You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam

Dugun
Malatya Haber -

İşte Size Malatya!..

İşte Size Malatya!..
  • 26.12.2015

İsmet YALVAÇ yazdı

Malatya, “yaygın” bir hastalık tehdidi altında.

Yaygın bir şekilde ortaya çıkmasından bu yana geçen 1 haftada 5 bin’e yakın insanın sağlık kuruluşlarına başvurdukları için “kayıt” altına alındıkları, başvurmayanlar nedeniyle çok daha fazla sayıda insanı etkilediği ortaya çıkan hastalık, “viral” kökenli olduğu, öldürücü olabilecek “bakteriyel” kökenli olmadığı için, teknik anlamda “salgın” diye nitelendirilmiyormuş. Onun için, günlük konuşmalarda, konunun uzmanları bile “salgın” diye nitelendirse de, resmi açıklamalarda “salgın” diyemedikleri bu hastalığa biz “yaygın” diyoruz.

Malatya’da çok ciddi sayıda insanın etkilendiği ve çok önemli bir sağlık sorunu olduğunu ortaya koyan hastalık, kenti Çocuk Yuvası olayından sonra bir kez daha “olumsuz” bir şekilde, ülkenin gündemine taşıdı. Yaygın kanallar yine “Malatya-Özel” yayınları yaptılar, yapıyorlar..

Havası kirlenen, çevresi kirlenen, kent yaşamı çok çeşitli nedenlerle (en başta yönetilmeyip, ‘idare’ edildiği için) “keşmekeşe” dönen Malatya’nın; bir türlü aydınlatılamayan, günlerce ülke gündeminde konuşulan ve sonra sadece ailesinin ilgisine bırakılan “faili meçhulBegüm Kartal cinayeti, son dönemde Çocuk Yuvası’ndaki olay, insanların sağlıklı koşullarda yaşamadığı bir kent olduğunu yansıtan son “yaygın” hastalık, ligin dibine demir atan futbol takımı, yürekleri ağza getiren Pütürge depremi, aslında düğün bayram karşılanması gerekirken “her sürecinde halka doğru söylenmediği için sindirilemeyen” öncesi, gelişmeleri ve sonrası nedeniyle ortak sevince dönüşemeyen yatırım girişimleri, giderek tırmanan asayiş sorunu, bu son hastalığın sebebi de olduğu belirtilen düzensiz-plansız su kesintileri, yol kapatmalar, hiç kimsenin müdahale etmeyi düşünmediği çağdışı trafik işleyişi- ya da işlemeyişi-, “anlatılamama- inatlaşma- düzensizlik” nedeniyle eziyete dönen kimi alt yapı yatırımları, önemli bir sağlık yatırımı (Kızılay Kan Merkezi ve eklentileri) için yetkili- sorumlu makamların “gönüllü” yetkiliyi teşvik etmeyen, neredeyse engelleyen tutumları vs… Asabını bozan, o kadar çok olay peş peşe geldi ki.. O arada, Malatyaspor zar zor bir galibiyet aldı, geçen Cumartesi, tam da maçın oynandığı saate denk gelen 5.3’lük Pütürge depremini, kimi muzipler “Zar zor bir maç kazandık.. Zelzele oldu..” diye yorumladılar!..

Malatyalının keyfi kaçık.. Moralsiz, sıkıntılı..

Nasıl olmasın ki?

Aşağıda anlatacağımız olay, tüm bunların üzerine tuz- biber.. Ama son yaşananların ardından yazmamız gerekiyor.. “Malatya’da Neler Oluyor?”u, ancak bu anlatır..

21 Kasım Pazartesi gününden itibaren, sağlık kuruluşlarına karın ağrısı, ateş, ishal, bulantı, kusma vs. gibi şikâyetlerle başvuranların sayısında adeta bir patlama yaşanıyor.. Salı günü de öyle.. Çarşamba günü de.. Bunun üzerine yetkili makamlar, harekete geçmeye karar veriyor.. Sağlık Müdürlüğü, “şüpheli”nin içmesuyu olduğuna ilişkin bir açıklama yapıyor.. İl Hıfzısıhha Meclisi diye bir kurum var.. O nihayet 3. gün “olağanüstü” toplantıya çağrılıyor.

Hastalık çok arttığı için, bu arada şüpheler, içmesuyu üzerinde yoğunlaşıyor.. Gerçi her gün 5 ayrı tüketim noktasından alınıp tahlil edildiği ifade edilen içmesuyunda, o numunelerin hiçbirinde “olumsuz” bir durum saptanmamış. Yalnızca, “klor” değerleri çok düşük, bazen de “sıfır” çıkıyormuş.. (Gerçi bu “Rota Virüsü”nü hemen saptayacak laboratuar cihazı ülkede bile yokmuş ama..)

Ama yine de şüpheler suyun üzerinde.. İnönü Üniversitesi’nde konunun uzmanı Yrd.Doç. Dr. Yaşar Bayındır, sonra da bazı hastaneler, hastaların kimilerinde “Rota” virüsüne rastlamalarıyla, “Rota”yı göstermeye başlıyor. Bu önemli bir saptama.. Bu virüs, hijyen koşullarının uygun olmadığı ortamlarda, özellikle gıdada, suda görülüyor.. Ancak, virüsü taşıyan kişi bunu çok kolayca yayabiliyor. Kapı kolundan, cep telefonundan, hastanın el attığı musluktan.. Her şeyden yayılabiliyor..

Hıfzısıhha Meclisi’nin olağanüstü toplantısında hastalık konuşuluyor, “sağlıkçı”lar, içmesuyuna ilişkin şüpheleri dile getiriyorlar.. O toplantıya belediye adına katılan biri Elektrik, diğeri Makine Mühendisi olan iki yetkili, şiddetle tepki gösteriyorlar.. Onlara göre, içmesuyunda en küçük bir sorun yok.. Suya iftira ediliyor!.. Su tertemiz.. Virüsün yayılma koşullarını bilen “tıp adamı” sağlıkçılar, incelemelerden net bir sonuç alınıncaya kadar, “şüpheli” ile ilgili bazı önlemler önermekteler, belediyenin “sağlıkçı” olmayan iki temsilcisi, şiddetle karşı çıkıyorlar.. Meclisin bazı üyeleri, virüsün daha da yayılmaması için okulların, Perşembe ve Cuma günü için tatil edilmesini dahi bir önlem olarak öneriyorlar.. “Panik yaratır” diye, karşı çıkılıyor. O arada insanlar hastalanmaya devam ediyorlar tabi.. Söz dönüp dolaşıp içmesuyuna geliyor.. Belediye temsilcileri (tekrar hatırlatma biri Elektrik, diğeri Makine mühendisi), yine şiddetle direniyorlar.. Hatta “Sorun içmesuyu” denirse, diyenleri mahkemeye vereceklerini, tazminat davası açacaklarını söylüyorlar. (Vallahi doğru, aynen öyle söylüyorlar)..

Belediye cenahının bu şiddetli direnişi, İl Hıfzısıhha Meclisi’nden, halkı net ve kesin olarak aydınlatacak, öyle olmasa da şüpheliyi gösterecek nitelikte bir karar çıkmasının önüne engel oluyor. Açıklama metninin bile birkaç kez elden geçirilip, yumuşatıldığı sonradan duyuluyor. Nitekim toplantının ardından açıklamayı yapan Vali Yardımcısı “sudan olabilir de, olmaz da” diyor.. Ne olduğunu yine kimse anlamıyor! Kesinlikle, suyu kaynatın, şunu yapın bunu yapın şeklinde net ifadeler yok.. İnsanlar hastalanmaya devam ediyor..

Meclisin, “net ifadesiz, içmesuyunu baş şüpheli göstermeyen” açıklamasından çok kısa bir süre sonra, Belediye Başkanı Cemal Akın çıkıyor, “İçmesuyumuz tertemiz.. Huzuru kalp içerisinde içilebilir..” diyor. İçmesuyundaki kirlenmenin, başta alt geçitler olmak üzere, içmesuyu ve kanalizasyon arızalarına, patlaklarına, planlı- plansız kesilmelerine neden olan belediye faaliyetleri ya da sorumluluğundaki olaylardan kaynaklandığını kabul etmek istemeyenlerin etkilediği anlaşılan belediye başkanı, “Su tertemiz” diyor.. Belediyenin “iki mühendisi“nin yönlendirdiği “Avukat” başkan böyle söylüyor..

Başkana inanan suyu içiyor.. İnsanlar hastalanmaya devam ediyor..

“Yaygın” hastalıktan; kimi vali yardımcıları, bazılarının çocukları, “suyumuz tertemiz” diyen belediye başkanı Akın’ın küçük oğlu, Sağlık Müdürünün, İl Tarım Müdürünün çocukları, daha birçok yetkili-sorumlu mevkideki insanların ya kendileri, ya yakınları, hatta bir milletvekili, hastalanıyorlar..

Üniversite, kendi personeline şehir şebekesi içmesuyunun hastalık tehdidini hatırlatıp, uyarıda bulunduğu bir duyuru yayınlıyor.. Askeri birimlerin iç yazışmalarında içmesuyu konusunda uyarıda bulunuluyor..

Ama ne Valilikten, ne belediyeden içmesuyu konusunda kent halkını direkt uyaracak bir açıklama gelmiyor.. Arada konuşan yetkililer, ara sıra içmesuyuna “öylesine” atıf yapıyorlar o kadar..

Hafta sonunda, “Rota Virüsü”ne ilişkin emareleri ilk saptayanlardan ve bu konudaki yetkin isimlerden biri olduğu ifade edilen Yrd.Doç. Dr. Yaşar Bayındır, TV Malatya’ya çıkıyor.. Eldeki bulguların içmesuyunu işaret ettiğine, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında içmesuyunun yeterince klorlanmadığına dair bulguların olduğunu söylüyor. Ancak canlı yayına telefonla bağlanan belediye yetkilisi, bu açıklamalara şiddetle karşı koyuyor, işi karşılıklı restleşmeye kadar götürüyor.. Hastalıkla ilgili konuşan, hem de akademisyen bir tıp adamı, şiddetle karşı çıkan ise belediyenin bürokratı bir mühendis!..

Tüm bunlar oluyor.. Malatyalı hastalanmaya devam ediyor..

Ve, olayı çeşitli cepheleriyle, boyutlarıyla izlemekte olan bizler, “İyi ki, ölümcül olabilecek bir bakteriyel salgın söz konusu değil.. Eğer öyle olsa, kim bilir ne olurdu bu kentin insanlarına?” demekten kendimizi alamıyoruz..

Geçen kış, bir akşam büromuzdan çıkıyoruz.. Belediye önünden Ziraat Bankası’na doğru bakıyoruz, 100-150 metrelik mesafe.. O tarafı göremiyoruz.. Yoğun bir duman, sis.. Korkunç bir kirli hava.. Fotoğraflıyoruz.. Haber yapıyoruz.. Haber yapılıyor, yerel basında.. Günler sonra Ankara’dan, bir siyasiden, “danışmanı” imzalı bir açıklama.. “Hava kirliliği olmadığı anlaşılmıştır..” şeklinde.. Yeni bir kış mevsimine giriyoruz, kimi akşamlar yine durum aynı.. Göz yaşartan, duman, sis var.. Çok kirli hava yine.. Kötü, kalitesiz yakıt baş neden.. Kâğıt üzerinde bir sürü karar, önlem var.. Ama değişen bir şey yok.. Burası Malatya işte..

Malatya “Layık olduğu şekilde mi yaşıyor, yönetiliyor?“.. Kafamız karışıyor!..

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."