SON DAKİKA
SON DEPREMLER
Orhan Tuğrulca

Malatya'da Eğitim Ciddi Krizden Geçiyor

Malatya'da Eğitim Ciddi Krizden Geçiyor
A- A+ PAYLAŞ

Orhan TUĞRULCA

Tarihçi-Yazar

otogrulca@hotmail.com

 

16- 24 Haziran tarihleri arasında 5 ayrı oturum ile öğrenciler farklı alanlarda Lisans Yerleştirme Sınavlarına gireceklerdir. Şimdiden bütün öğrencilere başarılar diliyoruz. Malatya’da sınava girecek 9 bin civarındaki öğrencinin ne kadarı yerleşebilecek ilerde görme imkânımız olacaktır. Ama biz bugün çokça can sıkıcı olan bir gerçeğimizi dile getirmek istiyoruz.

 

Malatyahaber.com'un geçenlerde başlattığı Malatya’da eğitimin durumu ile ilgili tartışmalara bazı yerel gazetelerinde eşlik etmesi, konunun artık Malatya kamuoyu nezdinde rahatsızlık derecesine ulaştığının açık göstergesidir. Söz konusu bu haber ve analizler konunun daha detaylı bir incelemeye tabi tutulmasını zorunlu hale getirmiştir. Bizler de bu kısa araştırma verileriyle bir kanaate varmaya çalışacağız.

 

Hemen şunu ifade edelim ki; eğitim denildiği zaman o kadar çok unsur bir araya gelmektedir ki bunları derleyip toparlamak ve bir kanaate varmak hayli zordur. Zira “çıktıları” etkileyen paydaşlar dikkate alındığında çevre, okul ve veli başta olmak üzere birçok bileşenin bir sonucu olduğu görülecektir. Hatta denebilir ki ülkedeki siyasi iklim bile eğitimin “çıktılarını” dolaylı da olsa etkileyen unsurlar arasında yer alır.

 

Üstelik biz burada daha zor bir başlık üzerinde duracağız. Yerelde eğitimin durumu.

Türkiye’de eğitim’in durumu denildiği zaman muhatabı çok fazla belli olmayan bir olgu üzerinde konuşmuş olursunuz. Daha rahat ve istediğiniz kadar değerlendirme yapma imkânı söz konusudur. Genel değerlendirmelerden kimse rahatsızlık duymamaktadır. Ancak Malatya ölçeğinde yapacağımız değerlendirmelerin yereldeki aktörler tarafından farklı boyutlara çekilmesi hatta subjektif alanlara taşınması mümkündür.

 

Bu ülkede ne yazık ki çoğu kez insan ilişkileri, yerel kaygılar, sosyal ve politik nedenler kendi gerçekliğimizi konuşup tartışmanın önüne geçmektedir. Konuşmadık, tartışmadık. Konuşup tartışmadıkça ya sorunlarımız devleşip bizleri alt etti ya da birbirimizi aldatıp zamanın akışına bıraktık.

 

Ancak geldiğimiz noktada gerek bakanlığımızın gerek TÜİK in gerekse çeşitli ilgili kuruluşlar tarafından ortaya konulan istatistikî bilgilerin görmezden gelinmesi mümkün değildir. İşte bu araştırmamızda özellikle istatistikî bilgilerden hareketle Malatya’daki eğitimin geldiği noktayı görmeye çalışacağız.

 

İstatistikî bilgileri ve bu bilgilerin ne anlama geldiği konusuna gelmeden önce yakın zamanda Sabancı Üniversitesine bağlı Eğitim Reformu Girişimi (ERG) tarafından yayınlanan “Eğitim İzleme Raporu 2011” adlı rapordan bazı tespitleri burada sizinle paylaşmak istiyoruz. Söz konusu bu raporda Milli eğitim Bakanlığı’nın son yıllardaki uygulamaları rakamsal değerlerle ortaya konulmuş ve yorumlanmıştır.

 

Merkez teşkilatında önemli değişikliğe giden bakanlık bilhassa bürokratik bir yapıdan uzmanlığa dayalı bir yapıya geçmeye çalışıldığı belirtilen raporda yıllardır hantallaşan ve artık iş göremez duruma gelmiş olan eğitim sistemimiz baştan aşağıya performansa dayalı olarak yeniden yapılanmasının zorunlu olduğu vurgulanmaktadır. Dünyanın gelişmiş birçok ülkesinde performansa dayalı politikaların eğitim alanında uygulandığı ve bu doğrultuda “hesap verilebilirliğin” ön plana çıktığı ifade edilen raporda hükümetin son çıkarmış olduğu KHK (Kanun Hükmünde Kararname) nin en önemli amacının performansa dayalı denetim sistemi olduğu hatırlatılmaktadır.

 

Bunun daha iyi işleyebilmesi için ise aşağıdaki önlemlerin alınması tavsiye edilmektedir. Bunlar:

 

  • Performans ölçütlerinin eğitim sistemini daha ileriye götürecek şekilde belirlenmesi;

  • Kurumların ve bireylerin performanslarını bu ölçütlere göre ortaya koyacak yöntemin paydaşlar tarafından güvenilir bulunacak biçimde seçilmesi;

  • Ortaya konan performansa göre kurumlar ve bireyler hakkında alınabilecek kararların önceden ve açıklıkla paydaşlarla müzakere edilmesi.

 

Raporda okul öncesi, ilk ve orta öğretimdeki okullaşma istatistikleri, öğrenci ve öğretmen devamsızlıkları, eğitimdeki bölgesel farklılıklar, kaynaştırma eğitimi ve sorunları, özel eğitim hizmetlerinin durumu, ulusal öğretmen stratejilerinin oluşturulmasının önemi, az deneyimli ve kentli öğretmenlerin ülkenin doğusunda karşılaştıkları ve neden oldukları sorunları, herhangi bir iş güvencesine sahip olmayan ücretli öğretmenlerin durumu gibi birçok hayati konular ele alınmıştır.

 

Raporda ayrıca “vatandaşlık kavramının “ içe kapanmacı bir ulusal kültür anlayışı ile ele alınıyor olması farklı dillerin, dinlerin ve felsefik görüşlerin dikkate alınmıyor olmasının ülke barışını olumsuz etkilediği tespitinin yapılıyor olması dikkat çekicidir.

 

Milli Eğitim Bakanlığı’na 2012 yılı için 39 milyar TL nin ayrıldığının hatırlatıldığı raporda FATİH (Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) projesinin önemli bir proje olduğu ancak teknolojinin olumlu ya da olumsuz bir fark yaratıp yaratmayacağının belirsizliği soru işaretlerine neden olduğu belirtilmektedir.

 

Bu genel değerlendirmeler üzerinde daha fazla durmayacağız. Zira bu araştırmamızın amacı Malatya’nın eğitim alanındaki performansını eldeki rakamlarla ortaya koymaktır. Söz konusu rakamları bir araya getirirken Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün internet sitesinde Ankara Milli Eğitim Müdürlüğünün ÖSYM nin verilerini kullanarak oluşturduğu istatistiklerden yararlandığımızı hemen belirtelim. İllerin eğitimdeki başarısı, üniversiteye kazandırdıkları öğrenci sayıları ile ölçüldüğünden biz de bu verilerden hareketle sonuca varmaya çalışacağız. Bunu yaparken çok farklı kategoriler oluşturabiliriz. Ancak biz burada üç farklı kategoriden hareketle Malatya’nın eğitim alanındaki krizinin anlaşılabileceğini düşünüyor.

 

İlk kategorimiz 2014 yılında Malatya ile birlikte büyük şehir statüsüne kavuşacak olan 13 İlin eğitim alanında rakamsal değerleri olacaktır.

 

İkinci kategorimiz 2010 yılında Kuzey Kıbrıs ile birlikte 82 İl arasında Malatya’nın sıralamadaki başarı derecesi olacaktır. Üçüncü ve son değerlendirme kategorimiz ise Malatya’nın son dört yılda (2007-2010) gerek sayısalda, gerek sözel ve eşit ağırlıkta gerekse daha ayrıntılı alanları ifade eden branşlar bazında; örneğin Fizik, Kimya, Matematik ve Tarih alanlarında Türkiye sıralamasının neresinde olduğu ile ilgili istatistikleri ortaya koymaktır.

Böylece Malatya’nın son yıllarda eğitimde nereye doğru gittiği ile ilgili kısmen de olsa bir kanaate varmış olacağız.

  1. 2014 Yılında Malatya İle Birlikte Büyük Şehir Statüsüne Kavuşacak Olan 13 İlin Rakamsal Değerleri

(Bu rapor, Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü ARGE Birimi tarafından hazırlanmış olan istatistiklerden derlenmiştir.)

Yukarıdaki tablo incelendiğinde ortaya çıkan gerçek şudur: Malatya büyük şehir olacak olan 13 il arasında 10 sırada yer almaktadır. Sınava giren 8.505 öğrenciden 2. Yıllık lisans programları dâhil üniversiteye yalnızca 2.994 kişi yerleştirebilmiştir. Oransal olarak bakıldığında Tekirdağ İli sınava giren öğrencilerin 0/0 66,8 üniversiteye gönderirken Malatya İli sınava giren öğrencilerin yalnızca 0/035 üniversiteye gönderebilmiştir. 4. Yıllık fakültelere giren öğrenci sayısı ve oranı ise daha düşüktür. 4 yıllık fakülteye giren öğrenci sayısı sadece 1.440 olarak görülürken oransal değeri 0/016.9 olarak çıkmıştır.

 

  1. 2010 Yılında Kuzey Kıbrıs İle Birlikte 82 İl Arasında Malatya’nın Sıralamadaki Yeri

2011 yılına ait veriler henüz yayımlanmadı. Ancak 2010 yılında Kuzey Kıbrıs dâhil 82 İl arasında Malatya’nın üniversiteye öğrenci gönderme sırası ne yazık ki çok daha gerilerde görülmektedir.

2010 yılı istatistikleri incelendiğinde; Siirt 58 sırada, Elazığ 64 sırada, Kars 65 sırada, Ardahan 67 sırada, Bitlis 68 sırada,  Tunceli 69 sırada, Muş 70 sırada, Bingöl 71 sırada ve Ağrı 72 sırada yer alırken Malatya bütün bu şehirlerin gerisine düşerek 73 sırada yer almıştır. Büyükşehir adayı bir İlin eğitim çıktısının bu kadar düşük olmasının nedenleri mutlaka masaya yatırılması gerekir.

 

  1. Malatya’nın Son Dört Yılda (2007-2010) Alan Ve Branş Bazındaki Sıralaması

Malatya’nın 2007 - 2010 Yılı Arasında sınava giren öğrencilerin Sayısal, Sözel ve Eşit Ağırlık kategorilerinde daha ayrıntılı olmak üzere Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Türkçe, Tarih, Coğrafya ve Felsefe branşlarında ciddi bir gerileme yaşandığı açıkça görülebilmektedir.

İllerin Ders ve Puan Başarılarına Göre Sıraları

Derecelendirme KKTC Dahil 82 İl İçinde Yapılmıştır.

MALATYA

Yıl Snv Giren Mat Fiz Kim Biy Tur Tar Cog Fel Say1 Söz1 EA1

2010 8.505 36 30 27 33 53 65 65 54 42 53 49

2009 6.974 29 25 26 31 22 29 60 31 26 30 30

2008 1.881 17 13 10 18 53 47 59 50 26 50 40

2007 9.783 54 52 47 51 65 72 71 64 59 65 64

 

Tablo incelendiğinde Malatya 82 İl arasında(Kuzey Kıbrıs dahil);

Eşit ağırlık puanında: 2007 yılından başlamak üzere;  64, 40, 30 sırada yer alırken 2010 yılında 49 sırada yer almıştır.  Yılların ortalaması ise: 45 sıradır.

Sözel ağırlık puanında: Yine 2007 yılından başlamak üzere; 65, 50, 30 ve 2010 yılında ise 53 sırada yer almıştır. Yılların ortalaması: 49 sıra

Sayısal ağırlık puanında ise: 2007 yılından başlamak üzere; 59, 26, 26 ve 2010 yılında 42 sırada yer almıştır. Yılların ortalaması: 38 sıradır.

Dersler bazında incelendiğinde ise 82 İl arasında(Kuzey Kıbrıs dahil) Malatya;

Matematik dersinde son dört yılın ortalaması: 34 sırada yer alırken,

Fizik dersinde: 30 sırada,

Kimya dersinde: 27 sırada,

Biyoloji dersinde:  33 sırada,

Türkçe dersinde: 48 sırada,

Tarih dersinde: 53 sırada,

Coğrafya dersinde: 63 sırada,

Felsefe dersinde: 49 sırada yer almaktadır.

Not: 2011 yılının sonuçları ise henüz yayınlanmamıştır.

Gerek alanlar (Sayısal, Sözel ve Eşit Ağırlık) gerekse branşlar ( Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Türkçe, Tarih, Coğrafya ve Felsefe) bazında bakıldığında büyük şehir adayı İller arasında Malatya ne yazık ki yine vahim durumdadır. Örneğin büyük şehir adayı Aydın, Balıkesir ve Denizli gibi iller Sayısal, Sözel ve Eşit Ağırlık alanlarında 3-11 bandında görülürken Malatya 38-49 bandında yer almaktadır.

Sonuç ve değerlendirme:

Aslında yukarıdaki rakamlar yorum gerektirmeyecek kadar açık. Malatya, bilhassa son yıllarda hükümet ve bakanlık nezdinde gerçekleştirilen büyük yatırımlar, ödenekler ve reformlara rağmen fırsatı değerlendirememiştir. Merkezi hükümetin imkânları yerelde heba edilmiştir. Fırsatları kaçırılmış eğitim ciddi bir geriye gidiş yaşanmıştır.

Eğitim yöneticileri son on yıldaki rakamları masaya yatırıp ciddi bir analize tabii tutmamıştır. İlginç olan durum yerel bürokrasi doğası gereği mevcut durum ile ilgili hesap verebilirlik durumunda kendini görmeyebilir. Ancak siyaseten hesap verme konumunda olan siyasi aktörlerin mevcut gidişat ile ilgili olarak herhangi bir analizlerinin olmamasıdır.

Son zamanlarda sayın cumhurbaşkanının başlattığı Türkiye okuyor kampanyasının yereldeki yansıması olan Malatya okuyor kampanyasının basında sık sık yer alması kamuoyunun dikkatinin Malatya’nın eğitimdeki gerçek rakamlarından uzaklaştırmış ve bir yanılsamaya neden olmuştur. Kaldı ki okuma kampanyalarında okullardan milli Eğitim Müdürlüğü’ne intikal eden istatistiklerin sıhhat derecesi tartışılmamıştır.

Hangi ilçenin daha çok kitap okuttuğu tartışmaları arasında bir ilçe Milli Eğitim Müdürünün “mertlik bozuldu arkadaşlar diğer ilçelere mahçup olmamak için önlem almamız gerekir” demesi bu kampanyanın sıhhatini trajikomik bir şekilde ortaya koymaya yetmektedir.

Açık yüreklilikle şunu söylemenin zamanı gelmiştir: merkezi hükümetin son on yılda Malatya’ya yapmış olduğu bunca yatırımlar yerelde cemaat-sendika-siyaset üçgeninde şekillenen eğitim bürokrasisi tarafından heba edilmiştir. Falan siyasinin eltisi, filan sendikanın üyesi, o cemaatin adamı, bir diğerinin arkadaşı olarak şekillenen eğitim bürokrasisi yerelde tüm fırsatları kaçırmıştır.  Aynı yapı Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde ARGE ve benzeri isimlerle oluşturulan çeşitli kurulların oluşturulmasında kendini göstermiş ve yıllardır onlarca öğretmen buralarda verimsizleştirilmiştir. Oysa mevcut fırsatlar çok daha verimli kullanılabilirdi.

2010 istatistiklerine göre 21. Sırada yer alan Yalova 2003-2004 yıllarında eğitimde “Yalova modeli” oluşturacak derecede ön plana çıkmıştı. Bakanlık, Malatya Milli Eğitimi’nin dikkatini çekmiş olmalı ki o yıllarda bir birkaç şube müdürü ile birlikte bazı okul müdürleri bu modeli incelemek üzere Yalova’ya gönderilmiş, akabinde de proje gereği kurulacak olan “sınav değerlendirme ve analiz merkezi”  için bir ihale yapılmıştı. Ancak ihale iptal edildi ve proje de rafa kaldırıldı. Oysa bu proje ile öncelikle liselerde öğretmenler adı geçen “sınav değerlendirme ve analiz merkezi” nden internet üzerinden aldıkları soruları öğrencilere uygulayacak yine internet üzerinde adı geçen bu sınav merkezine aktaracaklardı. Sınav merkezi ise liselerden gelen bu verileri ayrıntılı bir şekilde analiz ettikten sonra öğretmenin bilgisine sunacaktı. Böylece ildeki bütün liseler arasındaki seviye fakları izlenecekti. Bu izleme başarı bandının altına düşen okul ve öğretmenlerin uyarılmasına ve çözüm önerilerinin geliştirilmesine yarayacaktı. Ancak ifade ettiğimiz üzere bu proje rafa kaldırıldığı gibi bir daha sözü de edilmedi.

Son olara şunu ifade edip makalemize burada son verelim: Veriye dayalı politikaların yerelde de uygulanması gerekli ve zorunludur. Hatta söz konusu bu verilerin istatistikî bilgilerle sınırlandırılmamalıdır. Buna niteliksel ve araştırmaya dayalı verilerinde eklenmesi gerekir.

Bu çerçevede, öğretmenler, okul yöneticileri ve eğitim yöneticileri, okul ve öğrenci başarılarıyla ilgili karar alma süreçlerinde girdi, süreç, çıktı ve doyumla ilgili sistematik veri toplama ve analiz çalışmaları yapmaları gerekir. Özellikle bugün bu araştırmamızın esas vurgusunu oluşturan öğrenci başarılarına ilişkin veriler, aynı zamanda yönetimlerin hesap vermesinde de belirgin bir rol oynaması gerekir.

Başarısızlığın nedenleri incelendiğinde ortaya çıkan acı gerçek şu:

 

  1. Merkezi hükümetin eğitim ile ilgili imkânlarının yerelde başarıya tahvil edecek şekilde değerlendirilmemesi,

  2. Merkezi hükümetin ve dolayısıyla bakanlığın doğrudan muhatabı olan Milli Eğitim Müdürlüklerin bürokratik şekillenişinin ehliyetten uzak cemaat- sendika ve siyaset üçgenine mahkûm edilmesi,

  3. Bu yapının Merkezi hükümetin ve dolayısıyla bakanlığın enerjisini yerelde sinerjiye dönüştürecek kapasiteden yoksun oluşu. Bu bağlamda yıllardır görevlendirme mekanizmasının fütursuzca kullanılarak okullarda Müdür- Müdür Yardımcısı olacak yeterliğe dahi sahip olamayanların (Müdür ve Müdür yardımcıları sınavla belirlenmektedir) “istihdam” edilmesi,

  4. Milli Eğitim Müdürlüklerinde ARGE ve benzeri isimlerle oluşturulan çeşitli kurulların işlevlerinden uzak mevcut yapıyı daha da hantallaştıran bürokratik mekanizmaların ihdas edilmesi,

  5. Hantal yapının okulların başarısını ya da başarısızlığını izleme, değerlendirme ve öneri geliştirebilecek yetiye sahip olmaması,

  6. Okul idareleri ve öğretmenler gerek yarıyılda gerekse yılsonlarında dönem ile ilgili saatlerce bazen iki gün süren toplantılarla eğitim döneminin artı ve eksileri üzerinde istişareler yapılırken merkezi hükümetin ve dolayısıyla bakanlığın doğrudan muhatabı olan Milli Eğitim Müdürlüklerin okul verileri üzerinden mevcut durum ile ilgili olarak herhangi bir istişari mekanizmayı oluşturamamış olmaları,

Gibi sebepler eğitim kalitesini doğrudan ve dolaylı olarak etkileyen faktörler olarak görülmektedir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

Orhan Tuğrulca yazıları