You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

‘Kopyala, Kes, Yapıştır’ Mütalaa Olmuş!.

‘Kopyala, Kes, Yapıştır’ Mütalaa Olmuş!.
  • 07.04.2016

38 yıl önce yaşanan ve “Hamido Suikasti-Olayları” olarak bilinen olaya da yer verilen Zirve Yayınevi Davası’nın, son mütalaayla  geçersiz olan 2. mütalaasında, Hamido olaylarına ilişkin bölümlerin internetten derlenmiş olduğu ortaya çıktı. Olaylarla ilişkili olduğu gerekçesiyle Ergenekon adlı örgütün TUSHAD yapılanması konusunu 2 yıl önce gündeme getiren dönemin Cumhuriyet Savcısı’nın hazırladığı, Zirve Yayınevi Davası 2. mütalaasındaki bilgi ve iddiaların, olaylarla ilgili emniyet ve istihbarat belgelerinden değil herkese açık olan internet sitelerinden, internet forumlarından alındığı ve bu nedenle de ciddi yanlışlar içerdiği ortaya çıktı.

17 Nisan 1978 tarihinde Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’nun, evine paketle gönderilen bombanın patlaması sonucu 2 torunu ve geliniyle öldürülmesi olayının arkasındaki sis perdesi geçen 38 yıllık süreçte çözülemedi. Hamido olayına ilişkin son iddia 3 Hıristiyan misyonerin katledildiği Zirve Yayınevi olayına, 2011 yılında Ergenekon bağlantısı kurulabilmesi için çoğu asker olan yeni sanıkların eklenmesinden sonra, dönemin Malatya Cumhuriyet Savcısı Zafer Hazar tarafından davanın 24 Şubat 2014 tarihinde hazırlanan 2. mütalaasında gündeme getirilmişti. Söz konusu mütalaa da “Hamido Suikasti- Olayları” olarak da bilinen olayın, Türkiye Ulusal Stratejiler ve Hareket Dairesi (TUSHAD) tarafından gerçekleştirildiği kesin bir dil kullanılarak aktarılmıştı.

Dönemin Malatya Cumhuriyet Savcısı Zafer Hazar tarafından hazırlanan davanın 24 Şubat 2014 tarihli 2. mütalaasında “(NİSAN 1978) MALATYA GERÇEĞİ VE HAMİT FENDOĞLU” başlıklı bölümde yer alan bilgi ve iddialar ile bazı internet sitelerinde yer alan bilgi ve iddiaların karşılaştırması şu şekilde:

ALINTI-1
Mütalaanın 1. paragrafı şu şekilde:
“1978’li yıllara gelindiğinde Büyük Reis Abdullah Çatlı’nın liderliğindeki 50 kişilik ekibin yarattığı terörün hızı gün geçtikçe arttığı, büyük eylemler, cinayetler hatta alışılmamış tarzda, adrese bomba yollamak gibi bir sürü eylem gerçekleştirildiği, bu bombalı eylemlerden birisi de Seferberlik Tetkik Kurulu bölge başkanlığının da bulunduğu Malatya ilinde 11/12/1977 tarihinde bağımsız olarak Belediye Başkanı seçilen Hamit Fendoğlu’na yönelik gerçekleştirilen eylem olduğu, siyasal cinayetlerden ve katliamlardan sonra sıranın inanç ayrımcılığını yaratmaya geldiği, …”

“http://toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=8664.0” adresinde yer alan ve siteye 27 Aralık 2009 tarihinde yayına verilen “Nazi subayı olan Reinhard Gehlen’den özel harekata !” başlıklı ziyaretçi yazar tarafından kaleme alınan yazıdaki bilgi ve iddia şu şekilde:
“1978″li yıllara gelinmişti. Büyük Reis Abdullah Çatlı”nın liderliğindeki 50 kişilik ekibin yarattığı terör hızını gün geçtikçe arttırıyordu. Büyük eylemler, cinayetler hatta alışılmamış tarzda, adrese bomba yollamak gibi bir sürü eylem gerçekleştiriyorlardı. …, Siyasal cinayetlerden katliamlardan sonra sıra inanç ayrımcılığı yaratmaktı. Bu katliam da tıpkı 1 Mayıs gibi özel harp tarzı bir olaydı. Bu kez hedef Alevilerdi.”

ALINTI-2
Mütalaanın 2. paragrafı şu şekilde:
“Hamit Fendoğlu’nun, 1977’de yapılan seçimlerde MSP, MHP ve sağ güçlerin desteğiyle bağımsız olarak Belediye Başkanı seçildiği, Fendoğlu Belediye Başkanı olduktan sonra siyasal İslamcılar ve milliyetçilerin (ülkücüler) arasının açıldığı söylentisinin yaygınlaştığı, 1978’de Türkiye’de politik ortamın oldukça karışık olduğu, sol ve sağ grupların birbirleriyle kıyasıya çatışma içinde olduğu, Halkın tedirgin olduğu ve muhalefet partileri AP, MSP ve MHP’nin tahrik edici, siyasal iktidar CHP’nin ise yetersiz kaldığı, …”

(http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=97539) adlı internet sitesinde yer alan ve sitede 14 Nisan 2010 tarihinde yayına verilen “Malatya – Hamit Fendoğlu (Hamido) Olayı ve Katliam (1978)” başlıklı ziyaretçi yazar tarafından kaleme alınan yazıdaki bilgi ve iddia şu şekilde:

“Fendoğlu, 1977’de yapılan seçimlerde MSP, MHP ve sağ güçlerin, örgütlerin desteğiyle bağımsız olarak Belediye Başkanlığını kazandı. Belediye Başkanı olduktan sonra siyasal İslamcılar ve milliyetçilerle (ülkücüler) arasının açıldığı söylentisi yaygınlaşıyordu. 1978’de Türkiye’de politik ortam oldukça karışıktı, sol ve sağ gruplar birbirleriyle kıyasıya çatışma içindeydi. Halk tedirgin, muhalefet partileri (AP, MSP, MHP) tahrik ediciydi. Siyasal iktidar (CHP) yetersizdi…”

ALINTI-3
Mütalaanın 3. paragrafı şu şekilde:
“Böyle bir ortamda, Ankara-Emek PTT’sinden Kasım Önadım adıyla Hamit Fendoğlu’na bir kolinin gönderildiği, Kasım Önadım’ın, Hamit Fendoğlu’nun çok sevdiği bir arkadaşı olduğu, bu koli Malatya PTT’sine geldiğinde Fendoğlu 14 Nisan 1978’de koliyi aldırdığı, işlerinin yoğunluğu nedeniyle kolinin birkaç gün belediyede kaldığı, Fendoğlu’nun 17 Nisan günü akşamı koliyi arabasıyla evine götürdüğü, o anı Hamit Fendoğlu’nun eşi Mukaddes; “Hamit eve geldi. Elinde bir paket vardı. Çocuklar ‘Ne o dede?’ deyip etrafını sardılar. Hamit de ‘Kasım amcanız size çikolata göndermiş’ dedi.” şeklinde anlattığı, daha sonra Hamit Fendoğlu koltuğuna oturarak kolinin ambalajını açmasıyla ani bir patlamanın olduğu, meydana gelen patlama sonucu Hamit Fendoğlu, gelini ve torunlarının hayatını kaybettiği, …”

(http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=97539) adlı internet sitesinde yer alan ve sitede 14 Nisan 2010 tarihinde yayına verilen “Malatya – Hamit Fendoğlu (Hamido) Olayı ve Katliam (1978)” başlıklı ziyaretçi yazar tarafından kaleme alınan yazıdaki bilgi ve iddia şu şekilde:

“Böyle bir ortamda, Ankara-Emek PTT’sinden Hamit Fendoğlu adına bir koli gönderilir. Koli, Kasım Önadım adıyla gönderilmiştir. Kasım Önadım, Hamit Fendoğlu’nun çok sevdiği bir arkadaşı, dostudur. Koli, Malatya PTT’sine gelir; Fendoğlu 14 Nisan 1978’de koliyi aldırtır. İşlerin yoğunluğu nedeniyle koli birkaç gün belediyede kalır. 17 Nisan günü akşamı Fendoğlu koliyi arabasıyla evine götürür. O anı, Hamit Fendoğlu’nun eşi Mukaddes şöyle anlatmaktadır: “Hamit eve geldi. Elinde bir paket vardı. Çocuklar ‘Ne o dede?’ deyip etrafını sardılar. Hamit de ‘Kasım amcanız size çikolata göndermiş’ dedi. …Hamit Fendoğlu, koltuğuna oturmuş, kolinin ambalajını açmaya çalışıyordu. Kolinin kapağı açıldığında ani bir ses ve patlama binayı sarsar. …”

ALINTI-4
Mütalaanın 4. Paragrafının baş tarafı şu şekilde:
“Yıllar sonra yaşanacak olan Zirve Yayınevi Cinayetinin gerçekleştiği bir 18 Nisan sabahı erken saatlerden itibaren kente, komşu il ve ilçelerden, köylerden akın akın insanların gelmeye başladığı, toplanan insan sayısının kısa sürede on bini aştığı, gençlerin ellerinde özel hazırlanmış sopalar, zincirler, nacak gibi saldırı aletlerinin bulunduğu, yüzleri maskeli olan çok sayıda kişinin ise toplanan grupların önüne geçtiği, toplanan insanların çoğunluğu Alevilere ait olan iş yerlerine “Kahrolsun Komünizm, katil Ecevit, Müslüman Türkiye, Dan Dan Hamido’ya intikam” sloganlarıyla yürüyüşe ve saldırıya geçtiği,”

(http://www.egeninsesi.com/article/80391-alevilerin_sucu_ne) adlı internet sitesinde yer alan 1 Ağustos 2012 tarihli ““Alevilerin Suçu Ne?” başlıklı köşe yazısında yer alan bilgi ve iddialar şu şekilde:

“18 Nisan 1978 Salı. Sabahın erken saatlerinden itibaren kente, komşu il ve ilçelerden, köylerden akın akın insan gelmeye başlamıştı. Gelenlerin bir bölümü belediyenin önünde, diğer bir bölümü de Samanpazarı’nda toplandı. Toplananların sayısı kısa sürede on bini aştı. Çoğu 15-20 yaşlarında gençlerdi. Gençlerin ellerinde özel hazırlanmış sopalar, zincirler, nacak gibi saldırı aletleri bulunuyordu. Yüzleri maskeli olan çok sayıda kişi de, toplanan grupların önüne geçtiler. Bir kol, Cezmi Kartay Caddesine yöneldi. Burada bulunan işyerlerinin çoğunluğu Alevilere aitti. Bir kol, Fuzuli Caddesine, bir kol Akpınar, Yoğurtpazarı, Mısırlı Çarşısı ve eski Halep Caddesine; bir kol da Turan Emeksiz Caddesine doğru “Kahrolsun Komünizm, katil Ecevit, Müslüman Türkiye, Dan Dan Hamido’ya intikam” sloganlarıyla yürüyüşe ve saldırıya geçtiler.”

ALINTI-5
Mütalaanın 4. Paragrafının son bölümü şu şekilde:
“…bu Saldırıların başladığı saatlerde Belediye hoparlöründen Kuran okumaya başlandığı, Kuran’ın okunmasından sonra sağcı bir grubun hoparlörden yaptığı “Din elden gidiyor. Camilere de bomba konuluyor” anonslarının aralıksız olarak akşama kadar sürdüğü, böylece halkın dini duyguları kışkırtılarak katılımın çoğaltılmasına ve saldırıların yaygınlaştırılmasına çalışıldığı, …”

(http://www.siyasiforum.net/viewtopic.php?t=6380 ) adlı internet sitesinde yer alan “Ülkücü Katillerin Solculara yaptığı kanlı Katliamları” başlıklı tartışma sayfasındaki ziyaretçi yazar tarafından 6 Şubat 2010 tarihinde dile getirilen bilgi ve iddialar şu şekilde;
“…Saldırı başladığı saatlerde Belediye hoparlöründen Kuran okumaya başlanır. Kuran’ın okunmasından sonra sağcı bir grubun hoparlörden yaptığı “Din elden gidiyor. Camilere de bomba konuluyor” anonsları aralıksız akşama kadar sürmüştür. Böylece halkın dini duyguları kışkırtılarak katılımın çoğaltılmasına, saldırıların yaygınlaştırılmasına çalışılmıştır.”

ALINTI-6
Mütalaanın 5. paragrafı şu şekilde:
“18 Nisan’ı 19 Nisan’a bağlayan gece, sağcı ve solcular, olası bir saldırının korkusunu yaşadıkları, kimi mahallelerde azınlıkta olan Aleviler, Alevilerin yoğunlukta olduğu ‘Cemal Gürsel, Ata, Samanlı, Özalper, Çavuşoğlu, Başharık Mahallelerine sığınarak kendilerini güvenceye almaya çalıştıkları, Tüm mahalle ve sokaklarda nöbet tutulduğu, göstericilerin önünde bulunan maskeliler, solcu ve Alevilere ait önceden işaretlenmiş işyerlerini göstererek tahrip ettirdikleri, arkasından da gaz dökerek yaktıkları, …”

(http://halkinhabermerkezi.blogspot.com.tr/2012/12/tarihde-alevi-katliamlari_13.html) adli internet sitesinde Aralık 2012 tarihinde yer alan “TARİHDE ALEVİ KATLİAMLARI” başlıklı yazıda şu bilgi ve iddialar yer alıyor:
“18 Nisan’ı 19 Nisan’a bağlayan gece, sağcı ve solcular, olası bir saldırının korkusunu yaşıyorlardı. Kimi mahallelerde azınlıkta olan Aleviler, Alevilerin yoğunlukta olduğu ‘Cemal Gürsel, Ata, Samanlı, Özalper, Çavuşoğlu, Başharık Mahallelerine sığınarak kendilerini güvenceye almaya çalışıyorlardı. Tüm mahalle ve sokaklarda nöbet tutuluyordu. ….”

(http://forum.mevsimsiz.net/lofiversion/index.php/t11562.html) adlı sitede 22 Mart 2008 tarihli “TEHCİR’DEN MÜBADELEYE, 6-7 EYLÜL’E VE SİVAS’A İSTENİLEN, ELDE EDİLEN VE SIRADAKİ…” başlıklı yazıda şu bilgi ve iddialar yer alıyor;
“Göstericilerin önünde bulunan maskeliler, solcu ve Alevilere ait önceden işaretlenmiş işyerlerini göstererek tahrip ettiriyor, arkasından gaz dökerek yakıyorlardı. Yanan yağların, mobilyaların, halıların, deterjanların kokusu ve dumanı tüm Malatya’yı sardı.”

ALINTI-7
Mütalaanın 6. paragrafı şu şekilde:
“Çilesiz Mahallesinde bir arabanın içine konularak götürülen 14-15 yaşlarında olan Özcan Türksever, Sait Hazar, Naci Erguvanlı isimli Alevi ailelerin çocuklarına önce işkence gördüğü, sonra kafalarından vurularak öldürüldükleri, katillerin bununla da yetinmeyip, cesetleri Malatya’ya 8 kilometre uzaklıktaki Beylerderesi’nde demiryolu tüneli önünde bulunan rayların üstüne bıraktıkları, üzerlerinden trenin geçmesiyle cesetlerin paramparça olduğu, çocukların aileleri, katillerin bulunması için kuşkulandıkları bazı isimleri ilgili makamlara vermelerine rağmen, sanki yer yarılmış katiller içine girmiş gibi cinayetleri yapanların yakalanamadığı, …”

(http://kalpherzamansoldanatar.tumblr.com/post/116748208726/18-nisan-malatya-katliam%C4%B1-t%C3%BCrkiye-s%C4%B1n%C4%B1f) adli internet sitesinde alınteri.org kaynak gösterilerek aktarılan bilgi ve iddialar şu şekilde:

“Götürülen çocuklar (Özcan Türksever, Sait Hazar, Naci Erguvanlı) 14-15 yaşlarında olup, Gazi Lisesi’nin öğrencileridir. Üçü de Alevi ailenin çocuklarıdır. Birkaç saat sonra acı haber gelir. Çocuklar önce işkence görmüş, sonra kafalarına sıkılan kurşunlarla öldürülmüştür. Katiller bununla da yetinmemişler, cesetleri, Malatya’ya 8 kilometre uzaklıktaki Beylerderesi’nde demiryolu tüneli önünde rayların üstüne bırakmışlardır. Üzerlerinden tren geçen cesetler paramparça olarak bulunmuştur. Çocukların aileleri, katillerin bulunması için kuşkulandıkları bazı isimleri ilgili makamlara vermişler, ancak sanki yer yarılmış katiller içine girmiş gibi, cinayetler yapanların yanına kar kalır.”

OKUYUCUYA NOT: Gerçekte öldürülen gençlerin isimleri savcının internette derlediği bilgilerle  hazırladığı mütalaada yazıldığı gibi ‘Özcan Türksever, Sait Hazar, Naci Erguvanlı’  değil, Özcan Ünsever, amcası oğlu Ercan Ünsever ve Naci Arguvanlı idi. Ve Hamido Suikasti sonrası başlayan olaylar sırasında  “Aleviler katlediliyor” söylentisiyle, Hamido suikasti ile gençlerin öldürülmesine tepkili zıt görüşlü kitleleri karşı karşıya getirmeye yönelik provokasyon amaçlı olarak kullanılan bu olay, birçok platformda iddia edildiği gibi, Alevi- Sünni ya da sağ-sol  olayı değil, sol örgütler hesaplaşması olarak resmi kayıtlarda yeraldı, hatta failleri yakalanarak yargılandı. Bu olayla ilgili olarak, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü arşivine dayanılarak hazırlanan raporda, “..18.04.1978 tarihinde saat 23.00 sıralarında, Malatya İline bağlı Yeşilyurt İlçesi Beylerderesi Mezrasında tabanca ile vurularak öldürüldükten sonra tren yolu üzerine bırakılan Gazi Lisesi öğrencilerinden Naci ARGUVANLI, Özcan ÜNSEVER ve Sait HAZAR (bu isim doğru değil, doğru isim Ercan Ünsever olacak) isimli şahısların cesetleri bulunmuştur. Olayların aydınlatılmasına yönelik yapılan çalışmalar neticesinde, TİKKO terör örgütü üyesi Ahmet Hamdi OFLAZ ile Hikmet EMEKLİOĞLU’nun öldürdükleri tespit edilmiş, şahısların 02.12.1978 tarihinde yakalanarak gözaltına alındığı, Jandarma birimlerine teslim edilen şahısların sevk edildiği adli makamlarca tutuklandıkları anlaşılmıştır.” bilgisi yeraldı.

ALINTI-8
Mütalaanın 7. paragrafı şu şekilde:
“Malatya’da silah kaçakçılığı yapan bir şebekenin Sünni elemanlarının, Sünni mahallelerinde tanıdıklarının aracılığıyla “Alevilere dışarıdan çok silah geldi. Saldırıya hazırlanıyorlar” diye söylenti çıkardığı, bu duruma karşı önerilerde de bulunduğu, bu kişilerin şöyle konuştuğu “Bir Müslüman olarak, zorumuza gitti. Böyle bir gün ve ortamda Müslümanlara yardımcı olmazsak, Müslümanlığımızdan şüpheleniriz. Sağdan-soldan silah temin ettik. Size istediğiniz kadar silah vereceğiz. Para önemli değil, elinize geçtiğinde ödersiniz.” dedikleri, aynı şebekenin Alevi ortaklarının da Alevilerin yoğun olduğu mahallelere giderek aynı biçimdeki söylemlerle güya yardımcı olmaya çalıştığı, kaçakçıların böylece silahlarını o günün fiyatlarının 3-4 kat üstünde pazarlama imkanı bulduğu,…”

(http://www.cilagazete.com/malatyada-eneler-oldu/.html) adlı internet sitesinde “Malatya’da neler oldu…” başlıklı yazıda yer alan bilgi ve iddialar ise şu şekilde:
“Malatya’da silah kaçakçılığı yapan bir şebekenin Sünni elemanlarının, Sünni mahallelerinde tanıdıklarının aracılığıyla “Alevilere dışarıdan çok silah geldi. Saldırıya hazırlanıyorlar” diye söylenti çıkardığı, bu duruma karşı önerilerde de bulunduğu bildiriliyordu. Bu kişilerin şöyle konuştuğu anlatılır: “Bir Müslüman olarak, zorumuza gitti. Böyle bir gün ve ortamda Müslümanlara yardımcı olmazsak, Müslümanlığımızdan şüpheleniriz. Sağdan-soldan silah temin ettik. Size istediğiniz kadar silah vereceğiz. Para önemli değil, elinize geçtiğinde ödersiniz.” Aynı şebekenin Alevi ortaklarının da, Alevilerin yoğun olduğu mahallelere giderek aynı biçimdeki söylemlerle güya yardımcı olmaya çalıştığı belirtilir. Kaçakçılar, böylece silahlarını, o günün fiyatlarının 3-4 kat üstünde pazarlama imkanı bulmuşlardır.”

3. MÜTALAA 2. MÜTALAAYI ÇÜRÜTTÜ
Zirve Yayınevi olayına ilişkin olarak dönemin Malatya Cumhuriyet Savcısı Zafer Hazar tarafından hazırlanan davanın 24 Şubat 2014 tarihli 2. mütalaasında “(NİSAN 1978) MALATYA GERÇEĞİ VE HAMİT FENDOĞLU” ara başlıklı bölümün sonu; “ Hamit Fendoğlu ve yakınlarının öldürülmesi sonrası yaşanan olaylarla Alevi-Sunni çatışması çıkarılmasının hedeflendiği, bu olayların arkasında da yine Özel Harp Dairesinin içerisinde yer alan sivil unsurların aktif rol aldığı, bu durumu aynı yapının devamı olan TUSHAD tarafından, TUSHAD 3. Bölge Malatya Hücre yapılanmasının planlaması ve azmettirmesiyle 18 Nisan 2007 tarihinde gerçekleşen Zirve Yayınevi Cinayeti sanığı Haydar Yeşil’in kayınbiraderi tarafından bizzat adli mercilere teslim edilen harddisk içerisindeki Hamit Fendoğlu olayı ile ilgili bilgi ve belgelerin bulunması teyit etmiştir” ifade ve iddiaları ile tamamlanıyor.

Zirve Yayınevi Davası’nın Cumhuriyet Savcısı Burhanettin Olğun tarafından hazırlanan 4 Nisan 2016 tarihli 3.mütalaasında, 24 Şubat 2014 tarihli 2. mütalaa da yer alan bilgi ve iddialar yer almazken, TUSHAD adlı örgüt için yeterli delil elde edilemediği belirtilerek, örgüt kapsamında yargılanan 21 sanık için beraat, olayın 5 asli faili için ise 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet cezası istenmişti.

Söz konusu 3. Mütalaa da, Hamido Olayını gerçekleştirdiği iddia edilen TUSHAD yapılanması için, “Soruşturma dosyaları, mahkeme kararları, resmi kurum ve kuruluş yazışmaları ışığında bu örgütün ve alt yapılanmalarının varlığına yönelik somut delil elde edilemediği…” belirtilmişti.

Kamuoyunda Turgut Özal’ın zehirlenmesi davası olarak bilinen ve Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün yargılandığı ve beraat ettiği Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki kararında TUSHAD adlı bir yapının bulunmadığı kaydedilmişti.

HABERİN GÖRSELİ: Hamido Olayları ile ilgili olarak Hürriyet Gazetesi ve Yerel Görüş Gazetesi’nin o günlerdeki manşetleri..

Burhan KARADUMAN, Yeni Malatya Gazetesi- malatyahaber.com

a3

a4

Etiketler: /

Yorumlar
  1. Cesamin ÖZKAN dedi ki:

    Olayın bu gün için önemi sadece o olayların planlayıcılarının istedikleri Türkiye’nin şuan var olmasıdır. O gün bu olayları planlayanlar ülkenin birliğini beraberliğini ve kalkınmasını istemeyen güçlerdi. Bu gün o özledikleri ülke aynen önümüzde. Halkı din ve milliyet üzerinden bölünmüş, her gün kan akan, fabrikaları kapatılmış, bankaları satılmış, dış borcu 600 Milyarı aşmış yani borçlu huzursuz manevi değerlerini yitirmiş bir ülke. Öyleki 45 erkek çocuğa tecavüz olayını incelemeyi önlemiş bir iktidar ve meclis var bu ülkenin başında. Öyleki tecavüzü yolsuzluğu hırsızlığı araşturma önleme adına iş yapmayı düşünmeyen, tam tersine bu suçları işleyenleri koruyan vede çoğaltan bir Türkiye var şu an. O nedenle bu tablo böyle devam ederse çok daha acıların yaşanacağını görmek büyük tespit olmaz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."