Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

Malatya 2007’yi Nasıl Yaşadı?

Malatya 2007’yi Nasıl Yaşadı?
  • 27.12.2015

Niyazi DOĞAN

dogannd@gmail.com

 

Yeni bir yılın başındayız. 2007 yerini 2008’e bıraktı ve artık tarih oldu. Klasik deyimle, acısı ve tatlısıyla bir yıl daha yaşandı ve bitti.

 

Yaşandı ve bitti. Ama, hatırlanması, unutulmaması, ya da en azından bir kez daha anılması gereken birçok önemli / çarpıcı / sarsıcı olaya sahne oldu 2007. Geride bıraktıkları ile unutulmazlar arasına girmeyi hak etti dersek sanırım yanlış bir niteleme olmaz.

 

2007 yılının Malatya eksenli bir değerlendirmesini yapmayı tasarladığımda aralarında gazeteci, işadamı, avukat ve başka mesleklere mensup yaklaşık 10 kişiye 2007 yılında Malatya’da yaşanan en önemli olay ya da gelişmenin ne olduğunu sorduğumda, hemen hepsi uzun bir düşünme faslının ardından kendilerince önemli olan bazı olayları sıraladılar.

 

Bu dar çaplı soruşturmada da ortaya çıktığı gibi çok çabuk unutuyoruz. Hafızamız önemli ölçüde güncel olaylara ayarlı. Bu yüzden yakın geçmişi hatırlamak bile bizi zorluyor. Dünü unutuyor, bugünü konuşuyor, yarını planlamıyor, dün-bugün-yarın ilişkisini ise ıskalıyoruz genellikle.

 

O halde, gelin unutma çabalarımızı hafiften rafa kaldıralım ve Malatya’nın 2007’sine kısa bir göz atalım isterseniz.

 

Kronoloji endişesine kapılmadan…

 

Misyoner Cinayeti : Malatya Papa Suikasti’nden  sonra yine dünya gündeminde

 

Kuşkusuz 2007’yi Malatya, Türkiye hatta dünya için önemli kılan olay, 1  Alman ve sonradan Hıristiyan olmayı seçen 2 Türk vatandaşının katledildiği Nisan ayındaki Zirve Yayınevi (Misyoner) cinayeti.  Cinayet, ABD, Avrupa Birliği hatta Birleşmiş Milletler Örgütü’ndeki yansımaları ile, Malatya’nın bir anda Türkiye ve dünya gündemine taşınmasına neden oldu. Cinayet ve sonrasındaki gelişmelere dair hemen her gün yeni ve çok gizli olduğu ifade edilen belge ve bilgiler yaygın basında bir bir deşifre edilirken, bu çabaların olayın aydınlatılmasına mı yoksa daha da karartılması amacına mı yönelik olduğu henüz anlaşılmış değil. Olay, tam anlamı ile bir muamma olma özelliğini muhafaza ederken, özellikle 2007’nin son aylarında yaygın medyada yayınlanan belge ve doğrulanmaya muhtaç ilginç iddialarla Malatya, yine Türkiye’nin gündemindeydi. Cinayet davasının ilk duruşması, olaydan 7 ay sonra 23 Ekim 2007’de yapıldı. Duruşma Türkiye ve dünya medyası tarafından yoğun bir ilgiye sahne olurken, duruşmayı ABD ve AB yetkilileri de izledi. Davanın 2. duruşması 14 Ocak 2008’de yapılacak.

 

Malatyaspor : Süper Lig’den kapanmaya… Bir yönetim (yönetememe) skandalı

 

2007 yılında Malatya’nın gündemini uzun süre meşgul eden bir başka konu ise, ancak mektepte öğrenilebilecek beceriksizlik, aymazlık, sorumsuzluk ve cehalet örnekleri ile Malatyaspor’un  içine düşürüldüğü durumdu. 2007 Malatyaspor’un kara yılıydı. Emnim Malatyaspor bu kara yılı bir daha hatırlamak bile istemeyecektir. 40. yılına süper ligde şampiyonluk parolası ile giren Malatyaspor, Hikmet Tanrıverdi döneminin 5. yılında ironik biçimde küme düşerken, kulübü devralan Haşim Karadağ yönetimi, Malatyaspor ve Malatyaspor taraftarına tarihinde görülmedik acılar / düş kırıklıkları / zavallılıklar  yaşattı ve kulübü kapanma noktasına getirdi. Karadağ, bununla da yetinmedi, Malatyaspor’un maddi sorunlarına çözüm bulmak için düzenlenen geceye telefonla katılarak, gecede en çok parayı verecek olandan 5 bin YTL daha fazla para vereceğini söyleyerek koca bir Malatyaspor camiası ile bir güzel dalgasını geçti. Karadağ’ın bu alaycı tutumuna, toplantıda bulunan Vali Daşöz, Belediye Başkanı Akın, AKP Milletvekili Çalık ve Fındıklı’nın tek kelime ile tepki koymamaları ise, Karadağ’ın o geceki dalgasından çok daha acı ve ibret vericiydi.

 

Aylarca süren tartışma, görüşme, ayak oyunu kongrelerden sonra, kulüp, nihayet, zorla da olsa  kayyum yönetiminden sonra emin bir liman olarak İlhan Kavuk’a teslim edildi ve Malatyaspor, kapısına kilit vurulmaktan 90 +’da kurtulabildi.

 

Malatyaspor – Medya İlişkisi : Gazeteciler durumdan vazife çıkarmaya kalkışınca…

 

Malatyaspor’un 2007’de yaşadığı bu öğretici / çarpıcı / üzücü sürecini anımsarken, olayın medya boyutuna da kısaca değinmek faydalı olacaktır. Yerel medya ve bazı medya kuruluşlarının temsilcileri bu süreçte, taraf olarak güç mücadelesi içine girdi. Gazetecinin üstüne vazife olmayan bir konuda taraf olması, mesleki alanı aşan biçimde Malatyaspor’a ilişkin olayların merkezinde yer alması, hem Malatyaspor’a hem gazetecilik mesleğine zarar verdi. Gazeteciliğin yanı sıra Malatyaspor’u da yönetmeye kalkışanlar, Malatyaspor’u mücadele alanı olarak kullandı, kulübün bugünü ve geleceğine çelme taktı.

 

Söz buraya gelmişken; Malatyaspor’un yeni başkanı İlhan Kavuk Malatyaspor-Medya ilişkisine yeni dönemde çeki-düzen vererek, Malatyaspor’u yönetmeye, Malatyaspor üzerinden güç mücadelesi vermeye, rant sağlamaya, futbol takımına etki etmeye kalkışanları kendi sınırları içine çekilmesini sağlamak zorundadır. Üstelik, Sayın Kavuk bunu en yakınındaki gazetecilerden başlayarak yapmalıdır. Hemen, şimdi. Gazeteci gazeteciliğini, kulüp yöneticisi yöneticiliğini yapmadıkça ve insanlar sınırlarını bilmedikçe Malatyaspor, 2007’de yaşadıklarından ders çıkarmış olmayacaktır.

 

Tıpçıların negatif yılı : Başhekimler kavga etti, doktorlar rüşvetten tutuklandı

 

Bir de başhekim kavgası vardır 2007’nin. Başhekimlik kavgası uzun bir hikayedir ama, işin aslı siyasettir, siyasi ve ekonomik çıkarların bir elde toplanması olayıdır. Beydağı Devlet Hastanesi (Eski SSK) Başhekimi Dr. Nail Derelioğlu’nun teravih namazı çıkışında dövülmesine vardırılacak kadar önemli olan gelişmelerde AKP Malatya Milletvekili İhsan Koca’nın adı sık sık anıldı ve bu bağlamda ekonomik rant iddiaları aldı başını yürüdü. Sonuç ise, AKP Milletvekili Koca’nın hiç hazzetmediği bir gelişme ile şekillendi : Yolsuzluk yaptığı iddiasıyla Koca tarafından ihbar edildiği iddia edilen ve 2 günlüğüne tutuklanan Başhekim Derelioğlu yargı tarafından ihbar konusu olayda doğrudan sorumlu olmadığı gerekçesiyle görevine iade edildi. İhsan Koca, bu gelişme üzerine rotayı Beydağı Devlet Hastanesi’nden Malatya Devlet Hastanesi’ne kırdı ve 2007 yılının son günlerinde Başhekim Dr. Bülent Topaloğlu’nun görevden alınması için verimli (!) çalışmalarını devam ettirdi. Bülent Topaloğlu AKP’li bazı milletvekillerinin üstün gayret ve memlekete hizmet aşkıyla (!) nihayet 2008’in ilk günlerinde görevden alındı.

 

2007’de ayrıca, iki farklı olayda iki doktor rüşvet aldıkları iddiasıyla tutuklandı.  İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Gürlek hastasından rüşvet aldığı iddiasıyla Kasım ayında,  Yeşilyurt Hasan Çalık Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Talip Baştürk ise Aralık ayında yemek ihalesi ile ilgili bir rüşvet suçlaması ile gözaltına alındı ve tutuklandı. Her iki doktor, yapılan itirazlar sonrasında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar.

 

Ahlaksız Teşbih : Malatya İsrailmiş…AKP Malatya Milletvekilleri sus-pus…

 

Malatya-Adıyaman arasındaki Nemrut polemiği 2007’de de sürdü. Hatta AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu polemiği akıllara ziyan bir düzeysizliğe mahkum ederek, Malatya’dan Nemrut Dağı’na gidişi, Mescid-i Aksa’ya  İsrail tarafından girişe benzetme cüret ve densizliğini gösterdi. Malatya’yı, İsrail’e benzeten AKP Adıyaman Milletvekili, sözlerinin ne anlama geldiğini sonradan fark etmiş ve ağzından çıkanı kulakları çok geç duymuş olacak ki, sözlerini tashih etme ihtiyacı hissetti ve amacını aşan sözler olarak niteledi. Ancak Malatya’dan yine de özür dilemedi.  22 Temmuz’da AKP’ye % 67 gibi çok güçlü bir destek veren Malatya ve halkına bir AKP’li milletvekili ağır hakarette bulunmasına karşın Malatya’nın 6 AKP’li milletvekili’nden ses-soluk çıkmadı. ‘’Haksızlık karşısında susan dilsiz, şeytandır’’ hadisini çok iyi bilen AKP Malatya milletvekilleri ve AKP Malatya Örgütü haksızlık / hakaret karşısında tepki vermeyerek, Malatya’nın İsrail’e benzetilmesine zımnen onay vermiş oldu. Partililik dayanışması, Malatya’nın İsrail ile eş tutulması skandalını görmezden gelen bir nemrutluğu gerektirmişti anlaşılan.  ‘’Sahipsiz Malatya’’ söylemini yanlış buluyor ve reddediyorum. Çünkü bu şehrin sahibi 3-5 milletvekili ya da birkaç bürokrat değil, o şehrin halkının bizzat kendisidir. Ama, bu şehrin seçtiği 6 AKP milletvekilinin kendi partidaşı diye bu şehre hakaret  eden milletvekiline sessiz onay vermesi de bazı şeylerin gerçekten sahipsiz kaldığını acı bir biçimde göstermiştir.

 

…Ve Diğerleri

 

2007’de yaşanan ve bir bir kez daha anılması / not düşülmesi gerektiğini düşündüğüm bazı olay ve gelişmeleri de kısaca / ana hatları ile hafızanıza sunmak istiyorum :

 

22 Temmuz 2007 seçimleri ile AKP, Malatya’da 3 Kasım 2002 seçimlerine göre daha da güçlendiğini gösterdi. AKP % 67 oy oranı ile 6 milletvekili kazandı. CHP oylarını arttırmasına karşın 2 olan milletvekili sayısını 1’e düşürdü.

 

2007’de iki defa sandık başına gittik. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığının ‘’367 hikayesi’’ nedeniyle engellenmesi üzerine AKP sisteme kızdı ve ‘’madem öyle’’ dedikten sonra, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini, seçimlerin 4 yılda bir yapılmasını ve TBMM toplantı yeter sayısının 184 olmasını öngören Anayasa değişikliği paketini referanduma götürdü. 21 Ekim 2007’deki referanduma Malatya’da yüksek katılım oldu.  Malatya’daki 308 bin 511 geçerli oyun 253 bin 471’i ‘’Evet’’ olarak çıktı ve seçmen bir bakıma AKP’nin Anayasa değişikliği paketine 22 Temmuz’daki tercihlerine paralel bir destek vermiş oldu.

 

Politika alanında 2007’nin en çarpıcı olayı ise, İnönü Üniversitesi’nin politik rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun CHP’den milletvekili adayı olmak için ciddi bir efor harcamasına karşın CHP ve Genel Başkan Deniz Baykal tarafından ‘’istenmeyen kişi’’ olmak pozisyonuna düşürülmesiydi. CHP, Malatya’da ön seçim yapacağını, ön seçime girme cesareti varsa aday adayı olmasını istedi Hilmioğlu’ndan. Ancak, Hilmioğlu bu öneriyi kabul etmedi, CHP de zaten Malatya’da ön seçim yapmadı. Ön seçim taktiğinin Prof. Hilmioğlu’nun CHP’den uzaklaştırılması için ustaca kullanılan bir enstrüman olduğu ortaya çıktı.

 

AKP Malatya Milletvekili Mehmet Şahin, 2007 Aralık ayının son günlerinde  işsizlik sorununun çözümüne katkıda bulunacak önemli bir girişime ilişkin bir açıklama yaptı. Şahin açıklamasında, Malatya’ya 100 milyon YTL’lik yatırım ile 500 kişiye iş imkanı sağlayacak bir firmayı Malatya’ya yatırım yapma hususunda ikna ettiğini bildirdi. Şahin’in ikna ettiğini söylediği firmaya ait bilgiler açıklanmış değil ama, firmanın yatırım için mevcut yaş sebze ve neyve halinin yerini istediği ve bu konuda Malatya Belediyesi ile görüştüğü biliniyor. Mehmet Şahin’in açıklamasında yer alan, ‘’Bunun için herkesin katkı sağlaması ve yardımcı olması gerektiğini düşünüyorum’’ cümlesinin Malatya Belediyesi’ni işaret ettiği belirtiliyor. 2007’de müjdesi verilen 500 kişilik yatırım girişiminin ne kadar gerçekçi olduğunu 2008’de göreceğiz.

 

Adeta bir komediye dönüşen Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeki atama sürecinde, git-geller sonucunda Mehmet Bulut 2007’nin son diliminde muradına erdi ve Milli Eğitim Müdürlüğü’ne asaleten atandı.

 

Esenlik Ltd. Şti. Genel Müdürü Osman Furkan 2007’de de bilmem kaçıncı kez istifasını Belediye Başkanı Cemal Akın’a sundu. Akın, her defasında olduğu gibi ‘’sen bilirsin’’ dedi ve her defasında olduğu gibi Furkan görevine devam etti. Bu arada, son zamanlarda Furkan’ın, 2009’da yapılacak yerel seçimlerde AKP’den belediye başkan adayı olması beklenen eski belediye başkan yardımcısı Yaşar Köksal ile sık sık görüştüğü iddiaları Belediye Başkanı Akın’ın dikkatini celbetti ve bunu bir tarafa not etti.  Yaşar Köksal, deneyimli bir belediyeci olarak 2004’deki seçimlerde de AKP’den aday adayı olmuş ve adaylık sürecinde en çok şans tanınan isimler arasında yer almıştı.

 

CHP’de, 2 yıl önce parti kurullarını çalıştıramadığı gerekçesiyle görevden alınan Celal Berktaş, 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrasında, güçlü ve yerel medyada etkili ilişkilere sahip rakiplerine karşın CHP Genel Merkezi tarafından Malatya İl Başkanlığı görevine yeniden atandı. Berktaş’ın CHP İl Başkanlığı’na getirilmesi, Malatyaspor örneğinde olduğu gibi CHP’de politika yapıyormuş gibi taraflı hareket ettiği izlenimi veren bazı medya mensuplarını rahatsız etti.

 

Başta Malatya Belediyesi’ne devredilmesi öngörülen Şeker Fabrikası arazisi konusunda yeni belirsizlikler ortaya çıktı ve beraberinde bir hastane tartışması yarattı. Şeker arazisi üzerine bir hastane inşa edilmesi, zaten arapsaçına dönmüş kent trafiğini içinden çıkılmaz bir duruma getireceği yönündeki eleştirilere AKP Malatya Milletvekili Mücahit Fındıklı ‘’Hastane şehir merkezinde olur’’ şeklinde bir vecize üreterek cevap verdi.

 

…Ve Kayıplarımız…

 

Malatya 2007’de iki önemli insanını kaybetti. Önce, Eylül 2007’de Malatyalının Hadi Amcası / yaşayan tarih / Malatya aşığı / cenazesi olanın yanıbaşındaki  gönüllü yardımcısı / değerli insan Hadi Çekirdek, ardından Ekim 2007’de Malatya’nın sevilen / yardımsever / başarılı işadamı, TV Malatya ve Öz Murat Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Koçyiğit’i kaybettik. Her ikisinin de cenaze namazı ve töreni olağanüstü kalabalıktı. Malatya halkı, kendisi ile bütünleşen ya da kendisine hizmet edenlere vefasını gösterdi ve onları dualarla son yolculuğuna uğurladı.

 

Malatya’nın 2007 değerlendirmesine elbette çok daha fazla konu / olay / başlık / gelişme dahil edilebilir. Ancak önemli gördüğüm ve 2008 ve sonrasındaki gelişmelere de yön verebileceğini düşündüğüm olayları kronolojik sıralama yapmadan aktarmak istedim.

 

…Ve 2008.

 

2008’in 2007’yi aratmaması dileği ile.

 

Gelen gideni aratmasın. İyi ki geldi deme keyfini yaşamak istiyoruz.

 

ARŞİV FOTOĞRAF: Malatyaspor’un bir dönem hal ve ahvalini yansıtan bir başkan fotoğrafıdır.. –NOT: Fotomontaj değildir- (Foto: Şenol BALARISI-Hakimiyet Gazetesi)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."