Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

“Her Olanda Hayır Vardır”

“Her Olanda Hayır Vardır”
  • 27.12.2015

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık operasyonunu yürüten savcının ifadesi alınan zanlıya, “Efendilerinizin haberi var, gelsin şimdi sizi kurtarsınlar” dediğini açıkladı. Yolsuzluk iddialarını dikkate aldıklarını ve gereğini yaptıklarını anlatan Erdoğan, “Bu olayın eğer olumlu bir yönü varsa o da devlet içine çizmiş paralel devlet olma hevesli bir örgütün neler yapabileceğinin millet tarafından açıkca görülmesi oldu. Bu sürecin en önemli kazancı budur” ifadelerini kullandı. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gazeteci ve yazarlara Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde düzenlenen kahvaltılı toplantıda bir araya geldi. Toplantının başlangıcında açılış konuşmasını yapan Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yaklaşan yerel seçimlere uzanan sürecin son derece zorlu olacağını aylar öncesinden tahmin ettiklerini söyleyen Başbakan Erdoğan, “Esasen bizim 30 Mart seçimlerinin sonucuna ilişkin tereddüdümüz yok. Partimizin bugüne kadarki başarıları, milletimizin artan ilgisi 30 Mart seçimlerinin sonuçlarını şimdiden kestirebilmemizi sağlıyor. Tüm araştırmalarda partimizin oy düzeyini net olarak görebiliyoruz. 30 Mart’ta yine diğer partilere göre açık ara farkla ipi göğüsleyeceğimizi söyleyebilirim” dedi.

AK Parti ve hükümeti yönelik artan ilginin bazı çevreleri rahatsız ettiğini savunan Erdoğan, “Bu belli çevreler kavramının kimleri kapsadığını da sizler benim kadar biliyorsunuz. Türkiye’nin istikrar ve huzur içinde büyümesi kimi rahatsız ediyorsa bu durum kimin çıkarlarına dokunuyorsa onlar bu süreci durdurmanın gayreti içinde girdiler. Aktif dış politikamız, bölgemizde ve dünyada artan gücümüz menfaatleri zedelenen çevrelerde rahatsızlık oluşturdu. Büyüyen ekonomimizin getirdiği enerji ihtiyacı ve attığımız adımlar bu çevrelerde rahatsızlık oluşturdu. Dış ticaretimizdeki artış, yeni pazarlara yönelmemiz yine rahatsızlık oluşturdu. Bunun yanında içeride gerçekleştirdiğimiz reformlar özellikle de çözüm sürecinin başarı ile yürümesi, demokratikleşme alanında attığımız adımlar istikrarsızlıktan çıkar sağlayan kesimleri rahatsız etti. İçeride ve dışarıda çıkarları zedelenen kesimler süreci durdurmak için tek tek ve ittifak halinde Türkiye ve hükümetimizi hedef aldılar. Eski Türkiye milletimizin için kötü ama bu malum çevrelerin çıkarları içini elverişli bir ortam sunuyordu. Yeni Türkiye milli iradenin güç kazandığı bir ülke olurken eski Türkiye’den çıkar sağlayanlar için de adeta bir kabusa dönüştü” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan demokrasilerde hükümetlerin milet iradesiyle iş başına gelip, yine millet iradesiyle görevden alınabileceğine dikkat çekerek, “Demokratikleşmeye çalışan ülkemizde ne yazık ki hükümetlerin milli irade dışı güçler tarafından tayin edildiği çok dönem oldu. Milli irade dışı güç sadece silahlı güç değildir. Medyanın sermayenin, uluslararası çıkar gruplarının hükümetler üzerinde etkili olmaya çalıştıklarını biliyoruz. Bu kesimlerin kimi zaman da silahlı güçlerle ittifak halinde hükümetlerin değişmesini öncülük ettiklerine şahit olduk. 28 Şubatta sadece silahlı güç değil onunla birlikte STK ve medya kuruluşları ittifak halinde dönemin siyasetini millete rağmen dizayn ettiler. Bu sorunla dönem AK Parti’nin iktidara gelmesiyle sona erdi. Biz hükümet olarak milli iradenin güçlenmesi, vesayetlerin ortadan kaldırılması içini büyük mücadele verdik. Cumhuriyet tarihinin en cesur adımlarını attık. Çok sayıda reform yaptık. Demokrasinin tam anlamıyla yerleşmesi, mili iradenin tüm süreçlere egemen olması için ne gerekiyorsa bunu yaptık. Bu adımları attık, atıyoruz, atacağız. Elbette dirençlerle karşılaştık. Süreci durdurmaya yönelik çok sayıda komploya maruz kaldık. Ama bütün bunları yanında hepsinin üstesinden geliyoruz. Bunların hiçbiri bizi yolumuzdan döndürmedi bu da döndürmeyecek” diye konuştu.

Konuşmasında 17 aralık operasyonlarına da değinen Erdoğan şunları söyledi:

“Yolsuzluk kisvesi altında yapılan aslında çok farklı boyutları olan bu operasyon asla masum bir hukuk işlemi değildir. Hukuki operasyon görüntülü bir paketin içine birbirinden farklı hedefler konulmuş, bir taşla birkaç kuş vurmak değil kuş katliamı yapılmak istenmiştir. Operasyon daha ilk anında itibaren medya eşliğinde ilerlemeye başladı. Bütün operasyon dosyalarının gizlilik kaydı olmasına rağmen yargının buna uymaması ve bunları işleme koymadan servis etmesi çok anlamlıdır. Bu operasyona konulan isim de manidar. ‘Rüşvet ve yolsuzluk operasyonu’ Yapılan iş tarihin en büyük yolsuzluk operasyonu olarak sunuldu. Sabah saatlerinde itibaren yazılı ve görsel medyada bu tabirler sıkça kullanıldı. Hemen bir algı oluşturuldu. Ardından gizli tutulması gereken bilgi , belge ve fotoğraflar basına sızdırıldı. Adeta bir merkezden düğmeye basılmışçasına muhalefet partileri de bu topa girdi. Sabah operasyon yapıldı akşam sorgu ve mahkeme süreci bitti adeta infaz sürecine gelindi. Medya yoluyla tüm zanlılar suçlu ilan edildi.”

Operasyonu yürüten savcıyı da eleştiren Başbakan Erdoğan, “Bir savcı zanlı olarak çağırılan kişiye söylediği şu ‘2 dakika süren var anlat ve çık’ Böyle bir mantık olabilir mi. Ne yazık ki ülkemiz bunları yaşadı. Tarihte bunlar yaşandı. Ama şu anda da aynı şekilde böyle bir süreç işliyor.’ Efendilerinizin bundan haberi var. Gelsin şimdi efendileriniz sizi kurtarsın’ deniyor. Zanlı olarak davet edilenlerle böyle bir şey yöneltilebilir mi. Bunlar zaman içinde farklı şekilde medya ile paylaşılacak. Bu insanlar muhatap oldukları konuları medya ile zaman içinde paylaşacaklar” şeklinde konuştu.

Erdoğan operasyonların hukuka aykırı şekilde başlatıldığını ve yürütüldüğünü savunarak, “Böyle bir operasyonla ilgili olarak önce yargı mensuplarının hukuka uyması şarttır. Yargının dışında olan eğer bir hukuksuzluk yapmışsa gereği yapılır kim olursa olsun. Evladım da olsa aynı şekilde biz korumaya değil hukuk arkasında durmaya gayret ederiz. Ama hedefin bir yolsuzluk operasyonu olmadığı, hedefin bir milli irade suikasti olduğu aşikardır. Yolsuzluk kılıfı altında birkaç nokta hedef alınıyor ve oralarda sonuç alınmak isteniyor. Adı yolsuzluk olarak konulan bu operasyonun arkasında ülkemin geleceği vardır. Bu ülkemin bekasına yönelik atılmış bir adımdır. Burada ciddi bir ülkemin büyümesine yönelik bir suikast vardır. Birçok dev yatırımlara girmiş ve girmekte olan girişimciler burada haklarında dosya açılmak suretiyle henüz işlemler başlamadığı halde medyaya bunlar verilmek suretiyle bu insanlar lekelenmiştir. Bu insanlar bu güne kadar milyarlarca dolarlık iş bitirmiş olan insanlar bundan sonra atacakları adımlarda acaba bu dev yatırımlarla ilgili kredi noktasındaki durumları ne olacak. Birçok banka bu kredibilite lekelendi anlayışı ile yaklaşırlarsa bu yatırımlar ne olacak. Bu bir suikast değil mi. Şu anda yıllık kapasitesi 100 milyon üzerinde olan bir 3. Havalimanı alan müteahhit firmanın adını verdiler. Bunların dışında 3. Köprü ile ilgili aynı şekilde. Malum muhalefetin siyasi mücadelede yapamadığını bunlar farklı yollarla yapmanın gayretine giriyor. Bu bir küresel suikasttır de aynı zamanda. Bütün bu atılan adımlarda işadamlarımızın mal varlıklarına tedbir konulması yoluna gidilmesi manidar değil mi. Bunları öyle bir noktaya getiriyorlar ki sürekli sevris yaparak böyle bir lekeleme gayreti içine giriyorlar. Hepsinden öte milletin seçtiği hükümet ve Türkiye’nin istikrarı hedefe konmuştur” ifadelerini kullandı.

Yolsuzluk ithamlarının ciddiye aldıklarını ve gereğini yaptıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, “Yolsuzluğun sadece kılıf olduğun görerek daha kapsamlı bir saldırı ile karşı karşıya kaldığımız bilinciyle önlemlerimizi süratle devreye koyduk. Bu olayın eğer olumlu bir yönü varsa o da devlet içine çizmiş paralel devlet olma hevesli bir örgütün neler yapabileceğinin millet tarafından açıksa görülmesi oldu. Bu sürecin en önemli kazancı budur. Savcı, ardından HSYK açıklaması tehdidin boyutlarını gözler önüne serdi. Yargı, üst yargı diğerleri ‘Sayın Başbakan bu nokta da biraz üst perdede konuşuyor’ diyor. Siz üst perdede bu tür yargılamalar yaptığınız zaman, bu ülkede yürütmenin başında olanların da söyleyecek bir şeyleri olacaktır. Biz milletin iradesi ile geldik, siz atama ile geldiniz. Bir tarafta atama ile gelenler var, diğer tarafta milletin seçimi ile gelenler var. Kararlarınızı verirken de millet adına diyorsunuz. Bu millet adına nasıl bir karar olacaktır. Bu süreçte örgütsel mantık içinde, örgüt içi hiyerarşi gözetilerek Türkiye’de bir yargı darbesi yapılmak istendi. Egemenlik milletten alınıp yargıya devredilmeye çalışıldı. Biz buna karşı çıktık ve buna devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan konuşmasını söyle bitirdi:

“Türkiye’de hükümetler sadece sandıkla göreve gelirler, sandıkla da görevlerinde giderler. Millet iradesi dışında hiçbir gücün hükümet değiştirmesine asla izin vermeyeceğiz. Geçmişte ülkemize ağır faturalar ödeten bir yolun açılmasına müsaade etmeyeceğiz. Karşı karşıya kaldığımız durum Türkiye’nin istikrarını ve istikbalini tehdit eten bir hadise. Türkiye’nin geleceğinin karartılmasına, istikrarının bozulmasına izin vermeyeceğiz. Biz bugüne kadar yaptığımız reformlarla aslında bir çok şeyi ortadan kaldırdık. Talepler bizler tarafından hiçbir zaman dışlanmadı. Biz her gelen talebi masaya yatırdık. Türkiye’de bugün hiçbir siyasi parti partimizin yaptığı çalışmayı kendi bünyesinde yapmaz. Biz her hafta MYK toplantımız olur, Bakanlar Kurulu toplantımız olur istikrarsızlık asla arz etmez. Her ay MKYK toplantımız olur. Bütün bunlar bizim istişare toplantılarımızdır. Bunun dışında konulu olarak ilgili bakanlarımızın özellikle ilgili bakanları da yanlarına almak suretiyle dışarıdan bir çok aydınlarımızı davet ederek toplantılar olur. Böyle bir ağın içerisinde biz 11 yıl hükümet ettik. Şimdi yine aynı şekilde 30 Mart hazırlığımız sürdürüyoruz. Bütün adaylarımızı seçerken hassasiyetlere dikkat ederek adım atıyoruz. Meselemiz şu; ülkemiz üzerinde gerçekten küresel bir operasyon yapılma gayreti olmuştur. Ben hamd ediyorum bu operasyon erken ortaya çıktı ve bu operasyonu da hayırlısı ile atlatacağız. Şer zannedersiniz hayır olur. Her olanda hayır vardır. İnşallah bu olayın sonuna ülkemiz için hayırlı olacağı inancındayım.”

GÖRÜŞMEDEN SONRA..

Yaklaşık 4 saat süren görüşme sonrasında dışarı çıkan bazı gazeteci ve yazarlar, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Yazar Ali Bulaç, bilgilendirici bir toplantı olduğunu belirterek, Başbakan Erdoğan’ın seçim dönemine kadar olabilecek olaylardan bahsettiğini ve aldıkları tedbirleri sıraladığını söyledi. Toplantıda cemaat konusu ve Hatay’da durdurulmak istenen yardım TIR’ı konusunun da gündeme geldiğini anlatan Bulaç, “TIR olayı da gündeme geldi. TIR olayının 17 Aralık operasyonu ile bağlantılı olduğunu düşünüyor sayın Başbakan. Sürecin bir parçası olarak yorumluyor. Cemaat konusunda ben eğer hükümete karşı yapılanma varsa tedbir almanın haklı olduğunu fakat cemaate karşı bir operasyon düzenlenecek ise bunun on binlerce insanı etkileyebileceğini söyledim. Sayın Başbakan ‘Biz çok dikkatliyiz böyle bir şeye asla izin vermeyiz’ dedi. Ama devlet içerisinde bir yapılanma varsa hukuk dahilinde kalmak suretinde onları tasfiye etme konusunda kararlı olduklarını ifade etti” dedi.

Bulaç, Ergenekon ve Balyoz davalarının yeniden görülmesi konusunun da Başbakan’a sorulduğunu belirterek, “Başbakan Erdoğan, iade-i muhakeme olabileceğini söyledi. Bu konuda Adalet Bakanlığında bir çalışmadan söz etti. Sayın bakan da teknik bilgiler verdi” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Doğu Ergil ise Başbakan Erdoğan’ın pek çok konuya kendi açısından açıklık getirdiğini anlatarak, “Tabi bu hükümetin bakışı. Toplumda ne olacağını kendisi de ifade etti. 30 Mart seçimlerinde ne olacağını göreceğiz” diye konuştu.

Türkiye Gazetesi yazarı İsmail Kapan ise, “Sayın Başbakan kamuoyunda son günlerde özellikle 17 Aralık’tan sonra oluşturulan algıya karşı hükümetin duruşu ile ilgili değerlendirme yaptı. 17 Aralık’ın bir komplo olduğunu söylediler. Buna karşı hükümetin ve devletin zamanında gerekli refleksi göstererek cevap verdiğini, düne göre bugün daha güçlü durumda olduğunu, bundan sonra olabileceklere karşı da hazırlıklı olduklarını söyledi. ‘Bunun esas göstergesi 30 Mart seçimleri olacak bununla ilgili endişem yok’ dedi. Başbakanlık makamı ile cumhurbaşkanlığı makamı arasında bir fitne çıkarılmak isteniyor. Biz bu konuda rahatız hiçbir endişemiz yok zamanı geldiğinde gerekli adımlar atılacaktır’ ifadelerini kullandı” diye konuştu.

Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, görüşmeyle ilgili olarak, “Belki 17 Aralık’tan sonra tabiri caiz ise duruma hakim bir görüntü izledik. Bundan sonrası ile alakalı bugün toplumda da normal bir yolsuzluk soruşturmasının ötesinde bir algı oluşturan bu hareketle ilgili devletin bazı kademelerinde yapılanma olduğu konusunda neredeyse bir konsensüs oluştu. Bununla mücadele edileceğini ama aynı zamanda ekonominin, toplumun arasındaki din kardeşliğinin zarar görmeyeceğini, bu konuya çok dikkat edileceğini, son dönemde tartışılan bir liste olmadığını söyledi Sayın Başbakan. ‘Burası bir hukuk devleti, suçu sabit olmayan kimse ile alakalı bir şey yapılamaz’ dedi” diye konuştu.

Yazar Nihal Bengüsu Karaca ise, şöyle konuştu: “Başbakan Erdoğan’ın TIR meselesi üzerinden Türkiye’yi El Kaide ile ilintili gösterme üzerine sert bir çıkışı oldu. ‘Türkiye’yi El Kaide ile zikretmek yapılacak en büyük ihanettir. Yeterince takip edilseydi faaliyetlerimiz, bizim bu radikal örgütlerle yürüttüğümüz mücadelenin farkında olurlardı. Biz onlarla mücadele halindeyiz’ ifadelerini kullandı.”

Toplantıya katılan Prof. Dr. Yasin Aktay, tatmin edici ve aydınlatıcı bir görüşme olduğunu belirterek, “İsim vermedi ancak bir mektup, ıslak imzalı mektubun iletildiği söylendi. Ben Fethullah Gülen olduğu çıkarımından bulunamadım. 17 Aralık operasyonunun darbe teşebbüsü olduğunu söyledi. Olayın uluslararası boyutları var, Türkiye’ye vurulmak istenen darbe var. 17 Aralık operasyonunun hedeflediği iş adamları kesimine bakıldığında Türkiye’nin yükselişine darbe vurma trendi olduğu görülüyor” şeklinde konuştu.

Yeni Akit Gazetesi köşe yazarı Ersoy Dede ise, Başbakan Erdoğan’ın elinde 17 Aralık operasyonunun ve TIR meselesinin birbirine benzer yapılar tarafından tertiplendiği yönünde önemli bilgiler bulunduğunu ifade ederek, “Bu konuda Başbakan net bir şekilde aynı yapı ifadesini kullanmaktan kaçınıyor. Sürekli altını çizdiği ‘paralel devlet yapılanması var’ diyor. Bunun ilk öncelikli hedefi 30 Mart yapılacak seçimler. ‘Bakanlarımızın istifa etmesi bizim tasarrufumuz değil bakanlarımızın elimizi rahatlatmak için teklif ettiği. Biz de kendilerine müsaade verdik’ dedi. ‘Eğer kendileri af istemeselerdi onları da suçluymuş gibi istifaya zorlama görevden almazdık’ dedi Sayın Başbakan” değerlendirmesinde bulundu.

Dede, Başbakan Erdoğan’a gönderilen mektup ile ilgili olarak ise, “Sadece bu süreçte dershane ve atamalarla ilgili kendilerine bir teklifte bulunulduğunu ifade ediyor. Islak imzalı bir mektuptan bahsetti” ifadelerini kullandı.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."