültesi’nin bir prestiji var ise bu gibi değerli şahsiyetlerin çok önemli katkıları sayesindedir.

Son haber; Ramazan Özdemir’in Malatya’dan ayrılacağı yönündedir. Kararı kesin gibi. Başkaları da benzer kararlar verebilir.

Nedenini sağduyulu bir şekilde araştırmak, kurum ve Malatya için önemlidir.

Eğer yaptıkları işlerin kalitesi bilinen uzmanlar hala Malatya’da görev yapmaya devam ediyorlar ise, her türlü olumsuzluk ve ayak oyunlarına kulak tıkamalarından ve görmezlikten gelmelerindendir. Ancak, sosyal yaşamı yok denecek düzeyde olan, sürekli kendisini baskı altında ve dışlanmış olarak hisseden bir insandan kayda değer bilimsel çalışma beklenemeyeceği gibi verimli eğitim hizmeti ve sağlık hizmeti de beklenemez. Bir süre sonra sağlığını dahi kaybedebilir.

Gerçek bir bilim insanının tek ideali bilimsel çalışmalar, araştırmalar, buluşlar ve yöntemlerdir. Bunun için rutin hizmetlerden soyutlamanız gerekir. Huzuru olmayan bir insan bırakın sağlıklı bir tedavi hizmeti vermeyi, en sevdiği yemeği bile yemek istemez. Hizmet kalitesi ve idari olarak son yıllarda düşüş yaşayan TÖTM için ne yazık ki bir çalışma yapılmadığını görmek Malatya ve sağlık adına üzüntü vericidir.

TEMİZLİK YAPAN PROFESÖR
Kalp rahatsızlığım ile tanıdığım Ramazan Özdemir ile ilgili bir anımı paylaşmanın zamanının geldiğine inanıyorum.

Yaklaşık 6 yıl önce kolundan ameliyat olan kızımın ilk muayenesi/pansuman vs için ilgili servise kayıt yaptırdık. Sekreter bizi pansuman odasına yönlendirdi. Gittiğimizde kimse yoktu. Ancak sedye ve yer tam bir savaş alanı gibiydi. Metaller, kanlı, kirli bezler vs. Dışarıda beklemeye başladık. Gelen giden yok. Hasta olan kızım iyi hissetmeyince, oturacak yer yokluğundan o odaya girip sedyenin köşesine ilişebileceğini önerdim ve o da oraya ilişip beklemeye başladık. Bu arada ben arada bir sekretere gidip bilgi almaya çalışıyorum pansumancı hakkında. Kapı önünde yol gözlerken Ramazan Hoca arkada taraftan göründü. Selamlaştık. Kendi polikliniğinden Anjiyo’ya doğru gidiyordu. Ancak farklı bir servisin koridorundan geçiyordu.

Neden orada beklediğimizi söyledim ve dert yandım.
-Bak Hocam şuranın durumuna. Rezalete bak! dedim.
Ramazan Hoca biraz da mahcup, sanki kendisinin sorumluluğunda ya da kendi biriminde imiş gibi savunmaya geçti gülümseyerek;
-Yok Osman Bey. Öyle demeyelim de.. İlgili arkadaş biraz dağınık çalışıyor, diyelim.
Başladı yerdeki kaba atıkları toplamaya, şoke oldum. Alıp çöp kutusuna attı. Acil işi olduğunu söyleyip koşturarak gitti.

Yerden kanlı, irinli sargı bezlerini toplayan bir Prof. Dr. Kardiyolog, akademisyen ve öğretim üyesi idi. Aynı yakınmayı ilgili servisin bir görevlisine ya da doktoruna söylesem belki de azar işitecektim.

İşte Ramazan Hoca böyle bir kişi.

İstanbul Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gidiyormuş. Gidersen, yolun açık olsun. Malatya ve şifa dağıttığın binlerce insan seni unutmayacak. Unutmayacak insancıl yaklaşımını, güler yüzünü.

Duygularımızı açıklamakta aşırı ketum bir milletiz genel olarak. Bana sorarsanız “odunuz”. Yazmayız iki satır duygularımızı, söylemeyiz büyüklerimize ve çocuklarımıza onları ne kadar sevdiğimizi, bilmeyiz kendi halinde her meslekteki sessiz kahramanların değerini. Oysa küçük bir davranışın, tedbirin ya da müdahalenin bile yüzlerce can kurtardığını, kayıpları önlendiğini ise hiç değerlendirmeyiz, bilmeyiz, farkında olmayız.

İşte gerçek çalışanlar ile çalışıyor görünenler ve kağıt üstünde var olan ‘araziler’ arasında büyük farklılıklar bundandır.

Etiketler: / /

Yorumlar
  1. aliriza doğan dedi ki:

    ramazam hocamın malatyada kalmasını canı gönülden isterem zira ben eski nastası ve lise arkadaşıyım istanbulda ikamet etmekteyim buruaya gelmesi ben ve istanbullura kazanç olur ama malatyamızada büyük kayıp olur .hocam hakında hayırlısı neyse o olsun

  2. Hüseyin dedi ki:

    Osman Bey’in yazdıklarına katılıyorum. Kalan sağlar bizimdir mantığı artık eskidendi. Şimdi gidenlerin bıraktıkları eserlere bakmak gerekiyor bence…

  3. Mehmet dedi ki:

    Malatya’mızın gururu Ramazan Hocayı ne yapıp edip Malatya’da tutmamız gerekiyor. Saygılar

  4. Ömer dedi ki:

    Yanında 1gün çalışma fırsatım böyle bilgili bir hocayı malatya kaybetti yazık

  5. mustafa dedi ki:

    Bizler,hic,birzaman,bilim,ve,tip,alaninda,yetismis
    Insanlarimiza,deyer,vermeyiz,adami,ve,torpili
    Olan,kisiler,makam,sahibi,oluyor,ayrilanlarin
    Arkasinda,konusuruz,

  6. Murat Tek dedi ki:

    Hocanin gitme sebebi bence rektorluk secimleri…
    biliyorsunuz ki rektorluk secimleri artik olmayacak..
    atanma usulu ile biri rektor olacak..
    dolayisiyla ramazan hocamizin da malatya da kalmak icin bir nedeni kalmamis oluyor…
    hoca zaten rektorluk seciminde yaptiklarindan sonra eski durumu da kalmamisti..
    ilerde yine rektorluk olur mu diye dusundugunden kaliyordu..
    netice de rektorluk secimi bitti, ramazan hoca gitti..olay budur..

    1. salih dedi ki:

      Murat bey bilmiyorum siz nekadar Ramazan hocamı tanıyorsunuz o şan şöhret peşinde olan biri değil ona ihtiyacıda yok. Bizde derlerki insanın fikri neyse zikride odur. biz malatyada sahip çıkamadığımıza İstanbulda doğu halkının hepsi sahip çıkar. Siz ve sizin gibiler uyusun

      1. Murat Tek dedi ki:

        Kendisi hem mahalleden hemde cerrahpasa tip tan arkadasim Salih Bey..Sizden daha iyi tanidigim kesin yani…Fatih Hilmioglu hocamizin kendine sagladigi imkanlar ve Malatyasporumuzda basin sozcusu olmasi sayesinde kamuoyunca taninan, isini de yapmaya calisan bir arkadasimizdi. Yaptigi hizmetler icin Allah razi olsun..

        Yazdigim gibi, rektorluge aday oldu, sonra gitti kendisini malatya dan gozyaslariyla ugurlayan sezai yilmaz hocamiz yerine Malatyali olmasi disinda bir vasfi olmayan Cemil Celik’i destekledi. Sonrasinda da kendisine verilen rektorluk sozu yerine getirilmeyince kustu..secimlerde kalkinca gitti…Bazi sartlar saglansaydi kalirdim dedi istanbulda…

        Umraim kim uyuyormus daha iyi anlamistirsniz simdi..sevgiler

  7. mehmet dedi ki:

    sayın rektör ramazan hocayı küstürüp gitmesine mani olun yoksa malatya araştırma ve uygulama hastanesi bir kasaba sağlık ocağına dönerki geri dönüşü olmaz

    1. Murat Tek dedi ki:

      okuyan da diyecek ki sanki turgut ozal merkezini ramazan ozdemir cekip ceviriyor…
      evet isinde iyi, malatyali, basarili, reklamini da iyi yapan bir hocamizdi..gitmesi bir eksiklik yaratir ama sizin ifade ettiginiz gibi soylersek diger hocalarimiza hem saygisizlik hem de ayip etmis oluruz…boyle durumlarda eskilerin deyimiyle bellisizler belli olur…simdi goreceksiniz hastanemizde daha ne ramazan ozdemirler varmis saygilar.

  8. Selcuk dedi ki:

    Rabbim bir isi allah rizasi icin karsiliksiz yapanlardan eylesin ve onlarin yardimcisi olsun .Makalede bahsi gecen hocalardan hic birini tanimam lakin tek amaci insanlarin sifa huzur bulmasi olan herkesten Allah razı olsun.Amacı insanlara sifa vermek degilde para olanlarada fırsat vermesin.

  9. Yaşar KARAASLAN dedi ki:

    Eğitimimizi yerlerde süründürecek, Ekonomimizi gerçek yatırımcıyı kaçıracak ve teşvik- hibe gibi himmetler bekleyerek sürdürecek yöneticilerimiz varken; Bizim Ramazan Hocalara, Sezai Hocalara Bektaş Hocalara, ve Mesut Hocalara, Fatih Hocalara ve onlar gibi Vatanını, Milletini ve İşini sevenlere ihtiyacımız var mı ki Sevgili Osman Kardeş?

  10. Akın dedi ki:

    Hoca Malatya için çok büyük bir kayıp. Bunun sebebi olanlar bunun vicdanıyla boğulacaklar. Hoca kalp nakil merkezi isterken yapmazlarsa oda gider tabi. Bi sahip çıkamadılar MAlatyanın kalbine. Özellikle eski rektör . Hoca devlet üniversitesine gidiyor paraya değil. Malatyayı hiç bırakmayacak birine bıraktıranlar utanın bence.

  11. mehmet dedi ki:

    Malatyanın yetiştirdiği böyle değerli ,medar-ı iftiharımız bilim adamlarına sahip çıkılmaması bizleri derinden üzüyor.Turgut Özal Tıp Fakültesine çok büyük hizmetleri olmuştur.Hocamız Malatyayı ve Malatya İnsanlarını seven,değer veren bir bilim adamıydı.Malatyayı terk etmesine sebep olanlara yazıklar olsun.Hocamızın yolu açık olsun.

  12. Vatansever dedi ki:

    Yakında bu günleri arayacaksınız. Ben yorumlarımda Nisa 58. ayeti vermekten bıkmayacağım. Yanlış yapanlardan – işin ehli olmayanlardan hesap sorulmadığı sürece düzelmeyizzzzzzzzzzzzzzzzz. Rabbim Kuran’ında geçmişi örnek alın diyor. Ders alın diyor. Tarih bunu böyle yazmış.

  13. Fevzi Çelik dedi ki:

    Osman bey vefa adına iyi hoş güzel biri yazı yazmış.Lakin yazıda parti cemaat tarikat ve bazı hocalar eleştirisi ile tertemiz bir yazıya leke sürmüş. Birilerini öteki yapmadan eleştirmeden de güzel yazı yazılır be güzel kardeşim. Bu güzel yazıya yakışmamış

    1. Malatya dedi ki:

      İşine gelirse gelmezse yol al

  14. darkstar dedi ki:

    Bahsettiğiniz 2 doktor hakkında anlattığınız hikayelerin ışığında 2 farklı anım var ama buraya yazsam yayınlanmaz. eğer tötm den ayrılıp özel bir hastahaneye ya da üniversiteye gidiyorsa para için gidiyordur. yok ama devlet üniversitesine gidiyor ya da kaldığı yerde hizmete devam ediyorsa fedakarlığından dır. Allah ellerine düşürmesin onlarsız da bırakmasın. giderlerse yolları açık olsun kalırlarsa Allah razı olsun…

  15. K.Turgut Göle dedi ki:

    “Bir Malatyalı olarak yetiştirdiğimiz değerlere sahip çıkamamak beni kahrediyor. Ramazan Özdemir Malatya’nın medar-ı iftiharıdır. İnönü Üniversitesinin yüz akıdır. Gitmesine sebep olanlara yazıklar olsun. Gidip gitmeme tercihiyle karşı karşıya kaldığı durumu bilmiyoruz lakin tahmin etmek güç değil.

  16. Hakan dedi ki:

    O kadar değişik habere onlarca yorum yapılıyor. Malatya’nın bir markası ile ilgili yazılan böyle bir yazıya tek bir satır bile yazılmaması ne acı. Malatya’nın ahde vefası da bu kadarmış demek ki. O, önce bir Malatyalı, bir abi, bir kardeştir. Sonra çok iyi bir doktordur. Önce anjio yapan kişi değil, sizi dinleyen, dersinize ortak olan kişidir.Bu kent seni unutmayacak hocam. Osman Bey size de bu güzel anlatımınız için teşekkürler. Kaleminize sağlık.

  17. Murat dedi ki:

    Allah hocamdan razı olsun emeği ölçülemez.gitmekte geç bile kaldı.bu memlekete ne yapsa boş çünkü.insanıyla hasüt bi memleket Malatya!

  18. Turgut ÖZMÜŞ dedi ki:

    Üstadım çok güzel özetlmişsiniz,Kaleminize ve yüreğinize sağlık,Bu değerleri; Malatyamızda tutamayan herkes utanmalıdır ?,

  19. Ahmet dedi ki:

    Sahipsiz Malatya 15 Yılda ne hale geldi.
    İnönü ve CHP dönemi,
    Turgut Özal ve ANAP dönemi Türkiye bürokrasisinde etkin olan Malatya artık kendi evlatlarına bile sahip çıkamıyor.
    Aslanın kediye boğdurulduğu bir şehir oldu.
    Malatyadaki kamu kurum ve kuruluşlarında memleket ve Liyakatın yerini siyaset biat eden alıyor.İşte bu eser 15 yıllık siyasetin eseridir.Adı büyük kendi küçük şehrin STK başkanları başta olmak üzere Malatyalı uyan artık memleketine sahip çık.yarın artık çok geç olmasın.

  20. Hayri Bozbaş dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş elinize sağlık.
    Böylesi değerlerimizi sonuna kadar harcamaya devam ediyoruz, Malatya’ya da kala kala arazi kafalılar kalıyor.

  21. yunus dedi ki:

    Evet önceleri kardiyoloji bölümü gerçekten harikaydı. güzel şeyler yapılırdı doğru. Ama şimdi gelin servisin halini görün günlerdir yatan hastalar doktor yüzü görmüyor. Serviste derdini anlatacakları bir asistan doktor dahi yok. Tıp öğrencisi var oda ben bilmem etmem .VALLAHİ İÇLER ACISI GİDİN GİZLİCE SORUN HASTALARA.

    1. rıdvan karakaplan dedi ki:

      sayın karakaş yıllardır beyin göçü veren ilimizden asli unsur önce insan sonra bir akademisyen olan ramazan hocanın ayrılması üzücüdür altında yatan nedenlerden malatya halkının hepsi kendini sorumlu hissetmelidir yüreğine sağlık saygılarımla

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."