You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

Hayalleri Olmayan Geleceği Nasıl Kurabilir ki..!

Hayalleri Olmayan Geleceği Nasıl Kurabilir ki..!
  • 26.12.2015

Doğan Yayın Holding (DYH) ‘nin dün Malatya çıkarmasını Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesine taşıyan M Y. Yılmaz’ın izlenimleri şöyle;

MALATYA denilince çoğumuzun aklına şarkı olarak ‘Malatya, Malatya bulunmaz eşin’ gelir, bense Malatyalı Fahri’nin şarkısını mırıldanırım içimden: Sarı kurdelem sarı / dağlarda gördüm yari…

Uçağımızın tekerlekleri Malatya Erhaç Havaalanı’na değdiğinde dilimde yine bu şarkı vardı.

Doğan Yayın Holding’in ‘Anadolu’daki Avrupa’ toplantılarının ‘Malatya Buluşması’ bir mutlu tesadüf eseri, 4 Ekim gününe denk gelmişti.

Ve konu da kaçınılmaz olarak bir gün önce Lüksemburg’da olup bitenlerin ilerideki yaşamlarımıza nasıl yön vereceğinde düğümlendi.

Toplantımız, Anadolu’da benzerlerine az rastlanacak mükemmellikteki bir salondaydı.

İnönü Üniversitesi’nin salonunu dolduranlar arasında sadece sanayici ve tüccarlar değil, öğrenciler ve öğretim üyeleri de vardı.

Gördüğüm şey şu oldu: Türkiye bir gün önce AB’nin aday üyesi olduğunu dünyaya ilan etmiş ve fakat kimse bundan dolayı en ufak bir heyecan duymuyor!

Özellikle de gençler!

Hayallerinde önlerinde açılacak Avrupa kapıları yok. Orada master yapmak, orada iş bulmak, yeni bir hayat kurmak yok.

Düşünüyorum da galiba günümüz gençliğinin hiçbir hayali yok!

Hayali olmayan bir gençlik.

Hayali olmayan bir insan kendisine nasıl bir gelecek kurabilir ki?

Tamam, bizim kuşağımız gibi büyük hayaller kurup birbirlerini öldürmesinler ama bu yaşta hayalsiz de yaşanmaz ki!

Konuştukça Malatya’daki işadamlarının daha büyük hayalleri olduğunu fark ediyorum.

Kayısı unu yapmaktan, kayısı pekmezinin patentinden, kayısı cirosunu dörde beşe katlamaktan söz ediyorlar.

Pamuk yetişmeyen bir ovanın orasına burasına dağılmış dev fabrikalarda, dışardan getirilen pamukla iplik yapıp, denim kumaşı üretmelerinden de belli oluyor bu durum.

Yemekte, İnönü Üniversitesi’ni bitirmiş çok genç bir ‘tüccar’ ile konuşuyorum.

Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, cep telefonu ithal edip bütün bölgeye dağılmış mağazalarında sattığını anlatıyor.

Ona soruyorum: Bu bölgede en çok hangi tip telefon ilgi görüyor?

Düşüncem o ki biraz eski de olsa ucuz modeller burada daha çok iş yapabilir.

Yanıtı şöyle: ‘Bizim hemşerilerimiz en son model hangisiyse onu almak ister. Yeni model gelince, eskilerini satmak çok zor oluyor.’

Doğu’nun insanı belli ki yaşamında sadece yenilik istiyor.

Üniversite binasında kurulmuş İnönü Müzesi, bize Türkiye’nin çıktığı büyük yolculuğun nereden ve hangi şartlar altında başladığını bir kez daha hatırlatıyor.

Havaalanına doğru giderken o büyük devrimcileri anıyorum bir kez daha.

Bugünlere onlar sayesinde geldik, nur içinde yatsınlar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."