You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam

Dugun
Malatya Haber -

“Hayretler İçerisinde Kaldım!.”

“Hayretler İçerisinde Kaldım!.”
  • 26.12.2015

 
Malatya Belediyesi’nin sivrisineğe biyolojik yoldan mücadele amacı doğrultusunda, sivrisinek larvalarıyla beslenen Gambusia Affinis türü balıkları, Orduzu Pınarbaşı göletine bırakması ve Belediye Temizlik İşleri Müdürü Şaban Aşıcı’nın, diğer sulara da bu mücadele için balık bırakılacağı yolundaki açıklamalarıyla başlayan tartışmada, bu yönteme karşı çıkan İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. Murat Özmen’den bir açıklama daha geldi.
 
Özmen’in, bu mücadele yönteminin ekosistemi olumsuz etkileyeceği, “Malatya Belediyesi’nin kaş yapayım derken göz çıkardığı” yolundaki açıklamalarına karşı, belediye yetkililerinin bazı bilim insanlarını referans göstererek yaptıkları savunma ve kendisine yönelik eleştiriler üzerine Özmen, malatyahaber.com’a gönderdiği açıklamada şunları söyledi:
 
“2 Ağustos 2011 tarihinde web sitenizde yayınlanmış olan Malatya Belediyesinin sivrisinek ile mücadelesinde sivrisinek balığı olarak adlandırılan ve bilimsel adı Gambusia affinis olarak bilinen bir balık türünün kullanılması konusunda bilinen bilimsel çekinceleri ifade ederek, “görüş ve düşünceleriniz” köşesinde uygulamanın hatalı olduğunu belirten bir yorumda bulunmuştum. Bu yorumum üzerine değerli gazeteci Güler Hazar hanımefendi beni arayarak konu ile ilgili daha ayrıntılı bir bilgi istedi ve bende kısaca halkımızın da kolayca anlayabileceği bir ifade ile, bu yöntemin neden hatalı olduğunu, bu balıkların hangi ekosistemlerde bu amaçla kullanılabileceğini, Orduzu Baraj Göletinde bunun neden uygulanmaması gerektiğini, ileriki yıllarda bu yöntemin Karakaya Barajında yer alan diğer balık türlerini olumsuz etkileyebileceğini, alternatif yöntem olarak bu tip ekosistemlerde kullanışlı yöntemin ne olduğunu kısaca açıklamıştım. Ancak aynı köşede konu ile ilgili yorum ve görüşleri bugün okuduğumda gerçekten büyük bir üzüntü duydum. Bu yorum ve düşüncelerin bir kısmı seviyesiz, kalitesiz, mesnetsiz ve aklı evvel düşünce ve ifadeler olduğundan üzerinde dahi durulmaması gereken üslupsuz yorumlardır. Ancak bu konuda açıklama yapan bir bilim insanının yaptığı yorumu okuyunca de hayretler içerisinde kalmamak olanaksızdır. Eğer dikkatli okunur ise, benim söz konusu açıklamamda sivrisinek mücadelesi ile ilgili olarak hiçbir biçimde pestisitlerden (yani böcek öldürücü kimyasal zehirlerden) söz eden ve bunu öneren bir ifadem bulunmamaktadır. Üstelik Çevre Toksikolojisi ve Ekotoksikoloji Biliminin Türkiye’de yetişmiş ilk bilim insanlarından (hatta ilk) olmam nedeniyle, pestisit kullanımından söz etmem de olanaksızdır. Benim önerim, her mikrobiyoloji profesörünün de iyi bileceği gibi, bu balıklara alternatif oluşturabilecek, ekolojik olarak risk taşımayan ve sivrisinek mücadelesi yanında karasinek gibi haşerelerle de mücadelede etkin olarak kullanılabilecek bir yöntem ile ilgilidir. Bu amaçla Bacillus thuringiensis türü bir bakterinin bir varyetesi tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır ve bende balıklar yerine bu türün kullanılmasının ekosistem dengelerini korumak açısından daha doğru olacağını açıklamıştım. Bu bakteriler çevreye ve hiçbir başka canlıya zarar vermeyen salgıları ile sivrisinek larvasının (kurtçuğunun) daha suda gelişimini tamamlamadan ortadan kalkmasına yol açan mikroplardır ve böylece erginleşemeyen bireyler üretken de olamadığından etkin ve çevreye zarar vermeyen bir mücadele yöntemi ile başarı sağlanabilir. Bu açıklamama karşı her nedense beni sözde yalanlamaya çalışan ve üstelik mikrobiyolog olan bir öğretim üyesinin açıklamaları karşısında halkın doğru ve bilimsel olarak yeterince bilgilendirilmesi amacı ile bu açıklamanın yapılması zorunluluğu oluşmuştur. Bu tip açıklamaların kötü tarafı, önceleri bizi yanlışlamaya ve toplumu yanıltmaya çalışanların daha sonra yanlışları açığa çıkmakta ve toplumda haksızlıkları görülmekte ama iş işten çoktan geçmiş olmaktadır.
 
Diğer taraftan konu ile (bu balıkların ekosisteme zararları) ilgili  o kadar çok bilimsel makale vardır ki, doğru bilgilenmek ve kamuoyunu doğru bilgilendirmek için de bunların doğru olarak okunması gerekir. Konu ile ilgili makalelerin büyük çoğunluğu İngilizce olduğundan, ben bu konuda yazılmış bir Türkçe makalenin ilgili kısımlarını saygıdeğer kamuoyunun bilgisine de sunma zorunluluğu hissettim. Bu makalenin ilgili kısmı da aşağıda bilginize sunulmaktadır.
 
Yazar ve Araştırmacı: Osman ÇETİNKAYA
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü 65080 VAN
Başlık: TÜRKİYE SULARINA AŞILANAN VEYA STOKLANAN 
EGZOTİK VE YERLİ BALIK TÜRLERİ, BUNLARIN 
YETİŞTİRİCİLİK BALIKÇILIK, DOĞAL POPULASYONLAR VE 
SUCUL EKOSİSTEMLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: 
VERİ TABANI İÇİN BİR ÖN ÇALIŞMA
 
Gambusia affinis (Baird and Girard, 1853) POECILIIDAE 
(Sivrisinek Balığı)
 
Habitat ve Hayat Hikayesi: Küçük bir balık olan ( erkekler 4, dişiler 7-8 cm) sivrisinek balığı vivipar, bentopelajik, potamodrom bir türdür, tatlı ve acı sularda 12-29º C sıcaklık aralığında yaşayabilir. Durgun ve çok yavaş akan suları, bol vejetasyonlu havuz, göl ve su birikintilerini tercih eder, küçük böcekler, zooplankton ve detritusla beslenir. Çok düşük ve yüksek sıcaklıklara, düşük oksijene toleranslı oluşu geniş bir iklim aralığında üreyebilen populasyonlar oluşturmasını sağlamıştır. 
Doğal Yayılış Alanı: A.B.D nin güneyi, orta güneyi, Mississipi havzası ve Kuzey Meksika. Sivrisinek balığı geniş ölçüde aşılamalara konu olmuş bir balık türüdür. Sivrisinek ile mücadele amacıyla hemen her kıtaya, ülkeye götürülmüş ve neredeyse global bir yayılışa ulaşmıştır. 
Etkiler ve Değerlendirme: Türün sivrisinek kontrolündeki başarısı tartışmalıdır.Pestisitlerin yoğun biçimde kullanımıyla biyolojik vektör kontrolünde yaralanılan canlılarailgiyi azaltmış görünüyorsa da pestisitlerin birer toksikant olarak etkileri ortaya çıktıkça biyolojik mücadeleye olan ilgi yeniden artamaya başlamıştır (Welcomme 1988). Sivrisinek araştırma ve kontrolü ile ilgilenenler  Gambusia affinis in sivrisinek mücadelesinde kullanımı, çeşitli kaynaklara aşılanması konusunda çok emin iken, balık bilimi ile ilgili çevreler bu türün yerli olmadığı habitatlara aşılanmasına, bu ekosistemlere olan hali hazırdaki gerçek ve potansiyel zararlı etkileri nedeniyle karşı çıkmaktadırlar (Crivelli 1995, Rupp 2005). 
DIAS kayıtlarında bu tür Türkiye sularına bilinmeyen bir tarihte aşılanmıştır, populasyon oluşturmuştur (Crivelli 1995, DIAS 2006) Ancak türün Türkiye’ye 1920-30 lu yıllarda Fransızlar tarafından Hatay bölgesinde sivrisinek mücadelesi amacıyla aşılandığı (Geldiay ve Balık 1988), ve geniş bir yayılışa sahip olduğu görülmektedir (Antalya Havzası, Muğla çevresi, Eğirdir Kovada gölleri, Yuvarlak çay, Dipsiz-Çine çayı, Porsuk BG. Enne BG. Van Gölü havzası, Akşehir gölü) Tür üzerinde detaylı çalışmalar Şaşı ve İkiz (2003, 2004) tarafından yapılmıştır. Dünyadaki istilacı ilk 100 canlı türü içinde yer alıyor, bazı küçük kaynaklarda istila ve dişli sazancıklarla rekabet tehlikesi vardır.
 
Gambusia holbrooki (Girard 1859) POECILIIDAE  (Doğu Sivrisinek Balığı)
 
Habitat ve Hayat Hikayesi: Kücük cesametli ( erkekler 3.5, dişiler 8 cm), bentopelajik, potamodrom tatlı ve acı sularda yaşayabilen, vivipar bir türdür. Orta kuşak sularında ( 15- 35 C) yaşar. Küçük karasal böceklerle beslenir çok küçük yemleri aktif olarak seçebilir Doğal yayılış Alanı:  Kuzey Amerika. Sivrisinek mücadelesi amacıla bir çok ülkeye götürülüp yaygınlaştırılmıştır. 
Etkiler ve Değerlendirme:  Sivrisinek kontrolünde pek az bazen hiç etkisinin olmadığına dair kayıtlar vardır, üstelik aşılandığı yerlerdeki yerli balık türleri üzerinde oluımsuz etkileri söz konusudur, potansiyel olarak zararlı bir türdür (Anon 2006, Crivelli 1995).  G. holbrooki’nin Türkiye sularına aşılandığına dair DIAS kaydı mevcut değildir (DIAS 2006). İznik gölü ve Ömerli BG den bildirilmiştir (Özuluğ et al. 2005a, 2005b). 
 
Web sitenizde yorum yapan öğretim üyesinin geçmişini araştıran ve söylemlerini doğrulamaya çalışanlar keşke benim de geçmişime bir baksalardı:
 
Prof. Dr. Murat Özmen Kimdir?
Aslen Ankara’lı olup, 1984 yılında Hacettepe Üniversitesinden mezun olduktan sonra, 1985 yılından beri yani fiilen 27 yıldır İnönü Üniversitesi Biyoloji Bölümünde hizmet vermektedir. 1990-1993 yıllarında A.B.D. Çevre Koruma Kurumu (U.S.EPA) nda çevre toksikolojisi ve pestisitlerin hedef olmayan canlılara zararları konusunda doktora araştırmalarını yapmıştır. 1995 yılında Yardımcı Doçent, 1998 yılında Moleküler Hücre Biyolojisi Doçenti, 2003 yılında Profesör olarak atanmıştır. Araştırmalarını çevre kirliliği, çevresel kirleticilerin ekosisteme etkileri üzerine yoğunlaştırmıştır. Çevre Kirliliğinin Karakaya’da etkileri konusunda ilk çalışmaları yapan bilim insanlarından olup, uzun yıllar bu çalışmalarını sürdürmüştür. 70’in üzerinde bilimsel yayını bulunan Özmen, iki dönem Biyoloji Bölümü Başkanlığı, bir dönem Adıyaman Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı görevlerinde bulunmuştur. Konusu ile ilgili çok sayıda ulusal ve uluslararası proje yürüten Özmen, halen Alman Bilim insanları ve İTÜ öğretim üyeleri ile ortaklaşa Türkiye kıyılarında Tersane ve Marina kirliliğinin ekosisteme etkileri kapsamlı uluslararası bir projede görev yapmaktadır. Toksikoloji konusunda ulusal ve uluslararası bilimsel toplulukların üyesidir.”
 
ARŞİV FOTO: Prof.Dr. Murat Özmen

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."