You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim


Opel Reklam
Malatya Haber -

Malatya Eğitim Raporu Üzerine II

Malatya Eğitim Raporu Üzerine II
  • 01.01.2016

Orhan TUĞRULCA

Tarihçi-Yazar

otogrulca@hotmail.com

MALATYA’NIN EĞİTİM DÜZEYLERİ, GÖÇ VE EĞİTİM İLİŞKİSİ

Bir önceki makalemizde Malatya’da ortaöğretimde ÖSS/YGS sınavları ile LYS sınavları arasındaki farklı başarı durumları ve LYS’deki (Lisans Yerleştirme Sınavı) çöküşün rakamsal verilerini paylaştık. Bu makalemizde ise lise ve lise sonrası Malatya’nın eğitim seviyelerini hem komşumuz ve aynı zamanda TRB I bölgesinde yer alan Elazığ ile nüfusu nedeniyle bizimle birlikte Büyükşehir statüsüne kavuşacak olan K.MARAŞ ve TRABZON ile birlikte Malatya’yı Türkiye ortalaması ile karşılaştırma yoluna gitmek istiyoruz. 

LİSE VE DENGİ OKUL MEZUNLARI:

TÜİK verilerine göre hem 2010 hem de 2011 yılında Malatya’da lise ve dengi okul mezunlarının toplam nüfusa oranı (%19,2), Elazığ,(%17,6) Kahramanmaraş (%14,15) ve Türkiye (%17,4) ortalamasından yüksektir. Trabzon’da ise bu oran Malatya’dan yüksektir. (%20,3). 

Bunun anlamı şudur; Malatya’da 2010 yılında nüfusun %18,5 i, 2011 yılında ise %19,9 u lise mezunu olarak Türkiye ortalamasının üzerine çıkarak önemli bir başarı sağlamıştır. Toplumun öğrenim seviyesini lise düzeyine çıkarma konusunda bir sorun görünmediği gibi Türkiye ortalamasına göre başarılı görülmektedir.

YÜKSEKOKUL VEYA FAKÜLTE MEZUNU:

Ancak Malatya’da asıl sorun lise sonrasında başlamaktadır. Şöyle ki; TÜİK verilerinden “yüksek okul veya fakülte mezunu” rakamları incelendiğinde Malatya Trabzon’un gerisine ve Türkiye ortalamasının altına düşmektedir.

Örneğin 2010 yılında Malatya nüfusunun %6,4’ü üniversiteli iken 2011 yılında 7,9 u üniversiteli olmuştur. Her iki yılın ortalaması ise %7,15 dir. Buna karşın Türkiye ortalaması 2010 yılında %6,9, 2011 yılında ise 8,1 olmuştur. Her iki yılın ortalaması ise %7,45 dir.

Burada dikkat çeken husus lise mezunu konusunda Türkiye ortalamasının üstüne çıkan Malatya, üniversite kapısında bekleyen nüfusu üniversiteli yapmada Türkiye ortalamasının altına neden düşmektedir.

Bu başarısızlığın Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’nün 2010 yılına ait ‘İllerin üniversiteye öğrenci yerleştirme sıralaması’nda da görülüyor olması TÜİK’in bu verilerini desteklemektedir. Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’nün söz konusu araştırmasında Malatya’nın üniversiteye öğrenci yerleştirmede 82 il arasında  (KKTC dâhil) 73. Sırada yer alması 2011-2012 yılında da her ne kadar sıralamalar yayınlanmadıysa da İl MEM çevresinden aldığımız duyumlara göre 60’lı 70’li sıralarda yer almış olması yine TÜİK’in yukarıdaki verilerini desteklemektedir.

Bu rakamlar dikkate alındığında toplumun liseleşmesinde başarılı olan Malatya’nın üniversiteleşmesinde neden başarısızlığa uğradığını tartışması gerekir.

YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA MEZUNLARI:

Tabloda dikkat çeken hususlardan biri de yüksek lisans ve doktora mezunu konusunda Malatya’nın gözle görülür bir şekilde Elazığ, Trabzon ve Türkiye ortalamasının gerisine düşmüş olmasıdır. 

Örneğin; 

Nüfus oranlamasına göre:

Elazığ’ın 2010 ve 2011 yılında Yüksek Lisans ortalaması: % 0,4

Doktora ortalaması: %0,2

Trabzon’un 2010 ve 2011 yılında Yüksek Lisans ortalaması: %0,4.5 

Doktora ortalaması: %1,5

Türkiye’nin 2010 ve 2011 yılında Yüksek Lisans ortalaması: % 0,5 

Doktora ortalaması: %1 iken 

Malatya’nın 2010 ve 2011 yılında Yüksek Lisans ortalaması: % 0,3 

Doktora ortalaması: %1 olmuştur. 

Akademik kariyer yapma konusunda Malatya’nın bu başarısızlığının altında yatan etkenin ne olduğu konusunda bir araştırma yapılmış değildir. Ancak akademik kariyer yapmanın uzun ve masraflı olması nedeniyle öğrencilerin bu konuda maddi olarak desteklenmesini gerektiriyor ki, bu da Malatya’daki sivil toplum örgütlerine sorumluluklar yüklemektedir. 

İşte BİLSAM’ın “Malatya Eğitim Raporu” nu hazırlarken aylardır üzerinde durduğu ve cevabını aradığı hususlardan biri de buydu. Benim de içinde bulunduğum bu rapor çalışmasında yaklaşık 10’un üzerinde oturum gerçekleştirildi. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, öğretmenler, okul müdürleri ve eğitim yöneticileri, özel okul ve dershane yöneticilerinin katıldığı 3-4 forum gerçekleştirildi. Üç ay boyunca Malatya eğitimi ile ilgili tam bir beyin fırtınası estirildi. Bununla yetinilmeyip ulusal çapta yerelin bulgularını test etmek ve daha sağlıklı bir sonuca varmak için 8 Aralık 2012 tarihinde;

•Eğitimde kalite sorunu ve sayısal gelişmeler,

•Güncel uygulamalara bilimsel yorumlar ve Anadolu pedagojisi,

•Eğitimde sivilleşme ve 4+4+4 modeli,

•Yüksek Öğretimde Yeniden yapılanma ve sınav sistemi,

•Yeni YÖK reformu ne getiriyor?

•Sınav sistemleri ve dershaneler,

•2023 vizyonu eğitim modeli,

•Anadilde eğitim, değerler eğitimi ve 

•Eğitimin temel perspektifi ne olmalıdır?

 Konu başlıklarını taşıyan “Eğitimde Model Arayışları” adlı bir çalıştay gerçekleştirildi. BİLSAM bünyesinde faaliyet gösteren “Fırat Düşünce Platformu” tarafından organize edilen bu çalıştayda yerelde tartıştığımız bu konuları ulusal çapta yeniden değerlendirme imkânı bulduk.

Hem yerelde hem de ulusal çaptaki platformlarda haftalardır tartıştığımız eğitimin yereldeki başarısızlığın nedenleri tespit edildi mi? diye sorulabilir.

Bu sorunun cevabının matematiksel hesaplarda olduğu gibi kesin ve net olmayacağını sanırım hepimiz biliyoruz. Ancak haftalardır hem yerelde hem de ulusal çapta eğitim denilen kavramı merak eden, bu konuda kafa yoran duyarlı insanların, konuyu iki başlıkta ele aldıklarını gördük.

 Birincisi; eğitimin rakamlar üzerinden değil hayata yansıyan yönleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiği idi.

Ortaya çıkan ikinci başlık ise “evet, eğitimin hayata yansıyan yönleri üzerinde durulması gerekir, ancak yaklaşık 1,5 milyon insanın aynı şartlarda girdiği iki sınavın (YGS-LYS) sonuçları hiç mi bir fikir vermemektedir? En güvenilir araştırma şirketlerinin denek sayısı 5 bini geçmiyorken sadece Malatya’da her yıl ortalama 29 bin öğrenci sınava girmektedir. 29 bin kişinin girdiği bir sınavın sonucunu küçümsemek, sonuçları üzerinde düşünmemek akıl karı olmayacağı açıktır.

Yukarıda sorduğumuz soruyu burada tekrar soruyoruz:

Malatya, liseleşme konusunda Türkiye ortalamasının üzerine çıkarken üniversiteleşme konusunda neden başarısız?

Bu başarısızlığın nedeni;

1.Öğretmenler mi?

2.Okul müdürleri mi?

3.İl eğitim bürokrasisi mi?

4.Valilik mi?

5.Hepsi mi?

Bu sorunun cevabı yukarıda ifade ettiğim üzere haftalarca BİLSAM’ın çeşitli platformlarında tartışıldı. Bir ya da birkaç kişinin ya da bir grubun düşüncesi olmadığı için bu tespitlerin birkaç tanesini aşağıya çıkarıyoruz.

Malatya’da eğitime sağlanan imkânlar Türkiye ortalamasının üzerinde olmasına rağmen ilin merkezi sınavlarda elde ettiği başarının özellikle son yıllarda ülke ortalamasının altına düşmüştür. 

İlköğretimden yükseköğretime birçok eğitim kurumunda eğitim yöneticisi seçiminde liyakat ve ehliyetten ziyade başka kaygıların öne çıkması ve kurumlardaki yönetici profili düşme eğilimi göstermiştir.

Çoğu eğitim projelerinin Milli Eğitim Müdürlüğü’nden (MEM) ziyade Valilik gibi başka kurumlar tarafından yürütülmektedir.

MEM bürokrasi değişime ve yeniliklere açık değildir.

MEM bürokrasisinin sivil toplum ve özel sektör kuruluşları ile iletişimleri yetersizdir. (Ör: “Okullar Hayat Olsun” projesinde yeterli tanıtım yapılmamış ve STK temsilcileriyle herhangi bir toplantıya ihtiyaç duyulmamıştır),

Üniversite – Toplum ve Üniversite – MEM ilişkileri zayıftır. 

MEM bünyesinde etkili bir “Halkla İlişkiler Birimi”oluşturulamamıştır.

MEM ile okul yönetimleri arasında iletişim yetersizliği yaşanmaktadır.

İl düzeyinde başarı ve performans değerlendirmesinin yetersizliği, bireysel başarıların ödüllendirilmemesi, (BİLSAM- Malatya Eğitim Raporu) 

Bu maddeler çoğaltılabilir. Ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyenlerin BİLSAM’ın “Malatya Eğitim Raporuna” bakmalarını tavsiye ediyoruz.

Yukarıdaki tespitlerden ortaya çıkan ortak düşünce şudur:

İYİ GÖSTERGELERE RAĞMEN

Malatya;

1.Lise mezunu oranı (2010-2011), Türkiye ortalamasının üzerindedir.

2.Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı açısından Türkiye ortalamasından daha iyi durumdadır. Zira Malatya’da bir öğretmene düşen öğrenci sayısı 15 iken Türkiye ortalaması 16 öğrencidir.

3.Derslik başına düşen öğrenci açısından da Türkiye ortalamasından daha iyi durumda,

Malatya’da derslik başına 30 öğrenci düşerken, Türkiye ortalaması 31 öğrencidir.

4.Bakanlığın Malatya’da ki yatırımları da TRBI (Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli) ve Türkiye ortalamasının üzerindedir.

Örneğin;

Genel ortaöğretimde öğrenci başına; TRBI bölgesinde: 2.446 TL,

Türkiye ortalaması: 2.251 TL iken, 

Malatya’da 2.613 TL dir.

Bu rakamların anlamı şudur:

Bakanlık; TRBI bölgesinde bir öğrenciye harcadığı paranın 167 TL daha fazlasını,

Türkiye ortalamasına harcadığı paranın 362 TL daha fazlasını Malatya’daki öğrenciye harcamıştır. 

Mesleki ortaöğretimdeki öğrenci başına düşen pay açısından da Malatya TRBI bölgesinden ve Türkiye ortalamasından çok daha yüksektir.

Bakanlık Mesleki ortaöğretimdeki bir öğrenci için;

TRBI bölgesine; 3.579 TL,

Türkiye ortalaması; 2.780 TL harcarken,

Malatya’da bir öğrenciye 4.156 TL harcamıştır.

Buna göre Bakanlık;  TRBI bölgesinde 577 TL.

Türkiye ortalamasından 1.376 TL daha fazlasını Malatya’da ki öğrenciye harcamıştır.

Yukarıdaki istatistikler hükümetin dolayısıyla bakanlığın yatırım açısından üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını göstermektedir.

Bu rakamlardan önce sorduğumuz soruyu bir kez daha soruyoruz.

Birçok başlıkta TRBI bölgesinde ve Türkiye ortalamasından daha iyi olmasına rağmen Malatya neden başarısız?

BİLSAM raporunda ortaya çıkan tespitler de dikkate alındığında ortaya çıkan tek cümle şudur:

Malatya’nın eğitiminde ciddi bir “sevk ve idare sorunu” söz konusudur.

Yaygın bir benzetme ile bunu ifade edecek olursak:

“Un var, şeker var, yağ var ancak ortada helva yok.”

Sevk ve idare sorununun yalnızca eğitim bürokrasisinin başındaki insanlar için söylendiği sanılmasın. Buna okul müdürlerini de dâhil ederek ifade ediyoruz. BİLSAM toplantıları sırasında İl MEM bürokrasisinde görev almış bir okul müdürü ; “Sürünün hızını öndekiler belirler” diye bir söz ifade etmişti. Bu çerçeveden bakıldığında “baştan aşağıya” bir sorun yaşandığı muhakkaktır.

Yine bu toplantılar sırasında bir başka okul müdürü, Ömer Balıbey’in İstanbul Milli Eğitim Müdürü olduğu dönemde yaşanan bir anekdotu hatırlattı.

Ömer Balıbey’in İstanbul Milli Eğitim Müdürü olduğu dönemde Avrupa’dan bir uzmanlar heyeti gelir. Balıbey’in okul müdürleri ile yaptığı bir toplantıya katılırlar. Toplantıyı başından sonuna kadar dinleyen heyet başkanı toplantının sonunda söz alır ve okul müdürlerine şu tespitte bulunur: “ Çok güçsüz bir müdürünüz var” der. Dinleyenler şaşırır. Uzman kişi bu cümlenin açıklamasını şöyle yapar: “Toplantınızı izledim. Müdürünüz birçok şey konuştu. Ama siz okul müdürleri bir tek cümlesine itiraz etmediniz. Ne söylediyse onayladınız. Eleştiri ve itirazlarla karşılaşmayan bir yönetici zayıf bir yöneticidir.”

Eğitim yöneticileri arasında istişare mekanizmasının çöktüğü, okulların okul yöneticilerinin birbirlerinin bilgi ve tecrübelerinden habersiz yaşadığı bir iklimde küçük dokunuşların bile çocukça küskünlüklere hatta kine dönüştüğüne tanık oluyoruz.

Müdürler Rotasyonu ve Eğitim Başarısı

Bakanlık 2010 yılında okullarda yeni bir heyecan, yeni ve olumlu bir iklim oluşturabilir umuduyla okul müdürlerinin rotasyonunu zor bela gerçekleştirebildi. 20-30 yıldan beri aynı okulda yöneticilik yapan idarecilerin “tebdil-i mekânda hayır vardır” umuduyla yerlerini değiştirdi. Aynı yıl, yani 2010 yılında bakanlık Ankara MEM aracılığıyla hem ÖSS (YGS) hem de ÖYS(LYS) sonuçları ile ilgili son derece kapsamlı derin bir analiz yaptırdı. Türkiye geneli analizlerden tutun illerin başarısı ve okulların genel ve tek tek ders başarısına kadar karnesini çıkardı.

Her okulun son 5-6 yıldan bu yana gerek alanlar (FEN-TM ve SOSYAL BİLİMLER) gerek tek tek dersler bazında gerekse İllerin ve okulların ÖSS-YGS ve LYS başarısını izleyebildiği bu istatistik, başarısız il müdürlerini rahatsız etmiş olmalıdır ki genel müdürlüğün sitesinde yer alan istatistiğe artık ulaşılamıyor. “Yerleştirme Analizleri” adıyla yayında olan istatistik önce ulaşılamaz hale getirildi ardından sayfadan tümüyle kaldırıldı. (İstatistik arşivimde mevcuttur.)

İstatistiklerin gizlenmesi konusunda aynı yaklaşımın yerelde de gösterilmiş olması Türkiye’de derin bir bürokratik zihniyete işaret etmektedir. Malatya Valiliğinin başlatmış olduğu “Başarıya doğru” projesi çerçevesinde yapılan deneme sınav sonuçlarının ikincisi ile ilgili istatistikî sonuçların okullara gönderilmemesi talimatı veriliyor. 

Okullara, ilk sınavın sonuçları ilgili istatistikleri yayınevinin internet sitesinden alarak değerlendirmişti. İl, İlçe ve okul bazındaki sonuçları bu şekilde analiz etme imkânı olmuştu. Ancak söz konusu bu ikinci deneme sınavı sonuçları “okullar birbirini görmesin” diye sadece okullara öğrencilerin sonuçları gönderildi.

Kurumlar bu istatistikleri gizleye dursun işin ilginç yönü söz konusu 2010 yılında üniversiteye öğrenci yerleştirmede Ağrı’nın gerisinde 73. Sırada yer almış olan Malatya’da bu sonuçların tartışılmamış olmasıdır.

Burada asıl vurgulamak istediğimiz husus şudur: Rotasyon 2010 yılında yapıldı. Aynı yıl yukarıda ifade ettiğimiz üzere Ankara MEM, illerin ve tek tek okulların karnesini çıkardı. Bu karne aynı zamanda okul müdürlerinin karnesi idi.

Merakımız şudur: 2-3 yıldan buyana yeni okullarında olan bu okul müdürleri acaba yeni okullarında nasıl bir değişim yaratabildiler. Bunu tespit edebilmemiz için genel müdürlüğümüzün 2010 yılında yaptıkları derin analizi 2013 yılında da yapmalarıdır. Yapılacak olan bu analiz bize rotasyonun olumlu mu yaksa olumsuz mu sonuç verdiği konusunda önemli ipuçları verebilecektir.

İl ve İlçe Yönetimleri İle Okul Yönetimleri Akademisyenlere Bırakılmalıdır:

Aslında sorun, sadece bu istatistik ve analizlerin yapılması sorunu olmadığını da biliyoruz. Yapılan istatistiklerin okunup analiz edilmesi gerekir. Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü’nün büyük emekler verip hazırladığı bu istatistik acaba kaç okul müdürümüz tarafından bilinmektedir. Hatta eğitim bürokrasisinde görev alan kaç kişi bu derin istatistiği alıp üzerinde düşündü.

Türkiye İstatistik Kurumunun sitesinde özlü bir ifade yer almaktadır: “İstatistik geçmişi anlamanın, bugünü yönetmenin ve geleceği planlamanın anahtarıdır” diyor.  Oysa okul müdürleri dâhil eğitim bürokrasisi geldiğimiz noktada, bu yapısı ile ne geçmişi ne bugünü ne de geleceği planlayacak durumda değildir. Zira eğitim yönetimi akademik bir olgudur. Dolayısıyla eğitim yönetimi, bilhassa il ve ilçe eğitim bürokrasisinden başlamak üzere akademisyenlere bırakılmalıdır. Bu bağlamda il müdürlüklerine eğitim alanında kariyer yapmış olan profesörler,  ilçe ve alt bürokrasiye ise doçentlerin atanması gerekir. Okul müdürlüklerine ise kendi alanlarında yüksek lisans yapmış öğretmenlerin atanması gerekir. 

Zira Türkiye’de yaklaşık 17 milyon (2011 verilerine göre 16.905.143) öğrenci var. Yaygın eğitimdekiler de dâhil edildiğinde bu sayı 25 milyonu geçiyor.(2011 verilerine göre 25.429.670) Aileleri de dikkate aldığımızda neredeyse nüfusun tamamını ilgilendiren bir yapıyı kendi alanlarında hiç bir başarısı olmayan hiçbir kariyeri olmayan sadece yerel ve siyasi inisiyatiflerle eğitim bürokrasisinin idare edilmeye çalışılması ciddi bir şekilde tartışılmalıdır.

Göç Ve Eğitim

Göç ile eğitim arasında tarihin hemen her devrinde bir ilişki olmuştur. Zira insanlar daha iyi bir eğitim daha iyi bir gelecek olduğunu bilirler. Yukarıda Malatya’nın eğitim konusunda ciddi bir sorunla boğuştuğunu rakamlarla vermeye çalıştık. Burada üzerinde duracağımız husus Malatya’nın göç istatistiklerinin kentteki eğitim çıkmazı ile ilintisinin olup olmadığı ile ilgili olacaktır.

TÜİK verilerine göre Malatya’da 2008-2010 yılları arasında alınan göç ile verilen göç arasında makas gittikçe açılmıştır. Buna göre; rakamlar bize daha az göç aldığımızı daha fazla göç verdiğimizi göstermektedir. Örneğin 2008 yılında 25.500 göç alırken verdiğimiz göç 27.806’dır. Aradaki fark 2.330’dur. 2009 yılında 25.806 göç alınmışken 28.208 göç verilmiştir. Aradaki fark 2.402 ye çıkmıştır. 2010 yılında ise 25.320 göç alınırken 30.931 göç verilmiştir. Aradaki fark 5.611 e fırlamıştır.

Bu sonuçlar üzerinde elbette ki sosyolojik ve sosyo-ekonomik çıkarımlar yapılmalıdır. Ancak biz burada Malatya’nın son yıllarda daha az göç alıp daha fazla göç vermesinin nedenleri arasında eğitim alanındaki gerilemenin de etkisi olabileceğini düşünüyoruz. Aşağıda yeniden değineceğiz ancak Türkiye’de şehirlerin yaşanabilirlik sıralamasında Malatya’nın 28 sırada yer aldığını da dikkate aldığımızda daha iyi bir eğitim ve daha iyi bir hayat için insanların kenti terk ettiklerini düşünebiliriz. Kenti terk edenlerin büyük çoğunluğunun 20-39 yaş arasında olması (TÜİK) yukarıdaki yorumumuzu güçlendirmektedir.

Şehirlerin sosyo- ekonomik gelişmişlik düzeyinin de kentten kaçışın nedenleri arasında sayıldığı muhakkaktır. Örneğin 2011 yılında yapılan bir araştırmada” İllerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralaması”na bakıldığı zaman 81 il arasında Elazığ 39. sırada yer alırken Malatya 42. sırada yer almıştır. Bu geriye doğru gidiş ne yazık ki süreklilik kazanmıştır. Zira 2003- 2011 yıllarında gerçekleştirilen çalışmalar Malatya’nın da içinde bulunduğu TRB I bölgesi için önemli ipuçları vermektedir. Söz konusu bu çalışmada Malatya 2003 yılında 41. sırada yer alırken 2011 yılında 42. sıraya gerilemiştir. 

Eğitime daha beter yansıyan bu gerileyiş, bölge dışına göç hareketliliğini de sürekli hale getirmektedir. (Fırat Kalkınma Ajansı, TRBI Bölgesi Sürdürülebilir Turizm Stratejisi ve Eylem Planı Temmuz 2012)

Sendikaların hal-i pür-melâli: Sendikalarımızın eğitim karşısındaki durumları başlı başına bir makalenin konusudur. Burada bu konu üzerinde durmayacağız. Gönül isterdi ki Malatya eğitiminin geldiği durumu sendikalar yakında izleyip kamuoyunu uyarmış olsunlar. Atamalar konusunda izleme heyetleri kurup bürokrasiyi baskı altına alan sendikalarımız ne yazık ki eğitimin durumu ile ilgili konularda kamuoyuna karşı sorumluluklarını yerine getirmede varlık gösteremiyorlar. Bunun nedenlerini elbette ki biliyoruz. Ancak şimdilik bu kadarı ile yetinmiş olalım.

SON

* Araştırma makalemizle ile ilgili bir hatırlatma: İki bölüm halinde sizlerle paylaştığımız bu makale BİLSAM’ın hazırladığı “Malatya Eğitim Raporu” nun kopyası değildir. Raporun içeriğine dikkat çekmek için benimde içinde yer aldığım çalışmada rakamsal veriler kullanılmıştır. Ancak, her iki makalenin tamamı dikkatli bir şekilde incelendiğinde görülecektir ki bilhassa Malatya’nın karşılaştırmalı rakamları Elazığ, TRB I (Malatya,Elazığ, Bingöl, Tunceli) Bölgesi nin yanında Malatya ile birlikte nüfusları nedeniyle Büyükşehir statüsüne kavuşacak olan Trabzon ve K.Maraş’ında verilerini ve Türkiye ortalamalarını kullanma yoluna gittik. Böylece daha geniş ve farklı bir konsept kullanılmış oldu.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."