Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

“Hayatları Tehlikeye Atılıyor..”

“Hayatları Tehlikeye Atılıyor..”
  • 27.12.2015

Malatya’da 1’i Alman 3 kişinin öldürüldüğü Zirve Yayınevi davasının 44. duruşması yapıldı.
 
Malatya’da 18 Nisan 2007 tarihinde Zirve Yayınevi’nde Alman Tilman Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel adlı 3 misyonerin öldürülmesiyle ilgili davanın 44. duruşması Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Sanıkların savunmaları ve çapraz sorgularının gerçekleştirildiği duruşmaya sanıklar Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Cuma Özdemir, Hamit Çeker, Salih Gürler, Varol Bülent Aral, emekli Kurmay Albay Mehmet Ülger, Binbaşı Haydar Yeşil, Ruhi Abat, Murat Göktürk, Abdullah Atılgan, Adil Akçay, Adem Gedik, Levent Ercan Gelegen, Aykut Saka ve Hüseyin Yelki katıldı. Ek iddianamede 1. sırada sanık olarak gösterilen emekli Orgeneral Hurşit Tolon ile iddianamede itiraflarda bulunan sanık ve tanık İlker Çınar duruşmaya katılmazken, tutuksuz sanıklar Kürşat Kocadağ ve Mehmet Gökçe ise duruşmalara mahkeme kararı gereğince gelmedi. Duruşmaya Suzanna Geske, tarafların avukatları ile bazı sanık yakınları da katıldı.
 
Duruşmada ifade veren ve o dönem Malatya İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şubesi’nde uzman çavuş olarak görev yapan sanık Adem Gedik, üyesi olmakla suçlandığı TUSHAD ile bu örgüte bağlı olduğu iddia edilen ‘Beyaz ve Siyah Kuvvetleri’ ilk kez dava kapsamında öğrendiğini söyleyerek, “Haber elemanlarına para ödediğim söyleniyor. Bir uzman çavuşun bir kuruş ödeme yetkisi yoktur. Benim dışımda gelişen olaylar bana yansıtılmaya çalışılıyor” dedi. 
 
Kendisine yöneltilen bazı iddialara ilişkin belgeleri mahkemeye sunan Gedik, söz konusu iddiaları reddetti. Gedik, üst-ast ilişkileri kapsamında kendisine verilen emirleri yerine getirdiğini ifade etti.
 
Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa’nın “Şehir merkezinde sürekli cirit atmışsınız. Kırsala gitmemişsiniz. Şehir merkezi emniyetin sahası. Siz kendi muvazatlarınızı okumuyor musunuz? Haber elemanı ödeme miktarlarında misyonerlik takipleri ile ödemeler daha çok. PKK ile ilgili haber elemanlarına daha az ödeme yapılmış?” şeklindeki sorusu üzerine sanık Gedik, kendisine verilen emirleri yerine getirdiğini söyledi.
 
Mahkeme Başkanı Kısa’nın İnönü Üniversitesi’nde görevli tutuklu sanık Ruhi Abat hakkındaki “Ruhi Abat neden sık geliyor, jandarmada uzman çavuş mu?” şeklindeki sorusuna da Gedik, “Ruhi Abat, üst makamların emri ile Alay’da misyonerlikle ilgili seminer verdi” yanıtını verdi. Sanık Gedik, sanık Ruhi Abat’ın “Benden en küçük bir misyonerlikle ilgili belge aldınız mı?” sorusuna “Hayır” cevabı verince araya giren Mahkeme Başkanı Kısa, “Büyük belge mi aldınız” şeklinde espri yapınca salonda gülüşmeler oldu.
 
Gedik’in avukatı Mehmet Tuna ise, “İddianame hep olabilirlerle dolu. Ceza hukuku olmuş ile ilgilenir. Zorlama bir suçlama ile karşı karşıyayız” dedi. 
 

Zirve Yayınevi davasında ek iddianame ile yargılanmaya başlayan jandarma personelinden Astsubay Adil Akçay, Cumhuriyet Savcısı’nın jandarmaya çalışan ve aralarında El-Kaide terör örgütü hakkında da bilgi veren haber elemanlarını dava dosyasında ifşa ederek, kendilerini ve haber elemanlarının hayatını tehlikeye attığını iddia ederek şikayetçi oldu. 
 
Malatya’daki Zirve Yayınevi davasının 44’üncü duruşmasında ifade vermeyi sürdüren sanıklardan Jandarma İstihbaratçı Astsubay Adil Akçay, kendisinin Jandarma Komutanlığı’nda Aşırı Sağ Faaliyetler (ASAF) Tim Komutanı olduğunu belirtip, mahkemeye 79 sayfadan oluşan bir savunma vererek okudu.
 
“Misyonerlikle ilgili takip dosyası sadece Zirve Yayınevi ile ilgili değildir. Ben mahkemeye hedef saptırmam için hangi faaliyette bulunmuşum? Hükümetin aleyhinde hiçbir faaliyette bulunmadım” diyen Astsubay Akçay, “İddia makamı hazırladığım bir tek belgeyi göstersin. ASAF haber elemanı ödeme makbuzu 20 iken, fotokopilerle çoğaltılarak dosyaya 48 tane çıkartılarak mahkeme yanıltılmaya çalışılmıştır. Misyonerlikle ilgili olarak 3 haber elemanına 930 TL para ödenmiştir. Haber elemanı isimleri dava dosyasına konularak tüm dünyaya ifşa edilmiştir. Haber elemanlarının hayatları tehlikeye atılmıştır. El-Kaide terör örgütü hakkında bilgi veren haber elemanı da dosyada ifşa edilmiştir. Benim, ekibimin ve haber elemanlarını ve bilgi veren kategori dışı şahısların hayatından iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı ve İstanbul’dan getirilen ekibi sorumludur, şikayetçiyim. Soruşturmaya dahil olmayan özel bilgilerim, banka ve internet şifrelerim dosyaya konularak ifşa edilmiştir. Bu konuda Cumhuriyet Savcısı’ndan şikayetçiyim. Misyonerlikle ilgili bilgi toplamak neden yasa dışı? Misyonerlik aşırı sağ faaliyetlerdir ve bilgi toplanması devlet ve hükümet emridir” ifadelerini kullandı.
 
Astsubay Abdullah Atılgan da savunmasını yapmaya başlayarak, iddianameyi ifadeleri oluşturan sanık ve tanık İlker Çınar hakkında dosyada olmayan bir belge sunarak, “Hakkımdaki suçlamalar somut belgelerden uzak. İlker Çınar’ın yönlendirilmesi ile hazırlanmış. 8 kez İlker Çınar’ın ifadesi değiştirilmiş. Misyonerlikle ilgili olarak görevim, Görev Tanım Formu’nda bulunmaktadır. Bizi yönetenler bunları tehdit unsuru olarak görmüş ve bize emir vermişlerdir. Eğer biz suçluysak, bize emir verenlerde suçludur. Misyonerlikle ilgili olarak bilgi toplamanın suç olduğunu bilmiyordum. Eğer biz suçluysak, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ni imzalayanlar da suçludur” diye konuştu.
 
İddianamenin büyük bölümünde iddia ve ifadesi bulunan sanık ve tanık İlker Çınar’ı 2006 yılında TV’ye çıkarak papazlıktan tekrar Müslümanlığa geçmesini anlattığı programdan sonra irtibat kurarak Mersin’de jandarma haber elemanı olarak kullandıklarını anlatan Abdullah Atılgan, “Haber elemanı teklifini kabul etti, Haziran 2006’dan itibaren resmi olarak haber elemanı olarak göreve başladı” şeklinde bilgi verdi.
 
Atılgan, “Eğer mahkemeye karşı dezenflasyon yaptığıma dair bir tek belge varsa gösterin” diyerek, 26 yıllık asker olduğunu, ancak TUSHAD ile ilgili ismi ilk kez burada duyduğunu kaydetti.
 

Duruşmada savunma yapan Jandarma İstihbaratçı Astsubay Abdullah Atılgan, iddianamede sanık ve tanık olan İlker Çınar’ın jandarmaya haber elemanı olarak çalıştığını ve vasıfsız bir eleman olduğunu söyledi.
 
Davayla ilgisi olmayan haber elemanlarına dosyada yer verilerek ifşa edildiğini belirten Atılgan, dosyadaki sanık Levent Ercan Gelegen’in ise jandarma haber elemanı olmadığını kaydetti.
 
İddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı’nın haber elemanlarına ödenen makbuz sayısını dosyada fazla gösterdiğini ve 69 adet haber elemanı ödeme makbuzundan 21 tanesinin mükerrer olduğunu ileri sürdü. “Makbuzların değiştirilerek sahtekarlık yapıldığını” iddia eden Atılgan, evrak üzerinde oynama yapılarak, makbuz sayısının çoğaltıldığını, tek olan ödeme makbuzunun mükerrer yapılarak mahkemenin yanıltılmaya çalışıldığını 21 tane mükerrer makbuz yapılarak dosyaya sunulduğunu ileri sürdü.
 
Sanık Atılgan şu iddiaları ile sürdü: 
 
“Örgütlü bir şekilde sahtekarlık yapılmış, makbuzların içi değiştirilmiş. Diyarbakır’da görevli iken, Mersin’deki haber elemanı ödemelerini yapmakla gösteriliyorum. Haber elemanı ödemeleri yönetmenliklere göre yapılıyor ve denetim altında.” 
 
Sanık Astsubay Abdullah Atılgan’ın avukatı Faik Demez ise, iddianamenin abesle iştigal olduğunu belirterek, somut bir delilin olmadığını ileri sürdü.
 
Mahkeme Heyeti, duruşmayı 10 Eylül Pazartesi gününe erteledi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."