You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim


Opel Reklam
Malatya Haber -

Gizli Tanığın Koruma Kararı Kaldırıldı

Gizli Tanığın Koruma Kararı Kaldırıldı
  • 01.03.2016

Zirve Yayınevi Davasının 110. duruşması yapılarak, duruşma eksikliklerin giderilmesi için 29 Nisan 2016 tarihine ertelendi. Duruşmada davanın gizli tanığı İlker Çınar hakkındaki tanık koruma kararının kaldırıldığı ortaya çıktı.

Malatya’da 17 Nisan 2007 tarihinde 3 misyonerin öldürülmesi olayını kapsayan Zirve Yayınevi davasının 110. Duruşmasına Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya tutuksuz sanıklar Mehmet Ülger, Haydar Yeşil, Ruhi Abat, Abdullah Atılgan, Murat Göktürk, Levent Ercan Gelegen, Hüseyin Yelki ile elektronik kelepçe ile evlerinde adli kontrol altında tutulan cinayetin failleri Emre Günaydın (fotoğraftaki), Salih Gürler ve Abuzer Yıldırım duruşmaya avukatları ile birlikte katılırken, duruşmaya yine cinayetin asil faillerinden olan ve elektronik kelepçe ile evlerinde adli kontrol tabi tutulan Cuma ÖVzdemir Darende Adliyesi’nde, Hamit Çeker ise Elbistan Adliyesinde görüntülü sistem üzerinde katıldılar. Davanın tutuklu sanığı Varol Bülent Aral ise duruşmalara mahkeme kararı ile alınmıyor. Duruşmaya mağdurların avukatları ile Protestan cemaatinin temsilcileri de katıldılar.

Mahkeme Başkanı Vedat Koç, talepler üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM Şubesinde görevli iken Zirve Yayınevi dosyası için Malatya Adliyesine görevlendirilen emniyet mensuplarına ilişkin listenin dosyaya geldiğini, bilirkişi incelemesi için İstanbul Adliyesine gönderilen flash bellek ve hard-diskin bilirkişi listesinde teknik bir üniversiteden dijital deliller üzerinde uzman bilirkişi bulunamadığından yapılamadığının bildirildiğini, Poyrazköy davası kararının bir örneğinin mahkemeye gönderildiğini ve dosyaya eklendiğini, 17-25 Aralık davası iddianamesinin geldiğini ve dosyaya eklendiğini, Dink Cinayeti iddianamesinin geldiğini ve dosyaya eklendiğini, Dink Cinayeti Davası iddianamesinde geçen Zirve Yayınevi Cinayeti ile ilgili 79 adet belgenin geldiğini ve dosyaya eklendiğini belirtti.

Ayrıca; Malatya Emniyet Müdürlüğü’nün dava dosyasında sanık İlker Çınar ile ilgili ifadeleri ve dava dosyasının iddianamesini talep ettiği ve söz konusu istenen belgelerin verildiği, yine İstanbul Cumhuriyet başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosundan dava dosyasının bir örneğinin istendiğini ve dosyanın gönderildiği de kaydedildi.

Duruşma savcısı Cumhuriyet Savcısı Burhanettin Olğun, dava dosyası ile ilgili olarak yeni bir esas hakkında mütalaa hazırlanmakta olduğunu ve bu nedenle mütalaanın hazırlanması için ek süre verilmesini talep etti.

Duruşmada söz alan Mehmet Ülger, “talebimiz üzerine İstihbarat Daire başkanlığı bünyesinde kurulan C5 bürosunda Hrant Dink cinayeti davası kapsamında el konulan belgeler arasında Zirve Yayınevi cinayeti ile ilgili bilgi ve belgeler talebimiz üzerine mahkeme dosyasına geldi. İddia makamının ve iddianameyi hazırlamak üzere İstanbul’dan görevlendirilen özel ekibin devşirme yalancı tanıklara ‘mehmet Ülger7in sözde celse-celse duruşmayıtakip ettirip üst makamlara rapor ettiği’ yalanını niçin söylettikleri dava dosyasında gelen 87 adet belge ile daha net olarak anlaşılmış durumdadır. Gerek cinayet öncesi ve cinayetin eşlendiği dönem, gerekse cinayet sonrasında Malatya İl Emniyet İstihbarat şubesi tarafından Ramazan Akyürek7in yasadışı olarak oluşturduğu C5 Bürosuna gizil olan ve sanık ve mağdurlar ile avukatlarının dışında hiç kimsenin ulaşamadığı duruşma tutunakları, mahkemece dinlenilmesine karar verilen şahıslar, talep dilekçeleri, mahkemenin yapmış olduğu tüm yazışmalar ve cevapları, hem rapor haline getirilmiş, hemde belge olarak rapor ekinde hiçbir yasal hakları olmadığı halde aralarında oluşturdukları örgütsel bağ ve vasıtasıyla yasadışı oluşturulan kumpas merkezine gönderdikleri tespit edilmiştir. Mahkemeye sunulan talep dilekçeleri ve alınan kararlar neden bu yasadışı oluşturulan C5 bürosuna gönderilmiştir. Bu olayda ihmali veya parmağı olan Fettullahcı Terör Örgütü ile ilgili delillere ulaşılmasının önlenmesi ve bu konuda erkenden tedbir alınarak delillerin karartılmasının amaçlandığı da muhakkaktır. Bunun spesifik bir örneğide Adem Yavuz Aslan’ın İlker Çınar’ı 6 Haziran 2008 tarihinde Tarsus’taki evinde biri silahlı 2 kişi tarafından tehdit ettirdiğine ilişkin Haydar Yeşil’in defterine yazmış olduğu defter ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal daire Başkanlığınca düzenlenen raporun dava dosyasına girmeden İlker Çınar’a raporun önceden verilerek buna karşın tedbir aldırılması bu örgütlü yapının niyet ve maksadını ortaya koymaktadır. Bu büro tarafından da sahte ihbar mektupları devşirilmiş gizli ve açık tanıklarla misyonerlerin 21 Aralık 2007 tarihinde İstanbul’da yapmış oldukları toplantıda ‘Kutsal hizmet misyonu ağı’ belgesi adı altında aldıkları karar doğrultusunda davayı istedikleri formasyona çektikleri anlaşılmaktadır. Davada cinayetten çok misyonerliğin yargılandığı yaygarası koparılarak Zirve Yayınevinde ele geçirilen milyonerlere ait içerisinde AK Parti ve kabine üyelerinin ve bir kısım vatandaşlarımızın fişlenmesine ilişkin fişleme dosyalarının da yer aldığı 16 klasör dosyanın başlangıçta dava dosyasından çıkartılmaya çalışıldığı, bunu beceremeyince İlker Çınar’a bu belgelerin Hüseyin Yelki’ye cinayetten önce yayınevine koydurulduğu yalanı söyletilmiştir. Başta Malatya, Diyarbakır, Van, Siirt, Hatay illeri olak üzere bölgedeki tüm illerin İl Emniyet Müdürlüklerince misyonerlerin takip edildiği dosya içerisinde yer alan belgelerden anlaşılmaktadır” ifadelerini ileri sürdü.

Sanık Haydar Yeşil ise, “TUSHAD belgelerinin dosyaya girdiğine dair bir karar yoktur. Tanık Koruma daire Başkanlığının bir kısım belgelerin doğrudan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği yönündeki yazısı doğrultusunda teslime ilişkin bir tutanak olup olmadığı hususunun Malatya cumhuriyet Başsavcılığından sorulmasını talep ediyorum” dedi.

“HIRİSTİYAN DÜNYASINI TÜRKİYE’NİN ÜZERİNE GÖNDERMEK İSTEDİLER”
Sanık Ruhi Abat ise, “Özellikle Malatya’da görevlendirilen emniyet mensuplarının hangi amaçla görevlendirildiği hususlarının araştırılması gerekir. Çünkü daha ikinci iddianamenin ilk duruşması yapılmadan önce 1 Kasım 2007 tarihinden itibaren Malatya’ya bu görevliler gelmeye başlamışlar. Yine 39. Celseye kadar tüm duruşmalara ilişkin istihbarat raporları dönemin İstihbarat Şube Müdürleri tarafından İstihbarat daire Başkanlığına gönderilmiş ve oradan da illegal bir şekilde C5 büroya transfer edilmiştir. Bu kadar belge akışına rağmen C5 büro tarafından yapılan hiçbir işleme rastlanılmaması da manidardır. C5 büroya gönderilen bu ve benzeri belgelerle Türkiye’nin başına bela edilen birçok olay çıkarılmıştır. C5 büronun mevcut dosyaya müdahalesi bulunup bulunmadığı hususu da araştırılmalıdır. Gerekiyorsa o soruşturmayı yapan savcıya bu husus sorulmalıdır. Zirve Yayınevi cinayeti de dahil Hrant Dink ve Rahip Santoro cinayetlerinin aynı yerden hazırlanarak yapıldığını ve amacının ülkeyi zor durumda bırakmak olduğunu düşünüyoruz. Bu cinayetler arasında bir illiyet bağı gözüküyor. Bütün bu fitneyi C5’de aramak lazım. Rahip Santoro Katolik, Hrant Dink Ortadoks ve Ermeni, Zirve Yayınevindeki 3 misyoner Protestan. Bu cinayetleri işlemenin sebebi bütün Hıristiyan dünyasını Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükümeti aleyhinde uluslar arası alanda kışkırtmaktır. Ergenekon davası ile orduyu hükümet aleyhine kışkırtamaya çalıştılar” diye konuştu.

Sanık Abdullah Atılgan ise, “Aleyhime Taraf Gazetesi’ne gönderilen e-mail 20 Kasım 2008’de gidiyor. Emniyet birimlerince 5 Aralık 2008 tarihinde maille ilgili olarak araştırma yapmasına rağmen, müdahil vekilleri mailin gönderilmesinden 1 gün sonra 21 Kasım 2008 tarihinde bu mailden ne şekilde haberdar oldukları hususunun araştırılmasını talep ediyorum. Ayrıca, dönemin Emniyet İstihbarat Müdürünün dava evraklarını Van, Gaziantep gibi alakası olmayan illere niçin gönderdiği hususunun da araştırılmasını talep ediyorum” dedi.

GİZLİ TANIĞIN, TANIK KORUMA KARARI KALDIRILDI
Ruhi Abat’ın avukatı Yasemin Hamamcı, “Tanık Koruma dairesi Başkanlığı tarafından savcı İsmail Aksoy’a teslim edildiği belirtilen belgelerle ilgili araştırma yapılmasını talep ediyoruz” dedi.

Hurşit Tolon’un avukatı İlkay Sezer ise, “Türk Silahlı Kuvvetlerini ilgilendiren davalardan bir tek bu dava kaldı. İlker Çınar’ın tanık koruma tanımından yararlanması için alınmış her hangi bir mahkeme kararı yoktur. İlker Çınar, tanık koruma kapsamında korunan bir tanık değildir. Duruşmalara katılmasını talep ediyoruz. Tanık koruma kanunu kapsamında bulunan tanıklarla ilgili olarak rehberlik ve psikolojik danışman uzmanlar tarafından düzenlenen raporların tamamının dosyaya celbini talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme heyeti, duruşmaya 15 dakika ara vererek, ara kararlarını açıkladı. İlker Çınar’ın duruşmalara celbi talebeni red eden Mahkeme heyeti, davanın aynı zamanda sanığı olan gizli tanık İlker Çınar ile ilgili olarak tanık koruma kararının kaldırıldığına ilişkin yazının mahkemeye ulaştığını ve niteliği gereği tanık koruma kararlarının saklandığı özel kartonda gizli olarak saklandığının anlaşıldığını açıkladı.

Hard-disk ve flash belleğin yeniden bilirkişiye incelemesinin yaptırılmasına karar veren Mahkeme Heyeti, Ruhi Abat ve Mehmet Çolak için yurtdışı yasağı kaldırılması taleplerini red etti.

Mahkeme heyeti, duruşmalara almadığı tutuklu sanık Varol Bülent Aral’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 29 Nisan 2016 tarihine erteledi.

Yeni Malatya Gazetesi- malatyahaber.com

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."