You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

“Köpeğin Adı Neden Paşa?”

“Köpeğin Adı Neden Paşa?”
  • 27.12.2015

Malatya Uluslararası Film Festivali bu akşam düzenlenecek ödül töreni ile sona eriyor. 

Festival kapsamında ulusal ve uluslararası uzun metraj kategorilerinde yarışan çok sayıda film yönetmen, yapımcı ve oyuncularının da katıldığı gösterimlerle sinema seyircisiyle buluştu. 

Sinemaseverler özellikle film ekibinin katıldığı yerli yapımlara ilgi gösterirken, film sonlarında izleyici ile film ekibi arasında yapılan söyleşilerde ilginç sorular ve konular gündeme geldi. 

Kendi iç sorunları ile yüzleşmek yerine, olmayan bir düşman üreten, çevresiyle diyalog yerine önyargıları, peşin hükümleri yaşam biçimi haline getiren ve iç sorunlardan kaynaklanan öfkeyi hayali düşmana yansıtarak sorunlarını çözdüğünü düşünen bir ailenin dramını öyküleştiren Tepenin Ardı filminin gösterimi de dün akşam Yeşil Sinemaları’nda film ekibinin katılımıyla gerçekleşti. 

Film gösteriminden sonra gerçekleştirilen söyleşide filmin yapımcısı Enis Köstepen, oyuncular Berk Hakman, Mehmet Özgür ve Furkan Berk Kiran izleyicilerin sorularını yanıtladı. Yapımcı Enis Köstepen, bir süre önce trafik kazasında yaşamını yitiren Seyfi Teoman’ın da bu filmin yapımcılarından biri olduğunu hatırlatarak, filmin tamamlanarak sinemaseverlerin huzuruna çıkarılmasının Teoman’ın anısının yaşatılması açısından önem taşıdığını vurguladı. 

Filmin yönetmeni Emin Alper’in aynı zamanda bir akademisyen olduğunu, İTÜ’deki dersleri nedeniyle Malatya’ya gelemediğini belirten Enis Köstepen, izleyicilerin sorularını yanıtlarken, Tepenin Ardı’nın kendi sorunlarıyla yüzleşerek bu sorunlarına çözüm üretmek yerine, öfke ve vicdansızlık üzerinden yükselen tepkisini hayali bir düşman üreterek bu düşmana yönelten bir ailenin trajedisini perdeye aktaran bir film olduğunu söyledi.

Bir başka izleyicinin ‘Filmdeki çobanın köpeğinin adının ‘Paşa’ olmasından bir yerlere gönderme yaptığınızı mı anlamalıyız?’ şeklindeki sorusuna Enis Köstepen ‘Açıkçası bu konuda bir fikrim yok. Filmin yönetmeni Emin Alper burada olsaydı sorunuza tatmin edici bir cevap verebilirdi. Köpeğin adının ‘Paşa’ olmasının özel bir anlamı var mı bilmiyorum, ama fena da olmamış’ şeklinde cevap verdi. 

Zerre’de Seyirci Çileden Çıktı 

Film ekibinin katılımı ile gösterimi yapılan yerli yapımlardan biri de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi İlk Film Ödülü, En İyi Yönetmen Ödülü, En İyi Sanat Yönetmeni ve SİYAD En İyi Film Ödülü alan yönetmenliğini Erdem Tepegöz’ün yaptığı Zerre’ydi.

Son olarak çalıştığı tekstil fabrikasında hiçbir gerekçe gösterilmeden işine son verildikten küçük kızı ve annesi ile birlikte yaşamını sürdürebilmek için kimseye dayanmayan zorlu bir mücadele vererek hayata tutunmaya çalışan genç bir kadının varoluş öyküsün anlatan Zerre festival süresince ilgi gören birkaç filmden biriydi. Ancak bu ilgi festival komitesinin beceriksiz yönetimi yüzünden seyirciyi çileden çıkaran bir gösterime dönüştü. 

Festival komitesi üyeleri, film ekibi ve jüri üyelerinin gösterime katılmasının yanı sıra gösterimin küçük bir salonda yapılması, biletli seyircinin oturacak koltuk bulma mücadelesi yapmasına yol açtı. Ancak bu mücadele izleyicinin yenilgisi ile sonuçlandı ve biletli izleyiciler Festival Komitesi’nin yanlış planlaması yüzünden koltuklar arasındaki bölümlerde oturarak filmi izlemek zorunda kaldı. 

Seyirciler durumu protesto ederek tepkilerini salonda bulunan Festival Yöneticisi Kayhan Kırmızıgül’e ilettiler. Ancak Kayhan Kırmızıgül, “Sizden özür dilemekten başka yapacağım bir şey yok” dedi. 

Filmin sonrasında ise Zerre’nin yönetmen ve senaristi Erdem Tepegöz, yapımcı Kağan Daldal ve başrol oyuncusu Jale Arıkan izleyicilerle söyleşti. 

Zerre İşçi Sınıfı Filmi Değil Ama…

Malatyalı sinema izleyicisinden gördükleri yakın ilginin kendileri için oldukça etkileyici olduğunu söyleyen yönetmen Erdem Tepegöz, filmini anlatırken şöyle konuştu: “ Zerre, genç bir kadının yaşama tutunma mücadelesi üzerinden hayatın çokluğu içinde tekliğin öyküsünü anlatıyor. Filmin başrol oyuncusu Zeynep’in mücadelesi filmin geçtiği Tarlabaşı’nda çokça rastlayabileceğimiz bir gerçekliğin perdeye yansımasıdır aslında. Benim amacım böyle bir karakteri deneyimlemekti. Sinemanın çerçevesinin içini dışarısı belirler. Benzer hayatlar çok fazla. Kameranın gücü söylemek istediğimizin de çok ötesinde bir anlam yüklenerek gerçekleşti bu film. Bu anlamda film bugün Malatya’daki izleyicinin de yaptığı gibi çok farklı bakış açıları ile yorumlandı. Bu yorumlar bizim için çok anlamlı ve değerli”. 

Bir gazetecinin “Filmin başrol oyuncusu Zeynep hiçbir gerekçe gösterilmeden işten kovulurken, bir başka fabrikada tacize uğrarken yaşadığı bu sorunların kökenine dair hiç bir sorgulamada bulunmuyor, film tüm bu sorunların kökeninde işçi sınıfının örgütsüzlüğü bulunduğuna dair bir imada bile bulunmuyor. Politik olmaktan özellikle mi kaçındınız?” şeklindeki sorusu üzerine “Zerre bir işçi sınıfı filmi değil ama işçi sınıfına gönderdiği bir selamı da yok değil. Bu bir varoluş hikâyesi” şeklinde cevap verdi. 

Zerre’nin yapımcısı Kağan Daldal ise, Malatya’daki sinema izleyicisinin yüksek profilinden etkilendiğini söyledi. Daldal, Adana Ultın Koza’daki söyleşilerle kıyaslandığında Malatya’da filmin kalbine dokunan çok nitelikli soru ve yorumlarla karşılaştıklarını söyledi. 

Zerre’nin başrol oyuncusu Zeynep’i canlandıran Jale Arıkan ise, filmin çok güzel bir süreçte çekildiğini, Erdem Tepegöz’ün belgeselci geçmişinin filme farklı bir boyut kazandırdığını söyledi. Jale Arıkan, “Film bugünlerde kentsel dönüşümle anılan Tarlabaşı’ndaki insan portrelerini, buradaki insanların çaresizliğini ve hayata tutunma zorluklarını anlatıyor. Çünkü, Tarlabaşı’nı hemen hergün teğet geçiyoruz ve orada yaşanan hayatların gerçekliğini görmüyoruz. Zerre, Tarlabaşı’nda açlık ya da yoksulluk sınırında gezinen hayatlara kamera tutarak  sosyolojik bir çözümleme yapıyor” dedi.

John Sayles Filmi Yine 10 Kişiye Oynadı

Amerikan Bağımsız Sineması’nın önde gelen isimlerinden John Sayles’in Tatlı Dilli filmi de yönetmen ve yapımcısının katılımı ile izlendi. Sayles’in gösterime giren ilk filmi Amigo’da olduğu gibi Tatlı Dilli filminin gösterimi de 10 seyirci ile yapıldı.

Haber: Niyazi DOĞAN – Güler HAZAR

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."