Final

Final

Örnek Resim


Arion

Arion

Malatya Haber -

Kirlenen Su ve ”Malatya Örneği”

Kirlenen Su ve ”Malatya Örneği”
  • 26.12.2015

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası tarafından yapılan açıklamada, günümüzde suyun sadece ekonomik bir değer olarak ele alınmasının, çevre ve insan sağlığını tehdit ettiği belirtildi. Avrupa Çevre Ajansı 2005 yılında yaptığı analizde, Türkiye’nin su sıkıntısı içinde olduğunu ifade ederken, Türkiye için Su Kullanım İndeksi (water exploitation Index) yüzde 16.98 bulunmuştu. Yani üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, düşük seviyede su sıkıntısı yaşayan ülkeler kategorisinde.

TMMOB’a göre, Türkiye’nin su sıkıntısı yaşayan ülkeler grubunda yer almasının temel nedeni su potansiyelin ülke coğrafyasında eşit bir biçimde dağılmaması ve hızlı nüfus artışı. Her yıl kişi başına kullanılabilen yıllık su miktarının azıldığını belirten uzmanlar, nüfus artışına paralel olarak Türkiye’de toplam tatlısu (yüzey ve yeraltı) kullanımının, 1995 ile 2001 yılları arasında yüzde 39.9 artış gösterdiği görüşünde. Araştırma sonuçlarına göre, bu oranın yaklaşık yüzde 84’lük kısmını yüzey suyu oluşturuyor. DİE 2004 yılı verilerine göre, içme ve kullanma suyunu şebekeden alan belediye nüfus oranı yüzde 93’e ulaştı. 2004 yılı itibarıyla şebeke ile dağıtılmak üzere 4.7 milyar metreküp su çekildi. Suyun yüzde 42’si barajlardan, yüzde 27’i kuyulardan, yüzde 26.2’si kaynaklardan, yüzde 2.9’u akarsulardan ve yüzde 1.8’i göl veya göletlerden çekiliyor.

ŞEBEKELERİN YENİLENME İHTİYACI
Su kaynaklarında bugün yaşanan sorunların, kentlerdeki su ve atıksu hizmetlerinin sunumu ve yönetimi ile doğrudan ilişkili olduğu belirtilerek, şöyle sıralandı:

“DİE 2001 yılı verilerine göre kanalizasyon hizmeti alan belediye sayısı 1879’dir. Kanalizasyon şebekesi ile hizmet verilen nüfusun toplam belediye nüfusu içindeki oranı ise yüzde 78.7’dir. Buna karşın atıksu arıtma tesisi ile hizmet edilen nüfusun toplam nüfusa oranı ise sadece yüzde 16.8’dir. Tüm bu değerler belediyelerimizde atıksuyun bertarafında, bu hizmetin kapsadığı nüfus ve atıksu tesislerinde arıtma konularında ciddi sorunlar yaşanmakta olduğunu göstermektedir. Özetle su kaynaklarımız korunamamakta, nehirlerimiz, göllerimiz ve yeraltı suyu kaynaklarımız hızla kirlenmektedir. Su ve atıksu şebeke elemanlarının durumunu belirten kapsamlı bir istatistik bilgi toplanmadığından mevcut şebekenin fiziksel durumundan kaynaklanan sorunlar gizli kalmaktadır. Ancak gözlemler, şebekelerin yenilenme ihtiyacını ortaya koymaktadır”.

Uzmanlara göre, büyükşehir belediyelerinde “su kayıp oranı” yüzde 43.8 ile oldukça yüksek. Diğer belediyelerde ise kayıp yüzde 40 seviyesinde. Bu su kaybının nedeni hem şebekenin fiziksel durumunun kötü olmasından hem de kaçak kullanımlardan kaynaklanıyor.

MALATYA ÖRNEĞİ
Su kirlenmesiyle ilgili de “Su kaynaklarındaki kirlenme ve nüfus artışına bağlı artan su çekimi, hizmetin performansı ve mali tablo açısında tüm veriler birlikte ele alındığında su hizmetlerinin yönetiminde ciddi eksikliklerin var olduğu görülmektedir.

Kısa bir süre önce Malatya kentinde yaşanan salgın hastalık su ve kanalizasyon hizmetlerinin kentsel yaşam kalitesine ve halk sağlığına doğrudan etkisi açısından örnek bir olay olarak gösteren yetkililer, “Kasım 2005’te Malatya Kenti’nde nüfusun yüzde 3’ünü etkileyen hastalığın kentin şebeke suyundan kaynaklandığı saptanmıştır. Şebeke üzerinden kente sağlanan suyun kalitesindeki değişim kısa bir süre içinde 8 bin kişinin sağlık kurumlarına başvurmasına neden olmuştur. İçmesuyu kalitesindeki olumsuz değişim başta çocukları ve yaşlıları etkilemiştir.

Bu olaydan da anlaşılacağı gibi güvenilir ve sağlıklı su hizmetinin sağlanması kentsel yaşamı ve kentsel kaliteyi doğrudan etkileyen bir faktördür. Şehir Plancıları Odası konunun önemi üzerine kentte yaptığı araştırma sonucunda, su ve kanalizasyon hizmetinin sağlanmasında sorunlar olduğunu tespit etmiştir. Bu sorunların başında, yapılan işle ilgili teknik eleman istihdamının yetersizliği gelmektedir. Halkın sağlığını doğrudan etkileyen su, kanalizasyon ve atıksu işletme hizmetlerinde işin gerektirdiği bilgi ve deneyime sahip olmayan elemanların bu denli önemli bir kamu hizmetinde istihdam edilmesi, halk sağlığı için bir tehdit oluşturmaktadır” açıklamasında bulunuldu.

Gölbaşı (Ankara) yerleşmesinde Gazi Üniversitesi tarafından yapılan bir başka araştırmaya göre, su ve sudan kaynaklanan hastalıkların yayılmasında bir diğer risk de şebekedeki çeşitli arızalardan dolayı yapılan su kesintileri. Uzmanlara göre, su kesintisi sırasında borularda oluşan ortam ve evlerde sağlıksız koşullarda biriktirilen suların kullanımına olumsuz hijyen koşulları da eklenerek hastalıklara davetiye çıkarıyor.

Sonuç olarak sağlıklı bir kentsel yaşam için güvenilir ve sağlıklı suya erişimin sağlanması kadar, hizmetin ödenebilir düzeyde ve kesintisiz olarak kamu hizmeti anlayışı içinde verilmesinin gerekli olduğunu belirten uzmanlar, “2002 yılından itibaren Birleşmiş Milletler tarafından sağlıklı suya erişim bir insan hakkı olarak kabul edilmiştir. Artık dünyada suyun ekonomik değerinden ziyade suyun sosyal bir değer olduğu görüşü yaygınlaşmaktadır. Sağlıklı, güvenilir ve ödenebilir koşullarda suya erişim, merkezi ve yerel yönetimler tarafından da bir insan hakkı olarak kabul edilmeli ve sosyal bir değer olduğu görüşünden hareketle yönetilmelidir” açıklamasında bulundu.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."