Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Her Yerde ”Yürek” Var..

Her Yerde ”Yürek” Var..
  • 26.12.2015

Her Yerde “Yürek” Var
Bülent Korkmaz Yazdı

“Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi”
Yunus Emre

İnsanlar, doğarlar, yaşarlar, ölürler…

Almanya’daydım, “Hep Dikkat Çeker Bu Mezar” haberini, Malatyahaber.com’da okuduğumda.. Şimdi Helsinki’deyim.. Memleketime binlerce kilometre mesafede, “yürekten yakalayan” bir Malatya hikayesini, bir devam haberi olarak okuyorum.

İnsanların öyküleri vardır. Birileri bunları görür, kaleme alır, film yapar, şiirleştirir, destan düzer; en nihayetinde ölümsüzleştirir.

Sevdiğim filmler, sevdiğim kitaplar, basit insanların öyküsünü en güzel dillendirenlerdir. Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’sı, Vittoria De Sica’nın ‘Bisiklet Hırsızları’, Giuseppe Tornatore’nin ‘Cennet Sineması’, Türk Sinemasının Charlie Chaplin’i Şener Şen’in ‘Muhsin Bey’ ve ‘Züğürt Ağa’sı (ve niceleri), Dünya Sineması’nın Şener Şen’i Charlie Chaplin’in ‘Yumurcak’ı, ‘Asri Zamanları’ı (ve niceleri) insanlık durumunu eşsiz sanat güçleriyle anlatmışlar; hafızalarımıza hakketmişlerdir.

Sevgili kardeşim Burhan Karaduman’ın haberleştirdiği, Malatyahaber.com’da “Hep Dikkat Çeker Bu Mezar” başlığıyla çıkan “ilk haber”in ardından “Bu Mezardaki Benim Abimdi” başlıklı ikinci haberin ortaya koyduğu gerçek yaşam hikâyesi bana işte bu insanlık durumunu nesrin, şiirin, sanatın diliyle ölümsüzleştirenleri anımsattı; “Klasik dediğimiz eserler işte hep bu öykülerden yola çıkarak yaratılır. Yeter ki, gözleri kapalıyken de gören bir göz baksın, görsün, yazıya, oyuna, filme döksün” dedirtti.

Evladını gencecik yaşında kaybeden bir baba… Mezar taşını onun sevdası uçak şeklinde yaptıran bir baba… Mezarlığı ziyaret edenlerin düş gücünü zorlayacak o taşı, iki kez kırılan taşı, onca o acının arasında tekrar yaptıran bir baba…

Alın size edebiyat, alın size şiir, alın size senaryo, film, tiyatro oyunu…

Bir Başka Acılı Baba

Üstteki fotoğrafı; Almanya’dayken, Frankfurt yakınlarındaki Werberhöfe bölgesinde çektik. Sabahın erken saatleri. Güneş yeni doğmuş. O anda sakin, ancak gündüz saatleri trafiğin yoğun olduğu belli kavşakta dikkatimizi çeken bir şey var. Ön planda çiçekler, arkadan metalden yapılmış sade bir haç, her iki yanında çamlar ve kafesin içerisinde yanan mumlar. Haçın üst kısmında “Markus Stegmann. 4.6.1974/22.9.1997” Hepsi anlaşılıyor da, o saatte mumların yanıyor olması pek anlaşılamıyor.

Söz konusu bölgede yaşayan ve ölen kişi ile babasını tanıyan işadamı Mehmet Çelikkıran meseleyi bize açıklıyor. Markus, belirtilen tarihte bu kavşakta motosikletle giderken başka bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmiş. Baba, Manfred Stegmann evladının acısıyla yıkılmış, kazanın olduğu bölgeye bu sade küçük anıtı yaptırmış ve her gün, ama her gün, sabah erkenden gelip mumları yakıyormuş.

Evlat, her yerde aynı evlat… Anne ve baba da, her yerde aynı anne ve baba…

Özel sevgileriyle, özel yürekleriyle, özel güzellikleriyle..

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."