SON DAKİKA
SON DEPREMLER

'Kore Savaşı' Devam Ediyor!

0
Güncellendi - 2020-07-28 01:51:56
'Kore Savaşı' Devam Ediyor!
A- A+ PAYLAŞ

Kuzey Kore'nin 25 Haziran 1950'de sınırı teşkil eden 38’inci paralel boyunca Güney Kore'yi işgal etmesiyle başlayıp 27 Temmuz 1953'te sona eren "Kore Savaşı", birçok barış girişimine rağmen bir barış anlaşması imzalanamadığı için teknik olarak hala devam ediyor.

AA muhabiri, 67 yıl önce 27 Temmuz'da sona eren "Kore Savaşı"nı ve ilk Türk tugayının Kore'ye gönderilmesinin ikili ilişkilere ve Türkiye'nin uluslararası sahadaki konumuna yansımalarını derledi.

Japonya, 1910'da ilhak ettiği ve 1945'e kadar yönettiği Kore Yarımadası'ndan 2. Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle geri çekildi.

Japonya'nın geri çekilmesiyle yarımadada 1945'te kurulan iki hükümet, 1948'e kadar karşılıklı olarak "birbirine katılma" çağrısı yaptı. Çağrıların sonuç vermemesi üzerine Kuzey ve Güney, ayrı ayrı kendi devletini kurdu.

Kore Savaşı, 25 Haziran 1950'de Kuzey Kore'nin Güney Kore'yi işgal etmesi üzerine başladı.

Çin ve Sovyetler Birliği Kuzey Kore'ye, ABD önderliğindeki Birleşmiş Milletler (BM) de Güney Kore'ye savaş boyunca destek verdi.

İlk Türk Tugayı, 17 Eylül 1950'de yola çıktı

BM Güvenlik Konseyinin (BMGK), BM güçlerini, Kuzey Kore işgalini sonlandırmak için Kore'ye göndermeye onay vermesi üzerine Türkiye de BM tarafında savaşa katılma kararı aldı.

Tuğgeneral Tahsin Yazıcı emrindeki 1. Türk Tugayı, 17 Eylül 1950'de Hatay'ın İskenderun Limanı'ndan yola çıktı ve 12 Ekim 1950'de Pusan Limanı'na vardı.

Türkiye'den Pusan Limanı'na tugayların gelebilmesi için gemiyle en az 30 gün yol alınması gerekiyordu. Bu limana gelen Türk askerleri, hazırlıkların ardından 21 Kasım 1950'de bugün Kuzey Kore tarafında olan Kunuri'ye ulaştı.

Güney Kore Savunma Bakanlığı kaynaklarına göre, savaşa 21 bin 212 askerle toplamda 4 tugayla katılan Türkiye, asker sayısı bakımından Kore Savaşı'na katılan 16 ülke arasında 4'üncü sırada yer aldı.

ABD, 1 milyon 789 bin askerle Kore Savaşı'na en çok asker gönderen ülke oldu. İngiltere 56 bin askerle 2'inci, Kanada 26 bin 791 askerle 3'üncü sırada bulundu.

Savaşta, Güney Kore'de 40 bin 670 BM askeri, 137 bin 899'u Kore askeri olmak üzere 178 bin 569, Kuzey Kore'de ise 508 bin 797 asker hayatını kaybetti.

Kore Savaşı'nda 36 bin 940 askerini yitiren ABD, "en çok kayıp veren ülke" oldu. ABD'yi 1078 kayıpla İngiltere izledi.

Kore Gazi Bakanlığının kayıtlarına göre, cephede hayatını kaybeden 700'ü aşkın asker ile yaralanıp cepheden ayrıldıktan sonra vefat eden ve kaybolanlar da dahil Türkiye, Kore Savaşı'nda 900'ü aşkın şehit vererek, 3'üncü sırada yer aldı.

Türk birlikleri ile Çin kuvvetleri arasında 25-27 Ocak 1951'de Kumyangjang-ni Muharebesi'nde, Türk birlikleri büyük bir başarı gösterdi.

Türk birliği, Kumyangjang-ni’de, kendisinden üç misli kuvvetli düşmana karşı kazandı. Kumyangjang-ni Muharebesi'nde süngü hücumu yapıldı ve bu tarihteki son süngü taarruzlarından biri olarak görülüyor.

Kumyangjang-ni Muharebesi'ndeki başarıdan dolayı ABD Kongresi tarafından Türk birliklerine, "Mümtaz Birlik Nişanı ve Beratı" verildi. Türk birliklerine, Kore Cumhurbaşkanlığınca da “Cumhurbaşkanlığı Birlik Nişanı” takdim edildi.

Türk Tugayına "Kutup Yıldızı" adı verildi

Savaşa katılan her birliğe bir isim veriliyordu. BM Silahlı Kuvvetler Başkomutanı General Mc Arthur, Türk Tugayına "Kutup Yıldızı" adını verdi.

Savaşta, Güney Kore ve BM tarafında yaklaşık 5 bin kişi, Kuzey Kore ve Çin'den ise yaklaşık 70 bin kişi esir düştü. Ateşkes anlaşmasından bir ay önce Haziran 1953'teki esir değişiminde Türk Tugayı'ndan esir düşen 244 kişinin tamamı döndü.

Kore'nin Busan kentindeki BM Kore Anıtsal Mezarlığı'nda ise savaşta şehit olan 462 Türk askeri yatıyor.

Kore Savaşı'nda "B-26" savaş uçağıyla Kuzey Kore üzerinde taarruz sırasında uçağın düşürülmesi sonucu Üsteğmen Muzaffer Erdönmez'in şehit olduğunun belgelenmesinin ardından Türkiye, "Kore Savaşı'na hava desteği sağlayan 8'nci ülke" olarak tanındı.

Kore Savaşı'na katılan birlikler arasında Türk askeri, savaşta öksüz ve yetim kalan Koreli çocuklar için okul inşa eden tek birlik oldu.

O zaman açılan Ankara Okulu'nu ve Türk askerinin fedakarlıklarını unutmayan Güney Kore halkı, Türk halkını kan kardeşi olarak nitelendiriyor.

Kore Savaşı, Türkiye'nin NATO'ya girişini hızlandırdı

Türkiye'nin Seul Büyükelçisi Ersin Erçin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, BM'nin Kore'ye asker gönderme çağrısına en hızlı cevap ülkelerden biri olduğunu ve bunun uluslararası toplumda olumlu etki yarattığını söyledi.

Türk askerinin savaşa müdahil olmasının ardından savaşın kaderinin değiştiğine dair güçlü görüşlerin bulunduğunu belirten Erçin, Türkiye'nin Kore Savaşı'nda en çok şehit veren 3'üncü ülke olduğunu vurguladı.

Erçin, Türkiye'nin Cumhuriyet'i ilanından sonra ilk defa kendi vatan topraklarının dışına asker gönderdiğine işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bu, çok önemli bir karardı. Bu karar, ülkemizin Batı sistemine entegrasyonunu hızlandırdı ve NATO ittifakına katılımını kolaylaştırdı. Kore'ye asker gönderme kararı, sonuç olarak Türk dış politikası açısından çok önemli bir değişiklikti ve kalıcı sonuçları oldu."

Türk birliklerinin, ABD'den sonra Kore'ye ayak basan ilk yabancı kuvvet olduğuna dikkat çeken Erçin, Kunuri Cephesi'nde Türk askerinin büyük kahramanlık gösterdiğini ve bundan dolayı Kore hükümetince iki defa "Üstün Birlik Nişanı" aldığını, bu nişanın sadece Türk askerine verildiğini vurguladı.

Erçin, "Türkiye, savaşın bitmesinin ardından geçen 67 yıl sonra Kore Yarımadası'nda artık kalıcı ve adil bir barışın sağlanmasını arzu ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

AA

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız