Final

Final

Örnek Resim


Arion

Arion

Malatya Haber -

‘Malatya İçin de İyi Oldu’

‘Malatya İçin de İyi Oldu’
  • 27.12.2015

Ulusal Malatya Sempozyumları kapsamında düzenlenen “Bilgi Çağında Eğitim ve Malatya” sempozyumun sonuç bildirgesi açıklandı.

BİLSAM (Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi), Malatya Belediyesi ve Malatya İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle 15-16 Mayıs 2010 tarihleri arasında Malatya Anemon Otelde gerçekleştirilen “Bilgi Çağında Eğitim ve Malatya” başlıklı ulusal sempozyumun sonuç bildirgesi Belediye Başkan Yardımcısı Ertan Mumcu, Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut ve BİLSAM Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gezer tarafından açıklandı.

BİLSAM Başkanı Prof. Dr. Gezer, “Hem bir sivil toplum kuruluşu öncülüğünde düzenlenmesi hem de çok paydaşlı gerçekleştirilmesi yönüyle ilimizde bir ilk olan bu sempozyuma Malatya içinden ve dışından toplam 65 bilim insanı katılmıştır. Sempozyumda yirmi farklı üniversiteden, YÖK’ten ve Milli Eğitim Bakanlığının üst düzey yetkililerinden katılımcılar yer almıştır. Üç ayrı salonda eş zamanlı gerçekleştirilen ve toplam 15 oturumda 48 bildirinin sunulduğu sempozyumda ayrıca 2 konferans ve 2 panel gerçekleştirilmiştir. İlgi ve katılımın çok yoğun olduğu, ülkemiz eğitim camiasından birçok seçkin konuğun da katıldığı sempozyumda sunulan bildiriler ile gerçekleştirilen panel ve konferanslarda ifade edilen görüşler özetlenerek aşağıya alınmıştır. Ayrıca sunulan bildirilerin tam metni ile gerçekleştirilen panel ve konferansların çözümlerini içeren sempozyum kitabı önümüzdeki günlerde yayımlanacaktır” dedi.

Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut, “Bu çalışma ilimiz içinde çok önemli oldu. Çok sayıda üniversite ve bakanlığımızın ve YÖK’ün üst düzey temsilcilerini de katıldığı bilimsel sempozyumda eğitimin çeşitli konulardaki sorunları tartışıldı” dedi.

Belediye Başkan Yardımcısı Ertan Mumcu, “Farklı bir birliktelikle ilimiz ve ülkemiz açısında önemli sonuçlar veren bir sempozyum düzenlendi. Sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden birini BİLSAM ile birlikte yaptık. Bu sempozyum bir ilk olması açısında da önemliydi. Bu tür sempozyumların ilimizin tanıtımına verdiği katkıda göz ardı edilemez. bu tür ideal projeleri destekleyeceğiz” dedi.

“Bilgi Çağında Eğitim ve Malatya” sempozyumun sonuç bildirgesindeki “Genel tespitler” şu şekilde aktarıldı;

“1.Son on yılda Yükseköğretim Kurulu ile Milli Eğitim Bakanlığı arasındaki koordinasyonsuzluk, milli eğitimde istikrarlı ve bütüncül bir politika geliştirmeyi engellemiş ve yüz binlerce veli ve öğrencinin mağduriyetine yol açmıştır. Eğitim sistemimizin bugünkü sorunu, yaptığını doğru şekilde yapamamak değil, doğru olanı yapmamaktır. Bu yüzden bundan sonrası için yapılması gereken, daha önce yapılanları daha iyi nasıl yapabileceğimizi düşünmek değil, ne yapılması gerektiğine yeniden karar vermektir.

2.Eğitim sistemimizdeki, çocukları ve gençleri birbirine karşı yarıştıran strese sokan ve tüm yaratıcı özelliklerini yitirmelerine yol açan mevcut sınav merkezli yaklaşım hala devam etmektedir. Öyle ki, çocukların başarısı hangi kolej ya da fakülteye girdiğiyle ölçülür hale gelmiştir.

3.Eğitim sisteminin sınav odaklı bir yapıda olması, eğitimden beklenen amaçların elde edilememesine, eğitime ayrılan kaynakların verimsiz kullanılmasına, öğrenciler ve ailelerinde mali, sosyal ve psikolojik sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

4.Eğitim sisteminin çok sayıda sorununu çözmesi amacıyla uygulamaya konulan yeni ortaöğretime geçiş sistemi, kendisinden beklenen sonuçları verememiştir. Seviye Belirleme (SBS) sınavlarının uygulanmaya başlaması ile birlikte, öğrencilerin müfredatla ve okulla ilişkileri nispeten iyileşmiş ancak buna karşın sınav odaklı yaklaşım güç kazanmış ve erken yaşlardan itibaren çocukların okul dışı kaynaklara yönelimine yol açmıştır.

5.Türkiye’de en büyük eğitim kaybı ortaöğretimden yüksek öğretime geçişte yaşanmaktadır. İlköğretimden mezun olanlardan ortaöğretime geçişte sadece yüzde 8 örgün öğretim dışında kalırken bu oran yükseköğretime geçişte yüzde 78,3 olmaktadır. Eğitim kademeleri içinde nicelik olarak en zayıf halkalar okul öncesi ile yükseköğretimdir. Her iki kademede de Türkiye oldukça gerilerdedir.

6.Mesleki ve Teknik Eğitim, Türkiye’de “problem alan”lardan biri olmaya devam etmektedir. Türk eğitim sistemi bu açıdan başarısızdır ve ara eleman meselesini hala çözememiştir.

7.Popülist politikalar sonucu -şehirleşme eğilimi ve hızı dikkate alınmadan 60’lı ve 70’li yıllarda plansız, programsız bir şekilde yapılan köy okulları bugün kapatılmak durumunda kalınmıştır. Ülkedeki toplam okulların yüzde 72’si köylerde bulunmakta buna karşılık öğrencilerin ise sadece yüzde 27’si köy okullarına devam etmektedir. Büyük maliyetlerle yapılan köy okulları kayıp yatırımlar olarak ortaya çıkmıştır.

8.Türkiye’de yükseköğretim hariç resmi ya da özel tüm eğitim kademelerinde 58.900 eğitim mekanında 16.100.000 öğrenci eğitim görmekte ve bu kademelerde toplam 578.000 öğretmen görev almaktadır.

9.Türkiye’de halen 11.800 okulda ikili eğitim yapılmaktadır ki, bu acilen çözülmesi gereken ciddi bir meseledir.

10.Ortaöğretimde kargaşa yaşanmaktadır. Okul türleri hafızada kalamayacak sayılara ulaşmıştır. Türlerin isimleri de aynı kargaşayı ve kavram karışıklığını göstermektedir.

11.Yükseköğretime geçiş sistemi ve yükseköğretimin kurumsal yapısı ciddi problemlerle karşı karşıyadır. Yükseköğretime giriş sistemi ikinci enformel bir eğitim sistemi yaratmıştır. Büyük kaynaklar, rolü ve fonksiyonu belirsiz bu enformel sisteme kaymaktadır.

12.Rakamlara göre Türkiye’de son on yılda herhangi bir şekilde suçla yüzleşen çocukların sayısı iki kat artmıştır. Zor yaşam koşulları çocukları suç çemberi içine çekmektedir. Suç işleme yaşı hızla düşmektedir. Bunda televizyonlarda gösterilen mafya dizilerinin de önemli bir rol oynadığı sanılmaktadır.

13.2010 yılında Türkiye Eğitim Sistemi, birçok alanda anlamlı düzeyde yetmezlik sorunuyla karşı karşıyadır. Bu anlamda mevcut paradigmalar bir çözüm sunamamaktadır. Türkiye’de nüfusun ortalama eğitim süresi köylerde 4, şehirlerde 6 yıl civarındadır.

14.TÜİK verilerine göre 15-24 yaş arası 12 milyon 400 bin gençten yüzde 30’u okula gidiyor, yüzde 30’u çalışıyor. Gençlerin yaklaşık yüzde 40’lık bir kesimi, yani yaklaşık 5 milyonu ise ne okula gidiyor ne de çalışıyor; yani raporun ifade ettiği şekliyle “atıl” durumda. Son krizle bu rakamlar daha da kötüleşmiştir.

15.Bütün bunlar, insan kaynakları sorununu da etkilemekte ve Türkiye insan yetiştirme meselesini bir türlü çözememektedir.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."