Final

Final

Örnek Resim


Arion

Arion

Malatya Haber -

Hüseyin Çolak’ın Ardından

Hüseyin Çolak’ın Ardından
  • 27.12.2015

BİLGE İNSAN HÜSEYİN ÇOLAK’IN ARDINDAN

Şevket BAŞIBÜYÜK

Her ölüm erkendir…

Her ölüm haberiyle içim titrer.

Hocam, patronum (Hakk’a Özlem Gazetesi imtiyaz sahi olması hasebiyle patronumdu…) ve Malatya’mızın ayaklı ansiklopedisi Hüseyin Hoca’nın vefat haberiyle de içim titredi…

Bir gazete sayfasında vefat haberini okuyunca: “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn…” dedim…

Dalmış olacağım ki bir kez daha, bir kez daha ve defalarca; “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi Râciûn” demişim…

Ama biliyor musunuz bu cümleyi öyle gelişigüzel değil, söylerken anlamını da düşünerek söyledim her seferinde…

 “Biz Allah’a âidiz ve vakti geldiğinde elbette O’na döneceğiz”

 Amenna ve saddakna…

Biz Allah’a/Âlemlerin Rabbi olan Allah’a âidiz ve şüphesiz dönüşümüz de yine O’nadır…

Hüseyin Çolak ile 1998 yılında tanışmıştık.

Ben o zaman bir fabrika işçisiydim. Vardiyalı çalışan bir fabrika işçisi…

Bu robotlaştırılmış hayata daha fazla dayanamamış olacağım ki, kendimi kapı dışında gördüm bir gün…

Evet, (bazı gururlu insan müsveddelerinin kendini gizledikleri gibi gizlemiyorum …) ben kendim işten çıkmadım, işten çıkarıldım daha doğrusu çıkartılmaya zorlandım…

Bereket ki o dönem, Malatya’da yayınlanan Hakk’a Özlem Gazetesinde yazıyordum.

İşten çıkartıldığımı haber alan Hüseyin Çolak ve gazetenin kurucu sahibi (ancak memur olması nedeniyle müstear isimle yazan ..) Murat Elaldı bana sahip çıktılar. Gazeteye Yazı İşleri Müdürü olarak görevlendirdiler beni.

Bilmem anlatabiliyor muyum; insan ilk göz ağrısını unutamıyor.

Hüseyin Çolak da gazetecilikte ilk göz ağrımdı…

Halep Caddesi’nde bir kitapevi işletiyordu o dönem. Ben kendisiyle o dükkânda tanıştım daha doğrusu Murat Elaldı beni o dükkânda Hüseyin Çolak ile tanıştırdı.

İlk karşılaştığım anki gözüme çarpan sulietini unutamıyorum; bembeyaz bir sakalı vardı. Yaşlı olmasına rağmen dinç ve kendinden emin bir duruşu vardı. Her şair gibi içi içine sığmıyordu Hüseyin Hoca’nın.

Kendini bana “emekli öğretmen” olarak tanıttı.

Murat Elaldı araya girip onun şairlik yönünü öne çıkarttı.

Bir şair olarak bana tanıtılması daha çok hoşuna gitti Hüseyin Hoca’nın.

Bir şair olarak bana tanıtılmasıyla sevinmiş olacak ki heyecanlandı, yüzü kızardı. İnci gibi el yazısıyla yazdığı şiir arşivini –adeta- önüme döktü…

Önce hangisini okuyacağımı, neresinden başlayacağıma şaşırdım kaldım. Hızlı okuma tekniğiyle, Hüseyin Çolak’ın şiir üslubunu yakalayıvermiştim. Lirik ve didaktik şiir tarzından çok ben onun   “ozan”  tarzında yazılan şiirlerini sevmiştim. En çok da inci gibi el yazısını…

Bu yazının ilk satırlarında; “Malatya’mızın ayaklı ansiklopedisi…” gibi patenti bende olan bir cümle kullandım Hüseyin Çolak Hoca için…

Evet, Hüseyin Çolak; Malatya’mızın ayaklı bir ansiklopedisiydi. Malatya kültürüne, Arapça ve Farsça metinleri Türkçeye tercüme ederek çokça katkı sağladı. Özellikle de üniversite öğrencilerine “tez” tercüme ederek…

Lakin -mütevazı kişiliğinden olsa gerek-bu konuda çok ciddi çalışmaları olmasına rağmen kendi imzasını atmadı. Yalnız bu konularda değil birçok kültürel etkinliklerde –maalesef- kendi imzası yerine arkadaşlarının imzasını tercik eden bir insandı. Yani bir nevi kendi arkadaşının nefsini kendi nefsine tercih eden gizli bir kahramandı Hüseyin Çolak…

Allah gani gani rahmet etsin…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."