SON DAKİKA
SON DEPREMLER
Orhan Tuğrulca

Kültürel Mirasın Tanıtılması

Kültürel Mirasın Tanıtılması
A- A+ PAYLAŞ

KÜLTÜREL MİRASIN TANITILMASI: ESKİŞEHİR ÖRNEĞİ

Orhan TUĞRULCA

Tarihçi-Yazar

otogrulca@hotmail.com

UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü)  tarafından “Türk Dünyası Kültür Başkenti” ilan edilen Eskişehir,  9-11 Mayıs tarihleri arasında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. “Somut olmayan kültürel mirasın korunması” konulu bu buluşmaya 81 İlden birer öğretmen katıldı. Türk kültürünün her yönüyle geliştirilmesini amaçlayan bu buluşmaya UNESCO kriterlerine göre seçilip gelen öğretmenler katıldı. İki gün boyunca çeşitli etkinliklere katılan öğretmenlerin programı 9 Mayıs günü sabah Anadolu Üniversitesindeki kahvaltıyla başladı. Kahvaltı sonrası Öğretmen Yetiştirme Ve Geliştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey’inde katıldığı toplantıda rektör Prof Dr. Davut AYDIN Üniversitenin başarılarından söz etti. Konuşmasının sonunda öğretmenlerin sorularına da cevap veren sayın rektör, bizim; “Sayın rektörüm Üniversitenizin birçok başarısından söz ettiniz. Başarılarınızın devamını diliyoruz. Ancak bir hususu merak ediyoruz. Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti seçildi. Kültür başkenti seçilen Eskişehir’in tarihi ve kültürü ile ilgili üniversiteniz kaç kitap ile katkı sağladı? Bize yayınladığınız veya katkıda bulunduğunuz kitapların adını verebilir misiniz?” şeklindeki sorumuz karşısında kitap adı veremeyen sayın rektör  “bu tür şeylerin tek başına üniversitenin başarısını belirleyemeyeceğini” ifade etti. 

Öğretmenler aynı gün şehir merkezinde yer alan Odunpazarı’nı gezdi. Eskişehir’in en eski mahallesi olarak kabul edilen Odunpazarı, bizim Beşkonaklar’a benzeyen evlerinin yanında çeşitli hanların, medreselerin ve caminin de bulunduğu turistik bir yer. Bölgeyi gezen öğretmenler, akşam yemeğini Öğretmenevinde Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi AVCI ile birlikte yedi. Kosova Eğitim ve Bilim Bakanı Sayın Rame BUJA’ nın da katıldığı yemekli toplantıda ilk konuşmayı UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal OĞUZ yaptı. Amaçlarının somut ve somut olmayan kültür mirasını korumak olduğunu söyleyen OĞUZ, bu projenin yegâne sahiplerinin öğretmen camiası olduğunu söyledi. Ardından söz alan Öğretmen Yetiştirme Ve Geliştirme Genel Müdürü Ömer BALIBEY, UNESCO ile birlikte belirledikleri kriterler çerçevesinde seçilip gelen öğretmenlerimizi bizzat Sayın bakanımızla göz göze getirmek istediklerini belirttikten sonra, söz konusu seçilip gelen bu öğretmenlerimiz okullarında derslerden artakalan zamanlarını en iyi bir şekilde değerlendirerek kültürel mirasımızın sonraki kuşaklara aktarılmasında önemli bir görev üstlendiklerini ifade etti.

Bu projeyi Eskişehir’den sonra Konya, Edirne, Çanakkale ve Sarıkamış gibi yerlerde sürdürmek istediklerini söyleyen BALIBEY, amaçlarının kaybolmakta olan tarihi ve kültürel mirasa dikkat çekmek  olduğunu söyledi.

 Eskişehir valisinin ardından kürsüye gelen Milli Eğitim Bakanı Nabi AVCI, kültürel mirasın olduğu bütün illerde bu projeyi gerçekleştirmek istediklerini ifade etti. 

Üniversitede öğretim üyesi olarak çalıştığı yıllarda öğrencilerini araştırmaya yönlendirmek için uyguladığı taktiklerden de söz eden bakan AVCI, hemşerimiz Hekimhanlı Takiyettin Mengüşoğlu (1908-1994)  ile yapılmış bir söyleşiden pasajlar okudu. Söz konusu bu söyleşide Mengüşoğlu’nun Almanya’da Felsefe öğrenimi gördüğü yıllarda hafta sonu tarihi ve kültürel mekânlara geziler düzenlendiğini, bu geziler sırasında edindiği merakını Türkiye’ye döndükten sonrada sürdürdüğünü ifade ettikten sonra, Malatya’da ve Sivas’ta dolaşırken tarihi ve kültürel çevreyi bambaşka bir gözle incelediğini ifade ettiğini” söyledi. Yemekli toplantıdan sonra Halk Eğitim Merkezinde UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal OĞUZ tarafından verilen konferansa geçildi. Bakan AVCI’nın da katıldığı konferans yaklaşık bir saat sürdü. 

Popüler kültürün geleneksel kültürü yok etmeye başladığını söyleyen OĞUZ, 1927 yılında halkın yüzde 75 i köylerde yaşarken 2012 yılında yüzde 80 nin şehirlerde yaşadığını, modernleşme ile birlikte yeni kent kurgusunun geleneksel kültürü dışlayıcı bir tutum sergilediğini, kuşaklar arası uçurumun derinleştiğini, kadınların iş yaşamına katılması ile birlikte kültür aktarımının gerçekleşemediğini söyledi. “Okuldan kovulan hayattan kovulur” sözünü de hatırlatan OĞUZ, tarihi kentlerin modern kentlere model olamadığını hatırlattıktan sonra,” hiçbir kültürün bir başka kültürden üstün olmadığını” ifade etti. “Bir kültür sanatın konusu haline gelmedikçe ölüme mahkûm olduğunu” söyleyen OĞUZ,  “bu açıdan bakıldığında bilhassa siz öğretmenlere büyük sorumluluklar düşmektedir.” dedi.

İkinci gün kahvaltısını bu kez Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde yapan öğretmenler ardından Seyitgazi İlçesinde yer alan Seyitgazi külliyesini gezdi. 

Seyitgazi İlçesinin hâkim bir tepesinde yer alan külliye çok fonksiyonlu bir yapı şeklindedir. İçinde,  Seyitgazi’nin 12 metre boyunda mezarı ve hemen yanında eşi Elenora’ya ait olduğu yazılan bir başka mezar daha var. Cami, medrese, çilehane ve benzeri yapıların iç içe olduğu külliyenin duvar taşlarının üzerinde Bizans stili çeşitli figürlerin yer alması dikkat çekici idi. Ayrıca külliyenin bir köşesinde Hıristiyanların vaftiz taşı olarak kullandıkları bir taşın hala korunuyor olması ise hayli anlamlı olarak görülmektedir.

Seyitgazi gezisini tamamlayan öğretmenler buradan Yazılıkaya’ya geçtiler. Midas Anıtı olarak ta meşhur olan bu bölge Frig Vadisi içinde yer almaktadır. Hitit İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Anadolu’nun bu bölgesinde kurulan Frigler bir tarım ülkesi idi. Friglerin önemli bir dini merkezi konumunda olan Ana Tanrıça Kibele Kültü hala bütün ihtişamı ile durmaktadır. Roma döneminde de kullanılan bölge, kaya mezarları, sarnıçlar, gizli geçitler, özenle oyulmuş ve şekil verilmiş kayalar hayli dikkat çekici olarak ziyaretçileri kendine çekmektedir.

Dönüş yolunda Çifteler Belediyesine bağlı Sakaryabaşı Gölüne de uğrayan öğretmenlere burada balık ikram edildi. Sakarya Irmağının çıkış yeri olarak bilinen bu tesislerin giriş kapısı üzerinde “Çok partili sisteme geçişte demokrasi mitinginin ilk yapıldığı yer” ifadeleri dikkatlerden kaçmadı.

İki gün süren “Eskişehir Türk Dünyası Başkenti” etkinliklerine İzmir’den İbrahim ÖZKAYA, Kayseri’den Serkan KARAKAYA, Kahramanmaraş’tan Ramazan AVCI, Muğla’dan Bekir CEVİZCİ, Van’dan Burhan KIRICI, Karaman’dan Osman ÜLKÜMEN, Iğdır’dan Kemalettin KALKAN, Yalova’dan Muhsin SEVENCAN ve Düzce’den Yunus KARA gibi birçok şair ve yazarın katılmış olması toplantının Türkiye çapındaki yansımalarını belirlemesi beklenmektedir.  Toplantıya Antalya’yı temsilen hemşerimiz Şükrü SU, Kocaeli’ni temsilen yine hemşerimiz yazar Meryem Sinan AYBÜKE’nin (Gündoğdu) katılmış olması ise Malatyalı yazarların etkinliğe olan ilgisi şeklinde değerlendirildi.

 İki gün süren etkinlikler sırasında hemen her platformda “Malatyalı” muhabbetinin sık sık dile getirilmesi ise zaman zaman gülüşmelere neden oldu. İlk gün Anadolu Üniversitesinde kahvaltı sonrası öğretmenlerin sorularını yanıtlayan rektörün “artık soru almıyoruz” kararına rağmen ısrarlı sorularımız karşısında Sayın BALIBEY’in “bu ısrarlı tavrınızla ancak Malatyalı olabilirsiniz” demesi, Sayın bakan AVCI’nın hemşerimiz Hekimhanlı Takiyettin Mengüşoğlundan söz ederken Malatya adının geçmesi ardından yine Osmangazi Üniversitesinde sayın rektörün konuşmasından sonra bir öğretmenin soru sorma girişimi karşısında BALIBEY’in “siz ya Kayserilisiniz ya Malatyalısınız” demesi üzerine yine salonda gülüşmelere neden oldu. 

Son olarak izlenimlerimizi şu önerilerle tamamlamak istiyoruz: Eskişehir, tarihi ve kültürel mekânlar açısından Malatya’dan daha iyi bir durumda değildir. 81 İlden gelen ve çoğu yazar ve şairlerden oluşan 81 öğretmenin bulundukları yerlerde Eskişehir’in tanıtımına katkı sağlayacakları muhakkaktır. Zira söz konusu bu yazar ve şairlerin bir kısmı bulundukları illerin yerel basın-yayın organlarında yazılar yazmaktadırlar.

Önerimiz, yukarıda sözünü ettiğimiz UNESCO projesinde Malatya’nın da bir şekilde yer almasıdır. Gerek somut gerekse somut olmayan kültürel miras açısından birçok şehirden daha iyi olduğumuz söylenebilir. Gerek tarihin ilk devlet deneyiminin yaşandığı Aslantepe gerekse Kayısı festivali ve aralıklarla gerçekleştirilen Kervansaray buluşmaları zemin gösterilerek UNESCO’nun bu projesinden yararlanılmalıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

Orhan Tuğrulca yazıları