Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

‘İstifa Ederdim..’

‘İstifa Ederdim..’
  • 27.12.2015

 

 

İstanbul Üniversitesi eski rektörü ve Malatya Eğitim Vakfı Başkanı Prof.Dr. Mesut Parlak, kongre üyesi olduğu Beşiktaş’ın yönetim kurulunun İnönü Stadı’nın adının önüne sponsor alınmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını belirterek, “Eğer yönetimde olsaydım, bu kararın alındığı gün istifa ederdim.”dedi.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, CHP’nin eski genel başkanı Deniz Baykal’la giriştiği bir polemik sırasında, Malatyalı büyük asker ve devlet adamı İsmet İnönü’yü Hitler’e benzetmesine tepki gösteren Parlak’ın, kongre üyesi olduğu Beşiktaş’ın maçlarını oynadığı “İnönü Stadı”nın adının önüne de, sponsor olan bir inşaat firmasının adının konulmasına karşı görüşlerini açıkladığı bildirildi.

 

Serencebey Dergisi’nden Ergin Aslan’la görüşen Parlak’a yöneltilen sorular ve verdiği yanıtlar şöyle:

 

 

İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Profesör Doktor Mesut Parlak’ın, son kongrede Yıldırım Demirören’in listesinde olacağı uzunca bir zaman konuşuldu. Konu, hem kongre üyeleri arasında hem medyada genişçe yer buldu. Prof. Dr. Mesut Parlak kendisiyle yaptığımız söyleşide konuya şu şekilde açıklık getirdi; “Seçimlere az bir süre kala, Başkan ile birlikte olduğumda, kendisinin biraz huzursuz ve suskun olduğunu gözledim. Başkanın bu halini görünce artık bu yönetimde olamayacağım kanısına vardım. Bu konudaki açıklamalı bilgiler, Serencebey’de bulunan köşe yazımda geniş bir şekilde yayınlandı. Bugün, bu yönetimde yer almamakla çok doğru bir karar verdiğimi ve bu nedenle de şanslı olduğumu düşünüyorum”.  

 

Özellikle İnönü Stadyum’unun adının önüne sponsor alınmasının hazmedilebilir bir durum olmadığını söyleyen Prof. Dr. Mesut Parlak, “Beşiktaş’ın şeffaf yönetilmediğini düşünüyorum. Eğer İnönü gibi bir şahsiyetin isminin önüne bir şirket ismi konulacaksa, bu kulüpte büyük maddi sıkıntı olduğu imajını algılıyorum. Bu yüzden bir arayış içerisindeler. Kira gelirlerine, ürün gelirlerine ne oldu kimse bilmiyor. Bu nedenle bu büyük kulübümüzün geleceği açısından büyük kaygılarım var. Eğer bu ekonomik borçlanma ve durum devam ederse, kulübün, Demirören Beşiktaş Jimnastik Kulübü olma yolunda hızla ilerlediğini söyleyebilirim. Belki Beşiktaş’ın önüne de Demirören ismi gelirse başkandan da büyük bir bağış alınabilir mi?” diyor.

 

Son kongreden önce Yıldırım Demirören’in listesinde yer alacağınız konuşuluyordu. Sonradan çeşitli nedenlerden dolayı yönetimde yer almadınız. O süreç nasıl gelişti?

Ben her zaman yaşamımda söylediğim sözün arkasında dururum. Çevremdeki tüm dostlar benim bu özelliğimi çok iyi bilirler. Türkiye’nin 3 büyük kulübünden birinin başkanı bana bir şey söylüyorsa, ona güvenirim. Benim yönetime girme konusunda hiçbir talebim olmadı. Sayın Erdoğan Demirören çok uzun bir zaman önce birlikte yemek yediğimizde “Lütfen Hocam, Yıldırım’a destek ol” dedi. Ben de “Memnuniyetle” dedim. Bazı organizasyonlarda yanlarında oldum, gücüm yettiğince destek olmaya çalıştım. Ancak hiç bir zaman Beşiktaş Yönetim Kurulu’nda yer alayım diye bir talebim olmadı. Başkanın seçim arifesinde bana bazı şeyler söylemesi, benim yönetimde yer almamama sebep oldu. Bazı problemlerinin olduğunu sanıyorum. Bugün artık ideal yönetimler tamamen kurumsal yapılanmadan ve ortak aklın kullanımından geçiyor. Şu anda Beşiktaş Kulübü’nün böyle bir kurumsallaşmasının olduğunu sanmıyorum. Çünkü şu anda Beşiktaş kapalı bir kutu.  Başkan ve yönetim de hiçbir zaman, kulübün şu anda bulunduğu yeri, bulunduğu ortamı, ekonomik ve mali yapının ne olduğunu kongre üyeleriyle ve taraftarlarla paylaşmıyorlar.

 

Serencebey’de yazdığınız köşenizde de belirttiniz; Yönetime girmeyişiniz üzerinde İsmail Ünal’ın etkisi nedir?

İsmail Ünal ile sosyal yaşama bakış anlamında aynı doğrultudayız. Yani ülküdaşız. Kişisel ilişkilerimiz de geçmişte son derece iyiydi. Bu ilişkiler ileri düzeyde saygı ve sevgi boyutunda devam ediyordu. Yaklaşık 3 yıl önce benim şu anda ikamet ettiğim evin yan tarafındaki arsada 2 tane bina yapıldı. Bu binalarda etik olmayan ve imar dışı yapılan bir takım yapılanmalar oldu. En basit ifadeyle binanın sığınakları bile daire olarak satıldı. Gelecek sayıdaki köşemde bu imar aykırılıklarını tümüyle değerli Serencebey okuyucuları ile paylaşacağım. Tabi bu dönemde ben kendisini de ziyaret ettim. İmar Müdürü ile de konuştum. Gerçekten çok büyük misafirperverlik gösterdiler. Ben de bundan çok mutlu oldum. Hatta izin alıp çıkacağım zaman, dış kapıya kadar beni uğurladı. Ben bu binada yapılan etik dışı yapılanmaları, hem Anakent Belediyesi’ne, hem Beşiktaş Belediyesi’ne şikâyet ettim. Bu olaylardan sonradır ki, İsmail Ünal ile merhabamızın dışında bir dostluğumuz kalmadı. (Ülküdaşlığımız devam ediyor)

 

İnönü Stadı’nın isminin önüne bir sponsor ismi geldi. İsmet İnönü’nün Beşiktaş ile tarihsel bir bağı olmaması nedeniyle camiada bir tepki olmuyor olabilir mi? Çünkü camiada “Şeref Bey Stadı” isteği var…

O, kongrenin toplanıp karara bağlayacağı bir olay. Eğer Beşiktaş kongresi toplanıp büyük bir çoğunlukla İnönü Stadı’nın adının Şeref Bey Stadı olması kararını verirse, biz o karara saygıyla yaklaşırız. Ancak şu anda stadın ismi “İnönü Stadı”. İnönü isminin önüne başka bir isim alamazsınız, almamalısınız. İsmet İnönü, Atatürk’ün silah arkadaşı, Cumhuriyet’in iki numaralı insanı, Kurtuluş Savaşı kahramanı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapan, 1950 yılında sivil demokrasiye geçişin önünü açan ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünlere taşınmasının temelini atanlardan biridir. Yüce Türk Ulusu’nun 1950’li yıllardan başlayarak laik, demokratik Cumhuriyetin, Atatürk ilkelerinin en büyük savunucularından olan İsmet İnönü’nün stat ismi önüne böyle bir ek yapılması, sanıyorum tek Beşiktaş Kulübü’nün taraftarlarını değil, Beşiktaş’ta yaşayan tüm cumhuriyet yandaşlarını da derinden üzmüştür.

 

Böyle bir insanın adını üç buçuk milyona satabilir misin? Buna kimin hakkı var? Cumhuriyet’in çocukları olan bu Beşiktaş taraftarı o stada gönül rahatlığı ile nasıl girecek? Eğer böyle bir insanın önüne bir isim alırsanız ben bunu ayıplarım, kınarım. O zaman Süleyman Seba isminin önüne de bir isim alalım. Olabilecek bir şey mi bu? Nevzat Demir Tesisleri’nin isminin önüne de sponsor alalım. Böyle sürüp gitsin. Bu verilen miktar eğer zamanında Beşiktaş taraftarlarına iletilseydi, biz bir kampanya ile bu parayı toplayıp kulüp yönetimine takdim ederdik. Doğrusu bu karar alınırken yönetim toplantısındaki kurul kararlarının yazıldığı metni çok merak ediyorum. Kimler karşı çıktı veya oybirliğiyle mi kabul edildi? Bunu Beşiktaş kamuoyuna açıklamak zorunluluğu vardır. Yıllardır çok yakından tanıdığım ve Cumhuriyetin kutsalları için çok şey yapabilecek yönetimde arkadaşlarım var. Bunlar bu karara ne dediler? Nasıl içlerine sindirdiler? Sanıyorum sıra Şan Ökten’e geldi. Oradan da iyi gelir elde edilebilir mi?

 

Kurumsallaşamamanın etkisi ile yönetimde sadece para verenlerin konuşabildiğini düşünebilir miyiz?

Beşiktaş Kulübü’nün şu anda hangi anlayış biçimiyle yönetildiğini bilemiyorum. Ama Türkiye’de bilinen şu; parayı veren düdüğü çalıyor. Bu yalnız bizim kulübümüzde değil, diğer kulüplerde de aynı şekilde görünüyor. Tek insan modeli… Siyasetimiz de öyle değil mi? Bugün Türkiye’miz de aynı şekilde yönetiliyor.

 

İnsanlarda “futbol takımı iyi ise, her şey iyidir” düşüncesi mevcut. Bu durum kongre üyelerine de sirayet etti mi?

Böyle bir şey olmamalı. Diğer şubelere de mutlaka göz atmalıyız. Özellikle de futbol altyapısı, hentbol, kürek, basketbol, voleybol ne durumda? Bunları bilemiyoruz.  Gerçekten bu sessizlik devam ettikçe futbol dışındaki şubelerin Türkiye gündeminde yer alamayacağı kaygısını taşıyorum. Futbol maalesef Türkiye genelinde de aynı. Ne yaparsanız yapın ama mutlaka takım başarılı olmalı, şampiyon olmalı. O zaman ne taraftardan, ne seyirciden, ne kongre üyelerinden hiçbir ses çıkmaz. Ama ben şuna inanıyorum, kulübümüz gelecek yıl ve yıllara kulübü taşıyacak vizyon, misyon ve stratejiler oluşturmalıdır. Artık bugün teknolojinin ve bilimselliğin önde olduğu bu yaşamda, kulübümüz de yukarıda saydığımız gelişimi yapmalıdır.

 

Mevcut sponsordan kısa bir süre önce bir hastane, Stad’a sponsor olmak istedi. Ancak iddialara göre, bu firmanın siyasi iktidara yakınlığı camiada hoş karşılanmadı ve tribünde tepkiler yükseldi. Mevcut sponsora ise görünürde bir tepki yok…

Yıldırım Demirören, Murat Aksu’ya siyaseti seçime alet ediyor diye tepki gösterdi ve bu konuda propaganda yapıldı. Peki, kendisi siyasi bir yandaşa veya yandaşlara kucak açtı mı? Bu sorunun mutlaka cevabını vermesi gerekiyor. Siyaset ve ideolojiler asla ve asla özellikle de ulusumuzun önde olan kulüplerinde gündeme gelmemeli. Peki, ben soruyorum; Sayın Başkan siz bu kulübe siyaset soktunuz mu, sokmadınız mı? Eğer yandaş olduğunuz cumhuriyete ve onun değerlerine bağlı bir insansanız bu ismi stadyumun isminin önüne yazmamalıydınız. Bulunduğu her ortamda ve her toplulukta sayın başkan da cumhuriyet kazanımlarına bağlılığını ifade etmiştir. Bugün ne değişti de bu ilkelerden ödün veriliyor? Bunu anlamakta da zorlanıyorum.

 

Bu, maddi kaynak yaratmak için yapılmış bir anlaşma. Bir de o açıdan baksak…

Bu yıl gerçekten futbol takımı için inanılmaz transferler yapıldı. Türk spor kamuoyunda ve yurt dışında Beşiktaş’ın adından sıkça söz edilmekte. Zaten yukarıda da belirttiğim gibi eğer bir futbol takımı başarılı ise ne seyirci, ne de taraftardan hiçbir tepki gelmez. Ama kulübün geleceği nedir? Şu andaki ekonomik yapısı nedir? Dış dünyaya olan ekonomik bağımlılığı nedir? Bunların çok iyi incelenmesi ve irdelenmesi gerekir. Gittiğimiz çoğu toplantılarda da taraftarların ifadesi, üzülerek söylüyorum, Demirören Spor Kulübü olma yolunda ilerliyor Beşiktaş’ımız. Tabi bu söylem inanılır bir söylem değil. Ben de asla böyle bir şeye inanmam. Ama Sayın Başkan kamuoyunda bunun konuşulduğunun da bilgisini almalı. İnanıyorum ki gelecekte bu kulübe bu borçlarla ne başkan, ne yönetim bulamayacağız. Bu durumda gerek kongre üyelerinde, gerekse Beşiktaşlı taraftarlarda şöyle bir soru oluştu; daha doğrusu ikiye ayrıştık, tıpkı Türkiye fotoğrafı gibi. Bir tarafta futboldaki skora endeksli olanlar, diğer yanda her şeyden önce değerlere sahip çıkılmasını, kulübü gelecekteki yıl ve yıllara taşıyacak bir takım oluşumunlarının yapılması… Bu ülkede alışılmamış bir olay vardır. O da diyalog. Üzülerek söylemek gerekirse, seçimi kaybeden kazanana, kazanan da kaybedene düşman oluyor. Bu değişmez bir koşuldur. Gerçekte yapılması gereken şey, el ele tutuşup birlikte bu kulübü geleceğe taşımak olmalıdır. Eğer bu birliktelik sağlanmazsa bunun zararı kulübümüze olacaktır. Gerçekten şuna inanıyorum ki bu diyalog sağlanır, kulübün geliri, gideri, yapılması gerekenler, misyonu, vizyonu açık ve net bir biçimde ortaya konursa, büyük oranda kısa sürede başarı yakalanır. Beşiktaş’a gönül vermiş bir insan olarak, yönetimin başarılı olmasını yürekten diliyorum. Ve bu başarı sportif alanda, ekonomik açıdan, sosyal açıdan oluşsun isterim.

 

Siz, Beşiktaş’ın dününü de, bugünü de görmüş birisiniz. Nasıl bir Beşiktaş hayal ediyorsunuz?

Globalleşen dünyada her şey değişti. Kavramlar, sistemler, misyonlar, yapılanmalar, her şey değişti. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Avrupa’da kulüpler nasıl yönetiliyor bakılsın? Hangi mekanizma yönetiyor? Tek adam modeli mi var, yoksa ortak paydada mı yönetiliyor? Beşiktaş, paylaşımcı ve katılımcı olarak yönetilmeli. Yönetim Kurulu ve alttaki kurumlar beraber tartışır, alınan karar tekrar yönetim kurulunda karara bağlanır. Yoksa parayı verenin hâkim olduğu şekilde yönetilemez. Bu yönetim tarzı sadece Beşiktaş’ta mı var? Diğer kulüplerde de böyle. Ancak beni Beşiktaş’tan başka kulüp ilgilendirmez. Bazı şeyleri yapmak için Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Olan örneklere bakmak yeterli olacaktır. Bunları açık yüreklilikle paylaştığım için  alınan kırılan olacaktır. Ancak bizim Beşiktaşlılar olarak birbirimizle sorunumuz yok. Bütün bu eleştiriler ve paylaşım daha iyi ve daha başarılı bir Beşiktaş için…

 

Başkan, 2013 Kongresi’nde diğer seçimlerde olduğu kadar rahat olabilecek mi?

Ne olursa olsun kongrede seçilmiş kişi süreç bitinceye kadar benim başkanımdır. Aynı şekilde yönetim kurulu da benim kulübümün yönetim kuruludur. Biz böyle gördük, böyle öğrendik. Ancak 2013 yılında, köprülerin altından çok sular geçecek. O gün yapılanlara ve borçlanmalara bakılırsa seçim daha farklı olacaktır. Sayın Başkan’ın Beşiktaş sevgisine de çok büyük saygı duyuyorum. Ne büyük bir sevgidir ki, kulübe, ekonominin bu kadar dar olduğu dönemde, 60 milyon TL gözü kapalı kredi açsın…”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."