SON DAKİKA
SON DEPREMLER

Köşke Fuhuş Baskını

A- A+ PAYLAŞ
 
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Yalova’daki Atatürk Köşkü ile köşkün yanıbaşında bulunan ve milletvekilleri ile Meclis personeline tahsis edilen sosyal tesiste yolsuzluk yapıldığı ve bazı geceler hayat kadınları ile âlemler düzenlendiği iddiası üzerine mekâna geceyarısından sonra saat 1.30’da bir baskın yaptı. Açılan soruşturma devam ediyor.
 
ATATÜRK’ün 1929’da Yalova’da inşa ettirdiği ve şu anda TBMM’ye ait olan “Atatürk Köşkü” ile köşkün hemen yanıbaşında bulunan milletvekilleri ile Meclis personeli tarafından kullanılan sosyal tesiste, inanılmaz bir skandal yaşandı.
 
Habertürk Gazetesi'nden Murat Bardakçı'nın haberine göre, tesiste “fuhuş yapıldığı” ihbarlarının gelmesi üzerine TBMM Başkanı Cemil Çiçek bir geceyarısından sonra baskın yaptı ve çok sayıda görevli başka yerlere tayin edildi.
 
Yalova’ya ilk defa 1927’de giden Atatürk, sonraki yıllarda yaz aylarının bir kısmını burada geçirmişti. Önceleri 19. yüzyıldan kalan ve “Baltacı Çiftliği Köşkü” olarak bilinen binayı kullanan Atatürk için daha sonra bugün “Millet Çiftliği Köşkü” veya “Yürüyen Köşk” denen bina ile Termal’deki kaplıcalarda bir başka köşk daha inşa edilmişti.
 
Yapımı 1929’da tamamlanan ve Atatürk’ün Yalova’ya her gelişinde sürekli olarak kaldığı Termal’deki köşk daha sonra müze haline getirilmiş ve TBMM’ye devredilerek Millî Saraylar Daire Başkanlığı’na bağlanmıştı. Meclis tarafından köşkün yakınına ve kaplıcaların hemen yanıbaşına inşa ettirilen otel şeklindeki sosyal tesis ise milletvekillerine, milletvekillerinin ailelerine ve personele tahsis edilmişti.
 
Yalova’daki inanılmaz skandal, bu köşkün hemen yanıbaşındaki sosyal tesiste yaşandı. Geçtiğimiz yıl büyük bir restorasyona giren köşk ziyarete kapatılmış ama personel restorasyon süresince başka bir yerde görevlendirilmemişti. İçerisinde kaplıcaların bulunduğu sosyal tesis ise açıktı ama kalmak için başvuru yapanlara genellikle “doluyuz” cevabı veriliyordu.
 
RUS KADIN İDDİASI
Bu arada, Meclis Başkanlığı’na çok sayıda ihbarlar gelmeye başladı. İhbarlarda tesisin bazı görevliler tarafından amacı dışında kullanıldığı, dolu olarak gösterilmesine rağmen aslında boş olduğu ve kalma hakkı olmayanların konaklamalarına izin verildiği söyleniyordu. Daha da önemlisi, Atatürk’ün köşkünün hemen yanıbaşındaki tesiste konumuna ve geçmişine yakışmayacak işler yapıldığı iddiaları vardı ve bu iddialar arasında “dışarıdan getirilen Rus kadınlarla, tesiste bazı geceler âlem yapıldığı” söylentileri de bulunuyordu. İhbarlar, Cemil Çiçek’in geçtiğimiz 4 Temmuz günü Meclis Başkanlığı’na seçilmesinden sonra daha da arttı ve Çiçek olaya doğrudan, kendisi el attı.
 
Ağustos ayının ilk haftasında yanında sadece şoförü ve koruması olduğu halde kimseye haber vermeden geceyarısından sonra saat 1.30 sularında Yalova’ya gitti ve hem köşke hem de tesise baskın yaptı. Köşkün restorasyon sebebiyle kapalı olmasına rağmen personelin hiçbir iş yapmadan Yalova’da kalmaya devam ettiğini gören Çiçek, görevlilerin Milli Saraylar bünyesindeki diğer kuruluşlara dağıtılması talimatını verdi. Ardından da sosyal tesise müfettişler göndererek kayıt defterleri ile hesapları incelemeye aldırdı ve Millî Saraylar’da üst düzeydeki bir yöneticinin başta gelini olmak üzere bazı yakın akrabalarını eğitimlerine uygun olmayan konumlara getirdiği yolundaki iddiaların da araştırılmasını istedi.
 
Meclis Başkanı’nın duruma bir gece baskını ile doğrudan el atması üzerine, TBMM Genel Sekreterliği’ndeki görevliler de hemen İstanbul’a gelerek usulsüz olduğu söylenen atamalarla ilgili inceleme başlattılar. Ancak, Yalova’daki Atatürk Köşkü ile sosyal tesiste soruşturmanın devam etmesine rağmen, TBMM’ye gönderilen şikâyet dilekçelerinin ardı arkası yine de kesilmedi.
 
Dilekçelerde şimdi haklarında soruşturma yapılan tesis personelinin hâlâ görevde oldukları, Millî Saraylar’ın değişik birimlerine bu kişilerin gönderilmesinin gerekmesine rağmen kurunun yerine yaşın yandığı ve olaylarda hiçbir suçu olmayan personelin sürgün edildiği ileri sürülüyor.
 
SORUŞTURMA KONULARI
TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in görevlendirdiği müfettişler, Yalova’da şu iddiaları inceliyorlar:
 
* Atatürk Köşkü’nün hemen yanında bulunan, milletvekillerinin ve Meclis personelinin kullanımına mahsus olan ve fuhuş mekânı haline getirildiği söylenen sosyal tesiste yolsuzluk yapıldığı iddiası. Kaplıca bölgesindeki sosyal tesiste kalmak isteyenlerin “doluluk” gerekçesiyle alınmamalarına rağmen kaplıcada Rus hayat kadınlarının kalması ve âlem yapılması. Müfettişler, “dolu” olduğu söylenen dönemlerin muhasebe kayıtlarını inceliyorlar.
 
* Millî Saraylar Daire Başkanlığı’ndaki bir yöneticinin, gelinini henüz öğrenci olmasına rağmen işe alması. Yeni evlenen çifte kirada oturmamaları için Beşiktaş’ta yaklaşık on yıl sıra beklendikten sonra girilebilecek bir lojmanın tahsis edilmesi ve gelinin işe gidip gelişlerinde kayınpederinin makam otomobilini kullanması.
 
* Aynı yöneticinin, Bursa’da bir kargo şirketinde vasıfsız eleman olarak çalışan yeğenini bir gün içinde “dokuma ustası” olarak Millî Saraylar’a bağlı Hereke Halı ve Kumaş Dokuma Fabrikası’nda işe aldırması, daha sonra iki yeğenine daha “halı” ve “kumaş dokuma ustası” kadroları verdirmesi.
 
* Bir başka yöneticinin asıl mesleği demircilik olan bir yakınını yine Hereke’deki fabrikaya kumaş ustası olarak tayin ettirmesi. Yöneticinin daha önce Millî Saraylar Daire Başkanlığı’nda puantör olarak çalışan eniştesini de Hereke Fabrikası’na müdür yapması.
 
* TBMM’ye bağlı saray ve kasırların halılarını yenilemek için açılan bir ihalede verilen metrekaresi 650 liralık teklifin pahalı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi ama aynı işin metrekaresi 2 bin 500 liradan Hereke Halı Fabrikası’na verilmesi. Sizleri soruşturmanın tamamlanmasından sonraki gelişmelerden de haberdar edeceğim, hiç meraklanmayın...
 
Türk Tarih ve Dil Kurumu’nun temelleri burada atılmıştı
YALOVA’ya ilk defa 1927’de giden Atatürk burada Roma ve Bizans dönemlerinden bu yana kullanılan kaplıcaları çok beğenmiş, o zaman İstanbul’un bir ilçesi olan Yalova’ya sonra ki senelerde de sık sık gitmiş, Cumhuriyet tarihinin bazı önemli kararları burada alınmış, hattâ Atatürk’ü ölüme götüren hastalığın ilk teşhisi de Yalova’da konmuştu.
 
Atatürk’ün kaldığı dönemlerde Ankara’nın üst düzey bürokrasisi ile Çankaya Köşkü’nün müzisyen kadrosu da Yalova’ya taşınmış ve Çankaya’nın meşhur sofraları burada devam etmişti. “Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti” yani “Cumhurbaşkanlığı Türk Müziği Topluluğu” akşamları Atatürk Köşkü’nde konser verirken başta Safiye Ayla ve Münir Nureddin olmak üzere dönemin önde gelen sanatçıları da köşkte musiki icra etmişlerdi.
 
Yalova’da Atatürk’ün kaldığı dönemde alınan önemli kararların başında, Türk Tarih ve Dil Kurumları’nın kurulmaları geliyordu. Hazırlık çalışmaları sırasında “Türk Tarihi’nin Ana Hatları” adı ile çok sayıda kitaptan oluşan bir serinin kaleme alınıp yayınlanması da geliyordu ve serinin ilk hazırlıkları Yalova’da yapıldı. “Türk Tarihi’nin Ana Hatları” serisi, Yalova’da Atatürk ile yeni Türk tarih tezini ele alan heyet üyelerine dağıtılmak üzere daha sonra çok az sayıda basıldı ama eserlerin tamamı toplu halde şimdiye kadar yayınlanmadı.
 
Bugün bu sayfada sözkonusu serinin pek bilinmeyen bir cildinin, Ankara Musiki Muallim Mektebi’nin hocalarından Kösemihalzâde Mahmut Ragıp Bey’e yazdırılan “Türk Musikisi Tarihi” isimli eserin kapak sayfasını görüyorsunuz. Mahmut Ragıp Bey’in eserini Mes’ut Cemil’in kaleme aldığı “Medeniyet Tarihinde Musiki Âletleri ve Türkler” ile Ali Rıfat Bey’in “Musiki” isimli tamamı yayınlanmayan kitapları takip etti ve Yalova’da iki yıl devam eden bu çalışmaların ardından 1929’da Türk Tarih, bir sene sonra da Türk Dil Kurumu kuruldu.

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız